İş Bankası dijital devrim hazırlığında!

İş Bankası dijital devrim hazırlığında!

Bankacılık sistemini ve bankacılıkta iş yapış şekillerini yapay zekâ ile radikal olarak değiştirmeye aday teknolojilerden bahseden İş Bankası CIO’su Hakan Aran, “Bankacılıkta çığır açacak bir dijital devrimi her yönüyle hissetmeye başlayacağımız kanısındayım. Sürpriz olarak kalmasını istediğim yeniliklerin ilk örneklerini bu yıl İş Bankası’nda hep birlikte göreceğiz” dedi.

Murat YILDIZ/ Derya COŞKUN SAYIN

Finans sektöründeki serüvenine 1990 yılında İş Bankası Bilgi Teknolojileri Bölümü’nde Yazılım Uzmanı olarak başlayan İş Bankası CIO’su Hakan Aran, 2008 yılından bu yana Genel Müdür Yardımcısı olarak profesyonel hayatına devam ediyor. Aradan geçen yıllarda, İş Bankası’nda farklı görevlerde de bulunan Aran, bu süreçteki dönüşüm ile birlikte, İş Bankası’nın süregelen dijitalleşme odağında yatırım ve projelerini CIO Dergisi ile paylaştı…

Son 8 yıllık bir değişim söz konusu, bundan biraz bahseder misiniz?
Bankada Yazılım Geliştirme Müdürü olarak görev yapmakta olduğum 2008 yılında Operasyonlardan Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı olmuştum. Görev tanımıma, 2009’da dijital bankacılık, 2010’da da teknoloji eklenmişti. Dolayısıyla CIO olduğumda aslında aynı zamanda iki yıldır COO olarak da görev yapıyordum. 2011 yılında operasyonu, geçtiğimiz yıl da dijitali bir başka arkadaşıma devrettim ve yeniden teknolojiye yani özüme dönmüş oldum. Aslına bakılırsa, görev değişikliklerim bankanın da ajandasına paralel oldu diyebilirim.
Operasyondan sorumlu olduğum ilk dönemlerde birinci önceliğimiz şubelerimizdeki verimliliği artırmak, şube kadrolarının optimizasyonu ve şubelerdeki operasyonların merkezileştirilmesiydi. Şubelerimizdeki operasyon kadrolarının bir kısmını merkeze aldık, bir kısmı satış gücüne dönüştü. O dönemde İş Bankasında çok önemli bir verimlilik yolcuğu başlamıştı. 2009-2015 dönemi, dijital kanallarımıza yüklenmeye başladığımız, müşterilerimizin gişe işlemlerini şubelerden Bankamatiklerimize, Bankamatiklerden İnternete ve internetten mobile yönlendirdiğimiz ve bizim kanal göçü adını verdiğimiz bir dönemdi. Bu dönemde şubelerdeki bekleme süreleri 25-30 dakika mertebelerinden 8-10 dakika seviyelerine indi. Şimdi bu süre 5-6 dakika civarındadır bankamızda. İş Bankası’nın son 5 yıldır şubede çalışan kadrosu 25 bin civarındadır ama bu dönemde şube sayısı 1000’den bin 400’e yükselmiştir. İş Bankası son beş yıllık büyümesini, çalışan sayısını artırarak değil, teknolojiyi çok etkin kullanarak, veriye dayalı metodolojik çalışma yöntemlerini geliştirerek, yönetim kalitesini ve verimliliğini artırarak başarmıştır.

hakan-aran1

 

 

“Teknolojinin değdiği her noktaya yatırım yaptık”
Bu sırada da dijitalleşme noktasında aslında önemli adımlar atıldı değil mi?
Dijitalleşme noktasında geldiğimiz noktayı önce müşterilerimizin gözüyle değerlendirmek gerekirse, teknolojik gelişmeleri yakından takip eden, ona arzu ettiği yakınlıkta ve istediği her an elinin altında olan, tüm bankacılık işlemlerini zahmetsizce yaptırabilen bir banka olduk. İş Cep müşterilerimiz arasında beğenilme ve tavsiye edilme oranı en yüksek olan ürünümüzdür. İş Cep, reklama ihtiyaç duymadan beğeni ve tavsiyelerle bugün 4 milyon müşterimizin cebine girmiş durumdadır. Hepimizin elinin üstünde olduğu, yakından izlediği ve her girildiğinde mutlaka çalışan, doğru çalışan, müşterilerimizin tercihleri doğrultusunda her ay yeni fonksiyonlarla güncellenen, canlı ve dinamik bir ürünümüzdür. Bu dijitalleşme konusunda bize önemli bir mevzi kazandırmaktadır. Müşterilerimiz şubeye gelmeden cep telefonlarından anında kredi kullanabilmekte, yatırımlarını yönlendirebilmekte ve tüm bankacılık işlemlerini gönüllerince yapabilmektedir. Kartlı ödeme sistemleri konusunda da dijitalleşme sürecimizi uzun bir süredir kullanmakta olduğumuz kart paketimizi güncelleyerek tamamlamış olduk. Şimdi bu ay İş Cep’e bir kardeş geliyor: Maximum Mobil. Umuyoruz ki, bu uygulamamız da aynı İş Cep gibi alanında lider, ödeme sistemleri dünyasını ustalıkla yöneten başarılı bir uygulama olacak. Özellikle bu sistemlerin arka planında basitleşme, sadeleşme, sistemleri çevik ve sağlam hale getirme, veriye akıl katma ve süreçlerimizi iyileştirme konusunda çok emek sarf ettik.

Bu dönemde önemli yatırımlarınız da oldu…
Arada geçen dönemde tüm alt yapımızı baştan aşağıya yenileme ve modernize etme fırsatı bulduk. Rekabette fark yaratacağına inandığımız büyük veri, yapay zekâ, biyometri, sanal gerçeklik, süreç otomasyonu, siber güvenlik gibi teknolojinin değdiği her noktaya yatırım yaptık. Veri Merkezimizi yeniliyoruz, Bankamızın gelecek 25 yıllık ihtiyacını karşılayacağına inandığımız TIER 4 seviyesinde, dünyanın en iyi veri merkezilerinden birisini inşa ediyoruz, bu yıl tamamlanmış olacak. Yeni teknolojilerin bankacılığa en doğru nasıl uyarlanabileceğini öngörebilmek için, bu teknolojileri kullanmak, ona dokunmak, ekiplerinizle birlikte denemeler yapabilmek çok değerli. Biz de bu noktada teknolojik gelişmeleri deyim yerindeyse, hiç bir şey ıskalamama adına, çok yakından takip ediyoruz.

hakan-aran2

 

“Fintech’lerle çok yakın temas halindeyiz!”
Peki, Türkiye’de fintech konusundaki akımı nasıl takip ediyorsunuz?
2015 yılı içerisinde, San Francisco’ya gerçekleştirdiğimiz bir ziyaret olmuştu. Bu, orada bulunan fintech’leri anlamaya, ekosistemin nasıl işlediğini kavramaya çalıştığımız bir ziyaretti. Geçtiğimiz yıl da San Francisco’da kendi ofisimizi açtık. Düzeli olarak oradan fintech izleme raporu alıyoruz. Bize, Silikon Vadisi’nde ‘hangi fintech’ler neler ile meşgul ve hangi projeleri yapıyor, projelerde hangi aşamaya gelmişler?’ bunun raporu iletiliyor. O raporda kendi radarımıza girenlerle birlikte sistem karşılaştırmaları yapıyor, ürünün Türkçe desteğini sunuyor ve ürünü burada ilk İş Bankası olarak biz kullanıyoruz. Sadece geliştirilen ürünlerin ilk kullanıcısı olma değil aynı zamanda kendi teknoloji iştirakimiz SoftTech aracılığıyla ürettiğimiz yenilikçi ürünlerin de satışını yapma konusunda da Silikon vadisindeki ofisimizden yararlanıyoruz. Yazılım geliştirme araçlarımızın ve yöntemlerinin geliştirilmesi, yazılım geliştiren kadrolarımızın dijital yetkinliklerinin artırılması konusunda bu ofisimizi etkin olarak kullanıyoruz.

SoftTech’ten bahsettik… Peki, SoftTech tarafında kâr -zarar merkezi olma noktasında bir yol haritası var mı?
SoftTech’in banka tarafına hizmet eden ve dışarıya hizmet sunma amacı olmayan bir bölümü var; ancak bunun yanında, altında dışarıya ürün satan ve satma potansiyeli olan küçük startup’ları direktörlük bazında gruplandırdığımız alt modeller bulunuyor. Buralar özerkleştirdiğimiz bölümler, fiziksel mekânları dahi ayrılıyor. Bunlar tamamen pazarda bir startup gibi hareket eden ve bir yatırımcı olması durumunda, ayrı bir şirket olabilecek startup denemeleri. Bu anlamda; fintech’leri sadece izlemekle kalmıyoruz, aynı zamanda bir fintech gibi düşünebilme, hareket edebilme gibi konularda da kendi deneysel çalışmalarımız oldukça güzel sonuçlar verebiliyor.
Ayrıca eklemek isterim ki, bir Ar-Ge merkezimiz vardı, yakında bir de inovasyon merkezi açacağız. Açılışının ardından orada bir hızlandırma programı yapacağız. Programa başvuranlar arasında yaklaşık 15 firmaya aynı lokasyonda yer vereceğiz. Kendi ürünlerini geliştirene kadar bizim himayemiz altında onları hem izleyeceğiz hem de imkân sağlıyor olacağız. Aynı zamanda bu firmalar ile ortak projeler de yapacağız. 2017 ve 2018 yılları, art arda dijital yeniliklerimizi müşterilerimizle ve çalışanlarımızla buluşturacağımız ve daha sonra geriye dönüp bakıldığında bankacılıkta dijitalleşmenin yeni bir boyut ve ivme kazandığı yıllar olarak anılacaktır.

Robotik teknolojiler ve istihdama etkisi konusunda ne düşünüyorsunuz?
Robot teknolojileri çok hızlı bir şekilde gelişiyor ve pazara girecek olgunluğa da ulaşıyor ama bu gerçekten üzerinde çok boyutlu olarak düşünülmesi gereken bir konu. İstihdam, iş barışı ve hukuki boyutuyla birlikte ele alınması gereken önemli bir konu! Biz robotun yapay zekâ ve teknoloji boyutuyla ilgileniyor ve bu süreçte de konunun diğer boyutlarıyla ele alınıp bir yol haritası oluşturulacağını ümit ediyoruz. Bu yönüyle oldukça riskli bir alan, işsizlik oranının yüzde 12’ler seviyesine çıktığı bir konjonktürde robotların yapabileceklerini konuşurken aslında çok daha dikkatli olunması gerekiyor. Bankamatiklerin ilk çıktığı dönemlerde şubelerin kapanacağından endişe ediliyordu. Daha sona internet ve mobil kanallar buna eklendi. Buna rağmen, şubedeki çalışanların yalnızca rolleri ve görev tanımları değişti. Bu arada Bankamatikler, İş Bankası’nda 20 bin kişinin yaptığı işleri yapmaya başladı ama şubelerde çalışan sayısı o günden bu güne 14 binden 25 bine, şube sayısı da 800’den bin 400’e geldi. Sonuç olarak; teknolojinin gelişimi, korkulduğu ve başta düşünüldüğü şekilde cereyan etmeyebiliyor. Muhtemelen robotlar da yine insanlara yardımcı olmak ve kapasiteyi genişletmek için kullanılacaktır.

hakan-aran3

 

Biliyorsunuz ki, ciddi anlamda tehditler yaşadığımız son iki yıl geçirdik… Bankacılık tarafının daha riskli olduğunu biliyoruz. Bu çerçevede Türkiye olası tehditlere hazır mı, İş Bankası’nın bir eylem planı mevcut mu?
Oldukça hazır olduğumuzu söyleyebilirim! Çünkü sıcak saldırılar çok yeni bertaraf edildi. Ancak hazır olmak bir anlam ifade etmiyor, çünkü süreç çok dinamik ve hep hazır kalmak için süreklilik boyutuyla birlikte siber güvenlik kavramını ele almak gerekiyor. Bu konuyu proaktif biçimde tüm boyutlarıyla yönetebilmek için oyunu kuralına göre oynayabilmek, oyunun hep içinde olmak, doğru ortaklarla iş birliği içinde hareket edebilmek ve süreçlerinizi otomatik çalışır, her yapılan işlemi 7/24 izleyebilir hale gelmek çok önemli. Tüm Türk Bankalarının telekomünikasyon şirketleri ve hizmet sağlayıcı şirketlerle benzer iş birlikleri içinde ve bu çerçevede hareket ettiğini biliyorum. Muhtemelen yürütmekte oldukları Siber güvenlik programları kapsamında eylem planlarını ve yol haritalarını oluşturarak Yönetim Kurullarına sunmuşlarıdır.
Siber güvenlik alanı bizim en çok yatırım yaptığımız alanlardan biri. 2017 yılında ve dijitalleşme konuşulduğu sürece en popüler konu siber güvenlik olmaya devam edecek. Nitekim bu konunun, CIO’ların ajandasında bir süre en üstte yer alacağını düşünüyorum.

Categories: CIO RÖPORTAJLARI

About Author

Write a Comment

Your e-mail address will not be published.
Required fields are marked*