Dijitalleşme ‘sağlıklı’ IT dönüşümünü beraberinde getiriyor!

Dijitalleşme ‘sağlıklı’ IT dönüşümünü beraberinde getiriyor!

Sağlık alanında kullanılan yapay zekâ teknolojileri, nesnelerin interneti ve hatta 3D printer ile organ üretimi… Bütün bunların hepsi, dijital dönüşümün en sarsıcı boyutta bu alanda yaşandığını gösterir nitelikte… Peki, bu teknolojik devrim sağlık sektöründeki CIO’ların rolünü değiştirecek mi?
Derya COŞKUN SAYIN
Dünya genelinde nesnelerin interneti, 3D printer, yapay zeka konularında dijital dönüşüme hızla adapte olan sağlık sektörü 2017’yi önemli fırsatlarla karşıladı. Teknolojinin sağlık ile entegrasyonu, büyük veri uygulamalarının tedavi sürecindeki etkin kullanımı gibi detaylar sağlık sektörünün dijitalleşme noktasında en önemli adımlarından birkaçı olarak nitelendiriliyor. Dijitalleşen hasta süreçleri, hastaneler ve hatta ‘insan hayatı’, sektördeki IT süreçlerini de yeni bir boyuta taşıyor. Sağlık sektöründeki dijital dönüşümü önde gelen sağlık gruplarının CIO’larına sorduk…

Özgür Özsoy

Sağlıktaki farkındalık CIO’lara Ar-Ge temelinde önemli sorumluluklar yüklüyor
Türkiye’de sağlık sektörünün, teknolojinin getirdiği faydaları çok iyi kavrayan ve bunu sonuna kadar zorlayan bir konumda olduğunu belirten Tekada İlaçları IT Müdürü Özgür Özsoy, bunun da özellikle Türkiye’yi Avrupa’da lider ülkeler arasına aldığını kaydediyor. Özsoy, “Sağlık firmalarının teknoloji farkındalığı CIO’lara Ar-Ge temelinde önemli sorumluluklar yüklemekte, onları teknik sahadan iş sahasına, iş birimlerinin bakış açısını yakalayabilecekleri konuma taşımaktadır ve hatta buna zorlamaktadır. Pahalı teknoloji yatırımlarından önce BT bölümlerinin Ar-Ge konusunda yoğun mesai harcamaları firmaların doğru ve gelişen teknolojiye uyarlanabilir çözümlerin BT – ilgili iş birimi bölümü çalışanlarının ortak çalışmalarıyla pratiğe dökülmesine yaramaktadır. Bu iş ortaklığı ne kadar homojen ve içselleştirilmiş olursa o kadar büyük fayda sağlamaktadır” diyor.
Bunun yanında, mobil uygulamaların ve cihazların daha uygun fiyat/teknolojiye erişmesi ile daha yaygın ulaşılabilirlik söz konusu iken, Sağlık Bakanlığı’nın başlattığı İlaç Takip Sistemi uygulamasıyla da izlenebilirlik ile sektöre yaygın bir kalite anlayışının geleceğine işaret eden Özgür Özsoy, Türkiye’deki gelişmeleri şu şekilde değerlendiriyor: “ Medikal anlamda liderlik edecek örneklere tıp fakültelerinde ve araştırma hastanelerinde inovatif uygulamalar ile daha sık karşılaşacağımızı düşünüyorum. Aynı zamanda, güvenlik noktasında da profesyonel ekiplerle işbirliğinin olacağı kanısındayım. Özellikle yatırımların bu konuda daha da artacağını değerlendiriyorum. Bireysel kullanıcıların bilinçlendirilmesi de CIO’lar ile İK&Eğitim bölümlerinin işbirliğine ihtiyaç duyacaktır.”

mesut karadağ

Dijitalleşme insan hayatına verilen önemi de artıracaktır!
Dijitalleşen dünyada teknolojinin birçok sektörü etkilediğini söyleyen Özel Duygu Hastanesi CIO’su Mesut Karadağ, Türkiye’de de sağlık sektörünü pozitif yönde etkilediğini kaydediyor. Karadağ, “Ülkemizde sağlık hizmeti veren kurumlar teknoloji ile tanışmadan önce bir hastanın hastaneye gitmesi ve bu karışık döngü içinde tedavi süreçlerini başlatması çok sıkıntılı bir dönem olarak halen hafızalar da yer alıyor. Lakin bu süreç teknolojik cihazların hastanelere girmesi ile birlikte birçok önemli hususta hem hasta için hem hekim için süreci rahatlattı. Aslında söz konusu süreçler bir insanın hayatı için çok büyük önem arz etmektedir. Geçmişte Bu süreçler hızlı olamadığı için birçok insan hayatını kaybetmiştir. Teknoloji ile bu tür üzücü durumların önüne geçilmiş ve bu süreçler en aza indirgenmiştir” diyor.

Dijitalleşmenin kurumlarda istihdam edilen bilişim teknolojileri uzmanlarını kurum içindeki farklı birimlerin de hizmet kalitesini artırma ve bu kişilerin iş süreçlerini iyileştirme adına birimlerdeki süreçlerin hemen hemen hepsine hâkim olma gibi bir rol doğurduğunu ifade eden Mesut Karadağ, “Kurumlar bilişim teknolojileri uzmanlarını ve sorumlularını sürekli bu süreçler ile donatmak ve güncellemek durumunda. Yakın gelecekte sektörel bilişim uzmanları iş arayışlarında daha çok aranacak ve istihdam edilecek. Bilişim uzmanlarının sadece bilişim ile ilgili süreçlerde takılı kalmamalı ve hedeflediği bir sektör de o süreçlere ait konular hakkında bilgi edinmeli” diye konuşuyor.
Bu yıl içerisinde dijital dönüşümün sağlık sektörüne etkilerini sorduğumuz Mesut Karadağ, şöyle konuşuyor: “2017 yılında sağlık sektörün de gelinebilecek en güzel nokta günümüz kronik hastalıkları şeker, hiper tansiyon, kalp hastalıkları gibi hastaları uzaktan takip etme ve kişinin durumunda oluşabilecek fiziksel bir sıkıntıda hekimi tarafından online olarak görebilme ve hastada durum ciddi bir boyuta gelmeden müdahale edebilmesi olacaktır diye düşünüyorum. Bu da insan hayatına verilen önemi artıracaktır.”
Veri güvenliği noktasında CIO’nun rolüne de değinen Karadağ, bilişim teknolojilerinin tek bir kişinin sorumluluğunda olamayacağını dile getirerek, bu tür birimlerde çalışan kişilerin mutlaka deyim yerindeyse bir ‘yedeği’ olması gerektiğini söylüyor. Karadağ, “Bir kurumda bilişim teknolojileri bölümü var ise kurum öncelikle sektörü bilen ve bu birimi yönetecek bilişim teknolojileri sorumlusu belirlemeli. Bunun dışında almış olduğu sorumlunun kurum için öngördüğü yazılım ve donanım sayısına göre alt uzman istihdam etmelidir. Aksi halde veri kayıpları, kurum içi sıkıntılar performans, iş ve zaman kayıplarının önüne geçemeyecektir” diyor.

Pfizer_BT_Director_Ali_Orhon2

Sağlıktaki inovasyonlarda teknolojinin etkin şekilde kullanılmasına odaklanmak birincil sorumluluğumuz haline geliyor!
Sağlık sektörünün çok hızlı bir değişim sürecinde olduğunu kaydeden Pfizer Türkiye Bilgi Teknolojileri Direktörü Ali Orhon, “Türkiye de, özellikle son 10 yıldır gerçekleştirilen çalışmalarla sağlıkta dijitalleşme konusunda Avrupa ülkelerine örnek olacak uygulamalara imza atmaya başladı. Bu kapsamda, sağlık tesislerimizdeki dijitalleşme de giderek gelişiyor ve bu da sağlık hizmetlerini hızlandırıyor. Sağlık Bakanlığı’nın e-Nabız isimli online kişisel sağlık sistemi sağlık bilişimi anlamında önemli bir adımdı. Bütün bu gelişmeler sayesinde dijitalleşme, teknolojik araçların sağlık sektörüyle entegrasyonu, mobil sağlık araçlarının etkin kullanımı, teşhis ve tedavi süreçlerinin büyük veri uygulamalarıyla yönetimi gibi uygulamalar, sağlık sistemimizin vazgeçilmez bir unsuru haline geldi” diyor.
Pfizer Türkiye olarak kendilerinin de dijital dönüşüm içinde olduklarını belirten Orhon, bu noktadaki projelerini şöyle aktarıyor: “Bu yıl, ülkemizdeki sağlık profesyonellerinin, en güncel medikal bilgilere ve ilaç geliştirme haberlerine ilgi alanlarına göre ulaşabilmelerini sağlayacak entegre dijital platformumuzun ilk safhasını hayata geçirdik. Şirketimizde Çok Kanallı Pazarlama, Dijital Dönüşüm ve İletişim takımları ile BT departmanının kol kola çalıştığı ve yenilikçi tüm yaklaşımların kendi alanının en iyisi olan birçok global sistemle entegre olarak yapılandırılacağı bu platform, Pfizer için de bir ilk. Dijital dönüşümü bir web sitesi veya dijital aplikasyon seviyesinden, tüm medikal tanıtım süreçlerinin entegre şekilde yönetildiği bir sistem seviyesine taşıyan bu projemiz, Pfizer için geleceğin inşasında önemli bir temel olacak.”
Dijitalleşme noktasında CIO’nun rolünü sorduğumuz Ali Orhon bu sorumuzu şöyle yanıtlıyor: “CIO’lar artık temel BT ihtiyaçlarının karşılanmasından çok öte yaklaşımları ortaya koymak ve başarmak zorunda. Sağlık profesyonellerinin hayatına dijital olarak dokunan süreçlerin yönetimine ve sağlık alanında katma değer yaratacak tüm inovasyonlarda teknolojilerin etkin şekilde kullanılmasına odaklanmak birincil sorumluluğumuz haline geliyor. Bu bağlamda, CIO rolü de dijital dönüşüm için gerekli yeteneklerin kazandırılmasına; iş ihtiyacını bütünsel olarak görüp stratejilerin ve organizasyon yapılarının buna adapte edilmesine ve gerekli platformların seçimi ve kurulumunun yanında bu büyük kültürel değişimin yönetimine doğru evriliyor. Örneğin; EMTECH yeni doğan teknolojileri değerlendiren ve startup firmalarla işbirliklerine gitme potansiyellerini inceleyen yeni bir BT fonksiyonu olarak hayatımıza girmiştir. Satış ve pazarlama tarafında da çoklu kanaldan pazarlama ve iletişim, içgörü analizi gibi yeni roller ve fonksiyonlar bu büyük dönüşümde önemli roller üstlenmekte.”
Dijital dönüşümün ilerleyen yıllarda sağlık alanında önemli katkıları olacağını sözlerine ekleyen Orhon, “Sağlık verilerimizi takip altında tutan giyilebilir teknolojilerden cerrahi müdahalelerde kullanılan robotlara, sosyal medya verileriyle hastalık trendlerini belirlemekten genetik mühendisliğine, sağlığın her alanının çok daha fazla ve hızla dijitalleşmesine tanık olacağız. 2017 hastalıklarımız ve tedavilerimiz açısından bilgilenme, diğer hastalarla duygusal veya sosyal etkileşimler, ayrıca doktor ve hasta arasında tedaviye yardımcı tıbbi bilgi takibi için kullanabileceğimiz medikal dijital uygulamaların sayısında ciddi bir artış gözlemleyeceğimiz bir yıl olacak. Sağlık alanındaki bu dijital dönüşümün doğru teşhis ve etkin tedaviye yönelik ciddi katkılarda bulunacağını düşünüyorum” diye konuşuyor.
Aynı zamanda, sağlık sektöründe Türkiye’deki gelişmeleri de değerlendiren Orhon şöyle konuşuyor: “Kimlik numaralarımızın M2M destekli giyilebilir teknolojilerle ve yine tetkik ve tedavide kullanılan M2M destekli sağlık cihazlarıyla entegrasyonu; doktorlarımızın vatandaşlarımıza çok daha verimli, çok daha hızlı bir sağlık hizmeti sunmasına katkı sağlayarak performans göstergelerinde anlamlı artış sağlamaya yönelik müthiş bir fırsat sunmaktadır. Türkiye olarak teknolojiyi kendimize çok kısa bir sürede adapte edebiliyoruz. Bu nedenle tansiyon, kalp, nabız, uyku ritmi ve benzeri alanlarda yeni doğmakta olan ölçüm sensörü destekli teknolojiler ve anomali durumunda doktorla veya sağlık kurumuyla direkt veya SMS-internet üzerinden bağlantı kurmayı sağlayan teknolojiler de kısa bir süre içinde hayatımızda yerini alacaktır. Bu noktada kamu, özel sektör ve üniversite iş birlikleri gerçekten büyük önem taşıyor. Ayrıca yeni teknolojilerle donatılmış modern şehir hastaneleri de dâhil olmak üzere hastanelerimizde ve kliniklerimizde kullanımı artacak bilişim çözümleri, kişiselleştirilmiş tıp ve e-sağlık uygulamaları önümüzdeki yıllarda da gündemimizden hiç düşmeyecek gibi görünüyor.”

Yeni teknolojiler ile dijital hizmet almayı talep eden hastalar oluşuyor, biz de dijital yolculuğu yönlendiriyoruz!
Amerikan Hastanesi IT Direktörü Gürkan Cağlıoğlu ise konuyla ilgili olarak, kamu ağırlıklı olan sağlık sektörü içerisinde özel sağlık kurumlarının ve kamu özel sağlık iştiraklerinin artışının ve sağlık sistemindeki dönüşümün de etkisiyle, Sağlık Bilişimi’nin daha hızlı ilerlediğini belirterek, “Bu alanda faaliyet gösteren yerli firmaların uluslararası seviyede Ar-Ge faaliyetleri yürütmesi sağlanırsa bu ilerleme ivme kazanacaktır diye düşünüyorum” diyor. Sağlık sektöründe hastaların aynı zamanda birer tüketici olduğuna dikkat çeken Cağlıoğlu, “Tüketici davranışları ve alışkanlıkları yeni teknolojilerin kişisel kullanımının artmasıyla farklılık göstermekte, dijital hizmet almaya hazır bunu talep eden hastalar oluşmaktadır. Kurumumuz bu farkındalıkla hem süreçlerinin dijitalleşmesi ile optimizasyonunu sağlamak hem de sağlık hizmetlerinin sunumunda dijital dönüşüm çalışmalarını yürütmektedir. Ben de BT Yöneticiliğine ek olarak Koç Topluluğu genelinde yürütülen çalışmalara entegre ‘Dijital Dönüşüm Lideri’ unvanı ile görevime devam etmekte, sağlık kurumlarımızın dijital yolculuğunu yönlendirmekteyim” diye konuşuyor.
Sağlık sektörünün, dijital dönüşüm etkisinden zincirlerini kırarak hastanın dijital talepleriyle birlikte, özellikle mobilite, nesnelerin interneti, büyük veri gibi dijital trendlere uyum sağlayacağını kaydeden Gürkan Cağlıoğlu, bu alanlarda üretilen çözümlerin tanı ve tedavi süreçlerinde yer bulacağını söylüyor. Cağlıoğlu şöyle devam ediyor: “Özellikle dünyada son çeyrek yüzyıldaki gelişmeleri ele aldığımızda başta Kuzey Amerika, Uzak Doğu ve Avrupa olmak üzere üretilen teknolojileri yakın takip etmeli onların tüketicisi olmak yerine aynılarını ve daha iyilerini üretebilmeyi hedeflemeliyiz. Bu yönde sunulan teşvikler bu faaliyetlerin artmasını sağlayacaktır diye umuyorum.”
Öte yandan; veri güvenliğine de değinerek, güvenliği sağlık sektörü açısından değerlendiren Gürkan Cağlıoğlu, “Güvenlik her zaman öncelikli bir endişe. Başta en değerlisi olan bilgi olmak üzere üretilmiş olanların her zaman korunması ihtiyacı insanlıkla süre gelmiştir. Şüphesiz ki, kişisel sağlık bilgisi de bunun en değerlisi. Süreçler ve yöntemler bir sistematik çevresinde ilerler, iç ve dış denetimler sık yapılırsa hep var olan riskler yine geçerliliğini sürdürecek bu riskler için alınacak önlemler güvenlik görevlerimizi yerine getirmemizi sağlayacaktır. Dijitalleşmenin eski teknolojilere göre daha çok risk barındırdığı farkındalığı ile dijitalleşme yatırımları güvenlik yatırımları ile paralel sürdürülmeli” şeklinde konuşuyor.

bidar-özgür

Sağlık sektöründe hazine değerindeki veri yığınları biraz daha ilgiye muhtaç!
Nobel İlaç Bilgi Teknolojileri & Proje Yönetim Ofisi Direktörü Bidar Özgür Ulutaş ise, sağlık bilişiminde Türkiye’nin rolünü değerlendirirken, “İlaç sektöründe ERP’ler, CRM/CLM uygulamaları ve fabrika otomasyon sistemleri son derece yaygın. Bunlar aslında üretim sektöründe yer alan veya saha satış ekibi olan pek çok sektörde de benzer. Hastane tarafında ise web üzerinden tahlil sonuçlarına ulaşım, SGK’nın online sistemleri ve e-devlet de oldukça sık kullanılan uygulamalar Bu saydıklarımızın klasik olduğunu söylersek, sektörde daha ‘yeni’ uygulama alanları arasında, giyilebilir teknolojiler vasıtasıyla aktivite ve sağlık verilerinin toplanması gibi mobil uygulamalar popülerleşmiş vaziyette. Fakat yine de bu alan ülkemizde gelişmiş değil. Bir diğer gelişime açık alan ise bu günlerde çokça konuşulan, büyük veriden faydalanıyor olmamız. Hem İlaç firmaları hem de hastaneler için hazine değerinde bilgi parçaları taşıyan veri yığınları şu an biraz daha ilgiye muhtaç” diye konuşuyor.
Endüstri 4.0, fabrika ve laboratuvarlarda kullanılan akıllı cihazlar ile sistemler arası kesintisiz ve güvenli entegrasyonların bugün dijital dönüşüm deyince akıllara gelen popüler konular olduğunu söyleyen Ulutaş, bu süreçlerin sonucunda da büyük veri kavramının ortaya çıktığını ifade ediyor. Bidar Özgür Ulutaş şöyle devam ediyor: “Elbette bilgi teknolojilerinin vazgeçilmezi olan güvenlik konusu ise her zamanki gibi en öne çıkanlar arasında. Gittikçe daha karmaşıklaşan, merkezîleşmek yerine merkezden uzaklaşan, farklı platformları aynı anda barındıran kurumsal mimari dâhilinde en çok ilgi gerektiren konu olarak karşımıza çıkıyor güvenlik. Ayrıca, bugünlerde dijital dönüşüm, kurumsal bağlamda bir araya geldiğinde, ilk akla gelen ister istemez CDO rolü oluyor. Dijitalleşme bu rolü yarattı. Özetle CDO’nun bir diğer açılımı da Chief Data Officer diyebiliriz. Ve bu görevin parçası olarak dijital yol haritalarını oluşturmak en güncel konulardan.”
2017’de dijital dönüşümün sağlık alanında hangi yönde katkıları olabileceğini sorduğumuz Ulutaş, “Teknoloji yine, hem firmanın büyümesi ve karlılık artışı, hem de kurumsal verimlilik ve kaynakların doğru kullanımıma direk katkı sağlayacak şekilde kullanılmaya çalışılacak. Aslında bu bakış açısı ile gerçekleştirilen projeler firmaya değer yaratacak veya risklerini proaktif bir şekilde yöneterek firmaya katkı sağlayacak. Elbette böyle bir entegre sistemler bütünü öncelikle kurumsal dijital yol haritasını oluşturarak başlıyor. Sonrasında da kurum stratejileri göz önünde bulundurarak iş sonuçlarının değerlendirilmesi gerekiyor” diyor.
Hızlı dijitalleşme noktasında, sağlık alanındaki verilerin güvenliğinin endişe yaratıp yaratmayacağı konusunda ise Ulutaş şöyle konuşuyor: “Verilerin güvenliğinin endişe yaratacağını elbette düşünüyorum. KVKK adaptasyonu, sızdırmazlık testleri ile BT risk yönetimi kapsamında risk haritalarının çıkartılması, iç ve dış denetimler, sektörel yerli ve yabancı otoritelerin regülasyonları gibi kimisi yıllardır periyodik olarak gerçekleştirdiğimiz, kimisi ise nispeten yakın zamanda gündeme gelmiş güvenlik konuları. Bu kadar farklı, zahmetli ve ciddi maliyetleri olan çalışmalar, aslında teknoloji karmaşıklaştıkça, azalmayacak, artacak. Dolayısıyla her geçen gün güvenlik konusu daha da önem kazanıyor. İlaç sektöründe GMP ve satış yaptığımız ülkelere özgü regülasyonlar vasıtasıyla yıllardır risk yönetimini sistematik ve kurumsal olarak takip ediyoruz, önlem alıyoruz. Bunun yanı sıra, aslında güvenlik konusundaki kilit değişken olan kullanıcıları ise eğitimler vasıtasıyla, sürekli geliştirmeye ve bilinçlendirmeye çalışıyoruz.”

Categories: DOSYA KONULARI

About Author

Write a Comment

Your e-mail address will not be published.
Required fields are marked*