Bilişimciler Yönetim Kurullarına
Birçok firmada bilişimcilerle diğer şirket yöneticileri arasında soğuk rüzgarlar eser. Yıllardan beri süregelen bu durum, iki çok farklı insanın birbirini yadırgamasını ve benimseyememesini çağrıştırıyor.
Diğer yöneticiler, bilişimcileri teknik tarafı güçlü ama sosyal becerileri zayıf, iş ve insan yönetiminden anlamayan, işlerini sürekli geç ve yüksek masrafla yapabilen insanlar olarak görüyorlar. Bilişimciler için de diğer yöneticiler; bilim ve teknikten anlamayan, isteklerini kağıda sistematik olarak dökemeyen, sürekli fikir değiştirip geliştirme gayretlerini baltalayan tipler. Sonuçta, bu anlaşmazlık ve uyumsuzluk firmalara pahalıya patlıyor. Firmaları rakiplerinden farklılaştıracak ve öne çıkmasını sağlayacak sinerji bir türlü yaratılamıyor.
Bu iki kutup arasındaki soğukluğu gidermek şart ama ne yapmalı?
Bilişimciler tarafında, yapılacak çok şey var. Bunlardan birincisi; bilişimcileri iş kararlarında da etkin noktalara getirmek. En gerçekleşebilir hedef ise firmanın bilişimden sorumlu liderini Yönetim Kurulu üyesi yapmak.
Modern yönetimde Yönetim Kurullarına çok önemli görevler düşüyor. Başlıcaları; firmanın stratejisini oluşturmak, firmanın belirlenen stratejiyi uygulamasını, iş performansını ve piyasa değerini takip ederek gerekli değişiklikleri önermek, üst yönetimin atanmasını ve koçluğunu yapmak, risk faktörlerini tesbit ederek yönetilmesini ile firma faaliyetlerinin kanuna ve kurallara uygunluğunu sağlamak.
Ben de bu ve önümüzdeki birkaç yazımda bilişimcileri –özellikle bilişim liderlerini- Yönetim Kurullarındaki bu gündemi takip edecek ve hatta bu konulardaki yaratıcı tartışmaları sürükleyecek hale getirecek bilgiler vermek ve yüreklendirmek istiyorum.
Gelin işe firma stratejisi ile başlayalım. Duyduğum en uygun iş stratejisi tanımı; “Bir firmanın rakiplerine rekabet avantajı sağlamak için kurguladığı teori”. Neden teori? Zira, hiçbir iş stratejisinin başarılı sonuç vermesi garanti değil. Kntrolü zor o kadar çok değişken var ki. İşte bu yüzden, iş stratejsi kurgulamak biraz içgüdü ve biraz sanat gerektiriyor.
İş Stratejisi aslında stratejik yönetim sürecinin bir parçası. Stratejik yönetim süreci dört ana adımdan oluşuyor: İş Modeli, Rekabet Stratejisi, Strateji Uygulama ile Kontrol ve Değişim. Bunlardan birincisi olan İş Modeli aslında hayal dolu bir hikaye. Toplam beş adet çok önemli sorunun cevabını veriyor:
• Hangi müşterilerin hangi ihtiyacını karşılayacağız? Bu sorunun cevabına “Stratejik Pozisyonlama” adını veriyoruz.
• Yukarıda tarif ettiğimiz müşteriler neden bizimle çalışsınlar? Bu sorunun cevabına “Müşteri Değer Önerisi” deniliyor. Fiyatlama kararları da bu adımda veriliyor.
• Bu müşterilerin ihtiyaçlarını bizden edinmelerini sağlamak için gerekli iş adımları, kaynaklar ve süreçler neler? Bu sorunun cevabına ise “Ürün ve Hizmet Modeli” adı veriliyor.
• Yukarıda tarif edilen işi gerçekleştirmenin maliyeti nedir? Bu sorunun cevabına da “Masraf Yapısı” deniliyor.
• Bütün bu işleri yaparken nasıl para kazanacağız? Bu sorunun cevabına da “Gelir ve Kar Modeli” adı veriliyor. Gelir ve Kar Modelinin cevap verdiği iki ana soru var. Bunlar:
• Müşterilere hangi kanallardan ulaşacaksınız? Bu sorunun cevabında doğrudan veya Internetten satış, iş ortakları kanalıyla satış gibi seçenekler var.
• Nasıl kar edeceksiniz? Bu sorunun cevabında da çok satmak, yüksek devinim hızı yaratmak, yaratıcı ve üstün ürünler üretmek, ekosistemler kurmak gibi seçenekler var.
Herhangi bir ticari faaliyete başlarken veya yaparken yukarıda saydığım beş sorunun cevabını sürekli olarak sorgulamak ve vermek lazım. Ayrıca, İş Modelinde değişiklilik gereksinimini de sürekli olarak araştırmak lazım. Tüm bunlar da firmaların Yönetim Kurullarının asli görevi.
Gelecek yazımda İş Modeli konusunu irdelemeye devam edeceğim. Bu konuya ilgi duyuyorsanız lütfen bana e-posta ile yazıp fikirlerinizi ve önerilerinizi iletin. Amacım çok açık: sizleri Yönetim Kuruluna taşımak.


Birşeyler söylemek gerekirse ilk defa bilişimciler ile üst düzey yöneticiler arasında böyle bir problem olduğunu duydum.Şayet böyle bir problem varsa bence en büyük iş firma ve şirket sahiplerine düşüyor.Çünkü kendilerini rakipleri karşısında bir adım öne çıkaracak olan bu uyumu sağlamsı olacaktr..
Böyle bir yapı, özellikle departmanlar arasındaki rekabetin yüksek olduğu ve iletişimin iyi olmadığı durumlarda aynı süreci etkileyen farklı taleplerin gerçekleştirilmesi halinde oluşacak zaman ve kaynak isarafını önlemede çok faydalı olacaktır.
Bence bilişimcilerin ve diğer yöneticilerin ortak terminolojiyi kullanması gerekli. Burada asıl işin biz bilişimcilere düştüğünü düşünüyorum. Diğer yöneticilerin bizim terminolojimizi öğrenmeleri zor olduğu için, bizim biraz gayretle onların terminolojisini kolayca öğrenebilir diye düşünüyorum.
Bu konuda da sizin önerileriniz çok önemli olacaktır.
İyi ki bu köşede yer almaya başladınız. Sahip olduğunuz deneyim bize ışık tutacaktır.
Firma teknik ( Bilişim, finans gibi ) projelerine, yönetim kurulu üyesi kişilerin liderlik etmesi yada uzun süre firma teknik bölümünlerinde çalışmış personeli yönetim kuruluna almak gibi yollar seçilebilir. Makaledeki 5 stratejik sorunun en azından ikisinde yetkin olabileceğimi düşünürüm. Ama diğer üçü hayatım boyunca ilgilenmediğim konular. Bence her yönetim kurulunda, bilgisine güvenilen, bu beş soruya cevap verip, iş geliştirmesi yapabilecek yeterli sayıda teknik üye bulundurulmalı.