Microsoft Azure, Windows’un ötesine erişiyor

Microsoft Azure, Windows’un ötesine erişiyor

Microsoft’un Windows ve .Net için inşa ettiği bulut, açık kaynak seçenekleri ve büyük veri servisleriyle birlikte yükseliyor.

Uzun bir zaman önce, Bill Gates MSN’i patlama yapan World Wide Web’le karşılaştırdı, geleceği gördü ve Internet’i benimsemeye güzel biçimde öncülük etti. Birkaç on yıl sonra Microsoft’taki bir kişi buluta baktı ve Windows Server OS lisanslarının satıldığı eski günlerin geçtiğini fark etti. Bugün elimizde Microsoft’un bulut bilgişlem pivotu Microsoft Azure var.

Azure, diğer bulutlar gibi çok sayıda makine rack’iyle dolu bir bulut ama o aynı zamanda kurumsal yöneticilerin modern, esnek web sitelerini bir araya getirmek için ihtiyaç duyduğu daha geniş bir yapıtaşı koleksiyonunu da sunuyor.

Sanal makineler, veritabanları ve depolama blokları gibi yaygın seçenekler mevcut. Ardından makine öğrenimi araçları, paralel bilgiişlem motorları, servis veriyolları, ağlar ve veri çiftliklerine bağlantılar gibi çok yaygın olmayan eklentiler var. Ayrıca kodunuzu debug etmeniz, e-posta göndermeniz ve Mongo DB veya Cassandra veya MySQL’in ClearDB versiyonu gibi veritabanlarını kurmak için bazı araçlar da bulunuyor.  Microsoft dışındaki firmalar tarafından geliştirilmiş ve çoğu açık kaynak olan çok sayıda aracı kullanabilirsiniz.

Zengin seçenekler Microsoft’un aktif olarak geliştiriciler için onların tercih ettikleri araçları kullanarak çalışan bir web sitesi üretmelerini kolaylaştıracak bir sistem inşa etmeye çalışıyor. Azure yalnızca Microsoft’un ticari donanım sağladığı ve gerisini size bıraktığı bir şey değil. Diğer tüm parçaları kolayca bir araya getirmeye başlıyor. Çoğu durumda Microsoft birçok bileşeni birbirine bağladı  (en azından bağlantı için hazırladı) ve size kalan tek iş, verilerinizin bir kısmını buraya dökmek. Süreç bir e-posta göndermek kadar basit değil belki ama eski örneklere oranla daha kolay.

Microsoft’un eritme potası

Azure servisi ağırlıklı olarak Microsoft’un işletim sistemlerine yatırım yapmış olanlar için bir ganimet. Diğer bulutların çoğu sadece Linux veya BSD makineleri sunuyor veya bir Microsoft Windows sunucusu inşa etmek için daha fazla maliyet çıkartıyor. Azure bazı temel Windows makinelerini Linux gibi aynı düşük fiyattan kiralıyor. Daha güçlü daha hantal makineler ise üzerlerinde Linux yerine Windows çalıştırmak istediğinizde daha yüksek bir maliyet getirecek.

Linux mü? Evet, Microsoft’un açık kaynağı benimseyişi Azure ile tam gösterimde. Sanal bir makineyi başlatıp üzerine Ubuntu Server 14.04 veya CentOS 7.1 gibi popüler Linux dağıtımlarını kurabilirsiniz. Açık kaynak dağıtımların sayısı şaşırtıcı derede fazla; Azure’u bir Windows mağazasından ziyade bir açık kaynak pazarı gibi hissettirecek kadar. Canonical veya OpenLogic gibi firmalar tarafından kurulmuş temel dağıtımlarla makineleri faaliyete geçirebilir ya da temel olanlarına nazaran daha tamamlanmış yüzlerce imajdan birini seçebilirsiniz. Çok fazla seçenek var, aslında bir karar vermek neredeyse imkansız.  Bitnami’den dokümanlarınızı indekslemek için hazır bir Apachi Solr kurulumu veya 100 düğümün (daha fazlası mümkün) idaresi için lisansla birlikte eksiksiz olan bir Chef sunucusu var. Veya temel katmanla başlamak isterseniz, IBM’in WebSphere uygulama sunucusuyla başlayan bazı sanal kutular mevcut. Sanal bir makine inşa ederken seçim kutusunda binlerce değilse de yüzlerce makine imajı bulacaksınız.

Windows Server ve .Net yığını üzerine bir uygulama inşa etmek isterseniz, o seçenekler halen mümkün; Visual Studio’yla beraber güzel entegrasyonlarla. Fakat Node.js, PHP, Python, Java ve platformlar arası mobil uygulama geliştiricileri için de güzel servisler mevcut.

Sanal makinelerin ötesinde

Ham makineler üzerine odaklanırken çok fazla zaman harcamak muhtemelen bir hata. Azure’daki yeni inovasyonların çoğu servis olarak satılıyor ve en gözde olanlarından bazıları yükümlülük, makine öğrenme veya anlayışa atfediliyor. Çoğu oldukça zeki ve ham bilgiişlem döngüsü yerine yanıt vermesi istenebilir.

Söz gelimi makine öğrenme seçeneği veriyi veritabanınızdan alıyor ve analiz ediyor. Kod yok, sadece çeşitli algoritmaları bir boru hattına bağlayan bir sürükle bırak arayüzü var. Veri geliyor ve ardından siz bulmak istediğiniz sinyali bulana dek çeşitli makine öğrenme algoritmaları içerisine besleniyor.

Bazı insanlar aracın arayüzü çok basit olduğundan bir programcı olmanıza gerek olmadığınızı düşünebilir. Bu zorlama olabilir; veri bilimcisi olmayan bir kişi muhtemelen kaybolacaktır, sürükle bırak işlemi ne kadar kolay olursa olsun. Bununla birlikte basitliği gösteriyor ki Microsoft Azure’u ticari makinelerle doldurulan bir bulut olarak düşünmüyor.

Diğer bir seçenek verilerinizi saklayıp analiz eden veri gölü servisleri koleksiyonu. Microsoft veriyi HBase veya U-SQL içinde saklarken Hadoop, Spark ve Storm’u bir araya getiriyor. Neyin meydana geldiğini izlemek ve işinizi takip etmeyi biraz daha kolaylaştıran bir ince görselleştirme katmanı sunuyor. Bunun tamamı Microsoft’un disk çiftlikleri içinde saklanan verilere erişim sağlayan temel Microsoft bulut makineleri üzerinde çalışıyor; ama bunun hakkında endişelenmenize gerek yok. Siz sadece Hadoop üzerine ve daha üst seviye sorularınıza odaklanabilirsiniz.

Çok sayıda benzer seçenek mevcut. Stream Analytics adlı bir servis “nesnelerin interneti çözümlerinizi gerçek zamanlı analitikler gerçekleştirmenizi” sağlamak içindir. Bir diğeri de tüm nesnelerinin ne yaptığını izlemek için Event Hubs sunuyor.  Yine başka bir dizin servisiyle beraber kimlik yönetimi sağlıyor. Bunlar için Web arayüzleri parlak grafikler yönünden bol, geleneksel komut satırı yönünden ise az. Ve bunlar sadece yüzeydekiler.

Medya platform servisleri

Yeni alanların en büyüklerden birisi büyük ölçüde video ve belki de ses anlamına gelen “medya”yı ulaştırmaya yönelik. Microsoft, ekran ebatları ya da konumları ne olursa olsun müşterilerinize istediklerinizi stream etmenizi kolaylaştıran bir içerik dağıtım ağını inşa etmiş. Araçlar en iyi encoder’ları kullanarak bantgenişliğinden tasarruf etmek için içeriği ekrana uydurmaya çalışacak.

Şayet biraz şifreleme ve hak yönetimi eklemek isterseniz, Microsoft bu konuda yardım etmek istiyor. Azure üst seviye AES şifreleme ile PlayReady ya da Widevine gibi sistemlerle anahtar ve hakların yönetimi için birden fazla seçenek sunuyor.

Tüm bunlar Microsoft’un Azure’un hem üretilmiş hem de canlı içerikler için kendi bulut tabanlı DVR’ınızı oluşturmanız için gereken özellikleri eksiksiz olarak sağladığını söylemeye götürüyor. Netflix veya Hulu gibi servislere gerek kalmaksızın büyük ya da küçük video üreticilerinin kendi içeriklerini dağıtmasını kolaylaştıracak iddialı bir hedef. Kredi kartı olan herhangi birisi için bir online video mağazası açıp ardından müşteriler geldiğinde bantgenişliği için ödeme yapması hiç de zor değil.

Azure’un kapsamı da Microsoft’un tutkusu da o kadar büyük ki “bulut”un yerini alması için yeni bir metafor aramanın zamanı gelmiş olabilir. Microsoft bir gemi yükü ticari makineyi kiralamaktan çok daha fazlasını yapmak istiyor. Elbette halen iyi fiyatlara yeterince güçlü makineler mevcut. Ancak ilginç olan gerçek işi yapan servisler. Karmaşık analizleri devreye sokup birden fazla veri akışıyla oynayabilirsiniz; hepsini tek bir Web arayüzünden.

Microsoft bir anlamda on yıllar önce bir kelime işlemci ile tablolama programını bir araya getirerek çıkardığı Office adlı tek paketle yaptığını yapıyor. Firma ortalama bir kullanıcı için yeterince kolay ama bilgisayarın daha fazla gücünü sunacak kadar karmaşık bir arayüz ürettiğinde her zaman başarılı oldu.

Microsoft aynısını şimdi büyük veri analitikleri ve nesnelerin interneti ile yapıyor. Ortalama müşterilerin bir zamanlar sadece en büyük bütçelere sahip çok büyük yetenekler tarafından elde edebildiği şaşırtıcı matematik ve analitik sonuçlarını elde edebileceği güzel, kontrol edilebilir bir araç takımını inşa ediyor. Bu sayısız müşteri bulmaya aday cezp edici bir çözüm.

Categories: HABERLER
Tags: Azure, Microsoft

About Author

Write a Comment

Your e-mail address will not be published.
Required fields are marked*