2017 neler getiriyor?

2017 neler getiriyor?

Geçtiğimiz yıl teknoloji endüstrisi “Dijital Dönüşüm” başta olmak üzere, farklı gündem maddelerinin ekseninde hızlı bir dönem geçirdi.
Teknolojinin büyük, küçük veya orta ölçekli demeden neredeyse tüm işletmeler ve iş modellerinin çekirdeğine girdiği, CIO’ların iş süreçlerinin evrimi için organizasyonlarda her zamankinden daha stratejik bir değere sahip olduğu, bu hızlı ve kritik süreçte doğru strateji ve planlama kritik önem değerine ulaştı.
Elbette günün sonunda; “Kültür stratejiyi kahvaltıda yer” klişesinin örneklerine de bolca rastlayacağız.
Ancak değişim ve inovasyon alanlarında teknoloji ile fark yaratmak için sayısız fırsat sunan yeni dönemi iyi okuyarak oyun planınızı oluşturmak temel önceliğe sahip.
Yeni bir yılın bu ilk zamanlarında, sizlere teknoloji yönetiminin 2017 gündemini Türkiye’deki organizasyonlarımızın ihtiyaç ve yönelimlerini baz alarak aktarmak istedim.

1) Bulut ve Daha Çok Bulut

Bulut teknolojileri son yıllarda kullanım açısından olmasa bile lisanslama açısından büyük ölçekli şirketlerimizin önemli bir bölümünde yerini aldı.
Teknoloji üreticilerinin uygulama, platform ve servis modellerindeki yol haritaları kısa vadede dünya üzerindeki tüm organizasyonlar için buluta geçişi zorunlu hale getirecek.
İki sayı önce yapay zeka ile ilgili yazımda da bahsettiğim gibi; verinin akış ve kaynak artışındaki sürat, analiz, raporlama ve tahmin gibi kritik ve aynı zamanda insan gücünün yetersiz olduğu alanlarda; başta makine öğrenme ve yapay zeka gibi önemli işlemci gücü isteyen bulut servislerine ihtiyacı arttıracak.
Ayrıca sunucu, e-posta, anlık mesajlaşma servisleri yönetimi gibi artık meziyetten sayılmayan ve katma değeri olmayan servislerin süreklilik, maliyet ve kolay yönetimi alanında bulut geçişi için yoğun baskı hissedilecek.
2017 yılında hala bu servislerin yönetimini iş sürekliliği ve meşguliyet olarak tarif eden bir CIO ile çalışmaya hevesli bir CEO bulmak çok mümkün değil.
Farklı SaaS servislerinin kullanımı entegre kullanıcı ve kimlik yönetimi, farklı bulut servislerinin kullanımı da çoklu bulut servis sağlayıcı yönetimi konularına zaman ayırmayı gerektirecek.

2) Hyper-convergence (HCIS)

Regülasyon veya konvansiyonel stratejilerin azımsanamaz oranı yerinde yönetilen (on-premise) sistemlerde gelişimi de tetikliyor elbette.

Bunların başında ise yazılım merkezli mimarisi ile entegre depolama, ağ, işlemci ve sanallaştırma alanlarda önemli yenilikleri sunması beklenen HCIS var.

Tahminler HCIS’ ın iki yılda entegre sistemler pazarının %24’üne sahip olacağını gösteriyor.

3) Dijital Çalışma Alanları

Organizasyon içi dönüşümün temelinde iş gücünün dönüşümü ve bağlı çalışan (connected employee) gündemin önemli maddesi.
Olgun şirketlerde, verimlilik artışının ihtiyacı “dijital dönüşüm” gündeminin iki katına varmış durumda.
Çalışma kavramının zaman ve mekandan bağımsız olduğu, farklı cihaz ve platformların kullanım ihtiyacı ve sosyal hayattaki teknoloji kullanım deneyimi dijital çalışma alanlarına yönelimi arttırıyor.
Deneyim tasarımı, yönetişim ve çalışan bağlılığı gibi stratejik unsurların teknoloji ile entegrasyonunu başarı için en önemli etken olduğu bu alanda; teknoloji, İK ve İletişim başta olmak üzere farklı fonksiyonlardaki birimlerin ortak hareket etmesi gerekecek.

4) Veri Gölleri (Data Lake)

Gündeminde büyük veri olmayan şirket yoktur eminim.
Yapısal (structured) veri yönetimi kullanıcıların ve uygulamaların ihtiyaçlarını tam anlamıyla karşılayamadığı gerçeği büyük veri projelerinde iyiden iyiye hissediliyor.
Önümüzdeki yıl olmasa bile 2020’ye kadar “low code” ve “citizen developers” kavramlarını da sıkça işitmeye başlayacağız.
İş kullanıcılarının uygulama ihtiyaçlarını erişilebilir veri kaynakları ile kendilerinin çözecekleri yeni dönem çok yakın.
Veri gölleri bu ihtiyaca çözüm gibi görünse de doğru analiz ve uygulama kritik. Aksi veri bataklığı (data swamp) problemine hızlı gidiş demek.

5) DevOps? Agile? BiModal? Outsource?

Teknoloji üretiminde değişen yetenekler, bu yetenekleri alıp yönetmekte güçlük çeken eski düzen organizasyonlar, bu organizasyonlarda yıllarını bir fayda sağlamamak adına rahatlığı için muhafaza edenler ve ihtiyaçlar.
İnsan kaynağı teknoloji ve şirketlerin gelişimi önündeki en önemli fırsat ve bariyerlerden. Yıllardır teknolojinin geliştirme ve dağıtım yönetimi konularında farklı çözümler üretmeye çalışılıyor. Bu yıl bu konuyu BiModal ile ilgili bir yazımda işledim, CIO Türkiye web sitesinden erişmeniz mümkün.
Şirketlerin sürdürülebilir gelişim için gerçek inovasyona, gerçek inovasyonun da gerçek dijital yetenekle donanmış ve yenilikçi düşünen iş gücüne ihtiyacı var.
Gerçek dijital iş gücü de; organizasyonel yavaşlık, kişisel kapris, tembellik ve egolardan uzak sadece üretimi odaklanmak istiyor.
Nisan ayında sıcaklarını hissedildiği bir zamanda İK departmanınızın toplu mail yoluyla “Artık yaz moduna geçiyoruz yarından itibaren işe kravatsız gelebilirsiniz” diyebileceği profiller bu alana girmiyor.
Süratli değişim için köklü değişimler veya hızlı iş ortaklıklarının önem kazandığı bir dönem olacak.

6) Güvenlik ve Yönetişim

Bugüne kadar ağırlığı altyapı, ağ, donanım ve uygulama ekseninde oluşturulan güvenlik yönetim stratejilerine kullanıcı tabanlı risk yönetimi ve bilinçlendirme unsurları da eklenmişti bir süredir.
Ancak dünya genelinde sayısı hızla artan riskler, IoT gibi yeni ve henüz çok kısıtlı güvenlik yeteneğine sahip uygulamaların hızla yaygınlaşması, organizasyonların daha proaktif bir güvenlik stratejisi oluşturmalarını gerektirecek.

7) CDO

CDO’ların şirketlerde teknoloji yönetimi ve pazarlama yönetiminin efektif işbirliği sağlayamadığı senaryolarda gündeme geldikleri artık kabul gören gerçeklerden.
Dünya genelindeki organizasyonların önemli bir kısmında hala CDO’dan beklentiler hala net değil.
Benzer senaryolar özellikle büyük ölçekli şirketlerimizde teknoloji yönetimi ile üst yönetim arasındaki strateji ve iletişim uyuşmazlıkları nedeniyle bizde de yara bandı niyetine artacak.

8) Yapay Zekâ

Yapay zekâ temel fonksiyonlarıyla hayatımıza girmiş durumda, hatta ülkemizde de önemli projeler yapan şirketlerimiz mevcut.
Artık uygulamalarımızın önemli bir bölümü çalışmak için yapay zeka servislerine ihtiyaç duyacak. İş zekâsı ihtiyaçları için kullanılan teknolojiler ise gelişerek yaygınlaşacak.

9) Sanal/Artırılmış Gerçeklik (VR/AR)

Hala pazarlama materyali gibi görünebilir size. Ancak 2016’da 5.2 Milyar dolardan 2020’ye kadar 162 milyar dolara büyümesini tahmin edilen (IDC) bir pazardan söz ediyoruz.
Apple’ın iPhone’un 10. yaşı olan 2017’de özellikle son senelerde satın aldığı şirketlerden edindiği teknolojileri de kullanarak, tümüyle yeni bir platform ve ek cihaz olmaksızın AR uygulamalarını destekleyen yeni bir iPhone çıkarması bekleniyor.
Bu adım endüstriyi başka bir noktaya götürecektir.

Öte yandan Microsoft’un HoloLens, Microsoft Research ve ekosistemi ile yaptıkları önemli VR/AR geliştirmeleri de artık günlük hayatın içerisinde yerini alacak.
Şirketlerimizin 2017’de teknoloji ajandasını meşgul edecek unsurlar özetle bu şekilde.
Bazıları ile ilgili ülkemizde önemli aşamalar kaydeden şirketlerimizin varlığından haberdarım ve yakından takip ediyorum.
Bu yıl strateji ve yönetim temalı yazıların yanı sıra, bu örnek çalışmalardan veriler de paylaşmaya gayret edeceğim. Bu konudaki geribildirimleriniz için ulaşabilirsiniz.
Hepimize başarılı, yeniliği ve üretkenliği bol bir 2017 dilerim.
@umutaydin

Categories: GÖRÜŞLER

About Author

Write a Comment

Your e-mail address will not be published.
Required fields are marked*