Veri merkezi yatırımlarına mevzuat ve güvenlik engeli!

Veri merkezi yatırımlarına mevzuat ve güvenlik engeli!

Türkiye’de, veri merkezi yatırımlarının geçmiş yıllara oranla çok daha fazla arttığı kaçınılmaz bir gerçek! Ancak umut verici rakamlara rağmen, mevzuat eksiklikleri ve güvenlik endişesi yatırımların hızının kesilmesine neden oluyor.
Derya COŞKUN
Mobil hayata geçişle birlikte daha fazla veri dolaşımı ve saklama alanı ihtiyacı, veri merkezi yatırımlarını önemli kılıyor. Özellikle, kurumsal verilerin güvenli bir şekilde saklanması ve daha düşük maliyetlerle verilerin depolanması günümüz Türkiye’sinde şirketlerin en önemli gündem konularının başında yer alıyor.
Dinamik ve değişen dış dünyaya adapte olmak için gerekliliği günden güne artan veri merkezlerinin, önemi de dünyada olduğu gibi Türkiye’de de her geçen gün fark ediliyor. Zira rakamlar da bu durumu destekliyor. Bugün Türkiye’de veri merkezi tesis büyüklüğü 100 bin metrekareye ulaşırken, veri merkezi hizmeti veren 30’a yakın şirket bulunuyor. Ancak bütün bu umut verici rakamlara rağmen, dünya ortalamasının yakalanması için gelecekte, 3 kat artış öngörülüyor. Sektör temsilcileri ve CIO’lar veri merkezi yatırımlarının hızlanması hususunda birleşirken, ‘güvenlik endişesi’ ve ‘mevzuatlar’ ise sektörün önündeki en önemli iki sorun olarak ön plana çıkıyor.

SAMSUNG CSC

“Veri merkezlerinde güvenlik, kapasite ve hız ihtiyacı artıyor”

Veri Merkezi yatırımlarının Türkiye’deki geleceğini değerlendiren Çelebi Holding CIO’su Tayfun Özçay; “Gelişen yeni teknolojiler ve teknolojinin hayatımızda her geçen gün daha fazla yer alması, veri merkezi ihtiyaçlarını artırmaktadır. Kurumsal olarak bakıldığında; firmaların temel faaliyetleri için kullandıkları Operasyonel Sistemler ve ERP sistemlerinin dışında; CRM, Risk Yönetimi, Veri Madenciliği, Big Data, IOT, MDM, Süreç Otomasyonu vs. uygulamaların kullanımı hızla yaygınlaşmakta ve altyapının vazgeçilmez bir parçası haline gelmektedir. Bunun doğal bir sonucu olarak veri merkezlerinde güvenlik, kapasite, hız ve yönetsel bilgi ihtiyacı artmaktadır” dedi.
Bireysel olarak kullanıldığında; mobil teknolojiler, sosyal ortamlar, hem bireysel hem de kurumsal veri merkezi ihtiyaçlarını aynı şekilde artırdığını ifade eden Özçay şöyle konuştu: “Sürdürülebilir rekabet avantajını yakalamanın temel gereksinimlerinden birisi, şirketlerin ana faaliyet alanlarına odaklanarak kendilerini bu alanda geliştirmeleri. Böylece enerji ve kaynaklarını, herkesten daha bildikleri ve gerçekleştirme potansiyellerinin olduğu, getirisi en yüksek olacak alana yönlendirmiş olurlar. Ana faaliyet alanına odaklanmanın gereği, destek faaliyet alanlarını, daha iyi ve maliyet efektif yönetmek için dış kaynak kullanmaktan geçmektedir. Çünkü bahse konu destek faaliyet alanları, dış kaynak olarak tercih edilen firmaların ana faaliyet alanlarını oluşturmakta ve dolayısıyla odaklanmanın, bilgi ve tecrübe birikiminin, ölçek ekonomisinin faydalarını sunmaktadır.”

“Veri Merkezi ve Yönetilen Hizmetler ihtiyacımızı bu yıl Türkiye içerisinde karşılayacağız”
Çelebi Havacılık Grubu olarak Havacılık sektöründe, kargo ve yer hizmetleri alanında uzmanlaşmış bir firma olduklarını hatırlatan Tayfun Özçay, “Bilgi Teknolojileri ana faaliyet alanlarımız arasında bulunmamaktadır. Bu nedenle Bilgi Teknolojileri alanında çok parlak bir kariyer haritası sunmamız da mümkün olmamaktadır. Dolayısıyla artan veri merkezi ve servis ihtiyaçlarımızı diş kaynak kullanımı ile karşılamaktayız. Bir süredir, yurtdışında ve yurtiçinde servis sağlayıcı firmalarla ortaklaşa bir yapıda dış kaynak kullanımı ile karşıladığımız Veri Merkezi ve Yönetilen Hizmetler ihtiyacımızı bu yıl Türkiye içerisinde, tamamen dış kaynak kullanımına yönlenerek çözüyor olacağız. Bu sayede daha az sayıda ve yetkin Bilgi İşlem kaynağını bünyemizde barındırıp, sadece doğrudan iş birimlerine katma değer yaratan, grubumuzun dinamik ve değişen dış dünyaya adapte olmasını ve bu konularda öncülük etmesini sağlayacak projelerde görev almayı hedeflemekteyiz” diye konuştu.

iski-çetin-çibuk

“Herkesin kendi riskini üstlendiği modeller revaçta olacak”
İSKİ CIO’su Çetin Çibuk ise, veri merkezi konusunda ihtiyaçların arttığını söyleyerek, kendilerinin de veri merkezi yatırımlarını, “Veri Merkezleri yatırımlarımızı bizzat idare ve İstanbul Büyükşehir Belediyesi altıda müşterek olarak yapmaktayız. Dış kaynak kullanımı hususunda mevcut ahval içerisinde bir ihtiyaç görünmüyor. Yarının getirecekleri farklı bir değerlendirme yapmamıza vesile olabilir” dedi. Veri merkezi yatırımları konusunda herhangi bir sıkıntı yaşamadıklarını söyleyen Çibuk, genel olarak bakıldığında ise, insan kaynağı ve yüklenicilerin ehliyetinin bir sorun olarak aktarılabileceğini belirtti.
Türkiye’de veri merkezi yatırımlarında eksik bulduğu noktalara da değinen Çetin Çibuk şöyle konuştu: “Veri Merkezleri düşük maliyetlerle yüksek güvenlikler ve yüksek yedeklilik sunma gibi bir farklı yaklaşıma sahip. Realize olmamış risklerin pazarlanmasından kazanç sağlayan veri merkezi işletmecileri risklerin yakıcı şekilde ortaya çıkması halinde çok büyük maddi yükümlülükler altına girecek ve karşılayamayacakları maliyetlerden dolayı da hayatiyetleri sona erecek. Nihayetinde yine konvansiyonel herkesin kendi veri merkezine sahip olduğu ve kendi riskini üstlendiği model revaç bulacaktır.”

yekta caymaz

“Türkiye’de IBM, Google, Amazon gibi başarılı bulut servis sağlayıcıların DC yatırımları yok!”
Veri merkezinde ihtiyaçların arttığı konusunda Yıldız Holding CIO’su Yekta Caymaz da meslektaşları ile hem fikir! “Artık eskisine göre çok daha fazla veri işleme gücüne, saklama alanına ve bunları kullanırken hızlı iniş çıkışları yönetecek esnekliğe ihtiyaç var” diyen Caymaz’a göre; güvenlik bulut konusunda ilk akla gelen çekince olmaya devam ediyor.
Caymaz, “Global servis sağlayıcılar bir taraftan sağladıkları PaaS ve SAAS hizmetlerin güvenlik algılarını sertifikasyon ve sağladıkları özel güvenlik servisleri ile artırmaya çalışırken bir taraftan da Hibrid Cloud konsepti daha çok öne çıkmaya başladı. Böylece şirketlerin çalışan, müşteri ve finansal bilgiler gibi kritik datalarını Private Cloud da daha güvenli tutarken daha az kritik data işleyen sistemleri, bu sistemlerdeki deki anlık büyüme ihtiyacı, DR sistemler ve backup , BI, IOT vb. servisler için public cloud servislerini kullanabiliyorlar” dedi.
Holding olarak dış kaynak kullanımına sıcak baktıklarını söyleyen Yekta Caymaz, “ERP sistemlerimizin altyapısını ve yönetimini tamamen global bir servis sağlayıcıya outsource etmiş durumdayız. Diğer tüm sistemlerimizi Private Cloud içinde barındırıyoruz. Bunun için de Co-alokasyon servislerini kullanıyoruz. Yani veri merkezi yatırımlarımızın bir kısmını kendimiz yaparken diğer kısımları için hazır bir DC in sunduğu barındırma servislerinden faydalanıyoruz” diye konuştu.

“İhtiyaç durumunda büyümek en büyük sıkıntı!”
Veri merkezi yatırımlarında kurumları açısından olası sorunlara da değinen Caymaz, ihtiyaç durumunda büyümenin en büyük sıkıntı olduğunun altını çizdi. “Önümüzdeki projelere ve olan sistemlerin büyüme trendlerine bakarak dönemlik kaynak planlamaları yapıyoruz” diyen Yekta Caymaz, şöyle konuştu: “Bu planlama sonucunda satın alma ihtiyacı oluyor ise bütçe, RFP süreci, DC deki yerin uygunluğu, önceki yapılan satın almalar ile oluşan ekipman parkı ile uyum, portföy standardizasyonu, yeni teknolojiler ve trendler gibi pek çok parametreyi bir arada değerlendirerek projelerin teslim sürelerine göre kilometre taşlarını belirleyip aksiyonlarımızı alıyoruz. Bu çok partinin bir arada uyumlu çalışmasını gerektiren uzun soluklu bir süreç ve mutlaka sorunlar çıkıyor.”
Caymaz, Türkiye’de veri merkezi yatırımlarındaki eksiklere de işaret ederken, Türkiye sınırları içinde MS, IBM, Google, Amazon gibi başarılı bulut servis sağlayıcıların DC yatırımlarının olmadığına dikkat çekti. Caymaz şöyle devam etti: “Lokal bulut servis sağlayıcılarının, sağladıkları havuz kaynakların maliyetleri ölçek ekonomisi sebebiyle global rakiplerinin sağlayabildiği rakamların üzerinde. Yeni DC yatırımları ile dünyadaki en son başarılı uygulamaların Türkiye’ye taşınmasını, aynı yerde büyüme ve DC de müşteriden müşteriye farklılaşacak ihtiyaçları kabin seviyesinde özelleşecek servisler ile karşılayabilecek çevik uygulamaların hayata geçirilmesini bekliyoruz.”

ABH

“Türkiye yatırım konusunda gecikirse iddiası kalmayabilir!”
Veri merkezlerinin Türkiye’deki öneminin dünyada da olduğu gibi gün geçtikçe katlanarak arttığını söyleyen Anadolu Bilişim Dönüşüm Projeleri ve Müşteri İlişkileri Grup Müdürü Yaser Aras, devlet teşviği almaksızın sektörün özellikle 2012-2013 yıllarında ortalama yüzde 26,58 oranında büyüdüğünü belirtti. Aras, “Türkiye için 2012-2013 yıllarına ait veriler, veri merkezi yatırımlarının yüzde 26,7, kapasitelerinin yüzde 31, enerji ihtiyaçlarının yüzde 29,6, operasyonel giderlerinin yüzde 32,1 ve personel istihdamının yüzde 13,5, toplamda ortalama yüzde 26,58’lik bir büyümenin olduğunu göstermektedir. Bu veriler, sektöre yapılan yatırımların açıkça gelecekte artacağının sinyalidir” dedi.

“Türkiye’nin veri merkezi sektörü için atması gereken adımlar konusunda gecikmesi küresel ölçekli bu pazarda var olabilme iddiasını kaybetme ihtimalini doğurmaktadır” diyen Yaser Aras, veri merkezlerini çok yakından ilgilendiren sanayi elektriği ve gerekli yasal düzenlemeler gibi konularda, veri merkezi işletmecilerine daha makul imkânlar sunan ülkelerinin bulunduğunun altını çizdi. Veri Merkezi hizmetleri veren işletmecilerin, yurt dışındaki muadilleri ile benzer koşullarda hizmet verebilmeleri için benzer mali yükümlülüklere tabi olmaları gerektiğine işaret eden Aras, şöyle konuştu: “Veri Merkezlerini sadece bulunduğu ülkeye hizmet veren bir yapı olarak düşünmemek gerekir. Bu doğrultuda yapılabilecek iyileştirmeleri Ekonomik, Yasal ve Teknik iyileştirmeler olarak üç başlık altında ele almak mümkündür. Ülkemizde veri merkezlerine herhangi bir teşvik uygulaması bulunmamakta… Dolaylı bir şekilde söz edilebilecek ve kısmen ekonomik teşvik olarak görülebilecek tek örnek KOSGEB destekleme programları çerçevesinde faydalanılabilecek destek programlarıdır. Ancak bu destek programları küresel ölçekte değerlendirildiğinde veri merkezleri için yeterli olmamaktadır. Veri Merkezleri şu anda 6948 numaralı Sanayi Sicil Kanunu kapsamındaki Sanayi işletmesi tanımına girmemesine karşın bu konuda gerekli iyileştirme yapılarak EPDK tarafından uygulanan ve sanayi işletmecileri için yürürlükte olan 1 numaralı tarife kapsamına girmesi faydalı olacaktır.”

“Mevzuatlar veri merkezlerinin yaşadığı sıkıntılara cevap vermemektedir!”
Türkiye’de veri merkezlerini düzenleyen bir kanun da bulunmadığına dikkat çeken Aras, “Buna karşın 5651 sayılı İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkındaki Kanunda bazı tanımlar yapılmıştır. Fakat bu mevzuatlar veri merkezlerinin yaşadığı sıkıntılara yeterince cevap verememektedir. Teknik açıdan ise fiber ağ altyapıları, günümüzde internet üzerinden yaptığımız her türlü işlemimizin daha hızlı ve daha verimli bir şekilde gerçekleştirmek için tasarlanmıştır. Uzun vadeli yatırımlar kategorisinde yer alan fiber ağların yaygınlaştırılması, maliyetleri açısından yüksek gibi gözükse de gelecekteki getirileri açısından çok büyük bir önem taşımaktadır” diye konuştu.

“En yeni teknolojilerin sağlanmasına dikkat edilmeli”
“Ülkemizin sınırlı kaynakları göz önünde bulundurularak maliyet-kalite-performans dengesini sağlayacak en yeni teknolojilerin sağlanmasına özellikle dikkat edilmelidir” diyen Aras, “Anadolu Bilişim olarak geleneksel yaklaşımların ötesine geçerek daha geniş kapsamlı bir güvenlik sağlıyoruz. BT güvenliği konusunda müşterinin konumunu ve saldırılara açıklığını analiz ediyoruz” dedi.
Yatırımlar konusunda öngörülerini de paylaşan Yaser Aras, değerlendirmelerini şöyle paylaştı: “Önümüzdeki dönemde Bulut Bilişim pazarının genişlemesi ve özellikle KOBİ’ler tarafından veri merkezi hizmeti kullanımının yaygınlaşmasıyla birlikte veri merkezlerine olan talebin hızla artması beklenmektedir. Kurumların iş sürekliliği beklentileri de veri merkezi taleplerini arttıracak yönde bir gelişim göstermektedir. Öte yandan yerel ve yabancı yatırımcıların devam eden veri merkezi yatırımlarının yakın zamanda hizmete girmesi söz konusu. Bu alanda farklı müşteri beklentilerine yanıt vermek üzere yeni oyuncuların da piyasaya girmesi sürpriz olmayacaktır.”

NGN

“Uluslararası firmaların veri merkezi yatırımları Türkiye’ye kayacak”
Kişi başına düşen cihaz sayısındaki artışın, bulut bilişim servislerine olan ilgiyi de hızla artırdığını belirten NGN Genel Müdür Yardımcısı Müfit Süer, “Bu durumun beraberinde getirdiği ‘büyük veri’ ise veri merkezi yatırımlarının bu denli büyümesinin sebebi olarak açıklanıyor. Yaklaşık 10 yıldır tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’de de şirketler elektronik ortamda veri saklama işini kendi bünyelerinde yapmak yerine, bu hizmeti veri merkezi yatırımı olan profesyonel bilişim teknolojileri şirketlerinden almayı tercih ediyor. Veri merkezi pazarı böylece hızla büyürken, Türkiye de bu pazarda yerini alıyor. Çalışmalar, dünyadaki veri merkezlerinin yaklaşık yüzde 45’inin Amerika’da olduğunu ortaya koyuyor. Bunu yüzde 25 ile İngiltere, İrlanda, İsviçre, Almanya, Fransa, Hollanda, İtalya ve Polonya’nın da içinde olduğu Batı Avrupa ülkeleri takip ediyor” dedi.

“Uluslararası firmaların büyük çaplı veri merkezi yatırımları Türkiye’ye kayabilir”
Türkiye’nin, veri merkezi pazarında hızlı bir büyüme ivmesi yaşandığını kaydeden Süer, Türkiye’nin veri merkezi yatırımlarıyla pazarda; Brezilya, Kolombiya ve Arjantin’le birlikte dünyada en hızlı büyüyen ilk beş ülke arasında yer aldığının altını çizdi. “Türkiye’de sunucu barındırma hizmeti de dâhil olmak üzere veri merkezi hizmeti veren 30’a yakın şirket olduğu tahmin ediliyor. Ekonomik büyümenin doğuya doğru kayması, yabancı yatırımlardaki artış, telekom ve finans sektörlerindeki ihtiyaçların büyümesi ve e-ticaretin yaygınlaşması gibi nedenlerden dolayı, Türkiye’nin önümüzdeki yıllardan itibaren bölgede veri merkezi üssü olarak konumlanmayı hedefleyeceği düşünülüyor” diyen Müfit Süer’e göre; bu beklenti uluslararası firmaların büyük çaplı veri merkezi yatırımlarını Türkiye’ye kaydırmasına neden olacak.

Süer şöyle konuştu: “Uluslararası Yatırımcılar Derneği’nin ‘2023 Hedefleri Yolunda Bilgi ve İletişim Teknolojileri Raporu’nda açıklandığı üzere, mobil iletişim teknolojileri, sabit iletişim, telekomünikasyon ekipmanları, yazılım, donanım ve bilişim hizmetlerinin kullanımındaki her yüzde 1’lik artış, ülkemizin GSYİH’ne 1.8 oranında çarpan etkisi yapmaktadır. NGN olarak, daha iyi bir gelecek için Türkiye’deki yatırımlarımızı sürdürürken, Türkiye’nin BT pazarında önemli bir üsse dönüşmesine katkı sağlamak üzere çalışmalarımıza devam ediyor olacağız.”

“Dış kaynaklı veri merkezlerine güvenlik endişesiyle tedirgin yaklaşılıyor”
Sektörün önünün açılması adına atılması gereken adımlardan da bahseden Müfit Süer, “Dış kaynaklı veri merkezlerine tedirgin yaklaşılmasının en büyük nedeni güven endişesi. Güvenlik nedeniyle müşteriler veri kaybı yaşayacaklarına ve dolayısıyla şirket imajının olumsuz etkileneceğine dair bir önyargı içindeler. Sahip olunan verilerin kaybının yanı sıra, ortaya çıkabilecek zararlar ve cezalar milyon dolarlara mal olabiliyor. Bu endişe en çok da finans sektöründe öne çıkıyor” diye konuştu.
Bir yandan da şirketlerin dış kaynaklı veri merkezlerinden faydalanarak, uygun maliyetle en son teknolojiye en güvenli yollardan ulaşabildiklerini artık kavramış durumda olduklarına işaret eden Süer, “Büyük veri merkezi şirketlerinin yedekleme ve güvenliğe maksimum yatırım yaptıkları artık aşikar. Yasal mevzuatların da tamamlanması, henüz dış kaynak kullanılmayan birçok sektörü de veri merkezi pazarı için potansiyel müşteri olarak konumlayacaktır” dedi.

Müfit Süer şöyle devam etti: “Dev şirketlerin yanı sıra artık KOBİ’lerin de bu anlayışla yola devam etmeleri Türkiye IT pazarı için önemli bir dönüm noktası oluyor. Önümüzdeki 5 yıl içerisinde firmaların büyük çoğunluğunun IT altyapılarını bulut tabanına taşıyacakları ve aldıkları geleneksel dış kaynak hizmetlerini bulut bazlı modellere çevirmeye başlayacakları kanısındayız. Şirketler artık veri merkezi hizmetinin veri saklamanın ötesinde bir değer yaratması gerektiğinin farkında. Büyük veriyi yönetebilme, mobil olarak erişebilme, koruyabilme ve bu veriyi kullanarak rekabette öne geçme gereksinimleri 2016 ve sonrasının bilişim pazarına yön verecek.”

RADORE

“Gelecekteki veri merkezi yatırımları teknoloji odaklı olacak”
Radore Yönetim Kurulu Başkanı Zeki Kubilay Akyol’a göre, internet kullanımının artması, veri merkezlerine yönelik ihtiyacın ciddi boyutlara ulaşmasına neden oldu. “Online alışverişten oyunlara, mobil cihazlardan şirketlerin neredeyse tüm iş süreçlerini dijital dünyaya taşımasına kadar bilgi alışveriş trafiği hızı artıyor” diyen Akyol, bu nedenle teknolojinin içerisinde varlığını sürdüren bir sektör olan veri merkezi hizmetlerindeki büyüme hızının birçok sektörün üzerinde olduğunu ifade etti.

“İnsan gücü anlamında Avrupa’dan daha iyi konumdayız”
Geçmişle kıyaslandığında, veri merkezlerinin çok daha iyi bir noktaya geldiğini gördüklerini belirten Zeki Kubilay Akyol, “Örneğin; 2004 yılında Avrupa ile aramızda büyük bir uçurum varken, şu an rekabet edebilecek konumdayız. Yabancı internet servis sağlayıcılarının da Türkiye pazarına girmeye başlamasıyla, bunlardan hizmet alıp Avrupa’ya daha hızlı bir şekilde erişmeye de başladık. Yavaş yavaş yabancı müşterilerin de bizden hizmet almaya başladığını görüyoruz. Özellikle Avrupa’dan talepler artmaya başladı. Avrupa’daki veri merkezlerinden altyapı anlamında farkımız bulunmuyor. Radore olarak; Metrocity AVM’de bulunan ve 1.035 metrekare beyaz alan olmak üzere toplamda 2 bin 500 metrekare büyüklüğündeki 10 bin sunucu kapasiteli TIER 3 standartlarındaki üçüncü nesil Veri Merkezi’mizle, 3 bine yakın kişi ve kuruma hizmet veriyoruz. Ekip ve insan gücü anlamında ise Avrupa’dan daha iyi bir konumda olduğumuzu söyleyebiliriz” diye konuştu.

“Veri merkezleri yatırımcıları yedekli enerji için kısıtlı imkânlarla başa çıkıyor”
Özellikle Türkiye’nin veri merkezleri için odak noktası olabilmesi için önündeki bazı engellerin aşılması gerektiğine dikkat çeken Akyol, şöyle devam etti: “Örneğin taşıyıcı bağımsız veri merkezleri için en önemli unsur farklı internet servis sağlayıcılarından hizmet alabilmek. Yurtdışında olduğu gibi Türkiye’de de birçok ISP’den internet erişimi hizmetini alabileceğimiz altyapıya ulaşabildiğimizde önemli bir engeli aşmış olacağız. Bir diğer konu da enerji… Alternatif enerji kaynağı yatırımlarının eksikliği ve mevcut enerji kaynaklarına erişim ve maliyetler ülkemiz için bir handikap oluşturuyor. Veri merkezleri yatırımcıları her şeyden önce özellikle yedekli enerji sağlayabilmek için kısıtlı imkânlarla başa çıkmaya çalışıyorlar. Son olarak internet endüstrisi ve veri merkezleri ile ilgili regülasyonların henüz yeterince olgunlaşmamış olması da yatırımları olumsuz etkileyebiliyor. Özetle enerji, internet erişimi ve regülasyonlar konusunda daha yapıcı ve hızlı adımlar atabilirsek Türkiye’yi veri merkezleri için daha cazibeli bir lokasyon haline getirebiliriz.”

“İnternet altyapısı yatırımlarıyla birlikte sektör çok hızlı büyüyecek”
Yatırımlarla ilgili gelecek öngörülerine de değinen Akyol şöyle devam etti: “Daha önce bahsettiğim yabancı servis sağlayıcıların Türkiye’ye gelmesiyle birlikte hem Avrupa’ya hem de Ortadoğu, Afrika ve Asya’ya daha hızlı bir şekilde internete bağlanabileceğiz. Türkiye’deki fiber optik projelerinin tamamlanmasıyla Türkiye merkezi konumundan dolayı çok önemli bir rol oynayacak, doğu ve batıyı birbirine bağlayacak. Dolayısıyla internet altyapısına yapılan yatırımların artmasıyla beraber sektörün çok hızlı bir şekilde büyüyeceğini öngörüyoruz. Veri merkezleri konusunda da yabancı oyuncuların Türkiye’ye yatırım yapmaya başladığını görüyoruz. Bu da hem sektörü hareketlendirecek, hem de rekabeti arttıracak. Veri merkezlerinin en önemli kaynağının enerji olduğunu düşünürsek, enerji sektöründeki yatırımların da veri merkezlerini doğrudan etkilediğini söyleyebiliriz. Bununla birlikte artık müşteriler bir veri merkezinden sadece sunucu barındırma hizmeti değil, “managed services” gibi katma değerli servislerin de üretilmesini bekliyor. Bu da ciddi anlamda insan gücü ve know how yatırımı gerektiriyor. 2018 yılına kadar veri merkezi sektöründeki yatırımların altyapı alanında değil, teknoloji odaklı olacağını düşünüyoruz.”

ZENIUM

“İstanbul’un veri merkezinde bir üs haline geleceğine inanıyorum”
Zenium Türkiye Ülke Müdürü Aslıhan Güreşcier ise, mevcut yatırımlar açısından bakıldığında bugün Türkiye’de veri merkezi tesis büyüklüğünün yaklaşık 100 bin metrekare, sunucuların yer aldığı beyaz alan büyüklüğünün ise Zenium Istanbul One kapasitesi de eklendiğinde 25 bin metrekare büyüklüğünde olduğunu söyledi. Güreşcier, “Uluslararası pazarda veri merkezi tesisi konusunda uzmanlaşmış bazı firmaların Türkiye’de varlık göstermek için araştırma yaptığını düşünürsek; internet bağlantı çeşitliliği, ekonomik istikrar, içerik sağlayıcı firmaların Türkiye’de bölgesel operasyonlar için fırsat görmesini kolaylaştırıcı düzenlemeler bu yatırımcıları Türkiye’ye çekecek ve yeni yatırımların da daha hızlı gerçekleştirilmesine olanak tanıyacaktır” dedi.

“Ağ altyapı kalitesi ve ekonomik teşviklere sahip olmamak sorun!”
Türkiye’de veri merkezlerinin tam anlamıyla ifade edildiği herhangi bir yasal mevzuatın hâlâ bulunmadığına işaret eden Güreşcier, “Türkiye’deki veri merkezi işletmecilerinin ortak sorunlarının başında; ağ altyapı kalitesi ve ekonomik teşviklere sahip olmamaları, Türkiye’de en azından bir adet İnternet Değişim Noktası’nın kurulması gerekliliği ve ülkemizde bilgi ve iletişim teknolojileri hizmetlerine uygulanan yüzde 25’in üzerinde yüksek vergi oranı geliyor. Veri merkezi işletmeciliğinde bölgesel bir güç olmanın önemine inanan Türkiye’nin, mevcut sorunların ortadan kaldırılması için hızla harekete geçmesi gerekiyor” diye konuştu.

“Telekom tarafında bazı ek düzenleme ve güncellemelere gereksinim var!”
Bütün bunların yanında, veri merkezi kavramına yönelik temel yasal düzenlemeler olması gerektiğini söyleyen Güreşcier, Türkiye’de bazı veri merkezlerinin bir kısmının standartlara uygun olmanın çok gerisinde olduğunu ifade etti. “Tam bu noktada veri merkezi operatörü olabilmek ve iyi kalite standartlara, tam güvenliğe, yedekliliğe ilişkin düzenleme ve denetleme mekanizmalarına ihtiyaç var” diyen Güreşcier, veri merkezlerinin temel girdisi olan elektrik kullanımına ilişkin kapasite ve altyapı düzenlemeleri kadar, verimlilik kriterine de bir tanım ve süreç getiren yasal düzenlemelerin mutlaka gerektiğinin altını çizdi. Güreşcier , “Yine veri merkezleri için olmazsa olmaz telekom bağlantılarının da çeşitlenebilmesi için, doğrudan veri merkezi kapsamında olmasa bile, telekom tarafında bazı ek düzenleme ve güncellemelere gereksinim olduğu kesin. Özetle, mevcut durumda salt veri merkezlerine yönelik bir düzenleme olduğunu söyleyemeyiz ama gerekliliği hem yeni oluşan bu sektörün doğru yapılandırılması hem de ekonomiye baştan itibaren daha fazla katma değer sağlanması açısından mutlaka gerekli” diye konuştu.
Aslıhan Güreşcier, özellikle 2017-2018 yıllarında yatırımlar konusunda öngörülerini de paylaşarak, “Önümüzdeki 3 yıl içinde 50 bin metrekare rakamını görebileceğiz. Bölgeye gelmek isteyen sağlayıcıların ana beklentisi Türkiye’yi sadece bu pazara hizmet edecek bir nokta olarak değil, bölgesel olarak hizmet verecekleri bir üs haline getirmek. İstanbul One veri merkezi tesisimizle biz de uluslararası oyuncuları pazara çekmeyi hedefliyoruz. Bu noktada bağlantı çeşitliliği ve seçeneklerin de artırılması gerekiyor. Uluslararası oyuncular Türkiye’de daha rahat hizmet sunabilir hale gelebilmeliler. Devletin bu anlamda desteğini bekliyoruz” şeklinde konuştu.

Türkiye pazarının henüz bulut servis, uygulamaların sanallaştırılması ve büyük veri uygulamalarının farklı kanallarda kullanılması noktalarında yolun başında olduğunu dile getiren Güreşcier, “Pazarın büyümesi ve bölgesel bir üs olarak kullanılması ihtimali büyük şirketlerin de iştahını kabartıyor. Zenium olarak bizim beklentimiz de, Dubai veya Sofya yerine İstanbul’un bir üs olması yönünde. Lokasyon, bağlantı kalitesi ve insan kalitesi olarak son derece iyi olan İstanbul’un bu anlamda bir üs haline geleceğine de inanıyorum” dedi.

“Sistemlerin sanallaştığı dünyada, binlerce metrekare veri merkezine ihtiyaç var mı?
Veri merkezi yatırımlarında teknik altyapı veren kurumlara önemli bazı görevlerin düştüğüne de işaret eden Aslıhan Güreşcier şöyle konuştu: “Öncelikle tasarım danışmanlığı veren firmaların, kurumları veri merkezi ihtiyaçları konusunda doğru yönlendirmesi gerekiyor. Şu anda gündemde olan projelerin ölçeği, ihtiyacı ortaya koyan kurum için kesinlikle doğru hesaplanmış mı? Sistemlerin hızla konsolide olduğu ve sanallaştığı bir dünyada, binlerce metrekare veri merkezine gerçekten ihtiyaç var mı? Veya ‘Tier’ yaklaşımı açısından gerçekten her kurum Tier 4, Tier 3 veri merkezi altyapısına gereksinim duyuyor mu? Bu tip danışmanlıklar veren firmaların, müşterilerinin minimum on yıllık gereksinimine ilişkin projeksiyonu yapmalarında da yardımcı olmaları gerekir. Genellikle öngörülemeyen ihtiyaç, gereksinimin çok üstünde metrekare ve elektrik altyapısı yatırımı ile sonuçlanıyor. Modüler ve ihtiyaca uygun altyapı ile büyümek varken, birinci günden tüm yatırımın yapılmasına yönlendirilen kurumlar, ölçek ekonomisinden faydalanamıyor. Doğru tasarım, yeterli altyapı ve kapasite, gerçekçi projeksiyon ve iyi mühendislik bu firmaların sunması gereken olmazsa olmaz dört kriter. Ek olarak tesis yönetimine ilişkin süreçler, araçlar da bu kapsamda dikkate alınmalı.”

Murat_Erkan

“Telekomünikasyon sektörü erişim maliyetleri konusunda avantajını kullanıyor”
Turkcell olarak, her şirketin bilgiye ve işe her yerden ve her an erişebilmesi gerektiğini düşündüklerini belirten Turkcell Genel Müdür Yardımcısı Murat Erkan, “Buluttan sağlanan hizmetlerdeki standardizasyon arttıkça global hizmet sağlayıcıların rekabeti de ön plana çıkıyor. Özellikle hizmeti kullanan şirketin ölçeği büyüdükçe kuruma özel istekler gündeme geliyor ve bu durumda lokal hizmet sağlayıcılar fark yaratabiliyorlar. Bulut hizmet sağlayıcıların ölçek ekonomisini kullanarak maliyet rekabetinde avantaj sağlamalarını bekliyoruz. Erişim maliyetleri toplam bulut maliyetleri içerisinde önemli bir bileşen ve telekomünikasyon sektörü bu noktada avantajını kullanıyor” diyor.
Dijitalleşen ve globalleşen dünyada, veri merkezileri için iş sürekliliğinin, kurumların kendi müşterilerine sağladıkları hizmetlerin sürekliliğini sağlamak amacıyla çok kritik hale geldiğini ifade eden Erkan, veri merkezlerinde yaşanacak hizmet kesintilerinin kurumlar için çok ciddi maddi kayıplara ve bunun da ötesinde telafisi zor prestij kayıplarına sebep olabileceğini söylüyor.
Turkcell’in toplamda 7 lokasyonda 7 bin metrekarelik veri merkezi yatırımı bulunuyor. Bu konudaki yatırımlarının aralıksız devam ettiğini kaydeden Erkan, şöyle devam ediyor: “İstanbul Gebze’de yakın bir zamanda hizmete sunacağımız yeni veri merkezimiz, Türkiye’nin Tier 3 sertifikalı en büyük, en verimli veri merkezi olacak. Toplam 33 bin metrekarelik bir alana sahip projenin sadece veri merkezi olarak kullanacağımız beyaz alanı ise 10 bin metrekare. Yine artan talebe ek olarak Ankara’daki mevcut veri merkezimize ek olarak yine burada yeni bir veri merkezi daha hayata geçirme projemiz bulunuyor. Burası da 10 bin metrekarelik bir beyaz alana sahip olacak. İzmir’e de yeni veri merkezi kurmak için hazırlıklarımız sürüyor.”
Günümüzde şirketlerin IT kaynak ihtiyaçlarının zaman içerisinde dinamik olarak değişebildiğine işaret eden Murat Erkan, bu erişilebilirlik kriterleri içerisinde güvenliğin daha da kritik bir hale geldiğini vurguluyor. “Erişilebilirlik ve güvenlik kadar pazardan gelecek ihtiyaçlara uygun tepkileri verebilmek adına esnek kapasite, hizmet alma yöntemi ile maliyetlerini yönetebildiği modeller kurumlar tarafından tercih ediliyor” diyen Erkan, ihtiyaçlar ve mevcut müşteri profili, yasal kriterler ve uyumluluk kıstasları da değerlendirildiğinde, veri merkezlerinin, farklı sektörlerden tüm kurumlara hizmet verebileceğini, ayrıca veri merkezlerinde sunulan ölçek ekonomisinden de fayda sağlanabileceğini dile getiriyor. Murat Erkan ayrıca, bulut altyapılarının veri merkezlerinin bir parçası konumunda olduğunu belirterek, “Bulut altyapılarının daha yüksek kullanımı ile birlikte veri merkezi barındırma hizmetleri de daha önemli hale geliyor” diyor.

Categories: DOSYA KONULARI

About Author

Write a Comment

Your e-mail address will not be published.
Required fields are marked*