“Bimodal” bize en uygun strateji mi?

“Bimodal” bize en uygun strateji mi?

CIONET’in bu yıl 579 şirketten 2650 teknoloji yöneticisiyle yıl yaptığı araştırmaya göre CIO’ lar için en önemli konuların başında “BT’nin iş birimleri ile hizalanması” var.
Daha sonra Güvenlik, İş Verimliliği, İnovasyon ve İş Esnekliği maddeleri sırasıyla geliyor.
Listenin alt sıralarında ise bizim vakit ve iş gücümüzün önemli bir bölümünü meşgul eden Altyapı (15) ve Planlama (19) yer alıyor. Geçtiğimiz ay yöntem ve organizasyon yönetimindeki problemlerden bahsedip bu ay trendler üzerinde duracağımı yazmıştım.

BT’ nin organizasyonla bütünleşik seviyeye gelip iş değeri üretebilmesinin farklı yöntemlerine dair fikirleri son yazılarımda “IT As a Service”, “Kâr Merkezi” ekseninde iletmeye çalıştım.
Ancak herhangi bir yöntemin işe yarayabilmesi için temelde organizasyonun stratejik hedefleri ile örtüşmesi gerekiyor elbette.

Tam da bu noktada ise yine bize has bir durum var. Çünkü dünyanın genelinde şirketler stratejik hedeflerini ve planlarını çalışanlar başta olmak üzere tüm kamuoyu ile paylaşır ki, çalışanından, yatırımcısına, müşterisinden, tedarikçisine kadar tüm unsurlar aynı hedef odağında bütünleşebilsin.
Fakat şirketlerimizin çoğunda stratejik hedefler çalışanlardan bile esirgendiğinden (bir başka deyişle olmadığından) bu durum teknoloji yönetiminde miyopluğa yol açıyor.

Dolayısıyla “stratejik hedef” tanımı çoğu organizasyon için yatırımcı ilişkileri için yollanan afili yıllık faaliyet raporları dışında gerçek hayatta yönetim ve operasyonlarda rastlanılan bir unsur olmuyor yazık ki.
Nitelikli BT yöneticilerinin ise ayrıştırıcı olup varsa stratejik hedeflere yönelik bütünsel planlama yapmaları, yoksa mikro düzeyde kendi dönemsel hedeflerini belirleyip organizasyonla hizalaması önemli.
Metodoloji ne olursa olsun her proje, operasyon ve geliştirmenin stratejik hedefe uygunluğu net bir biçimde sürekli olarak ölçümlenmeli.

Geçtiğimiz yazıda belirttiğim gibi teknoloji organizasyonlarının yönetimi için DevOps ve Agile gibi enstrümanlar bizler için halen nihai hedef olabilirler. Ancak insan kaynağı konusundaki problemlerimiz yakın gelecekteki zorlayıcı unsurlardan.
Bütün yenilikçi metotlar operasyon ve geliştirmenin hızlı ve esnek olması için basitleştirilmesini vaat ediyorlar.
Ancak basitleştirmek bir kitap veya bir seminerle öğrenip hemen uygulanabildiği, sonrasında planlama ve dokümantasyon gibi unsurların ortadan kaldırıldığı anlamına da gelmiyor.
Kişisel olarak her ne kadar dünya genelinde çok eleştirilse de, ülkemizde Gartner’ ın Bimodal’ ı gibi vizyonların bu şartlarda daha kolay uygulanabilecek çözüm olduğu görüşündeyim.

Temelde teknoloji birimlerini ikiye ayırıp bir bölümün (Mod 1) yalnızca gündelik operasyon, çekirdek sistemlerin yönetimi ve verimliliğine odaklandığı. İkinci bölümün (Mod 2) ise yeni teknolojiler ve iş modellerine odaklandığı bu yönetim biçimi ile ilgili en çok dillendirilen kaygı dönüşümle birlikte insanların aynı hedefe bakamayacağı.
Ben bunu bir sorundan çok fırsat olarak görüyorum. Değişim işimizin önemli bir parçası ve doğal olarak insan kaynağımızın da en mühim niteliği olması gerekiyor. Dolayısıyla zaman içinde insan kaynağının idealleştirilmesinde faydası olacağı kanaatindeyim.

Ayrıca yeni nesil yönetim metotlarının uygulanabilirliği için bölünmüş takımlar daha az risk oluşturacaktır ve sonrasında organizasyonun bütününe yaygınlaştırmak için fırsat bile olabilir.
Bir diğer öngörü ise, “IT bütçesinin önemli bir kısmının Mod 1’de sıkışacağı” yönünde.
Dünya genelindeki şirketlerin gelirlerinden BT bütçelerine ayırdıkları oran %8,5, bu oran Avrupa için %5,5 seviyelerinde. Ülkemiz için bu rakamı ölçen bir çalışma bulamadım.
Bilançolarda da net ifadeler yok ancak oranın çok daha düşük olduğu hepimizin malumu.
Dolayısıyla ülkemiz BT yöneticilerinin kritik değerlerin uygulanması noktasında deneyimlerini göz önüne alarak uygulamada temel sorun olarak bütçeyi nitelendirmeyeceklerini varsayıyorum.
Ülkemizde Bimodal’ ın uygulanabilirliği ile ilgili karşılaşılması muhtemel sorunlar daha çok Mod 2 takımlarının alacağı mesafeyi mevcut altyapı ve kaynakların sınırlandırması olacaktır. Temelde iki takımın koordinasyonu yani.
Çözüm ise esnek yönetim uygulamalarının temel vaadi olan “işbirliği” disiplinini tüm birime yaygınlaştırmak.

Categories: GÖRÜŞLER

About Author

Write a Comment

Your e-mail address will not be published.
Required fields are marked*