Büyük veri yönetiminde işletmeler ‘bulut’ların üzerinde!

Büyük veri yönetiminde işletmeler ‘bulut’ların üzerinde!

Bugün büyük verinin işlenmesi ve yönetilmesi depolanmasının ötesine geçerken, bu noktada verimlilik ve altyapı yönetimi açısından ön plana çıkan bulut platformları işletmelere hem kullanım kolaylığı hem de maliyet avantajı sağlıyor. Dahası, önceleri bilgi güvenliği açısından temkinli yaklaşılan bu platformlar, geliştirilen güvenlik çözümleri ile birlikte işletmeler için adeta bir fırsat niteliği taşıyor.
Özellikle mobilite ve sosyal medya kullanımının yaygınlaşmasıyla birlikte işletmelerin veri büyüme hızında azami bir artış oldu. Bununla birlikte depolamaya olan ihtiyaç da artarken, bulut bunların içerisinde katma değeri en yüksek çözümlerden biri olarak ortaya çıkmaktadır. “Bulut olmadan büyük veriyi kullanmanın mümkün olmadığı” konusunda hemfikir olan IT liderleri de dijital yol haritalarında büyük veri yönetimi ve analitiğinde bulut platformlarına daha fazla yer açıyor.

Bulutun güvenliğine siz karar verirsiniz!
Baydemirler CIO’su Şeref Keser, bulut olmadan büyük veriyi kullanmanın zorluğuna değinirken, “Bugün belki bunun için alt yapı hazırlanıp kurulabilir ama 6 ay ya da 1 sene sonra yatırımınızı tekrar gözden geçirmek gerekebilir. Bu hem çok fazla maliyet, aynı zamanda da zaman ve emek anlamına geliyor. O yüzden bulut bunun tek ve en uygun çözümü diye düşünüyorum. Şu anda pahalı gibi görünen ama arkasında hesaplarken göz ardı ettiğimiz yönetim ve operasyonel yükü düşündüğümüzde çok anlamlı olan bir çözüm olan bulut, 5-10 yıl içerisinde şirketlerin vazgeçilmezi olacak. Şu anda bile bazı çözümleri bulutsuz yapmak mümkün görünmüyor. Eleştirdiğim nokta olarak çözümlerin bulut tabanlı olduğunda ucuzlaması yerine daha fazla parasal anlamda maliyetli olması. Bunun dışında eksiği olduğunu düşünmüyorum” diyor.
Bulutta riskin her zaman olduğunu belirten Keser, “Bulutta risk her zaman var. Coğrafi olarak ülkemiz için bu risk daha da fazla. Örneğin; Google Suite kullanıyoruz. Bir süre önce Google yasaklanacak şeklinde bir iddia vardı. Nasıl bir önlem almamız gerekiyor? Bilgiyi hem lokalde hem bulutta tutarak mı? Böyle bir çözüm sizce ek iş yükü değil mi? Bulutu neden istedik ki? Bulut olması sizi operasyonel olarak da çok rahatlatan bir çözüm. Kullandığınız programın versiyonunu artık takip etmenize gerek yok. Bende bu versiyon vardı artık bu var ve açmıyor en fazla karşılaşılan sorunlardan yardım masasında. Büyük bir yapıda bu size iş yükü olarak geri geliyor” diye konuşuyor.
Bulutun güvenliği noktasında kişilerin bakış açısının da etkili olduğunu savunan Şeref Keser, şöyle konuşuyor: “Verileri siz kendi elinizle teslim ediyorsunuz diğerinde onlar sizden alıyor diye düşünüyorum. Ama her ikisinde de verinizi koruyamazsınız. ‘Ben koruyabilirim’ diyen varsa bunun için iyi bir maliyete katlanırsınız ama oda sizi korur mu muamma! Biz lokalde bulutta bu hizmeti veren şirket kadar kaynak ve para harcayamayız bunda hem fikir olmamız gerekir. Bunun yanında; A şirketine B2B yaptırdınız ve datalarınız onun belirlediği bir hosting firmasında. Bununla ilgili ne kadar güvende olduğunuza kendiniz karar vermelisiniz. Buradan bakıldığında hem güvenli hem de güvensiz diye nitelendirebilirim.”

Verinin içeride ya da dışarıda tutulmasının teknolojik olarak bir sorun teşkil etmemesi gerektiğinin altını çizen Keser, bunun kısıtlayıcı bir durum olduğunu ve teknolojik olarak da gelişmeyi engellediğini vurguluyor. Keser, “Çoğu çözümlerin yurt dışında servisi var burada ise yok. Bu ülkemizin genel sorunu. Kullandığımız hangi ürün yerli yazılım, buna bakmamız lazım. Asıl hedef ve başarmamız gereken nokta burası. Devlet vergi alabilmek için yapıyorsa bu işi doğru bence de almalı ve gereklilik olmalı. Ya da Devlet başka bir çözüm ile onlardan bu parayı tahsil etmeli. Bizim yaptığımız iş gereği kullanılan tüm donanım ve yazılım yüzde 80’i yurtdışı menşeli. Durum böyle iken verimiz orada durmuş burada durmuş fark eder mi?” diyor.

Ciddi yatırımlarla ulaşabileceğiniz güvenlik seviyesine doğru bir bulut ortamında erişmek mümkün!
Limak Holding IT Direktörü Ersun Gülbaş ise, büyük veride başarının elastik altyapılarla sağlanabileceğini düşündüğünü belirtiyor. Bunun doğal olarak bulut yapısı üzerinde de mümkün olduğunu ifade eden Gülbaş, “Geleneksel yapıların bu büyüklük ve dinamikliğe yetişme şansları yok. Bulut yapısının büyük veri projelerinde ilk yatırım maliyet yükünü ortadan kaldırıyor olması ve uzun vadeli planlama hatası risklerinden koruyor olması ciddi birer avantaj. Bulut ve büyük veriyi ben bu anlamda ayrılmaz bir ikili olarak görüyorum. Limak Holding olarak 2006 yılından bu yana bulut teknolojisinin imkânlarından yararlanıyoruz. Geçen süre zarfında bulut ve sunduğu imkânlar elbette çok değişti, daha da değişecek diye düşünüyorum. Eksi olarak tabir edebileceğimiz bir deneyimimiz olmadı, umarım gelecekte de olmaz. Fakat artıları bizim açımızdan çok. Maliyet, sistemler üzerinde hâkimiyet, operasyonel kolaylık ve güvenlik bizim için başlıca artıları diyebilirim. Risk elbette var. Örneğin, SaaS kullanımında bir süre sonra bu hizmetin ilgili firma tarafından artık verilmeme kararı alınması riski mühim bir risk. Burada çalışılacak firmanın doğru olarak seçilmesi mühim. Bir diğer risk elbette güvenlik. Burada da çalışılacak firmanın güvenliğe bakış açısının sorgulanması gerekiyor” diyor.
Bulutun geleneksel mimarilere nazaran daha güvenli olduğunu söyleyen Ersun Gülbaş, derin düşünülmediği takdirde fiziksel olarak yakın verinin daha güvenli gelebileceğine işaret ediyor. Gülbaş, “Kendi çatınız altındaki geleneksel yapıda ancak çok ciddi yatırımlarla ulaşabileceğiniz güvenlik seviyesine, doğru kurgular dâhilinde, doğru bir bulut ortamında kolaylıkla ve düşük maliyetlerle erişmeniz mümkün olabiliyor” diye konuşuyor.
Regülasyonlar noktasında da BT dünyasında mutlaka olmaları gerektiğinin altını çizen Gülbaş, “Bilhassa kamuya ait veriler ve hassasiyet arz eden verilerin saklanması mutlaka önemli. Burada önemli olan, regülasyonların tüm paydaşlar tarafından ortak zeminde tartışılarak, bir konsensüs dâhilinde uygulamaya konulması diye düşünüyorum. Bu da ancak tüm paydaşlar arasında doğru iletişim ve işbirliği sağlanabilirse ulaşılabilecek bir hedef” diyor.

Güvenliğin tamamen bulut sağlayıcı sorumluluğunda gerçekleştirilmesi riski de beraberinde getiriyor
İş Bankası CIO’su Hakan Aran da bulut hizmetlerinin artık belli bir olgunluğa ulaştığını söyleyerek, yalnızca altyapı ve yazılım sağlamanın ötesinde kullanımı kolay API’larla katma değer yaratarak kullanıcının işini kolaylaştıracak servisleri de sunduğunu kaydediyor. Aran, “Diğer yandan büyük veri teknolojileri sürekli gelişim ve değişim içerisinde. Bu hızı yakalamak kurumlar için kritik olduğu kadar zorlayıcı da. Tam da bu noktada bulutun getirdiği dinamizm ve esneklik önemli kazanımlar sağlıyor. Dilediğiniz teknolojiyi dakikalar içerisinde hazır hale getirip üzerinde çalışmaya başlayabilmek, kurumsal yapıda bir ortamı ayağa kaldırmaya kıyasla hem maliyet hem de hız anlamında fark yaratıyor. Bulutun bir diğer güçlü yanı olan ölçeklenebilirlik ise büyük veri için performans ve sürdürülebilirlik anlamında güven veriyor. Tüm bunların yanı sıra belki de kurumlar için en güzel yanlardan biri ise altyapı operasyonlarının ortadan kalkmış olması ve belirli bir hizmet seviyesinin bulut sağlayıcısı tarafından sağlanıyor olması. Tüm bu ve benzer özellikleri ile bulut büyük veri dünyası için oldukça önemli bir cazibe merkezi olarak konumlanıyor” diyor.
Bununla birlikte artık her sektörde yaygın hale gelen makine öğrenmesi, yapay zeka gibi teknolojilerin incelenen büyük verinin çeşitlendirilebilmesini de ön plana çıkardığını söyleyen Hakan Aran, “Bu doğrultuda, bulut içerdiği verinin büyüklüğü ve çeşitliliği açısından bu teknolojiden faydalanmak isteyen kurumlara kendi ortamlarında elde etmesi maliyetli olan imkanları daha kolay ve ucuz bir şekilde sağlıyor. Ancak bulut bilişimin getirdiği tüm bu kolaylıklar ve yarattığı fırsatlar, değer arz eden her meta, basite indirgenen her karmaşıklık gibi, mesele güvenlik olunca ilgili riskleri de beraberinde getiriyor. Güvenlik başlığı altındaki hususların henüz yeterli olgunluğa erişmediği görülüyor” diye konuşuyor.
Bir kurumun tüm verilerini küme küme belirli bir adreste tutmanın tüm yumurtaları tek bir sepete koymaktan farklı olmadığına işaret eden Aran, bu durumu şöyle örneklendiriyor: “9/11 felaketi sonrası güvenlik amacıyla kurulan ve devlet için çalışan herkesin kişisel verilerini içeren Amerika Birleşik Devletleri Personel Dairesi hack’lendiğinde bilgileri ifşa olan insanlar bilgilerinin ifşa olduğunun farkında değillerdi. Güvenlik amacıyla kurulmuş bir daire, devlet için çalışan güvenlik görevlileri ve casuslar dâhil tüm kişilerin verilerini içerdiği için cazibe merkezi haline gelmişti. İçeriye sızıldığı ve bilgilerin ifşa olduğu ortaya çıktığında saldırganlar bu verileri bir süredir kurcalıyor, kullanıyorlardı. Bilgiye erişimin her yerden ve kolaylıkla yapılıyor olması saldırganlar için lokasyon temelli ya da fiziki her türlü engeli ortadan kaldırarak herkesin ekmeğine yağ sürüyor.”
Hakan Aran, Finans sektöründe yer alan bir kurum olarak bulut stratejilerini belirlerken yatırımlara geliştirme ve test ortamlarından başlamanın en rasyonel yaklaşım olduğunu kaydediyor.
Hakan Aran’a göre; bulut teknolojileri güvenlik seviyesini artırmada özellikle küçük ve orta ölçekli birçok kurum için faydalı görünüyor. Ancak Aran bu noktada bir konuya parmak basıyor: Güvenlik çekinceleri bulutun yaygın olarak kullanılmasında en büyük engel!
Aran şöyle devam ediyor: “Kurumların kendilerine ait bilgi sistemleri altyapılarını korumak için ‘Sıfır Güven’ gibi güvenlik modellerini değerlendirdiği bir dönemde verilerini saklamak için kurum dışı bir ortama güvenmesi de kolay olmamakta. Birden fazla müşterinin bulut kaynaklarını ortak olarak tüketmesi; birtakım güvenlik kontrolleri için delegasyon sağlansa da fiziksel güvenliğin tek bir merkezden ve tamamen bulut sağlayıcı sorumluluğunda gerçekleştirilmesi birçok riski de beraberinde getirmektedir. Müşterilerin veri sahibi olarak bulutta sakladığı veriyi şifreleme imkânı olsa da tüm bu riskler bu ortamın değerli ve hassas bilgiler için kullanımını zorlaştırmaktadır. Bundan 3-4 yıl kadar önce yapılan değerlendirmelerde büyük şirketlerin yarısından fazlasının hassas bilgiler de dâhil olmak üzere buluttan faydalanacağına dair öngörülerde bulunulmuştur. Bugün gelinen noktada ise güvenlik, uyum ve bulut sağlayıcıya duyulan bağımlılık gibi kaygılar ile birlikte istenilen hızın ve kapsamın tam olarak yakalanamadığını; büyük kurumların birçoğunun da bu risk doğrultusunda bir politika benimsediğini söylemek yanlış olmaz. Kurumlar ihtiyaç olması durumunda kendileri açısından kritik olmayan verileri bulut üzerine taşırken, önemli veriler için hala temkinli yaklaşmaya devam ediyorlar.”

Bulut üzerindeki tüm hareketler gerektiğinde yasal delil olarak kullanılabilecek şekilde toplanabilmelidir
Bulutun artık her teknolojinin içerisinde bulunan bir sistem haline geldiğini belirten Eser Holding Bilgi İşlem Şefi Yasin Şimşek, “Bulut her yönüyle bir ürün değil, hizmet” diyor. Bulutun avantajlarını ve dezavantajlarını sıralayan Şimşek, “Sabit İnternet Bağlantısı Gerektirmesi, Düşük Hızlarda Düzgün Çalışmaması, Uygulamanın Yavaş Çalışması, Güvenlik Açıkları ve Sistem Güncellemeleri bulutun dezavantajları” derken, Düşük Donanım Maliyeti, Gelişmiş Performans, Düşük Yazılım Maliyeti, Anında Güncelleme, Sınırsız Depolama Kapasitesi, Artırılmış Veri Güvenliği, İşletim Sistemleri Arasında Geliştirilmiş Uyum ve Artırılmış Dosya Formatı Uyumunu da bulut teknolojisinin avantajları olarak sıralıyor.
Bu noktada en büyük riskin veri güvenliği ve gizliliği olduğunu ifade eden Şimşek, bu konuda “Bulut Bilişim hizmetlerinin aynı anda birçok kullanıcı tarafından kullanılması ve fiziksel kaynakların tüm kullanıcılar tarafından ortak olarak kullanılıyor olması veri gizliliği ve güvenliği için riskler barındırmaktadır. Bulut içindeki farklı kullanıcıların, ortak kaynaklar üzerindeki depolama, bellek alanlarını birbirinden ayırmaya yarayan iç mekanizmalarda ortaya çıkabilecek açıklık ve hatalar, yapılacak saldırılar sonucu kullanıcıların özel ve gizli verilerinin ele geçirilmesine sebebiyet verebilir! Alınan hizmetin sürdürülebilirliği ve devamlılığı: hizmet sağlayıcılarda kesintiye sebep verebilecek bir sorun yaşanması” diye konuşuyor.

Birçok bulut platformunun son derece yüksek güvenlik önlemlerine sahip olduğunu vurgulayan Yasin Şimşek, şöyle konuşuyor: “Şu anda Fappening yüzünden en az güven hissi uyandıran iCloud’da bile verilerimiz 128 bit şifrelemeyle korunuyor. 128 bit şifrelemeyle korunan dosyalara erişmeyi başarsak bile şifrelenmiş dosyaları çözmek neredeyse imkânsız. Şifreli olarak kaydedilen dosyalar, aktarım esnasında da şifreleniyorlar. Yani internete erişim için kullandığımız ağ üzerinden dosyalarımızı bulut servislerine gönderirken bir şekilde araya karışıp dosyalarımızı görüntülemeleri pek de mümkün değil. Tüm bu parçalar bir araya getirilince bulut depolamanın aslında güvenilir olduğu sonucunu çıkarabiliriz. Bulut servisi sunan çok sayıda firma var ve bulut depolamanın şimdiki gelişim sürecinde en doğru işler yapan firmanın, uzun yıllar boyunca işin kaymağını yiyeceğini tahmin etmek zor değil. Bu sebepten dolayı her firma müşterisine bol miktarda güven aşılamaya çalışıyor. Müşterilerinde oluşturduğu güven hissini bir kere kaybeden firmanın, böylesine hassas bir sektörde geri dönmesi pek de kolay değil. Bulut depolama ciddi bir sektör ve gelecek vaat ediyor. Haliyle dev firmalar birbirleriyle rekabet içerisindeler. Öyle ki artık depolanan verileri boyutu ile hesaplanarak sigorta bile yapılabiliyor.”
Bulutta veriyi saklama noktasında da görüşlerini bildiren Şimşek, “Bulut üzerindeki tüm hareketler kayıt altında olmalı ve olası soruşturmalara yardım edebilmelidir. Gereğinde yasal delil olarak da kullanılabilecek şekilde toplanabilmelidir. Bulut Bilişim ile işletme sahibi kendisi için bir sistem odası bulundurma, bunun için sistemlerin güvenliği, yedeklenmesi, UPS, Jeneratör, Yangın Söndürme, Güvenlik Cihazları ve Erişim Cihazları bulundurmayacak hatta bunları işleten personel bulundurmasına gerek olmadan bu hizmeti veren firmalar ile yapacağı anlaşmaya göre aylık kiralama veya kullandığı kadar öde sistemine göre ihtiyaçlarını bu şekilde giderebilecek duruma gelecektir” diyor.

Büyük veriyi buluta taşıdığınızda aynı performansı alıyorsanız doğru yoldasınız!
Doğan Holding CIO’su Handan Karakuş ise, bulut bilişimin tanımını yaparak başlıyor sözlerine… “Bulut bilişim teriminin tam olarak ne zaman ortaya çıktığı bilinmese de kavram; sunucu bilgisayarlar ve buna benzer internete bağlı cihazların istenildiği zaman kullanılarak, kaynakları kullanıcılar arasında paylaşılabilen internet tabanlı bilişim hizmetlerine verilen genel isim” diyen Karakuş, bulut konusuna eleştirel bakabilmek adına bulutun üç ayağı olan SaaS (Software as a Service), PaaS (Platform as a Service) ve IaaS (Infrastructure as a Service)’in ayrı ayrı değerlendirilmesi gerektiğine işaret ediyor. Karakuş, “Fayda, maliyet analizi yapabilmeniz için de öncelikli olarak kurumunuzun imkânlarını, büyüklüğünü, ihtiyaçlarını ve bu olaya bakış açısını katmanız lazım. Eleştirdiğim noktalar elbette söz konusu. Güvenlik konusu hala tartışma noktasında, hizmet sağlayıcılar özellikle şu anda istenilen deneyim ve olgunluk seviyesinde değil. Maliyetler öngördüğünüzden daha fazla rakamlara çıkabiliyor. Veri büyüklüğü temelli yapılan anlaşmalar ileride bizi kontrol altına alamadığımız rakamlarla karşı karşıya bırakıyor. Bunun yanında büyük veriyi konuşuyorsak ki bu noktada daha çok IAAS devreye girmekte maliyet avantajları bir süre sonra dezavantaja dönüşebiliyor. Büyük veri için kurum içinde yatırım yapmaktansa bu hizmeti sağlayan bir hizmet sağlayıcı ile anlaşıyorsunuz akabinde ciddi internet hat bedelleri ve veriniz büyüdükçe karşınıza çıkan yüksek bulut maliyetleri ile karşı karşıya kalıyorsunuz” diyor.
Bulut konusunda birçok riskin bulunduğunu ifade eden Handan Karakuş, “Birçok otoriteye göre bulut dünyayı şeffaflaştırma politikası, birçok kişiye göre de yanında bellek ve bilgisayar taşımadan her türlü veriye dünyanın her noktasından ulaşma imkânı. Ancak olaya kullanıcı boyutundan çıkıp kurumsal boyuttan baktığınızda, buluttan aldığınız her hizmetin gerekli güvenlik koşullarını sağlaması lazım. Hatta bildiğim kadarıyla TSE tarafından bu konuda çıkarılmış standartlar var. Güvenli bir hizmet almak istiyorsanız bu standartları sağlayan ve bunların denetlendiği gerçek kalite belgelerine sahip kurumlarla çalışmanız gerekiyor. Ayrıca verinizi buluta taşırken sizin için hassas ve ticari hayatınızı etkileyecek verinizi ilk etapta buluta taşımamanız da çok önemli. Özellikle Kişisel Verilerin Korunması Kanunu’nun çıkması ile birlikte bu verilerin başına gelecek bir problemin kurum olarak sizi ne kadar zarara uğratacağınızı iyi hesaba katmanız gerekir” diye konuşuyor.
Karakuş, bulut konusunda hizmetin kalitesinin de önemine dikkat çekerken, “Büyük veriyi buluta taşıdığınızda aynı performansı alıyorsanız sorun olmayacaktır. Ancak alamıyorsanız ciddi bir problem yaşarsınız” diyor.

Bulut, depolama maliyetlerini düşürerek, büyük verinin önündeki engellerden birini kaldırdı
İstanbul Büyükşehir Belediyesi Bilgi İşlem Daire Başkanı Selim Karabulut, büyük verinin karmaşık yapıda verilerden oluştuğunu hatırlatarak, “Günümüzün iki önemli kavramından büyük veri, içeriği; bulut bilişim ise altyapıyı temsil ediyor” diyor.
Bulut bilişimin bir süredir daha karmaşık konularla hayatımızda olduğunu savunan Karabulut, artık pek çok şirketin CRM, veri saklama, veri tabanı paylaşımı için bulut bilişimi kullandığını hatırlatıyor. “Şu anda bilişim dünyasının en önemli konularından biri büyük veri. Bilişim teknolojilerindeki gelişmeler sayesinde, farklı kaynaklardan çok miktarda, farklı çeşitlerde, hızlı şekilde veriler üretiliyor. Sensörler, araçlar, bilgisayarlar, sosyal medya ve insanlar tarafından üretilen çok büyük miktardaki verinin depolanması en önemli sorunlardan biri. İşte bulut bilişim, depolama sınırlarını bir anlamda ortadan kaldırdığından, depolama maliyetlerini düşürdü ve büyük verinin önündeki en önemli engellerden birinin aşılmasını sağladı” diyen Selim Karabulut, büyük verinin bulutta tutulmasının dezavantajlarını; kullanılabilir bant genişliğinin sınırlı olması, veri transferinin uzun sürmesi ve veri transfer maliyetlerinin yüksek olması şeklinde sıralıyor.
Bulut ile paylaşılan bilgilerin bulut hizmeti veren kurumdan ve hizmetten yararlanan kullanıcılara sahip diğer kurumlardan nasıl korunacağı, dolayısıyla veri gizliliğinin nasıl sağlanacağı konusunun önemli olduğunu ifade eden Karabulut, “Bulut hizmeti veren kurumlar için Türkiye’de belirlenmiş ve olgunlaşmış bir mevzuat bulunmamaktadır. Bulut hizmeti sağlayıcınızın güvenlik derecesi sizin kurumunuzun güvenlik derecesinden daha düşükse güvenliğinizi hizmet sağlayıcının güvenlik derecesine sabitlemiş olursunuz. Bulut Bilişim hizmet sağlayıcınız yurt dışındaysa da hizmetlerini yerine getirirken, farklı yasal düzenlemelere uyum sağlamada sorunlar yaşayabilirsiniz. Bir bulut hizmet sağlayıcısından bulut hizmeti sağlamak risklidir. Hizmet sağlayıcıların çeşitlendirilmesi ve riskin bölünmesi gerekmektedir. Bir Bulut Bilişim hizmet sağlayıcısından diğerine geçiş yapmak istenmesi durumunda, standartlaştırılmamış yazılım ara yüzleri ve veri tabanı şemaları gibi sebeplerle, veri ve yazılımların taşınmasında büyük zorluklarla ile karşılaşılabilir” diye konuşuyor.
Bulut bilişim hizmetinin tedarik yöntemi konusunda dünya örneklerine bakıldığında; Hollanda ve Güney Kore’de kamuya özel bulut kullanımının tercih edildiğini, ABD ve İngiltere’de ise bulut hizmetinin belirli koşullar altında özel sektörden sağlandığı söyleyen Selim Karabulut, “Biz, bir kamu kurumu olarak global bir bulut sisteminden çok, yerli ve milli bir bulut sisteminin kurulmasının gerekli olduğunu düşünüyoruz. Ülkemizde Bulut Bilişim konusunda güzel gelişmeler oluyor. Biz de İBB olarak veri merkezi projesi gerçekleştirdik, veri merkezinde tüm İBB ve iştiraklerin verilerini bir arada tutmayı düşünüyoruz. Uzun vadede de ilk olarak ilçe belediyelerine ve daha sonra da hizmet talebinde bulunanlara kapasite ölçeğinde veri merkezi imkânlarından yararlandırmayı planlıyoruz. Günümüz teknolojik koşullarında, bize esneklik ve verimlilik kazandıran, zaman ve mekândan bağımsız çalışma imkânı sunan, düşük maliyetli, rekabet avantajlı ve çevre dostu bu sistemin kullanılmasından uzak durmak imkânsızdır. Yüzde 60’a kadar sağlanan enerji tasarrufu ile çevre dostu olması ve yaklaşık yüzde 35 daha az karbon salınımının gerçekleşmesi, hava kirliliğinin önlenmesi gibi avantajları bile, görevi halka hizmet etmek olan bizim gibi bir kamu kurumu için bu sistemin kullanımını yeterli hale getirmekte” diyor.
Türkiye’de bulut bilişime ilişkin yürürlükteki mevzuatın oldukça yetersiz olduğunu ifade eden Karabulut şöyle konuşuyor: “İhtiyaca göre gerçekleştirilen mevzuat düzenlemeleri yerine bilişim alanında hukuki düzenlemelerin bütüncül bir bakış açısıyla gerçekleştirilmesi, bulut bilişime ve diğer bilişim faaliyetlerine katkı sağlayacaktır. Çünkü sadece bulut bilişim değil genel anlamda teknoloji ve bilişim alanında bir mevzuat eksikliği bulunmaktadır. Özellikle Bulut bilişim özelinde konuşursak, bulut hizmetinin nasıl sunulacağına ve kamu kurumlarının bulut bilişim hizmetlerini nasıl kullanacağına ilişkin yönetmeliklere ayrıntılı bir şekilde çalışılmalıdır.”

Categories: DOSYA KONULARI

About Author

Write a Comment

Your e-mail address will not be published.
Required fields are marked*