Siber savaş ve siber terör

Siber savaş ve siber terör

Klasik savaşta; taraflar, savaş alanı, savaşın gerçekleştiği zaman dilimi, kullanılan silahlar ve savaş sonrası tarafların zararı olmak üzere beş unsur vardır. Klasik savaşta bu 5 unsur bellidir. Savaş, siber uzaya taşındığında bu 5 unsur da belirginliğini kaybetmektedir. Aslında savaşın varlığı dahi belirginliğini kaybetmektedir. Siber savaş, varlığı bilinen ancak etkisi görülmeden farkına varılmayan sessiz bir savaştır.

Ülkeler, siber ordular kurmakta ve diğer ülkelerin siber uzayına saldırılar gerçekleştirmektedir. Bununla birlikte devletlerden bağımsız örgütlü gruplar veya bireyler de siber uzayda savaşın tarafı olabilmektedir. Siber savaşta çoğunlukla savaşın taraflarından sadece yenileni, yani siber saldırıdan etkilenen tarafı tespit etmek mümkün oluyor. Siber saldırıyı gerçekleştiren taraf ise somut delil tespit edilemediğinden çoğunlukla “Kim yapmış olabilir?” sorusuna yapılan yorum ile inanç düzeyinde tespit edilebiliyor. Örnek olarak, Stuxnet saldırısının taraflarından birinin, saldırıdan etkilenen taraf yani İran olduğu nettir. Ancak saldırıyı gerçekleştiren tarafı tespit edebilecek somut bir delil olmasa da, “Kim yapmış olabilir?” sorusunun mantık çerçevesinde yorumu, diğer tarafın ABD olduğuna inanılmasına neden oluyor. Taraflarla birlikte siber savaşta savaş alanı da belirsizleşiyor. Her devletin siber uzaydaki her sistemi potansiyel birer hedeftir. Dolaysı ile siber uzayda “savaş alanı” kavramı sanallaşıyor. Örnek olarak ABD ve Çin’in bütün siber sistemleri hem birbirleri hem de diğer ülkeler için potansiyel birer hedeftir. Yani, siber uzayın kendisi aynı zamanda bir savaş alanıdır. Siber savaşta zaman kavramı da ortadan kalkmaktadır. Klasik savaşta olduğu gibi belirli bir zamanda başlayıp biten bir savaş değildir.
*****
Siber savaş, başlangıç zamanı tespit edilemeyen ancak sürekli devam edecek ve siber uzay var olduğu sürece hiç bitmeyecek bir savaş türüdür. Klasik savaş ile siber savaşın en fazla benzeyen tarafı kullanılan silahlardır. İki savaşta da silahların temeli bilgidir. İki savaşta da farklı amaçlar için farklı kapasitelerde silahlar geliştirilmiştir. Siber savaşta, kullanılacak silahlara ulaşmak klasik savaşa göre daha kolay ve daha az maliyetlidir. Siber silahların etki alanı siber uzay olduğu için insanlara zarar verme riski klasik savaş silahlarına göre oldukça düşüktür. Klasik savaşta bir tarafın sahip olduğu silah gücünü tespit etmek büyük oranda mümkündür. Ancak siber savaşta, tarafların kapasitesini tespit etmek mümkün değildir. Klasik savaşta savaşın zararları hesaplanabilir. Ancak siber savaşta, Stuxnet gibi maddi kayba sebep olan saldırıların değeri ölçülebilse de, ABD Personel Yönetim Dairesinden 22 milyon ABD vatandaşının bilgisinin çalınmasının değerini ölçmek mümkün değildir. Sonuç olarak; kılıç, mızrak gibi ilkel silahların kullanıldığı savaşlar, ateşli silahların kullanıldığı savaşlar ve kitle imha silahları kullanılan savaşlardan sonra siber savaş için Savaş 4.0 diyebiliriz.
*****
Siber Terörizm, siyasi veya sosyal amaçları gerçekleştirmek için toplum veya hükümetleri baskı altına almak amacıyla bilgi sistemlerinin kullanılmasıdır. Siber terörün tehdit potansiyeli gün geçtikçe artmaktadır. Internet of Things ile akıllı sistemler yaygınlaştıkça, siber terörizmin potansiyel hedefleri ve olası bir siber terör saldırısında vereceği etki artmaktadır. Ülkeler bu yeni terör türüne karşı savunma stratejileri geliştirmeye ve Siber Savunma Birimleri oluşturmaya başlamıştır. Siber saldırganların motivasyonları arasında terör olmasa da ve şu ana kadar siber terörizm olarak adlandırılacak bir saldırı kaydedilmese de, farklı motivasyonlarla gerçekleştirilmiş saldırılar veya kritik sistemlerde meydana gelen sorunlar tehdidin boyutunu göstermektedir. Ülkelerin bilgi sistemlerine bağımlılığı arttıkça siber terörizm risk oranı da artacaktır.
Siber terörizmin endişe verici tarafı, bilinmeyen bir tehdit olmasıdır. Fiziksel bir terör tehdidinde, aktör ve aktörün terörizm potansiyeli bellidir. Siber terörizmde ise aktörler ve aktörlerin potansiyeli bilinmemektedir. Bu bilinmezlik, bilgi teknolojilerine olan güvensizlik ile birleşince, haklı bir siber terörizm korkusu doğurmaktadır. Siber terörizm, doğrudan bir şiddet meydana getirmese de, sonuç olarak patlayan bir bomba kadar etkili zarar verebilir.

Siber terörizm, siyaseten kullanılan bir unsur da olmuştur. 11 Eylül saldırılarından sonra Pentagon’a yakınlığı ile bilinen Potomac Institute’den terörizm araştırmacısı Prof. Dr. Yonah Alexander, Aralık 2001’de Irak’ta, “Irak Net” adında bir ağın varlığını duyurmuştur. Irak, 1990’ların başında oluşturduğu bu ağ ile ABD sistemlerine saldırabilir ve sistemleri erişilemez duruma getirebilirdi. Saddam Hüseyin, “Irak Net” denilen bu etkili siber silahı ABD’ye karşı kullanabilirdi . Daha sonra, bu iddiaların ABD’nin agresif Irak politikalarını desteklemek amacı ile uydurulduğu ortaya çıkmıştır. Bugüne kadar “Irak Net”in varlığına dair herhangi bir delil bulunamamıştır.
Siber terörizm, fiziksel saldırılara göre kolaylığı, düşük maliyeti ve saldırganın kimliğini gizleyebilme imkânı nedeni ile terör örgütlerine çekici gelmektedir. Saldırı yapılabilecek hedef noktaların fazla olması ve bu noktalara saldırı için kendisini engelleyecek fiziksel bir kontrolün bulunmaması bu çekiciliği daha da artırmaktadır. Fiziksel ve psikolojik olarak zorlayıcı fiziksel terörizm eğitiminin ve ölüm riskinin olmaması nedeniyle siber terörizm için yeni üyeler kazanılması kolaydır.

Categories: GÖRÜŞLER

About Author

Write a Comment

Your e-mail address will not be published.
Required fields are marked*