Almanya’nın “Industry 4.0” olarak tanıttığı, suyun öteki yanındakilerin “Smart America” olarak adlandırdığı, Belçika’da “Internet of Things” (Nesnelerin İnternet’i) diye isimlendirdiği “Smart” (akıllı, kendinden dinler-ölçer-yapar) cihazların her geçen gün hayatımızda daha da fazla yer aldığını görüyoruz.
Öncesinde insanların yaptığı hataya açık ve izi sürülmesi zor işlerin artık dur-durak bilmeyen, gelir vergisi ve yaşlılık primi ödemeyen, kimseyi taciz etmeyen robotlara (yazılım ve donanım) yaptırıldığı ve bir tuşla başlangıcından sonuna şeffaf raporlanabildiği bir dönemdeyiz.
“Akıllı” bileşenler sayesinde tüketicinin kullandığı otomobil, evdeki beyaz ve kahverengi eşyalar birbirleri ile konuşur etrafa veri gönderir hale geldiler. Konu hukuk açısından henüz fazla eşelenmemiş bir alan olarak duruyorsa da aslında bu cihazların kullanımı sırasında veya sonrasında oluşabilecek risklerin önlenmesi, yönetilmesi ve veri güvenliği temel kanunlar çerçevesinde tanımlı.

Özellikle tüketici ile yüz yüze gelen ve B2B işletmelerinde teker kırılmadan önce yapılabilecek düzenlemeler mevcut. Üreticiler, özellikle şeffaf olmak zorundalar, cihazların hangi verileri ne amaçla toplayıp işleyeceklerini müşterilerine bildirmek zorundalar. Olası hatalı kullanım veya eksik bilgilendirmeden doğabilecek tazminat talepleri, gerekli uyarıları içeren, kolay okunur-anlaşılır kullanıcı kılavuzları hazırlamakla azaltılabilir gibi görünüyor. Nasıl ki giysilerin içinde yıkama uyarıları yer alıyorsa, “akıllı” cihazların hangi koşullarda hatasız çalışabileceği bu kılavuzların uyarı bölümlerine eklenebilir. Çalışması için gerekli verileri alması gereken bir cihaz için de hakeza nasıl bir iletişim ortamı gerektiği açıkça belirtilebilir.

Öte yandan, “akıllı” cihazların kullanıcı kılavuzları geleneksel cihazlardan daha farklı olacak, zira cihazların hatalı veya kesintili çalışması ya da hiç çalışmaması sadece kendisini değil diğer cihazları da etkileyebilecek dolaylı olarak insan ve malzemeye zarar verebilecektir.
“Akıllı” cihazların B2B ortamlarında kullanımı tüketici alanına göre daha temiz görünse de bu alandaki şirketlerin maruz kalacağı finansal hasar daha büyük olabilir. ABD’deki büyük mağazalardan TARGET ve fast-food zinciri WENDY geçmişte ticari ortaklarına hayli büyük bedeller ödemek zorunda kalmışlardı.

“Akıllı” sistemler sigorta şirketleri için inanılmaz bir güzellik her sigortaladıkları mal ve ürün poliçedeki klozlara uygun saklanmış, taşınmış ve işlem görmüş mü? Hasar talebi oluşmadan ürün yolda kimin hatası yüzünden bozulmuş? Bu şartlar klozlarda yeteri kadar açıklıkta yer almış mı? Örneğin; Avrupa’da A ülkesinden Uzakdoğu’da B ülkesine “soğuk zincir” kurallarına göre taşınacak “akıllı konteyner” araç değiştirdiği ülkelerin birinde öngörülen süreden daha uzun bir süre gümrük nedeniyle yerde kalıp, o sırada yırtılan kutudan gün ışığı alıp, ani sıcaklık değişimine uğradığı halde bunu raporlamayan IoT cihazı ile yoluna devam ettiği, vardığı yerde bozulan aşıyı olan çocuklarda kalıcı hasar oluştuğunda sorun “akıllı” cihaz üreticisine ne oranda ve nasıl yansıtılabilir? Ya da ürün bozulmadığı ama ani ısı değişimine maruz kaldığı anda kötü niyetli tarafın rahatlıkla bunu istismar edebileceği bir ortamda fatura günün sonunda kime kesilmeli?

Özetle; akıllı sistemlere geçerken getireceği hukuki ve mali sorumlulukları göz ardı edilmemeli. IoT hayli farklı hukuki ve mali davaları yakın dönemde yönetimlerin gündemi yapacak gibi görünüyor. En az hasar için ürün kullanım kılavuzlarının olası riskleri ve uyarıları açık ve net bir dille anlatması uygun olacak. Öte yandan, her türlü “akıllı” bileşeni sistemlerinize dâhil etmeden önce onun kuruma ve paydaşlarınıza ne kadar hukuki finansal yük getirecek bunu da değerlendirmeniz uygun olacaktır.