CIO’lar dijital dönüşüme hazır mı?

CIO’lar dijital dönüşüme hazır mı?

Dijital dönüşüm algısının hızla yerleşmeye başladığı günümüzde, kurumların yol haritaları da bu doğrultuda şekilleniyor. Dijitalleşmeye, şirketlerinin iç süreçlerinden başlayan CIO’lar ise müşteri odaklı stratejileri ile dijital dönüşüme hız kazandırmaya kararlı!

Derya COŞKUN
Günümüz şartları hızla değişirken, pazar dinamikleri de aynı paralelde değişim gösteriyor. İşletmelerin ise bu değişime ayak uydurarak geleceğe hazırlıklı olmaları ve her sürecini dijitalleştirmesi önemli bir etken olarak ön plana çıkıyor. Artık dijital stratejilerin çok ötesinde, dijital dünyaya uyum sağlamak daha önemli hale geliyor. Özellikle IT yöneticileri başta olmak üzere, sektör temsilcileri de dijital dönüşümü her geçen gün daha iyi kavrıyor. Dijital dönüşümde altyapı yatırımları zamanla hız kazanırken, bu hususta 4.5G de sürece ivme kazandıracak gibi görünüyor.
Dijital dönüşümle birlikte, elbette sosyal medyanın işlevselliği de gündeme geliyor. Ancak bu noktada sosyal medya dijitalleşmek için başlı başına yeterli olacak mı, uzmanlar bu konuda hemfikir; “Dijitalleşmek için sosyal medya başlı başına yeterli olmayabilir!” Sosyal medyanın yanında şirketlerin özelikle kendi iç süreçlerini dijitalleştirmesi bu anlamda daha geçerli bir yol olacaktır. Zira 4.5G’nin tetikleyici bir rol üstleneceği bu dönüşümde, müşteri odaklı bir strateji izlemek dijital dönüşümün hızlı ve sorunsuz gerçekleşmesine öncü olacak gibi görünüyor. İnovasyonu da arkasına alacak bu dönüşüm söz konusu hızı yakalaması ise an meselesi…
Her yerden her şeye erişir duruma gelinmesinin yanı sıra her kesimden insanın gerek sosyal medya gerekse internet aracılığıyla veriye ulaşabilmesi dijital dönüşümü kaçınılmaz kılıyor. Dünya genelinde etkisini göstermeye başlayan dijital dönüşüm, Türkiye’de de özellikle büyük kurumların yol haritalarına girmiş bulunuyor.

Vodafone Türkiye İcra Kurulu Başkan Yardımcısı Engin Aksoy

Dijitalleşme sürecinde önemli bir unsur: 4.5G teknolojisi
Konuyla ilgili görüşlerine başvurduğumuz Vodafone Türkiye İcra Kurulu Başkan Yardımcısı Engin Aksoy, bu konuda birçok pazar araştırması yaptıklarını belirtiyor. Bu araştırmalar dünyada sürekli hazır olmaları gerektiğini kabul ettiklerini söyleyen Aksoy, KOBİ’lerin bu anlamda küresel bir takip sürecine girdiklerini anlatıyor.
Dijitalleşme sürecinde elbette ki en önemli unsurlardan biri de 4.5G. Özellikle M2M alanında 4.5G’nin önemli bir büyümeyi de beraberinde getireceği öngörülüyor. Daha büyük bağlantı ekonomisine hayat verecek 4.5G aynı zamanda iş verimliliğinin artmasına ve daha hızlı bir veri ortamının oluşmasına olanak tanıyacak. Aksoy bu konuda, şirketlerin 4.5G ile birlikte bulut tabanlı uygulamalara yöneleceği görüşünde… Bulut tabanlı uygulamaların zaman ve maliyet avantajı sağlayacağını ifade eden Engin Aksoy, “Bulut bilişim ile iş uygulamaları artık bir donanıma ya da bir lokasyona bağlı olmadan gerçekleşecek. Bulut çözümleri sayesinde tüm çalışanlar cihazdan ve lokasyondan bağımsız çalışma imkânına erişecek; esnek çalışma imkânlarıyla verimlilik artışı sağlanacak” diyor.

Günümüzde 3 milyar insan çevrimiçi
Mobilitenin dijitalleşmeye katkısı ise yadsınamayacak boyutlara ulaşıyor. Engin Aksoy’dan mobilitenin ulaştığı noktaya dair birtakım ipuçları alıyoruz. Aksoy, dünyada bugün 7 milyarı aşkın GSM abonesi bulunduğunu söylerken, bu rakamın neredeyse dünya nüfusuna eşdeğer olduğunu da ekliyor. 1 dakika içerisinde dünyada 204 milyon e-posta gönderilirken, 277 bin tweet atıyor. 48 bin mobil uygulama akıllı cihazlara indirilirken, Türkiye’de 2015 yılı ikinci çeyrekte toplam mobil internet kullanım miktarı 126.027 TByte olarak gerçekleşti. 3 milyar insanın çevrimiçi olduğu günümüzde, elbette cep telefonsuz bir yaşamı düşünmek oldukça zor. Bu noktada, mobilite ile birlikte işletmelerin de verimliliği artıyor. Nitekim şirketler de rekabet avantajı noktasında önemli aşama kaydediyor.
Dijitalleşme ile birlikte, bilgi güvenliğinin sağlanması da oldukça önemli hale geliyor. Bilgiye yetkisiz kişilerce erişilmesinin ve bilginin sızdırılmasının önlenmesinin yanında bilginin doğruluğunun ve tamlığının da korunması gerekiyor. Bu noktada Engin Aksoy, iyi bir bilgi güvenliği planının tüm endişeleri ortadan kaldırabildiğini söylüyor. Aksoy, “Bu yüzden devletin veri merkezi yatırımlarını teşvik etmesi gerektiğini düşünüyoruz” diyor.

“Hem bireyleri hem kurumları dijital dünyanın oyuncusu yapmak istiyoruz”
Vodafone Türkiye olarak dijitalleşmenin dönüştürücü etkisiyle geleceğin dünyasında belirleyici olacağına inandıklarını söyleyen Vodafone Türkiye İcra Kurulu Başkan Yardımcısı Engin Aksoy, dünya genelinde birey ve kurumların mobil ve sabit iletişim teknolojilerinin gücüyle dijitalleşmesini hedeflediklerini belirtiyor. Aksoy, “Hem bireyleri hem de kurumları dijital dünyanın oyuncusu haline getirme hedefiyle Kasım 2013’te ‘Dijital Dönüşüm Hareketi’ni başlattık. Türkiye’nin uçtan uca dijital kalkınmasını hedeflediğimiz bu programın birinci yılında 5 milyonu aşkın kişiyi dijitalleşmeyle tanıştırdık. Diğer yandan, kurumsal segmentte ‘Yarına Hazırım’ isimli platformumuzla Türkiye’nin dijital haritasını çıkardık. Otomotivden beyaz eşyaya her sektörden şirket Vodafone kullanıcısı olsun veya olmasın ücretsiz olarak yarihazirim.com web sitesi üzerinden Dijitalleşme Endeksi’ni ölçebiliyor, ihtiyaçlarını öğrenebiliyor. Bu platformla, şirketlere işlerini büyütmeleri ve başarılarını sürdürmeleri için ‘dijital bir formül’ sunuyoruz. Bugün itibariyle Türkiye’deki 36 bin işletme tarafından doldurulan anket sonucuna göre yüzde 53 olan ulusal dijitalleşme endeksini yüzde 75’e çıkarmak için çalışıyoruz. Ek olarak, 800’ü aşkın büyük işletmenin ve kamu kurumunun da dijitalleşme endeksini hesapladık. KOBİ’lerden sonra Türkiye’nin büyük şirketlerinin de dijitalleşme endeksini çıkardık. Accenture Dijitalleşme Endeksi çalışması ile 17 sektörün öncü şirketlerinin dijital karnesi çıkarıldı ve sektörlerin dijitalleşme alanındaki liderlerini belirledik” diyor.

Dijitalleşen şirketler gelirlerini artırıyor
İşletmelerin dijitalleşme ile verimliliğini artırdığını ve hız kazandığını ifade eden Engin Aksoy, dijitalleşmenin aynı zamanda operasyonel süreçleri kolaylaştırdığını ve daha da önemlisi rekabetçi olma yolunda büyük aşama kaydettiğini anlatıyor. Aksoy, konuyu şu şekilde örnekliyor: “Mobil çözümlerle işlerin uzaktan yürütülmesi, anlık takip edilmesi, saha araçlarının ve elemanlarının verimliliklerinin kontrol edilmesi mümkün oluyor. Yapılan araştırmalar, dijitalleşen şirketlerin kaynaklarını artırmadan gelirlerini sektörlerinin yüzde 9 üzerinde büyüttüğünü, kârlılıklarını sektörlerinin yüzde 26 üzerinde gerçekleştirdiğini ve pazar değerlerini sektörlerinin yüzde 12 üzerinde belirleyebildiklerini ortaya koyuyor. İşletmelerin dijitalleşmelerini artıracak çözümler, finansal kârlılıklarına olumlu katkı sağlaması açısından da önem teşkil ediyor. Örneğin, araç takip sistemi kullanan işletmeler yüzde 15’e varan oranda yakıt tasarrufu sağlayabiliyor.”
Vodafone olarak da Ekip Yönetimi Çözümleri, Entegre İletişim Tarifeleri ve Fiber İnternet Paketleri ile kurumsal müşterilerine yüzde 50’ye varan verimlilik sağladıklarını bildiren Aksoy, “Operasyonel Yönetim Çözümleri ile sahada yürüyen işlerin daha hızlı takip edilmesini, ürün portföyü yönetimini ve sipariş takibini mümkün kılıyoruz. Müşteri Bağlılığı Çözümleri ile ise müşteri bilgilerine kolay erişim ve toplu mesaj gönderimi imkânı sunarak yüzde 35’e varan oranda daha fazla müşteri adayına erişim sağlıyoruz” diye konuşuyor.

“Her konuda olduğu gibi, dijitalleşmenin de sürdürülebilirliği yeni nesil teknolojilerin gelişmesine bağlı olacak” diyen Aksoy’a göre, bu noktadaki en önemli gelişme, Nisan itibariyle 4.5G teknolojisinin hayatımıza girmiş olması… 4.5G teknolojisiyle mobil iletişimde yeni bir dönemin başlayacağını söyleyen Engin Aksoy, “Tamamen IP tabanlı ve veri taşımak üzere geliştirilen 4.5G teknolojisiyle ses, SMS ve veri gibi her tür aktarım, tek bir ortamda, başka bir deyişle internet üzerinden gerçekleşecek. Bu kapsamda birey ve kurumların hayatını daha sorunsuz, akıcı ve zengin bir internet deneyimiyle zenginleştirecek olan 4.5G teknolojisi, daha hızlı, daha etkin ve daha rekabetçi iş süreçlerinin de mimarı olacak. Özellikle gecikme süresinin kısalmasıyla, online işlem ve faaliyetler gerçek zamanlı yapılabilecek. Bu da iş süreçlerinde önemli ölçüde verimlilik artışını, rekabetçiliği ve maliyet avantajını beraberinde getirecek. İş dünyası, daha akıllı ve yenilikçi iş yapma biçimlerini benimseyerek dijitalleşmeyi mümkün olan en hızlı şekilde gerçekleştirecek” şeklinde konuşuyor. 4,5G teknolojisinin yanı sıra Nesnelerin İnterneti de yarının ihtiyacını bugünden öngörebilmek için oldukça önemli.

4.5G’nin 5G’ye açılan bir pencere olduğunu, hemen ardından da Nesnelerin İnterneti’nin de geleceğini dile getiren Aksoy, şöyle devam ediyor: “Temel bir geçiş için Nesnelerin İnterneti konseptinin gerçekleştirilebileceği platformların operatörler bünyesinde kurulması ve hizmete alınması hayati önem taşıyor. Bu platform çalışmalarını Türkiye’deki bütün mobil operatörler hızla yürütmekte. Vodafone Türkiye olarak hedefimiz mevcut M2M servislerimizdeki katma değeri artırarak, son kullanıcılara daha esnek, daha inovatif çözümler üretmek. Vodafone Türkiye olarak Nesnelerin İnterneti konseptini hayata geçirerek; M2M servislerinin daha hızlı geliştirilmesini sağlamayı planlıyoruz. Böylece müşterilerimizin ihtiyaçlarını daha çabuk ve uçtan uca bir şekilde karşılayabilmiş olacağız. Servislerin daha hızlı geliştirilebilmesi için iş ortaklarımıza bir geliştirme sistemi sağlayıp, servislerin Vodafone Türkiye standartlarında ortak bir platformda konumlandırılmasını sağlamış olacağız.”

HakanAran_basin2

İş Bankası CIO’su Hakan Aran, dijitalleşme konusundaki vizyonlarını; müşterilerinin sadece bankacılıkta değil, finansal hizmete ihtiyaç duydukları her noktada yanlarında olabilmek olarak tanımlayarak, “Bu vizyonla İş Bankası olarak dijital dönüşüm kapsamında yatırımlarımızı yapıyoruz. Büyük veriyi akıllı veriye dönüştürerek müşterilerimize kişiselleştirilmiş hizmetler sunacak yapılar oluşturuyoruz. Müşteri deneyimini üst düzeye taşıyacak tasarımlar kuruyoruz. Müşterilerimizin dijital bankacılık hizmetlerine adaptasyonunu hızlandırmak için kullanım kolaylığını ön planda tutarken çalışanlarımıza yaptığımız yatırımlarla da müşteriyle temas noktalarında en hızlı ve en iyi hizmeti sunmalarına imkân sağlıyoruz. Dijitalleşme sürecinde bankacılık sektöründeki müşteri eğilimleri mobil kullanımındaki penetrasyon oranlarına paralel ve kaçınılmaz olarak mobil finansal çözümler lehine gelişmektedir. Mobil cihazların, insanların günlük hayatlarına giderek daha fazla entegre olması, farklı birçok finansal ihtiyacı karşılayacak uygulamaların ortaya çıkması sonucunu doğurmakta. İş Bankası olarak hem mobil bankacılık uygulamamız İşCep ile hem de mobil ödeme çözümümüz olan Parakod uygulamamızla hizmet vermeye devam ediyoruz” diyor. Dijitalleşmenin var olduğu bir dünyada kesintisiz ve hızlı internet altyapısının en önemli konu olduğunu dile getiren Aran, “Müşterilerimizin mobil cihazları ya da masa üstü cihazları üzerinden erişim sağladıkları online bankacılık hizmetlerinin 4,5G ve sonrasında 5G’nin hayata geçmesiyle birlikte daha sağlıklı bir yapıya kavuşacağını söyleyebiliriz. Özellikle Y kuşağı olarak tanımladığımız müşteri grubunun dijitalleşmesi hızlı ve sorunsuz olurken daha ileri yaşlardaki müşteri grubunun dijitalleşme konusundaki çekimser yaklaşımlarını yumuşatmak kolay olmuyor. Bu müşteri grubuna özel çalışmalarla adaptasyon sürecini kolaylaştırmak gerekiyor” diye konuşuyor.
Mobilite kavramına da değinen Hakan Aran, mobilitenin bankacılık sektörü üzerinden ele alındığında müşterinin mekâna ve zamana bağlı olmaksızın bankacılık işlemlerini ihtiyaç duyduğu anda, istediği yerde gerçekleştirmesine karşılık geldiğini ifade ediyor. Bu noktada, Hakan Aran’a göre, bankacılıkta bunu ancak mobil bankacılık uygulamalarıyla başarabilirsiniz. Aran, “Dijitalleşmenin ana merkezine mobil uygulamalar yerleşmiş durumda. İş Bankası olarak mobil bankacılık uygulamamız İşCep’in işlem adetlerine göre Şube payını geride bırakması da bu durumun en önemli kanıtlarından biri” diyor.
Hakan Aran için, Nesnelerin İnterneti de bankacılık sektörünün önemle üzerinde durduğu konulardan biri… Nesnelerin birbiriyle konuştuğu bir dünyaya doğru giderken satın alma ile noktalanacak senaryolarda bankacılık sektörünün üzerine önemli görevler düştüğünü belirten Aran, şöyle devam ediyor: “Nesnelerin interneti teknolojileri bankacılık altyapısı olmadan anlamlı olamayacaktır. Ayrıca bankalar şube randevu sistemi gibi uygulamalarla bu teknolojileri kendi içlerinde de adapte etmeye başlamış durumda. Bu stratejiyi kurgularken muhakkak API (Application Programing Interfaces – Uygulama Programlama Arayüzleri) Bankacılığı olgusunu göz önünde bulundurmak gerekiyor. Bu sayede önümüzdeki yıllarda daha da yaygınlaşacak olan ‘akıllı nesneler’ ile sorunsuz ve daha az maliyet yaratan servisler tasarlanabilecek.”

alper-gogus (3)

Dijitalleşme konusunda en büyük gereksinim İnsan Kaynağı
Günümüzde dijitalleşmenin mevcut iş süreçlerini doğrudan etkilemekle birlikte birçok yeni iş fırsatı yaratma potansiyeline de sahip olduğunu söyleyen Koç Holding CIO’su Alper Göğüş ise, bilgi teknolojileri dünyasında da bu tür trendlerin hızlıca ortaya çıktığını ve şirketlerin ayak uydurmak adına hızlı kararlar alarak yanlış yatırım yapabildiklerini belirtiyor. Koç Holding olarak birçok iş süreçlerinin dijitalleşme kapsamında olduğunu ifade eden Göğüş, “Bu nedenle mevcut durumumuzun tespiti ve nasıl bir strateji ile ilerlememiz gerektiği ile ilgili çalışmalara başladık. Böylece sağlam temeller üzerine adımlarımızı atarak mevcut süreçlerimizi daha fazla dijitalleştirmek ve potansiyel yeni iş süreçlerini yakalamayı hedefliyoruz. Dijitalleşmenin şirketlerimize getireceği faydaları, dijitalleşmeye ayak uyduramayan şirketlerin neler kaybedebileceği ile ilgili fikirleri bir araya getirerek Üst Yönetimlerimizde ve Holding bünyesinde bir farkındalık çalışması başlattık. Tabi dijitalleşme konusunda en büyük gereksinim İnsan Kaynağı olduğunu düşünüyoruz. Bu nedenle mevcut kadrolarımızı bu konuda geliştirmek için de adımlar atmaya başladık” diyor.
Dijitalleşmenin iş süreçlerine faydalarını da değerlendiren Alper Göğüş, konuyla ilgili şöyle konuşuyor: “Öncelikle operasyonel birtakım süreçlerin otomatize edilmesini sağlayarak, bu sayede mevcut kaynaklarımızın operatör olmaktan çıkıp kendilerini geliştirmelerine olanak tanıyor. Bu da şirketlerimize daha fazla fayda ve rekabet avantajı getiriyor. Müşterilerimiz tarafından bakıldığında ise iletişimde daha fazla dijital hizmet ve ürün kullanmak suretiyle müşteri memnuniyeti ve bağlılığında da artış kaydediliyor.”

Kolay erişilebilirlik güvenlik risklerini de getiriyor
Bu noktada bilgi güvenliği ve siber güvenlik yatırımlarının da önemine işaret eden Göğüş, kolay erişilebilirliğin beraberinde güvenlik risklerini de getirdiğini ifade ediyor. Şirketlerin siber güvenliğe daha fazla kaynak ve yatırım yaptıklarını anlatan Göğüş, bu durumun katlanarak artacağına işaret ediyor. Alper Göğüş şöyle devam ediyor: “Koç Holding olarak biz de 2015 yılında siber güvenliğe daha fazla yatırım yapmaya başladık. Siber güvenlik konulu Koç BT Günü gerçekleştirdik. Firmalarımızda yapısı ve büyüklüğüne göre siber güvenlikten sorumlu ekip veya uzmanlar bulundurulmasını zorunlu hale getirdik. Yine firmalarımızdan siber güvenlikten sorumlu uzmanlardan oluşan Güvenlik Komitesi yapısını hayata geçirdik. Güvenlik Komitesi tarafından yapılan çalışmalar ve çıktılar şirketlerimize yön vermeye başladı. Tabi bu konuda Üst Yönetim desteği de çok önemli. Biz de Üst Yönetim kadememizle bu konuda çok büyük destek aldık. Türkiye’de de bu bilinç oluştu. Tabi ki bütçe kısıtlamaları her zaman zorlayıcı bir unsur olsa da güvenliğe yapılan yatırımlar artarak devam edecek.”

onderkaplancik

Dijitalleşmenin önünde değişime olan direnç var
Carrefoursa CIO’su Önder Kaplancık ise dijitalleşme tarafındaki çalışmalarından bahsederken, “SAP’yi merkezi kurumsal sistemimiz olarak seçtikten sonra süreçlerimizin de bu yapı ile en uyumlu hale gelmesi için çalışmalarımız devam ediyor. Başlayacağımız ve devam etmekte olan analitik projeler için bu entegrasyonu gerçek zamanlı yapma hedefimiz başından beri vardı. Müşteri ve tedarikçi merkezli projeler dijitalleşme açısından önem taşıyan proje eksenlerimiz” diyor. Dijitalleşmenin önünde, teknolojiden ziyade, değişime olan direncin daha görünür bir engel olduğuna işaret eden Kaplancık, “İlk olmanın riskini göze almamak ve değişimi yönetimin en üst kademesinden başlayarak desteklememek bu projelerin başarısız olmalarında en önemli etken” diye konuşuyor. Verimsizlik, insan hatası, veri akışındaki gecikmeler gibi sorunların üstesinden dijitalleşme ile gelebilmenin mümkün olacağına vurgu yapan Önder Kaplancık, bunun yanında, şirketlerin daha hızlı karar alarak süreçlerini daha etkin yönetmesinin ancak iyi bir dijital altyapı ile sağlanabileceğini belirtiyor. Kaplancık konuşmasına şöyle devam ediyor: “Verinin hızlı yer değiştirebilmesi her zaman dijitalleşmenin lehinedir. Özellikle, mobilitenin bu kadar arttığı günümüzde, mobil teknolojilerin önemi de hızla artmakta. Ulaşılan hız, büyüyen ve işlenen verilerin hacmi ile karşılaştırıldığında, kullanıcılara hiçbir zaman yeterli gelmeyecektir.”

Categories: DOSYA KONULARI

About Author

Write a Comment

Your e-mail address will not be published.
Required fields are marked*