İşinizi ya da sağlığınızı kaybetmeden tedarikçi yönetimi

İşinizi ya da sağlığınızı kaybetmeden tedarikçi yönetimi

İş dünyasında uzunca bir süredir tedarikçi ya da bir başka deyimle, dışarıdan hizmet alımı ile şirketler ana işlerinin dışındaki işleri konunun uzmanlarına yaptırıyorlar. Atölye tipi üretim tarzı müteahhitlik işine döndü.
Bankacılık faaliyetleri içinde her bankanın kendine ait bir yazılım silosu varken, bu alanda öne çıkan yazılım firmaları oldu. Bilahare yazılımlara özgün ekler yapan programcılar, bunların bir araya geldiği küçük şirketler derken müteahhit yazılım firmaları ortaya çıktı. Bu süreç zarfında kimi tedarikçilerle çalışan IT yöneticileri başarılı oldu, kimileri ise işlerinden oldu.
Alternatif dağıtım kanalları arasında yerini alan POS, ATM, e-ticaret gibi donanım ve uygulamalar şirketlerde her geçen gün önem kazandıkça CIO’ların stres seviyesi daha da arttı. İnternet bağlantısı, mobil çözümlerin sürekliliği gibi ölçümler ana sistemlerden daha yüksek olması istenir oldu. Yeni teknolojik oyuncaklara sahip olmak isteyen kuruluşlar ve bunları sağlayabilecek genç şirketler arasında gerilim de her geçen gün arttı. Zira genç şirketler biran önce zengin olmak, kurumlar ise en iyisini en ucuza almak hevesinde olduğundan çıkarlar çatıştı. Tedarikçi yeni işleri rakiplerine fiyat yüzünden kaptırmak istemediğinden kim daha ucuza teklif ederse iş ona gitmeye başladı.

Her iki tarafta bu süreç zarfında kaliteyi, dokümantasyonu ve kullanıcı desteği göz ardı ettiler. Zaten az kaynakla çalışan genç şirketler yeni teknolojilere ayıracak zaman ve parayı bulamadılar düşük marj ile gelen yeni satışlar da bu şirketlerin destek ve kurulumlarda zayıf kalmasını destekledi.
Kuruluşlar bu gibi arzu edilmeyen durumlarla karşılaşmamak için ihalelerde teknolojinin yanı sıra bir nevi adanmışlık da karşı taraftan alındığını unutmamaları gerekir. Ayrıca kuruluşlar ve tedarikçiler iki tarafta birbirlerinin nasıl çalıştığını nelere önem verdiğini ihaleler öncesi çalışmalıdırlar. Tedarikçinin karnesini talep etmek, bunları usulüne uygun irdeleyip buna göre ilerlemek kuruluşun ileride başının ağrımamasını, tedarikçinin yarım ya da yanlış işten dolayı CIO sunun işinden olmamasını sağlayacaktır.

Anadolu’da bir söz vardır “eşeğini sağlam kazığa bağla.” Tedarikçi yönetiminin öncesinde tedarikçinin iş ahlakı iyice araştırılmalıdır. O tedarikçi ile çalışmayı yakın zamanda kesen kurumlarla görüşün, mahkeme kayıtları ve medyada tarama yapın.
Hazır ürün alıp üzerine geliştirmeler yaptıracaksanız o ürünün “road map”ini, ne kadar zamanda bir yeni sürüm verecekler, bu sürümlerde ne gibi yenilikler olacak talep edin. Yeni uygulamayı kullanıma açmadan önce detaylı proje planını kimin neleri ne zamana yapacağını size vermelerini ve buna kesinlikle uymalarını isteyin. Birçok projenin zamanında bitirilmemesinin ya da başarısız olmasının arkasında yazılı bir belge olmaması gelir, zira kimin neyi ne zamanda nasıl yapacağı söylenmiş ama yazılmamış olması gelir. Milestone ve termin olmadan çalışılması kayan bir proje takvimi ile yaşayacağınıza işaret eder.

Tedarikçinizi yerinde ziyaret edin, nasıl bir ortamda kimlerle ne yapıyorlar. Bir masa etrafında üç kişi mi yoksa sanal ortamda kimsenin birbirini tanımadığı bir ortamda onlarcası mı? Test, kalite kontrol, kullanıcı destek ve proje yönetimi kültürlerinin ne olduğunu en azından hissedin. Özellikle yardım masasındaki insanlarla konuşun, programcı ve analistlere kalite kontrol üzerine pop-up quiz tarzı sorular sorun ki, tedarikçinin ofisinde müşteriyi nasıl görüyorlar anlayın. En güncel teknolojiyi kullanan ama desteği zayıf olan tedarikçi yerine desteği mükemmel olup teknolojisi bir tık aşağıda olanı tercih edin.
Unutmayın; “ucuz etin yahnisi yavan olur…”

Categories: GÖRÜŞLER

About Author

Write a Comment

Your e-mail address will not be published.
Required fields are marked*