Etkili bir üretim ve kalite artışı istiyorsanız çalışanlarınızı mutlu edin!

Etkili bir üretim ve kalite artışı istiyorsanız çalışanlarınızı mutlu edin!

Kurumuna, Çevik Dönüşüm projesi ile iş üretiminde yüzde 25’lik bir artış kazandıran Turkcell CIO’su Serkan Öztürk, “Üretim yapan insan mutluysa üretim ve iş çıktısının kalitesi artar. Bu noktada, benim için en öncelikli konu çalışanların mutluluğudur. Ben buna çok inanıyorum ve Turkcell olarak artılarını gördüğümüzü düşünüyorum” diyor.
Proje Yöneticisi olarak Turkcell’e katılmasının ardından yakın bir zamanda Bilgi ve İletişim Teknolojilerinden Sorumlu Genel Müdür Yardımcılığı görevine atanan Serkan Öztürk, Turkcell gibi köklü bir kurumun tüm teknoloji altyapısını takım arkadaşlarıyla birlikte göğüslemiş bir ekip lideri olarak kısa bir süre önce yeni bir dönüşüm projesinin temellerini attı. Üstelik bu kez önceliği de çalışanların motivasyonu ve mutluluğu…

Turkcell CIO’su Serkan Öztürk ile Turkcell’in ‘Çevik Dönüşüm’ü üzerine konuştuk…
“Biz adımıza ICT diyoruz. Çünkü sorumluluğumuz yalnızca bilgi teknolojileri değil, bilgi ve iletişim teknolojilerini kapsıyor” diyerek söze başlayan Serkan Öztürk, Türkiye’de klasik bir IT yaklaşımı olduğunu ancak kendilerinin bu anlayıştan farklı olarak değişik bir tanımla yola devam ettiklerini söylüyor. Öztürk, Turkcell’in ICT yapısını şöyle ifade ediyor: “Turkcell’de Genel Müdüre direkt bağlı, yaklaşık olarak 1000 çalışanın olduğu bir bölümüz. Şirketimizin faturalama, ücretlendirme, müşteri ilişkileri, veri ambarı, kurumsal uygulamalar gibi işlerinin tüm yazılımlarını, analizlerini, testlerini ve proje yönetimini yapıyoruz. Aynı zamanda Turkcell Teknoloji ismiyle de yerinde Ar-Ge şirketimiz bulunuyor. Bütün bu saydığım bölümlere ek olarak dijital dünyadaki işlerin de geliştirmelerini üstlenen bir bölümüz.

DSC_9339 kopya

Bizim en büyük farkımız, klasik olarak business’tan talep bekleyen ve o talepleri hayata geçiren bölüm olarak çalışmıyoruz, işlerin içerisinde bizzat ‘business’ ile yan yana kol kola çalışan bir yapımız var. Bugün bakıldığında, teknoloji hayatımızın vazgeçilmez bir parçası. Üstelik böyle bir gelişme sürecinde herkesin IT uzmanı olması kaçınılmaz. Okul çağındaki çocuklar dahi programlama dilleri öğreniyor. Biz de bu noktada şirketimizde ‘kimse kimsenin işine karışmasın’ anlayışından vazgeçiyoruz. İş yapış şekillerimizde bu bariyerleri kaldırarak, el ele bir süreç sergiliyoruz.”
Şirketlerinde ayrıca bir inovasyon platformu olduğunu belirten Serkan Öztürk, burada yalnızca IT çalışanlarının değil, tüm şirket çalışanlarının buluş, fikir, geliştirme taleplerinin desteklendiğini kaydediyor. Öztürk, “Bu platforma giriş herkes için serbest. Biz de önerilerimizi kendilerine ifade ediyoruz. Daha iyi olabilecek yöntemleri öneriyoruz, uygun görüldüğü takdirde bu önerileri taleplendiriyoruz. Öyle bir çağdayız ki, uzmanlıklar çok değerli ancak ortak üretime de çok açığız” diyor.

“Değişken bir yönetim ve aynı zamanda herkesin bir rolü var”
Serkan Öztürk’le bu yıl odaklandıkları asıl konu olan Çevik Dönüşüm ile ilgili konuşurken kendisi heyecanla projesinin nasıl ilerlediğini şöyle anlatıyor: “Çevik Dönüşüm’ü uygularken Kanban metodundan yararlanıyoruz. Herkes çevik olmak ister. Yani yapılan işin hızlı ve kaliteli olması istenir ki, bu sayede de üretim artar. Bu noktadan hareketle, geçen yılın başında bir arayışa girdik. Kaynaklarımızı verimli kullanıp onları doğru işe atamamız gerekiyor. Aynı zamanda çalışanlarımızın da yaptıkları işte motivasyonlarının olması şart. Çalışanın üretime katkıda bulunduğunu hissederek bir çalışma şekli geliştirmek istedik. Normal şartlarda; insanlar bir bölümün parçasıdır, proje için bir araya gelinir. Ancak bu noktada insanlar çok bölünme yaşıyor. Bir işini yaparken, başka bir işe odaklanmak zorunda kalabiliyor. Ya da insanlar çok fazla nokta bazlı uzmanlaşıyor. Bu noktada da ICT içerisinde bir Çevik Dönüşüm metodolojisi çalışmak istedik, sonrasında müşterimizi yanımıza alalım dedik. Benim bu dönüşümde en büyük motivasyonum çalışan arkadaşlarımın mutlu olması ve kendini çok daha yetkin hissettiği bir sistemde çalışma imkânı bulması.

serkan1

Şirketin büyüklüğünü de düşünerek ICT içerisinde bir pilot çalışma ile başladık. Bizim çevik dönüşümümüz kapsamında, herkes ofis içerisinde ve normal çalışma şartlarında devam ediyor ancak birbiriyle iş süreçlerinde takım olacak insanları yakın konumlandırıyoruz. Bu sistemin en büyük özelliği işlerin görünür kılınması. Board’larımızda günlük iş listeleri görülebiliyor. Bu işlerin yolculuğu da burada sergileniyor. Takımlarımız her sabah mesainin ilk 15 dakikası bir araya gelerek konuşuyor. Bu süreç bir ekip ile oluyor ki, bu ekipler 7 ila 12 kişi arasında değişiyor. Ekiplerin bir yöneticisi bulunmuyor. Elbette fonksiyonel olarak bir yönetici var ancak takımlara müdahale edilmiyor. Onun yerine gönüllü olarak seçilmiş bir takım lideri bulunuyor. Bu aslında gelişigüzel yapılan bir metodoloji değil. Bunların eğitimleri alındı. Çeşitli terminolojiler ve uygulamalar söz konusu. Değişken bir yönetim ve aynı zamanda herkesin bir rolü var.”
Şu anda yaklaşık olarak 12-13 takım oluşturduklarını kaydeden Serkan Öztürk, çalışanlara eğitim aldırmalarının ardından konulara çok dikkat ettiklerini vurguluyor. “Her konu Kanban’a uygun değil” diyen Öztürk, bazı konuların çok proje bazlı olduğunu, bu nedenle de devamlılığı olan bölümlere odaklandıklarını ifade ediyor. Serkan Öztürk, “Üretim bantlarını düşünün. Kanban metodu devamlılığı olan bölümler için daha uygun bir metod. Her şeyden önce işleri şeffaflaştırıyor” diye konuşuyor.

“İş üretiminde yüzde 25 artış gözlemledik”
Kanban’ın kendi içerisinde birtakım uygulamaları olan bir metod olduğunu belirten Öztürk, bu metottan bahsederken “Aynı anda birden fazla süreçle uğraşmayı engelleyen bir metod. Bizim yapımıza ve çalışma şeklimize bu metodun uygun olduğunu düşündük. Takım çalışmasında da iyi olduğumuzu gördük. Her şeyden önce burada otonom bir yapı var. Lider seçiminden toplantı esnasında kimin konuşacağına kadar tüm iş süreçlerini çalışanların uygun yöntemlerle ve gönüllülük esasına göre belirlemelerini sağlıyoruz” diyor. Öztürk şöyle devam ediyor: “Kısa sürede iş üretiminde ve kalitede mutlak artış gördük. Ancak tabi ki ihtiyatlı olmamız da gerekiyor. Bunu yaparken, iş süreçlerinin de basitleşmesi büyük önem taşıyor. Normal iş süreçleri Kanban’a uygun olmadığı için birçok bürokrasi yaratmış olabilirler. Bunları devam ettirmeye çalışırsanız baş ağrısı yaratır. Biz de Kanban’daki çıktılarla iş süreçlerimizi değiştirmeye ve sadeleştirmeye başladık. İlk olarak, iş üretiminde yüzde 25 bir artış gözlemledik. Teslim ettiğimiz işlerde de iş süresi yüzde 30 kısaldı. Bunlar şu anda 9 takımın çıktıları. Ayrıca, hizmet verdiğimiz insanlarda da yüzde 50’ye yakın bir memnuniyet oranı var. Zira üretim yapan insan mutluysa üretim de iş çıktısının kalitesi de artar. Bu bütün sektörler için geçerli. Kısacası; en öncelikli konu çalışanların mutluluğudur. Ben buna çok inanıyorum ve Turkcell olarak faydalarını da gördüğümüzü düşünüyorum.”

DSC_9413 kopya

2017 planları arasında en büyük amaçlarının Çevik Dönüşüm projesini ICT’ye ve tüm iş birimlerine yaymak olduğunu dile getiren Serkan Öztürk, “Projeyi kendi içimizde tanıtmaya ve yaymaya başladık. Bundan sonrası için de ‘daha farklı nasıl çalışırız, roller ve süreçlerimizi nasıl sadeleştiririz?’ gibi noktalara odaklanacağız. Bu bir değişim ve klasik yapıdan farklı bir üretim şekline geçiş. Yeni roller var, bu roller kalıcı olabilir. Biz de bunlar üzerine çalışmaya devam edeceğiz. Yılsonuna kadar tüm ICT için, her ayda kaç tane takımı dönüştüreceğimiz noktasında planlarımız ve hedeflerimiz var. Sadece takım dönüşümü değil, süreç optimizasyonunu da kapsayan bir dönüşüm sürecindeyiz” şeklinde konuşuyor.

Dijitalleşme Turkcell’in ana misyonu
Dijitalleşme noktasına da değinen Serkan Öztürk, “Dijitalleşme çok önemli ve bizim ana odaklarımızdan biri. Her alanda tanımlanabilir. Dijitalleşme; yaptığınız işi, en kolay, hızlı ve kaliteli şekilde yapma işi diyebiliriz. Dijital kanallar diye ana ekibimiz var. Verdiğimiz servislerde dijitalleşme bizim için zaten olmazsa olmaz. Dijitalleşme bizim ana misyonumuz. Şirket içerisindeki çalışma modellerimizde de dijitalleşme son derece önem taşıyor. Örneğin; şirket içerisinde geliştirdiğimiz Dijital Kokpit uygulamamız ile Turkcell’in tüm yöneticileri şirket hedeflerini anlık takip ederek şirketle ilgili bilgilere tek ekrandan ulaşabiliyor. 180 farklı kaynaktan alınan veriler tek bir ortamda özel görsel tasarımla bir araya getiriliyor. Bu uygulamada, aylık ortalama 5 bin kullanım oluyor” diyor.

kapak1

Dijital İmza ile işlemler daha güvenli, hızlı ve kolay olacak
Turkcell’in dijitalleşme çerçevesindeki bir diğer önemli adımı dijital imza. Bu uygulama ile tüm evrakların dijitalleşmesini ve bu şekilde arşivlenmesini amaçladıklarını söyleyen Serkan Öztürk, uygulamanın diğer sektörlerde yaygınlaşması halinde ülke ekonomisine yılda 300 milyon TL’nin üzerinde katkıda bulunulacağını kaydediyor. Serkan Öztürk, “Güvenli dijital imza” uygulamamızı Türkiye’deki tüm Turkcell İletişim Merkezleri (TİM) ve bin 30 bayiyi de dâhil ederek yaygınlaştırmayı planlıyoruz. Güvenli dijital imzayla bayilerde ve TİM’lerde gerçekleştirilen evraklı işlemlerin daha güvenli, hızlı ve kolay bir şekilde dijital olarak tamamlanmasını sağlarken, müşterilerine tüm evrak işlemlerinde en iyi deneyimi yaşatmayı planlıyoruz. İşlem sürelerini yüzde 20 ile yüzde 40 arasında azaltarak zamandan da tasarruf etme imkânı verecek uygulama sektörümüzün ve ülkemizin dijitalleşmesin adına da son derece değerli bir uygulama” diye konuşuyor.

Categories: CIO RÖPORTAJLARI

About Author

Write a Comment

Your e-mail address will not be published.
Required fields are marked*