Yeni Enerji kaynağı dijitalleşme olacak!

Yeni Enerji kaynağı dijitalleşme olacak!

Enerji sektörü dönüşüyor. Peki, bu dijital yolculuğun odağında neler var? Enerjideki dijitalleşme yeni meslek gruplarını mı ortaya çıkaracak? Enerji sektörü siber tehditlerin önüne nasıl geçecek? Veri koruma ve doğru veri analizi noktasında CIO’lara düşen görevler neler? İşte enerji sektöründe dijital dönüşüm yolculuğunun detayları…
Endüstriyel devrim tüm sektörleri dijitalleştiriyor. Sektörlerdeki bu dönüşüm beraberinde üretimden pazarlamaya, çalışma ortamlarından müşteri ilişkilerine kadar pek çok alanı da değişime zorluyor. Bu dönüşümden etkilenen sektörlerden biri de enerji…
Son kullanıcı tarafındaki dijitalleşmenin yanında işletmelerin de bu noktadaki başarısı, yeni nesil teknolojileri nasıl ve ne oranda kullandıkları ile bunları iş süreçlerine ne şekilde entegre ettiklerine bağlı olarak önem arz edecek.
Bu kapsamda; enerji sektörünün önde gelen IT liderleri ile sektördeki dijital dönüşümü, söz konusu dönüşümün getirdiği yeni meslek gruplarını, bu noktada ortaya çıkan güvenlik risklerini ve dijitalleşmenin Türkiye ekonomisi tarafındaki itici gücünü konuştuk…

Enerjiye özel siber güvenlik konularında, uzman firmaların çoğalmasını bekliyoruz
Dijital dönüşümle birlikte enerji sektöründe de değişiklikler olduğunu söyleyerek söz giren Cengiz Holding CIO’su Sinan Özkan, “Son kullanıcı tarafında dijital dönüşüm ve IOT ile birlikte ev ve iş yerlerinde tasarrufa yönelik, uzaktan müdahale edebileceğimiz cihazlar ile zaman tasarrufu, sorunların daha hızlı, kolay ve online olarak ilgili firmalara aktarılması ve çözülmesi anlamında değişiklikler oluyor. Son kullanıcı haricinde, Enerji üretim şirketlerinde de dijital dönüşümün getirdiği gerçek zamanlı veri analizine dayalı planlar ile santrallerin çalışma süreleri artırılmaya, başka bir deyişle kesinti süreleri kısaltılmaya çalışılıyor. Ayrıca dijital dönüşüm ile elde edilen verilerden yararlanılarak öngörülen bakım programları ile de yine daha az kesinti ile sistemin çalışması sağlanıyor” diyor.
Yüzde 61 verimlilik ile dünyanın en verimli doğalgaz santralini Türkiye’de Cengiz Enerji olarak faaliyete geçirdiklerini anlatan Özkan şöyle devam ediyor: “Buradaki yüzde 1 verimlilik artışı veya azalışı milyon TL’leri aşan kazanç/kayıp farkları yaratabiliyor. Dijital dönüşüm ile elde edilebilen daha detaylı büyük veri ve gerçek zamanlı veri ile daha az kesintili ve otomatik uyarı mekanizmaları ile zamanında yapılan bakım ile maliyet anlamında tasarruf yapmak mümkün. Maliyetin yanında üretilen enerjinin de daha sorunsuz bir şekilde piyasaya sürülmesi sağlanıyor. Dijital dönüşümün etkilediği bir alan da enerji dağıtım şirketleri. Burada da Cengiz Holding ortaklığı olan CK Enerji, Türkiye’nin en büyük elektrik dağıtım ve perakende satış grubu olarak 3 bölgede, online işlem merkezi, kampanyalar, arıza, bakım, acil durum hizmetleri, müşteri hizmetleri, saha ekiplerinin koordinasyonu, araçlar gibi birçok konuda dijitalleşmenin getirdiği faydalardan yararlanıyoruz. Özelleştirme yapıldıktan sonra ilk işimiz yaklaşık 100 milyon dolarlık bir bütçe ile Bilgi Teknolojileri yatırımı yaparak, dijital dönüşümü başlatmak oldu. Nasıl daha az maliyetli hizmet sunabiliriz, bunun yanında bireysel ve kurumsal tüketicilerin nasıl daha iyi ve hızlı hizmet almasını sağlarız, arızalara nasıl daha hızlı müdahale edip sorunları çözeriz bu konularla ilgili dijital dönüşümün faydalı olabileceği tüm alanları araştırıyoruz. CK Enerji Bilgi Teknolojileri biriminin önderliğinde ödüllü projeler yapıyoruz.”
Sinan Özkan’ın üzerinde durduğu bir konuda dijital dönüşüm ile birlikte gelen ISO 27001 Bilgi Güvenliği Yönetim Sistemi Standardı. Enerji üretiminde bu standardın zorunlu hale gelmesinden sonra yeni iş alanlarının oluştuğunu belirten Özkan, “Bu hâlihazırda bir örnek olabilir. Bunun yanında yine enerji üretiminde dijital dönüşüm ile cihazlardan elde edilen anlık ve büyük verinin işlenmesi için de bu konusunda uzmanlaşmış arkadaşlardan faydalandığımız oluyor. Maliyetleri, çalışma süresini ve hizmeti daha öngörülebilir şekilde yönetmek anlamında en ufak katkının dönüşü zaman ve tasarruf anlamında oldukça faydalar sağlayabiliyor. Detaylı veri analizini yapabilecek uzman kişilere de ihtiyaç zaman geçtikçe artacaktır. Enerji üretim ve dağıtım firmalarına özel siber güvenlik konularında da, uzman firmaların çoğalmasını bekliyoruz” diye konuşuyor.
“Dijital dönüşümde, elde edilen verilerin daha detaylı raporlanması ve aksiyon planları çıkartılması ve önceden uyarı mekanizmalarının daha verimli çalışması ile iş gücü kaybı ve üretim kesintilerini azaltacaktır. Ön görülemeyen maliyetler azalacaktır. Enerji üretim ve dağıtımındaki dijital süreçlerin artması ekonomiye ve tüketicilere de olumlu anlamda yansıyacaktır” diyen Özkan, dijitalleşmenin enerji sektörüne ve Türkiye ekonomisine uzun ve kısa vadede maliyet tasarrufu getirmeye başladığını ifade ediyor ve ekliyor: “Önemli olan bu değişim sürecinde geç kalmamak ve dijital dönüşüme ayak uydurmaktır.”
Enerji sektörü denildiğinde akla ilk gelen konulardan biri de elbette siber güvenlik. Siber güvenlik çözümlerinin yeterli düzeyde olmadığını savunan Sinan Özkan, “Türkiye ve Dünya’da yaşanan bazı siber saldırı örneklerinden dolayı enerji üretim dağıtım ve şirketleri ile EPDK artık çok daha dikkatli ve bu konunun bilincinde. Biz de gerek enerji üretim gerekse enerji dağıtım şirketlerimizde siber güvenlik konusuna eskisinden çok daha fazla önem gösteriyoruz. Zaten ilk aşamada ISO 27001 Bilgi Güvenliği Yönetim Sistemi Standardını sağlamak için çalışmaları uzun bir süre önce başlatmıştık. Eksikleri tespit edip yazılım, altyapı ve donanım yatırımlarını zorunlu olsun olmasın birçok lokasyonumuzda başlattık ve bazılarında tamamladık ISO 27001 sertifikasını aldık. Bunun yanında güncel yazılım ve güvenlik sağlayacak donanımları takip ediyor gerekirse yeni yatırımlar yapıyoruz. Periyodik olarak iç ve dış sızma testleri yapıyoruz ve yenilerini planlıyoruz. Zaman zaman kullanıcılarımızı ve Bilgi Teknolojileri birimimizde çalışan arkadaşlarımızı eğitiyoruz. Ayrıca yine periyodik olarak güncel saldırılara karşı tüm kullanıcılarımıza bilgilendirme e-mailleri yolluyoruz” şeklinde konuştu.

Dijital dönüşümle birlikte enerji sektöründe yeni unvanlar duyarsak şaşırmayalım!
Gaziantep Organize Sanayi Bölgesi Temsilcisi Ömer Faruk Benlier ise, gelişen sanayi ve sonrasında enerji tüketiminin getirdiği enerji üretimi ile birlikte SCADA (Supervisory Control And Data Acquisition) sistemlerine olan ihtiyacın da arttığını belirterek, “Bu sistemler sayesinde tüm olayları anlık takip etmek, kayıt altına almak, analiz yapmak ve sahaya çıkmadan sistemleri kumanda etmek mümkün olmakta. Bu da bize ihtiyaç duyduğumuz doğru bilgiyi, zaman tasarrufunu ve iş sürekliliğini sağlamaktadır. Bunu elde edebilmek için de enerji dağıtım şebekeleri SCADA sistemlerine uyumlu hale gelecek şekilde revize edilmelidir. Bunun yanında uzaktan kontrol edilebilen, güneşlenme zamanını bulunduğu koordinata göre ayarlayabilen, belli saatlerde gücü değiştirilerek tasarruf sağlayabilen LED aydınlatma armatürlerinin kullanımı da artacaktır. Elektrik, su, doğalgaz ve atık su gibi sayaçların uzaktan okunmasıyla ilgili bir dönüşüm çalışması mevcutta var olup artan bir hızla dönüşüm devam edecektir. Hem zaman hem kaynak tasarrufu hem de hataların önlenmesinde etkili bir yöntem olan OSOS (Otomatik Sayaç Okuma Sistemleri) dönüşümü enerji sektörü için elzemdir” diyor.
Her dönüşümle birlikte ihtiyaçların da farklılaştığını kaydeden Benlier, “Dijital cihazların birbirleriyle ve merkezi kontrol ünitesiyle haberleşmesini sağlamak için çoğunlukla fiber optik ve kablosuz taşıma kullanıyor. Haberleşme ve saha ekipmanlarının programlanması, gerektiğinde parametre değişikliğinin yapılması, alınan verilerin analiz edilip değerlendirilmesi gerekiyor. Bunun için de bu konulara hâkim eleman ihtiyacı ön plana çıkıyor. Yakın zamanda fiber optik mühendisi, Kablosuz haberleşme uzmanı, SCADA teknisyeni gibi unvanları duymaya başlarsak hiç şaşırmayalım. Dijital dönüşümle birlikte kesinti sayılarının azalması, arıza noktalarının anında tespit edilmesi ile kayıpların önüne geçilmesi ve yine OSOS sistemlerinin kaçak kullanım oranını düşürmesi ile ekonomiye hatırı sayılır bir katkı yapacaktır” diye konuşuyor.
Ömer Faruk Benlier’in siber güvenlik noktasındaki yaklaşımı da meslektaşları ile benzer özellik gösteriyor. Yüzde 100 güvenli bir sistem oluşturmanın mümkün olmadığına işaret eden Benlier şöyle devam ediyor: “En büyük açık noktayı ise sistem içindeki kullanıcılar oluşturmaktadır. Bilinçsizce yapılan kullanımlar kötü niyetli kişilerin sisteme sızmasını kolaylaştırmaktadır. Biz bu konuda güvenlik duvarını, işletim sistemlerini ve antivirüs programını güncel tutarak, zararlı bulunduğu bilinen sayfalara erişimi engelleyerek ve kullanıcıların bilinçlenmesini sağlayarak tehlikeyi uzak tutmaya çalışıyoruz.”

En büyük eksik iletim sistemini dijital dönüşüme hazırlamak
Hem teknoloji olarak hem de piyasanın mekanizması ve ihtiyaçları anlamında geçmişe kıyasla çok büyük farklar olduğunu kaydeden Bilgin Enerji CIO’su Murat Can Alkan, hedeflerinin yatırımlarda olduğu kadar, mevcut ve gelecek tesislerinde de teknolojinin nimetlerinden faydalanarak ilerlemek olduğunu belirtiyor. Alkan, “Çağımızın gereği olarak her bilgiye anında erişmek istiyoruz ve tabi ki en kritik sektörlerden biri olarak enerji sektörü de bundan nasibini alıyor. Hem enerji piyasası yeniden şekilleniyor, hem de üretim sektörü için anlık çözümler bulmamızı sağlayan teknolojik imkânlar sahip olduğumuz tesislerin ömürlerini uzatarak daha verimli çalışmamızı sağlıyor. Kendi kendine enerji ticareti yapan sistemlerden, kendi arızasına teşhis koyan türbinlere kadar sektörün gelişeceğini öngörüyoruz. Tabi ki, ‘smart grid’ entegrasyonuyla birlikte tüketim ve yük dağıtım işlerinin gelişeceği zaten aşikâr. Şu an cep telefonumuzdan kendi üretimlerimizi, arızalı türbinlere müdahale durumlarını, elektrik piyasasının durumunu anlık takip edebilmek ne kadar mümkünse, eminiz ki gelecekte sorunları oluşmadan dahi çözecek, kaynaklarımızı en verimli şekilde yönetecek bir yazılımlar sistemi şirketleri yürütecek, biz de sadece bu sistemi ayakta tutamaya çalışacağız” diyor.
Tüm bilgilerin hâlihazırda bir yerde dağınık olarak bulunduğunu bir kez daha hatırlatan Murat Can Alkan şöyle devam ediyor: “Bu bilgileri yönetmek başlı başına bir iş. Bunu yönetecek olanlar da sadece IT elemanları olmayacak, hem işin tekniğinden anlayıp hem de bilişim alanında uzman personeller oluşması kaçınılmaz çünkü bu büyük veriyi işlemek ve kullanıma hazırlamak bir iş, yorumlamak ve aksiyon almak bambaşka bir iş. Bunlar muhtemelen geleceğin iş kolları olacak, klasik elektrik-elektronik/makine mühendislikleri yetmeyecek mutlaka bilişim alanında bilgi sahibi olması aranacak. Enerji santralleri ve özellikle de yenilenebilir santrallere sağlanan alım garantisi YEKDEM’e katılan santraller henüz farkında değil; ancak kendilerini YEKDEM’in bitişine hazırlayacak teknolojik altyapıyı kurmak zorundalar. Çünkü piyasa mekanizması dengesizliklerin anlık takibi ve enerji borsasında minimize edilmesini öngörüyor. Bu işleri yapacak iş kollarına yatırım yapmakta fayda var. Dağıtım tarafında da aynı şekilde tüketicilerin davranış alışkanlıklarını ve tüketimlerini anlık takip ederek, bu veriden tüketim tahmini yaparak piyasada oluşan dengesizliği azaltmak, kayıp kaçak kontrolü yapan yazılımlar geliştirmek zaten hâlihazırda olan ve yeni sektörler oluşturan bir alan. EPDK bu konuda dağıtım şirketlerine AR-GE ile ilgili çeşitli zorunluluklar koyarak zaten bu alanı geliştirmeye çalışıyor.”
Bu alanda en büyük eksiğin iletim sistemini dijital dönüşüme hazırlamak olduğunun altını çizen Alkan, bu alanda yapılacak yatırımların da başlı başına bir sektör olduğuna işaret ediyor. Alkan, “Şu anda TÜBİTAK’ın çabalarıyla Yük Tevzi kısmında yapılan çalışmaların, çeşitlenerek artması, sektördeki bütün paydaşların yararına olacaktır. Hem üretimin hem de tüketimin elektriğin doğasını gözeterek tek bir merkezden yönetilebilmesi tüm dünyada olduğu gibi, ülkemizin de çok önem vermesi gereken bir konu” diye konuşuyor.
Dijital dönüşümün gelecekte enerji sektörüne olası etkisini sorduğumuz Alkan konuyla ilgili şu açıklamaları yapıyor: “Bu konuda dikkat çekilmesi gereken konu üretici firmalarla olan işbirliği. Günümüzde çoğu üretim santralleri bir yazılımın komutları doğrultusunda çalışıyor ancak bunu sadece üretici değiştirebiliyor. Üreticilerin de yazılımlarını İşverenin istekleri doğrultusunda geliştirmeye açık olması gerekiyor. Devletin koyacağı kurallar ve teşvik mekanizmaları ile üreticilerin bu AR-GE’lerini, SCADA sistemlerini Türk mühendislerine yaptırtması ve bu bilginin ülkemize de sağlanmasının doğru olacağı kanaatindeyiz. YEKA bunun için güzel bir başlangıç oldu, inşallah devamı da gelecektir. Türkiye’de bilgi birikimi olarak bu potansiyel fazlasıyla var. Şebekenin dijitalleşmesi bu konuda en büyük adım olacaktır. Düzgün ve otomatik yönetilebilen bir şebeke sisteminde, hem elektriğin üretiminde rekabet oluşacak hem de kullanılan elektriğin maliyeti düşecektir.”
Murat Can Alkan ayrıca, sektör için 31 Mart 2015 tarihinin bir milat olduğunu söylüyor ve ekliyor: “Tüm ülkede yaşanan elektrik kesintisi, siber saldırı ihtimalini de gündeme getirmiş ve sektörü bu konuda düşünmeye sevk etmiştir. EPDK’nın öncelikle ISO 27001 yükümlülüğü getirmesi ardından da bu sene içerisinde çıkardığı EKS’lerde bilişim güvenliği ile ilgili kılavuz ve yükümlülükler hem sektöre özel faydalı birer rehber oldu, hem de bu kadar kritik bir sektör için güvenliğin gelişmesine ciddi derecede katkıda bulundu.”

Dijital uygulamalar artık sürecin ana merkezi olarak ele alınmalıdır
Kalyon Grup IT Direktörü Koray Kurt da rekabetçi koşullar arttıkça iş yapış modellerinin de sürekli değiştiğini dile getirerek, “İş dünyası da değişen bu koşullara adapte olabilmek adına çağın gerektiği süreçlere paralel ilerlemek zorunda kalıyor. Çağın en önemli gerekliliği de sadece veriye sahip olabilmek değil o verinin diğer sistemlerle konuşabildiği bir modelleme ortaya çıkarıp toplanan bu verilerin iyi bir şekilde izlenip analiz edilmesi ve daha verimli iş modelleri oluşturulmasıdır. Bunun en büyük adımlarından biri de bilgi teknolojileri çözümleri ve dijital uygulamalardan geçmektedir. Kurumlar artık hayatta kalabilmek adına kullandığı bu araçları iş modellemesine destek olarak değil sürecin ana merkezi olarak ele almak durumundadır. İlk olarak Almanya ‘da dile getirilen Endüstri 4.0 ile birlikte gelen endüstriyel internet devrimi ve siber-fiziksel sistemler ile birlikte tüm sektörler dijitalleşiyor ve gelecekte var olma süreçlerini devam etmeleri için değişime zorluyor. Değişimin çok yoğun hissedildiği sektörler arasında en önemli oyunculardan biri de şüphesiz enerji sektörü. Bu sektörde özellikle de YEKA alanında ülkemizde ciddi adımlar atıldı” diyor.
Enerji sektöründe de diğer sektörlerde olduğu gibi ilk yapılması gerekenin ‘ölçemezsen yönetemezsin’ prensibiyle hareket etmek olduğunu söyleyen Kurt, ölçümleyebilmek için de bunu besleyecek veri kaynaklarının oluşturulması gerektiğinin altını çiziyor. Kurt, “Bu veri kaynaklarını birbiri ile iletişim halinde olmalı, elde edilecek veri ile çağın gerektirdiği karar alma mekanizmaları hızlandırıyor olması gerekiyor. Endüstriyel tesislerle başlayıp üretim aşamasına ve son kullanıcıya erişimine kadar giden bu yolculukta yapılacak olan dijital değişimleri belirlemek en önemli adım olacaktır. Tüm bu süreçlerde çağın en önemli getirileri nesnelerin interneti, bulut teknolojileri, büyük veri analizleri, iş zekâsı programları en önemli argümanlar olacaktır” diye konuşuyor.
Dijital dönüşümü sağlamak için dijitalleşmeyle birlikte sektörde yeni iş alanlarının mutlaka ortaya çıkacağını ifade eden Koray Kurt konuyla ilgili şu açıklamayı yapıyor: “Kendi branşım üzerinden örnek verecek olursam özellikle birkaç alan çok daha parlayacak veri analistleri, iş zekâsı uzmanlığı, bilgi güvenliği uzmanlığı, siber uzmanlar gibi, birkaç alanda da yepyeni bölümler ortaya çıkacak örneğin sanal gerçeklik yazılımcıları, 3D grafik tasarımcılığı gibi branşlar olacaktır. Öte yandan; özellikle son zamanlarda enerji sektöründe yapılan yatırımlar ile birlikte, Türkiye ekonomisinde büyük geri dönüşümlerin olacağı adımlar atıldığına inanıyorum. Yapılan yatırımların, tesisleşme ve üretim aşamasının da ülkemizde yapılacak olması bence en önemli adımlardan biri olmuştur.

Özellikle YEKA kapsamında yapılacak yatırımların yeni olması sebebiyle de dijital dönüşüm daha kolay uygulanacak olup hedeflenen dijitalleşme sayesinde daha ucuza, daha kaliteli ve önemlisi daha hızlı ürün veya hizmet sunulması mümkün olacaktır. Dolayısıyla günün sonunda Türkiye ekonomisine büyük katkı sağlayarak ülkenin enerji pazarındaki duruşunu güçlendirecektir.”

Enerjide denetim sistemlerinin dijital ortamdaki varlıkları ile gerçek zamanlı takipler yapılabilecek
Erdem Holding Bilgi ve İletişim Teknolojileri Direktörü Özalp Ahmet Tık da fiziksel enerji dünyasındaki hızlı değişimlerin enerji sektörünün dijitalleşmesini de zorunluğu kıldığını söyleyerek, “Yenilenebilir kaynaklar ile ilgili kesintiler, nükleer enerji, linyit, sert kömür, yağ ve gaz gibi kaynakların da kullanımdan kalkmaya başlaması değişimin içinde değerlendirilen durumlar. Bu değişim ve dijitalleşme ile birlikte enerji kayıplarını önleyebilmek için akıllı şebekeler devreye girmekte. Akıllı şebekeler akıllı sayaçlar içermekte ve online olarak ölçüm yaparak GPRS teknolojisi yardımıyla veri transferi yapabilmekte. Ticari dünyadaki hızlı değişim ise önemli başka bir durumu işaret etmekte. Teknoloji kullanılarak geliştirilmiş olan yeni ürünler, dijital dönüşümü gerçekleştirmiş şekilde operasyonlarını yürüten firmalar ticari hayatı doğrudan etkilemekte. Bu her sektör için geçerli iken haliyle enerji sektörü de bu durumdan payını almakta ve oldukça etkilenmektedir. Dijital teknolojilerin kullanımındaki yenilikler sayesinde örneğin güneş enerjisi sektörü, en esnek elektrik üretimi yöntemlerinden biri olarak karşımıza çıkmaktadır” diyor.
Şebeke otomasyon sistemlerinin kullanımıyla birlikte verilerin akışının ve toplamanın hızlanmasının kritik karar mekanizmalarının çok daha verimli işlemesini sağladığını kaydeden Tık şöyle devam ediyor: “Bu noktadaki en önemli bileşen ise, bilgisayar tabanlı algoritmalar tarafından kontrol edilen ve aynı zamanda dijital olarak izlenebilen siber fiziksel sistemler. Sensör tabanlı olarak kontrol edilebilen bu yapılar vasıtasıyla dijital yolculuk içerisinde bulut bilişim, büyük veri, veri güvenliği, raporlama ve analiz, IOT (M2M) ortamları önemli yol arkadaşları olarak değerlendirilmekte ve önümüzdeki dönemde bu başlıklarda önemli araçların sektörün kullanımına sunulduğunu görmek mümkün olacaktır. Ayrıca enerji kesintilerini en aza indirgeyebilecek denetim sistemlerinin dijital ortamdaki varlıkları önleyici bakım sistemlerininin olumsuz bir durum öncesinde devrede olmasını ve varlıkların güvenliği açısından coğrafi ve mobil ortamların birbirleri ile entegrasyonu ile birlikte gerçek zamanlı takipler yapılabilecektir. Bu konuların tümünde anahtar teslim çözümler sunan firmaların önümüzdeki dönemde hizmet ve ürün cirolarındaki artışları hep beraber gözlüyor olacağız. Zira tek entegre çözüm ve tek muhatap konusu her işte olduğu gibi bu noktada da önemli.”
Özalp Ahmet Tık’a göre, bu dönüşümün bir sonucu olarak yeni meslek dallarının oluşması kaçınılmaz! Bu noktada bazı örnekler veren Tık şöyle konuşuyor: “Dijital dünya üzerinden elde edilen verilerin analizi, fiziki ortamların sanal dünyada 3 boyutlu olarak modellemelerinin gerçeğe uygun şekilde yapılabilir olması, drone pilotlarının fiziki ortamları insan eli değmeden kontrol edebilmeleri, sanal gerçeklik ile sahada bulunan çalışanların eğitilebilmesi, yatay ve dikey sistemleri entegre edebilmek kabiliyetleri, nesnelerin interneti konusunda alt yapı kurabilme yetenekleri, nesne bazlı siber güvenlik uzmanlığı yeni dünyanın gözde meslekleri arasında yerini alacaktır. Bu bağlamda iki mesleki durumun bu saydıklarımız arasından çok daha fazla önem kazanacağını düşünüyorum. Bunlardan biri veri analistliği diğeri ise ihtiyacı iyi anlayıp taleplere cevap verebilecek ve altyapı tasarlayıp interface geliştirebilen veya var olan interface’leri kullanabilen mühendislik bölümleri.”
Özalp Ahmet Tık’ın siber güvenlik ve dolayısı ile bu alandaki çözümlerin yeterliliği noktasında veriye dayalı bir yorumu bulunuyor. Tık, Ernst&Young’un 2016-2017 Küresel Bilgi Güvenliği Araştırması’nı örnek göstererek, “Enerji sektöründe bin 800 büyük ölçekli şirket bazında yapılan çalışmada firmaların yüzde 89’u siber güvenlik sistemlerinin şirket ihtiyaçlarını karşılamada yetersiz kaldığını belirtmektedir. Bu konuda sadece sistemleri tek başına sorumlu tutmak elbette ki doğru bir yaklaşım olmaz. Çünkü siber saldırıların eğer şirket açısından kötü bir sonucu oluyorsa bu durumun en büyük sebeplerinden biri de şirket çalışanlarının ihmali ve/veya bilgisizliği kaynaklı olmasıdır. Haliyle sistemler her türlü durumu kontrol altında tutabilecek şekilde tasarlanmaya çalışılsa da oluşan yeni bir durumun sistem bazında önleminin alınmamış olması sistemin ihtiyacı görmediği yorumunu da beraberinde getirmektedir. Bu yorum kısmen doğru olabilir fakat kullanıcı bilinçlendirmek ve tehdit algılarını en üst seviyede tutmayı sağlamak bu konuda yapılabilecek en önemli çalışmadır. Bizim de siber güvenlik ile ilgili çalışmalarımızın en önemli bacağını yine çalışanlarımızı bilinçlendirme kısmına ayırmış bir durumdayız” diye konuşuyor.

Enerjide elde edilecek kazançlar makine öğrenmesi robotlar gibi teknolojiler sayesinde olacak

Enerji şirketlerinin dijital teknolojileri 1980 yılından bu yana birçok alanda kullandıklarını söyleyen Shell Türkiye IT Müdürü Berk Ertürk ise, “Günümüzde şirketlerde dijitalleşmeden etkilenen kapsam ciddi bir şekilde büyüdü. Gelinen noktada, ‘Dijital Dönüşüm’ ve ‘Enerji Dönüşümü’ paralel bir şekilde mevcut Enerji Ekosistemini kökten değiştirmeye başladı. Gelecek ile ilgili birçok öngörü var ancak dönüşüm sadece gelecek ile ilgili değil; WEF Dijital Dönüşüm Raporuna göre, önümüzdeki 10 yıl içinde enerji şirketlerinin dijitalleşme ile verimlilikten elde edeceği kazancın önemli ölçüde olabileceği öngörülüyor. Bu kazançların ağırlıklı olarak; operasyon optimizasyonu, sensörler ve makine öğrenmesi ile önleyici bakım faaliyetlerindeki gelişmeler, otonom operasyonların ve robotların kullanıldığı operasyon merkezleri sayesinde olması bekleniyor” diyor.

Bütün bunların yanında; yine enerji sektörü özelinde enerji arzı, talebi ile yeni iş modelleri ve iş yapış şekillerinde değişiklikler olmasını beklediklerini ifade eden Ertürk, enerji arzı tarafında yeni teknolojilerin sayesinde üretimde ciddi verimlilik kazançlarının beklendiğini kaydediyor. Ertürk şöyle devam ediyor: “Dijital dönüşüm ile beraber rekabetin önemli bir kısmı da müşteriye en iyi hizmeti sunabilme konusunda yaşanacaktır. Süreçlerin her aşamasında toplanan veriler bu aşamada şirketlerin en önemli zenginlikleri olacaktır. Talep tarafında ise, yine dijitalleşme ile enerji verimliliği önemli oranda artacaktır. Yeni iş modelleri sayesinde de kaynak kullanım verimliliğinin artması da gündeme gelecek. Hizmet/Ürün ile Müşteri arasındaki mesafenin kısalması, aracıların ortadan kalkması, varlıkların kullanım oranlarının artması gibi. Enerji Dönüşümü ile Dijital Dönüşüm paralel yürüyecektir.”
Enerji şirketleri içerisindeki dönüşüm hızının da şirketteki iş alanlarına göre farklılık gösterdiğini kaydeden Berk Ertürk, “Örneğin üretim, bakım, operasyon gibi mevcut faaliyetlerin olduğu alanlarda daha çok var olan dijitalleşme çözümlerinin uygulanması devam ederken, perakende satış gibi müşteriye direk dokunan bir alanda müşteri ihtiyaçlarını daha iyi anlamaya dönük analitik çözümler, müşteriye ulaşmak ve hizmet için farklı dijital çözümler veya tamamen yeni iş modelleri ortaya çıkabilir. Ticaret alanında ise Blockchain ve diğer dijital platformlar üzerinde yeni iş yapış şekilleri denenecektir” diye konuşuyor.

Dijital dönüşümün enerji sektöründe yeni meslek alanları doğuracağı yönündeki iddialara da ‘veri bilimcisi’ vurgusunu yaparak yanıt veren Ertürk şöyle konuşuyor: “Enerji sektörüne özgü bir meslek alanı değil ancak, bir enerji şirketinde bakım, onarım, üretim süreçlerinden yer altı arama faaliyetlerine veya perakende satışlar, pazarlama alanına kadar tüm faaliyetlerde ortaya çıkan veriyi analiz etme, yorumlama yetkinliklerini düşününce bu sektör içinde de çok önemli bir yere sahip olacak bir meslek olarak öne çıkıyor. Bir de, meslek alanından ziyade belki de yetkinlikler olarak bakmak daha doğru olabilir. Artık şirketler birçok operasyonu kendisi gerçekleştirmeyip hizmet olarak alıyor. Bugün giderek artan oranda dış servis kullanımından bahsediyoruz. Dolayısı ile birçok alanda işi direk kendisi yapan değil, işi veya alınan hizmeti yöneten, sözleşmeleri, istisnaları veya eskalasyonları yöneten daha uzmanlaşmış aktivitelere odaklanan bir iş gücünden söz edilecek. Teknik yetkinlikler olarak ise dijital okuryazarlık, çok hızlı öğrenebilme ve adapte olabilme yetkinlikleri ön plana çıkabilir. Shell’de özellikle inovasyon heyecanına sahip ve çözüm odaklılık, değer odaklılık gibi yetkinliklere sahip çalışma arkadaşlarımız olmasını istiyoruz. Bu sayede dijital fırsatlarını kullanarak hem kurumsal hem de bireysel müşterilerimiz için en teknolojik ve verimli çözümleri sunabiliriz.”

Categories: DOSYA KONULARI

About Author

Write a Comment

Your e-mail address will not be published.
Required fields are marked*