İçsel dönüşümün başlangıç noktası: Çalışan deneyimi

İçsel dönüşümün başlangıç noktası: Çalışan deneyimi

Ortalama bir şirketin %91’i, kurumsal iş uygulamalarını çok zor olduğu için görmezden geliyor. %62’si ise çalışırken birden fazla sisteme girmek zorunda olduğu için işlerini ertelediğini söylüyor. Çalışan deneyimi halen dijital dönüşüm gündeminin en kritik fakat görmezden gelinen başlıklarından biri.
Organizasyonların önemli bölümü çalışanlara sunduğu deneyimi güzel ofislerdeki bilardo masaları ve “happy hour”lar olarak görse de gerçekte işin olduğu mecra halen PC’lerin ekranlarında görmekten usanılan, kullanışsız ve farklı ortamlarda bulunan uygulamalar sürüsü ki bu ortamlar da çoğunlukla heyecan duyulan bir deneyim sunmuyor.
Çalışanlarınızın yarısından fazlası mobil cihazların sorunlarını çözeceği ümidine sahipken bugün işlerini tümüyle mobil olarak yürütebildiğine inananların sayısı da oldukça azdır.
Avanade’in son araştırmasına cevap verenlerin %72’si, önümüzdeki dört yıl içerisinde “işyeri” tanımının fiziksel bir karşılığı olmayacağı kanaatinde ve aynı araştırmaya katılan her dört kişiden biri şirket içerisindeki uygulamalara kesintisiz erişimin halen mümkün olmadığını söylüyor.
Bu problemlerin, basit uzaktan erişim uygulamalarıyla çözülebileceği inancının konunun özüne bir katkısı olmadığını söylememe gerek yok sanıyorum.

Zira halen basit bir iş onayı için ‘laptop’ına internet bağlantısı bulup, VPN ile bir şirketine erişip, oradan uzak masa üstü bağlantısı ile ERP açıp hayatını idame ettirmeye çalışan nice CEO’lar tanıyorum ve birçoğunun teknoloji yönetimi bu konularda sadece; “Ne kadar güvenli bir uzaktan erişim altyapısına sahip olduklarını ve her yıl VPN teknolojileri üreten şirketlerden aldıkları upgrade’leri” anlatıyor.

Organizasyonların %84’ü, sadece e-mail ve sosyal medya ile bir dijital çalışma ortamı yarattıklarına dair bir yanılgı içerisindeler.
Eski usul iş yapılan ortama yeni teknolojiler yerleştirmek de bu probleme çözüm üretmiyor. Yeni nesil araçların çalışanlara ne şekilde ve ne oranda katkı sağlayacağını sürekli olarak irdelemek şarttır.

Teknolojinin yanı sıra dijital bir iş ortamı için yeni nesil iş süreçleri geliştirmek gerekiyor.
Dönüşümün kendisi çalışanlarda davranışsal değişime de ihtiyaç duyduğundan bütün bu süreç boyunca çalışan bağlılığı en önemli amaç olmalı.
Daha sonra iç dönüşümün ana platformu olan dijital çalışma alanınız ile ilgili gerçekçi bir strateji belirlemeniz gerekiyor.
İşin başlangıcı doğru hedeflemedir. Öncelikli olarak hangi iş gücü için ne tür çıktılar elde edeceğinizi hedefleyerek belirlemelisiniz.

Deneyim tasarımınızın bütünleşik olduğu kadar doğru ve çekici olduğundan da emin olmalısınız. Çoğu organizasyonun düştüğü temel yanlış; deneyimi hazır bir uygulamada aramak.
Unutmamak gerekiyor ki her organizasyonun çalışma yapısı, kültürü ve dijital habitatı farklı. Bu noktada kendinize özel bir deneyim tasarlayıp gerçekleştirmeniz gerekecek.
Doğru bir dijital çalışma alanı ve çalışan deneyiminin sürekli yenilenen bir süreç olduğunun bilinciyle teknoloji ve bağlılık stratejilerinizle birlikte politikalarınızı da sürekli güncellemeniz gerekiyor.

Son olarak; bir dijital çalışma alanı projesinin ortalama dört yıl sürdüğünü ve sonucunda organizasyonel verimlilikte %67, çalışan bağlılığında %53 çalışan ve gelirlerde de %43 ortalama artış sağladığı gerçeğini hatırlatmak isterim.

Categories: GÖRÜŞLER

About Author

Write a Comment

Your e-mail address will not be published.
Required fields are marked*