Nesnelerin İnterneti (IoT, Endüstri 4.0, Smart America) ve e-delil ile e-şahit

Nesnelerin İnterneti (IoT, Endüstri 4.0, Smart America) ve e-delil ile e-şahit

Amazon’un Echo’sunu hiç kullandınız mı? İnternet bağlantılı kablosuz mikrofon-hoparlör ikilisi bulut üzerinde sizin için sözlerinizi saklıyor, size yapmanız gerekenleri zamanı gelince söylüyor, istediğiniz müzik parçasını sizin çalıyor, telefon gibi arama yapabiliyor, hatta 60 saniye boyunca etrafında olan biteni kaydediyor. Bir sonraki kayıtta bir önceki kaydı siliyor. Aslında benzeri birçok nesnelerin interneti (IoT) cihazı, bu ve benzeri kayıt işlerini yapabiliyor.
Apple Siri sizin sesinizle birçok işi yapıyor. Microsoft ve Google da böylesi geleceğin oyuncaklarını kullanıyor. Peki, bu oyuncaklar hukuk açısından bir değer taşır mı? Sizin adınıza ya da aleyhinize hâkime delil sunar mı? Hukuk bunları yasada nasıl konumlandırmalı? Kurumlarda Bilgi Güvenliği çalışanları bu cihazlara casus mu dost mu olarak bakmalı? Bu cihazların kayıtları delil ya da delil başlangıcı olarak yakın zamanda kanunlarda yerini alır mı? e-delil kapsamına neler dahil olabilir? Buzdolabı, Termosifon, fırın, motorlu cihazlar, üretim araçları gibi birbirine internet üzerinden bağlı cihazlar hukuk sisteminde kendilerine nasıl yer bulurlar?

Daha şimdiden kimi davalarda IoT cihazlarının ürettiği veya taşıdığı veri analiz edilmek isteniyor ki, hepsinin dili birbirinden farklı olduğundan bu da özel bir bilirkişinin bunları yapmasını gerekli kılıyor. Bilgisayarlar birbiri ile konuşma hızı ve miktarı hayli yüksek olduğundan bunların analizinin de birkaç insan ile kısa zamanda yapılması hayli zor oluyor. Zor olmasının yanı sıra datanın sahipliği de bir başka sorunu daha beraberinde getiriyor. Data kimindir ve kiminle hangi şartlarda paylaşılabilir? Datayı sağlayan nesneler daha sonra mı eklenmiştir, ilk kurulumdan itibaren mi cihazla beraberdir?

California’da 2015’teki iki silahlı kişinin 14 kişiyi öldürdüğü davada akıllı telefon üreticisi Apple şifreleri vermemiş, daha sonra FBI Apple da çalışan birisi vasıtası ile şifreye ve dolaylı olarak istediği verilere ulaşmıştı ki, bu noktadan sonra mahremiyetin aslında Internet bağlı ya da bağsız cihazlarda olmadığı halk arasında daha iyi anlaşılmıştı. Nereye giderseniz, ne yaparsanız hepsinin izi bir yerlerde kalıyordu ve kolluk kuvvetleri istediklerinde bu verilere bir şekilde ulaşıyordu.
Bilgi çağı davalarında IoT verilerini incelemek, bunlar üzerinden yorum yapmak yeni nesil hukukçulara ihtiyaç olduğunu da gösterdi. Kimi hukuk firmaları kendi içlerinde bu konuda deneyimli birimler oluşturmaya başlarken kimileri de bu hizmeti data, istatistik ve bilgisayar konularında uzman firmalarından dış kaynak hizmeti olarak almaya başladılar. E-delil konusunda çalışan firmaların çalıştırdığı uzmanlar sözleşme, analiz, teknoloji konularında bilgi sahibi hatta matematik doktoralı ve yazılım dünyasını tanıyan mühendislerden oluşmaya başladı.

Artık her cihaz potansiyel bir e-şahit olarak çalışıyor. Bindiğiniz araba, seyrettiğiniz TV, kullandığınız telefon, dijital asistanınız sizin verilerinizi bir yerlerde insanın ya da başka makinaların okuyamayacağı bir dilde şifrelenmiş olarak saklıyor ve yeri geldiğinde e-şahit olarak konuşmaya başlıyor. Öte yandan IoT cihazlarından veri çekmek tereyağından kıl çeker gibi olamıyor zira hepsinin dili alfabesi farklı ve onları konuşturanlar da farklı biçimde konuşturuyorlar.
George Orwell’in Büyük Birader’indeki gibi ‘sistemin bizi her geçen gün daha fazla izler ve yaptıklarımızı kaydeder hale geliyor olması hukukçuların işini kolaylaştırır mı zorlaştırır mı?’ zaman gösterecek ama bir gerçek var ki, o da delil ve şehadet mekanizması önümüzdeki günlerde yeniden IoT için tanımlanacak. Bu dönem içinde IT profesyonellerinin biraz daha hukuk dilini öğrenmesi gerekecek.

Categories: GÖRÜŞLER

About Author

Write a Comment

Your e-mail address will not be published.
Required fields are marked*