Açık kaynak vermeyen şirketler tutunamayacak!

Açık kaynak vermeyen şirketler tutunamayacak!

Dünyadaki tüm inovasyonun ortasında açık kaynak olduğunu söyleyen Red Hat Türkiye Genel Müdürü Haluk Tekin, dünyanın açık kaynak kullandığını ve açık kaynak vermeyen şirketlerin tutunamayacağını kaydetti.
Red Hat, açık kaynak vizyonunu paylaştığı bir basın toplantısı düzenledi. Toplantıda konuşan Red Hat Türkiye Genel Müdürü Haluk Tekin, Red Hat vizyonunun kalbinde, teknoloji ‘açık’ kaldıkça bireylerin fikirlerini özgürce paylaştıkça ve toplulukların çabaları üzerine bina edildikçe onun gelişip ilerletebileceğine duyduğu inancın yattığını belirtti. Tekin’in toplantıda paylaştığı notlar şöyle: Açık kaynağı en basit şekilde şöyle hikâyeleştirebiliriz: Düşünün ki birisi ya da birileri yeni bir şey yaratıyor ve bunu kendilerine saklamak yerine tüm dünyaya diyor ki: “Bunu alın. Üzerine dilediğinizi kurun, bina edin. Daha da iyi bir hale getirin.”

Bu noktadan sonra inanılmaz bir şey oluyor. İnsanlar bir araya geliyor. Fikirler daha da sağlamlaşıyor. İlerleme hızlanıyor. Ve tüm bu yolculuk boyunca tahmin edilebileceği gibi ortama mizah, hırs, zafer çığlıkları da eşlik ediyor.

Red Hat vizyonunun kalbinde teknoloji “açık” kaldıkça, bireyler fikirlerini özgürce paylaştıkça ve toplulukların çabaları üzerine bina edildikçe onun gelişip ilerletebileceğine duyduğu inanç yatar. Bunu görmek için, dünya genelinde açık kaynağın nasıl yayılıp benimsendiğine bakmamız yeterli: pek çok sektörde kurumlar açık teknolojinin ve ona eşlik eden topluluk çalışmalarının ticari değerinin farkına vararak açık kaynaktan giderek daha da artan oranlarda faydalanmaya başladılar. Bugün Microsoft gibi bir kurumun Linux ve Açık Kaynağın korunmasına yardımcı olma hedefiyle Open Invention Network’e (OIN) katılması bunun bir diğer göstergesi. Red Hat ise açık kaynak liderliğine 25 yıl önce başlamıştı. Günümüzde havayolu şirketlerinin yüzde 100’ü, telekomünikasyon sağlayıcıları ve Fortune 500 listesindeki ticari bankalara Red Hat’in açık kaynak çözümlerini kullanıyor.

Kurumlar teknolojiyi her zamankinden daha çok sayıda yerde ve şekilde kullanmak istiyor. BT araştırma firması Gartner tarafından yapılan bir araştırmaya göre, BT profesyonellerinin yüzde 91’i, kurumlarının dijital dönüşümünde kendilerine düşen roller olduğuna inanıyor. Modern uygulamalar, bağlanabilirlik ve kontrol istiyorlar ve bu hedeflerine ulaşmak için açık kaynak yazılımlarına ihtiyaç duyuyorlar. BT liderleri, içinde bulundukları endüstrinin ezber bozan yeniliklerle değişeceğini tahmin ediyor olsalar da, sadece yüzde 41’i kurumlarının önümüzdeki 2 yılın dijital işlerine hazır olduklarını düşünüyor. BT grupları, bu yeni rekabetçi ortamda kendilerine yardımcı olacak bir sağlayıcı ihtiyacı duyuyorlar. Üst düzey yöneticiler, OSS ürünlerin hizmete alınması konusunda BT personellerine kılavuzluk edecek, kendilerini doğru kaynaklara yönlendirecek, güvenilir ve deneyimli çözüm ortakları arıyor.

Red Hat abonelikleri işte bu ihtiyaçları karşılıyor. Red Hat abonelik modeli müşterilere kurumsal sınıf OSS ürünlerinin indirme kurma yeteneği kazandırıyor ve attıkları her adımda sürekli Red Hat danışmanlığında ilerleyebiliyorlar. Red Hat aboneliği ile müşteriler, Red Hat müşteri portalindeki kaynakların tamamından faydalanabiliyor. BT grupları kaynak bulmak için Red Hat Knowledgebase’e girebiliyor, açık kaynak topluluklarına katılabiliyor. Red Hat açık kaynak topluluğunda benzeri görülmemiş bir katılım düzeyi sunuluyor. Bunun en güzel örneklerinden biri Red Hat Müşteri Portali Laboratuvarlarıdır; burada müşteriler mühendislerimizin sorun giderme, performans iyileştirme, güvenlik ve diğer ihtiyaçlarını gidermek için tasarladığı profesyonel araçlardan faydalanabiliyor.

Sözün kısası, Red Hat aboneliği, sadece destek vermenin de ötesine geçerek müşterilerine tam kapsamlı ürün ve hizmetlere sağlayarak açık kaynak teknolojisiyle dijital dönüşümlerine rehberlik ediyor.

Red Hat telekomünikasyon endüstrisinin kalbinde
Açık kaynak, telekom sağlayıcıları için pek çok faydayı beraberinde getiriyor. Bunların en başında inovasyon geliyor. Bugün hangi endüstride olursa olsun, başarılı bir şekilde taşları yerinden oynatan uygulamalara baktığınızda kültürü, teknolojileri ve süreçleri yeniden şekillendirdiklerini, web ölçekli ekonominin ve açık kaynak topluluklarının hızlı inovasyonlarından güç alarak gelişen teknolojilerin avantajını kullandıklarını görürsünüz.

Japonya’daki NTT DOCOMO yazılım noktasındaki esnekliğini, hizmet noktasındaki çevikliğini artırmak istiyordu. Şirketin felsefesi ise şöyle: “iletişim kültürüyle yeni bir dünya yaratmak”. Bu çerçevede NTT DOCOMO hizmet altyapısının son kullanıcıları için misyon-kritik bir unsur olduğu bilinciyle açık kaynak teknolojisi kullanımına odaklı bir dijital dönüşüm süreci başlattı. Şirket, yeni inisiyatiflerine bir temel sağlamak amacıyla sanallaştırma altyapısı olarak Red Hat’in OpenStack platformunu benimsedi. Bu uygulama sayesinde NTT DOCOMO hem donanım ayakizini azalttı, hem maliyetlerini düşürdü hem de hizmet ulaştırma hızını artırdı. Bir diğer örnek ise Arjantin’de devlete ait telekomünikasyon kurumu olan ARSAT. ARSAT Arjantin Modernizasyon Bakanlığı’na bağlı bir kurum. ARSAT Arjantin’deki devlet organlarının yanı sıra devlet bankalarına veri merkezleri ve uygulama hizmetleri sağlıyor. ARSAT, giderek büyüyen verileri karşısında, yüksek düzeyde güvenliğe sahip, kurumsal sınıfta bir çözüme ihtiyaç duyuyordu; ayrıca bu çözümü, hizmetlerinde hiçbir aksama yaşamadan hayata geçirmesi gerekiyordu. ARSAT başarılı bir şekilde Ceph topluluk projesinden Red Hat Ceph Depolama’ya geçti ve geçiş sürecinde hiçbir arıza ya da sıkıntı yaşamadı. Hatta diyebilirim ki, tam dört gün içinde ARSAT, uygulamalarının yüzde 95’ini müşteri tarafında hiçbir kesinti yaşamadan aktarmayı başardı.

Türkiye’de kurulmuş ve yerleşik, entegre iletişim ve teknoloji hizmetleri şirketi Turkcell tüketici bulut depolama ürünü lifebox’a yönelik talepleri karşılayabilmek için daha esnek ve ölçeklenebilir bir platform ihtiyacı içindeydi. Daha önceki projelerinde de Red Hat ile işbirliği yapan Turkcell, bu yenilenmeyi gerçekleştirebilmek için Red Hat OpenStack Platform ile birlikte veri depolamaya yönelik OpenStack Swift’i kullanmayı seçti. Böylece Turkcell öngörülen yüksek hacimli büyümeyi, ölçeklenebilirlik ve çeviklik artışı gibi gereksinimlerini de karşılıyor. Turkcell bu sayede basitleştirilmiş yönetim ve daha uzun yaşam döngüsü sayesinde güvenilirlik ve istikrar artışı da sağladı. Red Hat’in seçilmesinde bir diğer etken de maliyet oldu. Red Hat, OpenStack Platform dahil ürünlerini düşük maliyetle ve aboneliği temel alan bir modelle sunuyor. Satıcıya bağımlılık ortadan kalkıyor. Turkcell buna ek olarak, kurumsal seviyede destek verebilecek bir tedarikçi arıyordu. Proje geliştirme süresince Red Hat’ten de destek alan Turkcell ekibi, kısa süre içerisinde 4 petabayt verinin saklandığı ve 3 milyonun üzerinde kullanıcıya sahip bir bulut depolama platformu yaratmayı başardı. Proje geliştirme ve yönetim maliyetlerinde de büyük bir düşüş sağlayan Red Hat OpenStack® Platformu ile, ileride beklenen kullanıcı ve veri artışının da karşılanması sağlandı.Lifebox’da Red Hat OpenStack Platform kullanarak başarı kazanan Turkcell IP tabanlı BiP uygulaması için de Red Hat OpenStack Platform kullanıyor ve kurumsal müşterilerine bulut tabanlı BT hizmetleri ulaştırmak için yeni uygulamalar kurmayı planlıyor. Turkcell ayrıca, bu platformu ağ fonksiyonları sanallaştırma (NFV) projelerinde de kullanacak şekilde genişletmek istiyor.

Tüm bunlarla birlikte, açık kaynak geliştirme modeli ile hizmet sağlayıcılar ve tüm endüstri, inovasyona çok daha hızlı ve çok daha kapsamlı erişim sağlıyor.
Birçok farklı endüstri aynı teknolojileri kullanır fakat farklı yaklaşımlarla inovasyon yapar. Bu nedenle açık kaynak toplulukları, aynı teknolojiyi temel alan farklı problemlere farklı çözümler geliştirirler. Şirketler markalı teknolojiler kullandıklarında, tek bir sağlayıcıya bağımlı kalırlar ve bu da aslında ciddi bir risk olabilir; zira o sağlayıcının teknolojisi gelecekte karşılaşılabilecek tüm ihtiyaçlara cevap veremeyebilir.

Geçmişte, altyapılarına yetenekler kazandırmak isteyen şirketler endüstrinin belli başlı büyük şirketlerine bağlı kalmak zorundaydı. Açık kaynakla birlikte, hizmet sağlayıcıları çok daha fazla kontrol imkânına kavuşmuştur.
Açık kaynak platformları ayrıca daha yüksek yazılım kalitesi sunar ve güvenliğin artırılmasını sağlar. Şirketler o yazılım üzerinde çalışan ve onu test eden çok daha geniş çapta topluluklara sahip olur ve hata ya da ‘bug’lar çok daha erken tespit edilir

Açık kaynağın maliyeti nasıl düşürdüğünü altı noktada toplayarak anlatabiliriz:
1) Linux Foundation Consulting’den alınan rakama göre ticari çözümlerde yüzde 20 ile 55 arasında tasarruf sağlar.
2) Genelde markalı ürünler, müşterilerin kullanmadığı, ihtiyaç duymadığı hatta istemediği özelliklerle birlikte gelirler. Fakat bunlar da ürünün fiyatına dahil olduğu için bu maliyet ödenmiş olur. Açık kaynakta bu sorunla karşılaşmazsınız.
3) Kapalı sistemlerin hantal kurulumlarıyla karşılaşmazsınız. Açık kaynak pahalı fiyatlama yöntemlerinden, ticari satış ve pazarlık sorunlarından kurtulmak demektir.
4) Belli bir tedarikçiye bağımlılıktan kurtarır. Açık kaynak sağlayıcıları çeşitli kanallar aracılığıyla destek sağlasalar da, müşteriler uygulamalarını veya kullandıkları kodu değiştirmeden bu sağlayıcıları değiştirme hakkı vardır.
5) Markalı çözümlerin danışmanlık masrafından tasarruf sağlar. Açık kaynakta teknolojiye ayrıcalıklı bir erişim olmadığı için danışma, eğitim ve desteği de beraberinde sunar.
6) Sürekli açık kaynak topluluğunun desteğinden faydalanırsınız. Aktif topluluklar genelde ticari destek kurumlarından daha nitelikli destek verir ve bu destek ücretsizdir.

Ülkemizin de şu anda en çok ihtiyaç duyduğu nitelikler hız, esneklik ve düşük maliyettir. Bu nedenle açık kaynağın getireceği rekabet avantajından faydalanmak çok önemlidir.

Girişimciler için açık kaynak
Girişimciler sıklıkla kaynağın işbirliğine dayalı unsurları ve prensiplerinden faydalanarak kendi işlerini ilerletme yolunu seçiyorlar. Bu faydaların başında daha hızlı ürün tanıtımı, nitelikli işbirliği, eğitim alabilme ve bilgiye erişim kolaylığı geliyor.

Açık kaynak girişimciliğinin en popüler örneği Linux işletim sistemidir. Linux 1991 yılında Linus Torvald tarafından bir açık kaynak projesi olarak başlatıldı. Proje başlangıçta birkaç basic C dosyasından ibaretti; 2015 yılına gelindiğinde çekirdek proje 18 milyon satır kaynak koduna ulaştı. Linux geliştirme toplulukları bu yazılımın farklı versiyonlarını oluşturdu. Bugün 700’den fazla Linux versiyonu dağıtılıyor ki bu da açık kaynak yazılımının büyük gücünün iyi bir örneğidir.
Açık kaynak girişimciliğine çok tanınmış markalardan birkaç örnek gerekirse, WordPress’ten söz edebiliriz. Bir açık kaynak projesi olan bu içerik yönetim sistemi, Web üzerindeki tüm sitelerin yüzde 28’ini oluşturuyor. Bugün 50 binden fazla WordPress plugin’ini indirebiliyor, işlevlerini zenginleştirebiliyorsunuz.

Kısacası açık kaynak, girişimciliğe uzanan yeni ve benzersiz bir yol olduğu kadar gelecekte ortaya çıkacak birçok şirketin en büyük yardımcısıdır.

Categories: HABERLER

About Author

Write a Comment

Your e-mail address will not be published.
Required fields are marked*