Windows Yok Olursa Teknoloji Dünyasında Neler Yaşanır?

İlk okuduğunuzda abartılı gördüğünüz bu fikir, komplo teori niteliğinde olsa dahi hepimizin hakkında söyleyebileceği bir şeyleri olduğu bir konu. Gerçekten eğer Windows (tabiri caizse) “ölürse” ne olur? Hiç düşündünüz mü?


Açık kaynak kodlu yazılım geliştiren topluluklara sorduğumuzda aldığımız cevapların büyük çoğunluğu bilgi teknolojilerindeki yeniden doğuşun tanımına yakın. Bu kişilere göre Windows’tan sonra yazılımların kısıtlayıcı ve sıkıcı dünyası rahata kavuşacak. Onlara göre, ortaya çıkan yeni süreçten sonra en iyi ve en parlak olan yazılımlar kullanıcılar ile buluşacak. Tüm bunlar oldukça saf bir düşüncenin sonucu. IT’yi özgür bırakmaktan ziyade, Microsoft’un çöküşü tüm endüstriyi apokaliptik bir fırtınaya sürükleyecektir (hippi ütopyalarını bir kenara bırakmak lazım). Redmond devinin, yani sektöre çeki düzen veren bu devasa elin sektörden ayrılması durumunda uygulama ve cihaz uyumlulukları tam anlamıyla bir kaosa dönüşecek ki, bu durumu biz en son DOS’un meşhur üçlüsü zamanında görmüştük: Lotus, WordPerfect ve Ashton-Tate.
Yine kullanıcı tarafından bakıldığında umut verici bir tablo gibi görünse de, geliştirici tarafından bakıldığında su o kadar berrak değil. Windows’un yıkılması, IT dünyasını ücretsiz yazılımlara kavuşturmaktan çok, tüm sektörü derinden sarsan müthiş bir rekabetin doğmasına neden olabilir. Bu tarz bir senaryoyu göz önünde canlandırdığınızda ise, maalesef akla gelen en uçuk fikrin bile net bir görüntüsü yok aslında.
Windows’un çöküşünden sonra internetin bu çöküşten etkilenmediği bir ortam düşünün. Böyle bir ortamda, yeni işletim sistemleri ve web uygulamaları konusunda internet devi Google’nin bilindik bilgi işlem modellerine dayanan web tabanlı yeni altyapı geliştireceğini duyuracağını hepimiz tahmin edebiliyoruz zaten. Tüm geliştiricilerin dünyayı kontrole alacak bir girişime doğru yol alacak olması da bu olayın ikinci adımı olacaktır. En iyimser ortamda bile Google’nin bu şekilde ortaya çıkışının IT dünyasının bağımsızlığına tehdit olduğuna dair söylentiler çıkacaktır. Eğer bunlar gerçek olursa IT departmanındaki tüm yumurtalarınızı aynı sepete koymamanız gerektiğini şimdiden söylüyoruz.
Hiçbir şey bahsettiğimiz gibi toz pembe olmayabilir. En kısa söylemle: Dört renkli küçük Windows logosu olmadan dünya dönmeye devam eder. Standartların alt üst olduğu ve yaratıcılık ve yeniliğin deli gibi büyüdüğü bir dünya… İşte Windows’un çöküşü ve farklı konu başlıklarında yaşanabilecek senaryoların küçük bir derlemesi:

İstemci Uygulamaları

Her şeyden önce uyum ve uyumluluk konusuna elveda deyin. Kullanıcı uygulamalarının genel olarak geçmişteki Microsoft dünyasından hiçbir iz taşımayacağını söyleyebiliriz. Windows API kavramını tümden yok sayılması ise, kullanıcılara otomatik olarak web tabanlı bir dünyayı sunuyor. Bu durumda  ise tüm yeniliklerin önü açılacaktır. Ancak farklı kullanıcı ara yüz tasarımlarının kullanılması ile destek çalışanları geçiş sürecinde en büyük problemi yaşayacak kitle gibi görünüyor.
Söylediğimiz gibi en başta uyumluluk konusundan vazgeçtikten sonra, geliştiriciler kendi uygulama ara yüzlerini oluşturarak kullanıcı ara yüzü konusunda farklı kararlar alarak yollarına devam ettiği bir ortam görebiliriz. Yani her geliştiricinin kendi yol haritasını belirlediği bir ortam… Ara yüzlerin belirlenmesi konusunda temel görevlerle ilgili konuları belirlemede bile çok ciddi ve farklı adımlar atılabilir. Örneğin verilerin manipülasyonu ve formatlanması bir çok geliştirmeye göre farklılık gösterebilir. Web dünyasının vazgeçilmezi olan hyperlinkler ve form alanları en eski karmaşıklığı en az yapılar olarak beklendiği gibi eylemine devam edecektir. (Belki de bir adım ileri taşınacak) Renk paletlerinin web ortamına uyarlanmış daha egzotik çalışmalarının ortaya çıkabilmesi bile temel niteliklerin bu durumdan olumlu şekilde etkileneceğini gösteriyor. Bu değişikliklerin tümü etkileşim sırasındaki ayrışmaları hızlandırmada etkili olabilir. Dokunmatik ekran konusunda ise, herhangi bir fikir yürütülemese de bu donanımların verimli şekilde kullanıldığı uygulamaların da ortaya çıkması muhtemel.
Çapraz uygulama entegrasyonu da problem olabilecek bir başka nokta. OLE/COM/VBA ile resmin dışında kalan umutsuz bir çok uygulama, JavaScript karşımı ve sanal olarak sağlanan API’ler ve API kaynaklarıyla bağlantı sağlaması gerekebilir. Bazı durumlarda –genelde tek bir sağlayıcı tarafından sağlanan uygulamalarda- bu entegrasyon arka planda oluşturulabilir. Ancak sağlam temellere dayanan bir entegrasyon gerçekleştirilmediği takdirde, farklı sağlayıcılara özel depoları sanallaştırma ortamında yeniden arşivlemek oldukça zor olacaktır.
Microsoft kullanıcı uygulamaları ile ilgili parlak noktalardan birisi ise, Windows’un olmadığı bir ortamda uygulama dağıtım modelinin ortadan kalkacak olması. Bu sayede IT merkezlerinin kurulum konusundaki dev bir kütüphaneyi takip etme zorunluluğu ortadan kalkabilir. Yani, eksik MSI paketleri, eksik DLL dosyaları hafızalardan silinecek konuların başında geliyor. Bu eşitliğin diğer tarafında ise “çevrim dışı” çalışma kavramının tarih olması durumu bulunuyor. Web tabanlı bir IT dünyasında tüm uygulamalarınızı kullanmak için çevrim içi olmanız gerekiyor. Bunun en güzel tarafıysa baş etmeniz gereken tek problemin internet olması.
Kısaca farklı uygulamalar ile sağlanan genel fonksiyonları kontrol etmek için destek ve eğitim masrafları artacak gibi görünüyor. Ayrıca farklı senaryolara uygun şekilde IT altyapınıza ve sanallaştırma yaklaşımınıza bağlı olarak kriz planınızı yeniden gözden geçirmeniz gerekebilir.

Geliştirici Araçları

Kullanışsız araçların temizlenmesi ve API kalabalığının durulması ile ilk olarak yeni standartlar şekillenecek olması, IT dünyasının gelişim sürecinde karşılaştığımız tablo ile benzerlik gösteriyor. İstemci uygulamalarında olduğu gibi geliştirme araçlarındaki genel görünümde de Win32 API kavramının ortadan kalkmasından sonra ciddi değişiklikler bekliyoruz. Windows’un olmadığı bir ortamda programlamacılar, tasarım konusunda daha uygulanabilir ara yüzler dahil olmak üzere kritik denilebilecek bir çok tasarım konusunda karar vermesi gerekecek. Tanımlama konusundaki özgürlük ve yenilik, güvenilirlik ve erken test ara yüzlerin şekillendirilmesinde etkili olacaktır. Bunlarla birlikte en güncel ara yüzü sunabilmek de büyük önem taşıyor. Windows sonrasındaki ilk dönemde programlamacıların ara yüzle ilgili önlerindeki en büyük engel ise, kullanılan zengin kullanıcı ara yüzleri arasında kabul görmek olacaktır. AJAX, CSS ve HTML YouTube ve Facebook’un yaygınlaşmasından sonra web teknolojilerinin bir hayli yol alacak olması tatlı bir rekabet ortamı oluşturacak. Ancak döküman modelinin alt katmanının korunması bakımından web teknolojilerinde bazı sınırlamaların bulunacak olması da muhtemel.
Karmaşık olan noktalardan bir diğeri ise, yeni tasarlanan uygulamaların daha geniş Web ortamına nasıl entegre edileceğiyle ilgili. Web merkezli bir dünyada geliştirici olarak isteyeceğiniz en son şey uygulamanızın web dünyasından kopuk olmasıdır. Dolayısıyla, popüler veri değişim yönetim API’lerinin çokluğu arasında takılmadan size uygun olanını seçmeniz oldukça önemli.
Bu durumun olumlu yanı ise, Windows’un ölümüyle kullanıcıların kritik DLL dosya sürümlerini sağlama derdi olmadan uygulamalarınızı çalıştırabilecek bir ortamın oluşacak olması. .Net Framework’teki tavuk-yumurta çıkmazı tavuktan yana çözülmüş olacak. Ancak kullanıcı ara yüzü konusunda “standartlaştırılmış” kavramlar geride kalmasıyla ve hem uygulama hem de kullanıcı tarafında birçok engelin ortaya çıkacağını da şimdiden söyleyebiliriz.
Kısaca; Sanal merkezli yeni dünyada API kalabalığının durulmasıyla bir çok karmaşa ortaya çıkacak gibi görünüyor. Mayınlarla dolu bu alana aslı ve bağlayıcılığı bulunmayan standart ve teknolojilerle giren geliştiricilerden güçlü olan ayakta kalacağını şimdiden kestirebiliyoruz.
Donanım Ekosistemi
Rekabet süreci sırasında belki de Windows dönemine ait en büyük şok dalgasını donanım ve çevrebirim pazarı yaşayacak. Baskın işletim sistemi gibi bir hedefinin bulunmaması bağdaşmış aygıt sürücüsü kavramını ciddi sekteye uğratacağından; bu konuda da genel bir karmaşa havası hakim. İddialı işletim sistemleri ortaya çıktıktan sonra ise, sürücülerin işletim sistemlerine göre yeniden şekillenmesi muhtemel. “Tak ve çalıştır” söylemi “tak ve çalışması için uğraş” söylemiyle yer değiştirerek kullanıcıların olumsuz etkilendiği bir durumun ortaya çıktığını bile görebiliriz. Kullanıcılar aygıtlar ve işletim sistemi seçimleri arasında ikilemlerin ortaya çıkması ve geliştirme sürecinin bundan olumsuz etkilenmesi de böyle bir ortamda beklenen bir olay.
Karmaşık bir ortamda ilerleyen hızlı yenilik dünyasında, sağlayıcılar kendilerini o günün pazar liderlerine göre düzenleme ihtiyacı hissedebilirler. Ürünler özellikleri veya tasarımlarından çok, kaç işletim sistemi ile çalıştığı, hangi işletim sisteminde kullanılabildiğine göre yargılanacaktır. Yeni bir ürün almak tıpkı bir Sudoku bulmacası çözmeye benzeyebilir. İstenilen özelliği ve kullanılacak işletim sistemlerini bir arada toplamak. Hatta başarılı eşleşme yapan ürünler belirli bir belgelendirme dahilinde tutulduğu ve bir logo ile bu durumun ürün paketleri üzerinde gösterildiği bir ortamda görebiliriz
Zaman içerisinde yeni geliştiricilerin ortaya çıkmasıyla farklı bir donanım ekosistemiyle karşılaşabilme ihtimaline sahip olmamız ise, bu durumun olumlu tarafı olarak nitelendirilebilir. Bu durumun geliştiricilere etkisi ise yazılım ve donanım konusunda çakışmalar olmasıyla ciddi pazarlık ortamı oluşması yönünde. Asıl soru ise böyle bir ortamda kimin lider olacağıyla ilgili. Tüm pazara hakim olacak geliştirici, Microsoft’un yolunu izleyerek kendi standart düzenlemesini yapacak seviyeye gelebilecek mi? Ya da 1980’lerdeki IBM gibi rekabeti önleyecek ortalıklar mı kuracak?
Microsoft dünyasında karmaşık bir düzen içerisinde bulunan ve kendi teknoloji ölçülerine sahip geliştirici ortamından PC donanımının eski karanlık günlerine geri döneceğimizi söyleyebiliriz.
Tüm ümidinizi kayıp mı ettiniz? Burada çizmiş olduğumuz tablo tamamen karmaşadan oluşuyor. Anlattıklarımızın büyük bir çoğunluğu Microsoft’un sunduğu düzenden çıkarak oldukça çirkin ve aksi bir düzene doğru ilerleme tablosu.
Ancak, Windows’un IT dünyasına vedası ile birlikte olumlu gelişmeler de olmayacak değil. Kim bilir belki de Microsoft’un yokluğundan sonra Google uygulama standartlarının belirlenmesinde anahtar rol oynayarak web tabanlı bir dünyanın oluşumunu sağlayabilir. Ya da donanım konusunda çizdiğimiz karamsar tablo belki de bahsettiğimiz kadar çirkin geçmeyebilir ve “all-in-one” aygıtlar tüm hızıyla yaygınlaşmasına devam edebilir.
Belki de her şey en iyi şekilde çalışacaktır. Veya Microsoft her geliştirmenin ortaklığına, teknolojinin ilerlemesine ve milyar dolarlık Windows altyapısının ayakta kalmasına destek olacaktır. Ne de olsa donanım ve yazılım topluluklarının tüm dünyası dört renkli bir logoya odaklı. Karmaşa olmayan ve köklü değişiklikler konusunda pek ümitli olmayan kişiler ise gelecekte neye ev sahipliği yapacağının farkında.

İLGİLİ DİĞER KONULAR:

2010 Yılında En Çok Aranan 6 IT Yeteneği
Emeklilik mi? Hadi Oradan!
Akkök Grup CIO'su Hakan Korkmaz

Siz de Birşeyler Söylemek İster misiniz?

Bu yazımız hakkında söyleyecek şeyleriniz mi var?
Altta yer alan formu kullanarak siz de yazı hakkında bir yorum bırakabilirsiniz.

";