Yenilikçi çağrı merkezi çözümleri sunan Procat, Salesforce ve Verint gibi önde gelen şirketlerle gerçekleştirdiği iş ortaklıklarıyla büyümesini sürdürüyor.

Procat CEO’su Tarkan Ersubaşı, “Aslında Salesforce derken yalnızca bir CRM yazılımından bahsetmiyoruz. Tam olarak ifade etmek gerekirse Salesforce, “Customer Success Platform” olarak adlandırabileceğimiz  bütünleşik bir çözüm platformu. Bu platform özetle; “Müşteriyi benimle iş yapma noktasında nasıl ikna edebilirim?” ve “Nasıl minimum çabayla müşteriyi benimle çalışabilir hale getirebilirim?” sorusunun yanıtı” dedi. Salesforce’un bulut bilişim alanındaki ilk firmalardan biri ve dünyadaki altıncı en büyük yazılım şirketi olduğunun altını çizen Ersubaşı, “Salesforce bulut hizmetlerini satış, hizmet, pazarlama, uygulamalar ve analiz olarak gruplandırıyor ve biz Procat olarak bu yapıların tamamına destek verebilir durumdayız. Çözümün herhangi bir noktasında yapılan değişiklik ve alınan aksiyon 360 derece yönetim mantığında, anında tüm Salesforce bileşenlerine, mobil uygulamalarına, raporlarına, dashboardlarına yansıyor” diye konuştu.

“Değer yaratmaya odaklanacağız”

Procat’in uluslararası iş ortaklarından biri de operasyonel iş süreci otomasyon çözümleri alanında faaliyet gösteren Verint Systems Inc. Verint ortaklığı sayesinde Verint’in ses kayıt, kalite yönetimi, konuşma analizi, iş gücü yönetimi, e-learning ve iş süreci otomasyonu alanlarındaki çözümlerini ürün yelpazesine kattıklarını söyleyen Ersubaşı, “Verint çözümlerinin ürün portföyümüze dahil olması ile ses kayıttan e-learning’e, konuşma analizinden, işgücü otomasyonuna kadar ihtiyaçlara özel projeleri hayata geçirerek hizmet sunduğumuz kurumlarda değer yaratmaya odaklanacağız” dedi.

“2016 yılından umutluyuz”

2015’in ilk 3 çeyreğinde yapılan yeni yatırımlar, stratejik kararlar ve yeni iş ortaklıkları nedeniyle oldukça yoğun geçtiğini belirten Tarkan Ersubaşı, şöyle devam etti:  “Bence her zorluk kendi içinde bir fırsat barındırıyor. Türkiye şu anda kritik  bir dönemden geçiyor. Bu yüzden 2015 bizim için de güllük gülistanlık geçmedi. Öte yandan zorluklar ve fırsatlar karşımıza çıktıkça insanların karar mekanizmaları da değişiyor. Firmalar da bu noktada, risklerini minimize etmeye çalışıyor. Biz de diyoruz ki ‘Gelin sizinle riskinizi paylaşalım. Riskinizin bir kısmını biz üstlenelim. Siz de bize uzun süreli iş birliği taahhüt edin.’ Bu anlamda oldukça yoğun bir dönem yaşıyoruz. Türkiye’deki orta ve büyük ölçekli firmalarda kazan-kazan mantığı hala tam olarak oturmuş değil. Güven eksikliği önemli bir sorun. Zira imece kültürü, birlikte koordineli çalışma kültürü sosyal hayatta karşılığını bulsa da, iş yaşamına bir türlü geçememiş durumda. Birleşip iş yapma kültürümüz yok. Bu kültürü oluşturmamız lazım. Firma olarak; hem bizim kazançlı çıkacağımız hem de çalıştığımız firmanın kazançlı çıkacağı, müşterisine değer katacağı bir iş yapalım istiyoruz. Çabalarımız da bu yönde sürüyor. Bunun haricinde, biz yeni ürünleri bünyemize katarken aynı zamanda da tahsilat ve satışla ilgili bir bölüm kurduk. Bu tür projeleri 2016 yılında biraz daha ön plana çıkaracağız. Bu yüzden ben 2016 yılından oldukça umutluyum. Yapmamız gereken şey sakin olmak ve iyi yaptığımız işi yapmaya devam etmek.”