İstanbul Havalimanı açıldı: Temeli bile yokken hangi sistemlerin entegre edileceği planlanmıştı!

İstanbul Havalimanı açıldı: Temeli bile yokken hangi sistemlerin entegre edileceği planlanmıştı!

İstanbul Havalimanı’nın henüz temeli bile yokken 2018 yılının 29 Ekim’inde hangi sistemleri entegre edeceklerini planlayarak yola çıktıklarını söyleyen İGA CIO’su Ersin İnankul, “Projede dünyada son yıllarda kabul görmeye başlayan Master System Integration metodolojisini kullanmayı düşündük ve buna göre kurgumuzu yaparak proje yönetimini sağladık. Bu yöntem projenin tümünü birbiriyle entegre olmuş sistemlerin tümünden parçalarına doğru ilerlemeyi ve gerekli planlama, dizayn, satın alma ve yönetimini kapsıyor” dedi.
İlk fazının açılışı 29 Ekim’de gerçekleşen İstanbul Havalimanı, bugün ileri teknolojisi ile göz dolduruyor. Yeni havalimanında, yolcu memnuniyetini en üst düzeye çıkarmak için mobil uygulamadan havalimanı güvenlik sistemine, havayolları mesajlaşma platformundan, ortak karar verme sistemine kadar birçok yazılım var. Üstelik İGA Bilişim, ilk sanal kule uygulaması ile yerli robot, insansız yolcu taşıma araçları gibi güncel teknolojik sistemlerin yanında, havalimanı işletmesi için gerekli kayıp eşya yazılımı, apron kartı başvuru portalı, İGA mobil uygulaması, hava tarafı güvenlik sistemi, müşteri memnuniyet sistemi gibi yazılımları da kendi bünyesinde gerçekleştiriyor. Tüm bu gelişmiş sistemleri ve bu gurur verici projenin detaylarını İGA CIO’su Ersin İnankul’dan dinledik…

Yeni Havalimanı’nda kullandığınız teknolojilerin pek çoğunu açılış öncesi katıldığımız basın toplantısında dinledik. Ancak CIO Dergisi için bir kez de sizden dinlemek isteriz… Şu anda bu teknolojilerden hangilerini aktif göreceğiz?
Bildiğiniz gibi açılış gerçekleşti ve THY ile günde 10 uçuş ile operasyona başlıyoruz. Bu kapsamda yolcularımızın havalimanımızda seyahatlerini sorunsuz geçirmeleri için gerekli tüm sistemler çalışıyor olacak. Bunlar uçuş için gerekli olan check-in sistemleri, self servis kiosklar, uçuş bilgi sistemleri, merkezi uçuş ve kaynak yönetim sistemleri, bagaj yönetim sistemleri, pasaport sistemi, otopark sistemi, bagaj eşleştirme sistemi ve Wi-Fi altyapısı gibi temel sistemlerin yanında uçuş ve yolcu güvenliği için olmazsa olmaz kapalı devre kamera sistemi, kartlı geçiş sistemi, yüz ve plaka tanıma sistemi gibi sistemler de hazır. Tüm bu çözümler için tasarlanmış uçtan uça entegre birleşik sistemlerimiz, uçağın teker koymasından otomatik faturalamaya kadarki tüm otomasyon süreçleri de çalışmaya başladı.

Teknoloji satın alma kararlarınızda öncelikleriniz neler oldu? Bir ürünü değerlendirirken, servis, yeterlilik, güvenlik gibi konulardan daha çok hangilerine dikkat ettiniz?
Havalimanları ülkelerin giriş kapıları olmaları ve 7/24 yaşayan yapılar olmaları sebebi ile destek süreçlerinin ve SLA’lerin en öncelikli yürütülmesi gereken akıllı binalar. Bizim için ürünün satın alma aşamasına gelene kadar geçen bütün planlama ve proje yönetim süreci çok önem arz etmektedir. Böyle bir mega projenin yönetimi için aslında ilk yaptığımız şey 6 ay boyunca sadece planlama yapıp, sonrasında dizayn ve dokümantasyon aşamalarına geçmek oldu. Projede dünyada son yıllarda kabul görmeye başlayan MSI (Master System Integration) metodolojisini kullanmayı düşündük ve buna göre kurgumuzu yaparak proje yönetimini sağladık. Bu yöntem ile aslına 2015 Mart ayında işe başlarken binanın henüz temeli bile yokken 2018 yılının 29 Ekim’inde hangi sistemleri entegre edeceğimizi planladık ve şu an o planlama üzerinden ilerlemekteyiz. Bu yöntem projenin tümünü birbiriyle entegre olmuş sistemlerin tümünden parçalarına doğru ilerlemeyi ve gerekli planlama, dizayn, satın alma ve yönetimini kapsıyor. Bu yöntemin en kritik adımı ise satın almadan geçiyor. Biz tüm satın almalarımızı yaparken havalimanımızın ulaşacağı kapasiteleri, ürünün kalitesini ve tabi ki güvenliğini değerlendirdik. Tüm satın almalarımızda önce entegratör firmalarımızı ve ürünü POC süreçlerinden geçirip, teknik puanlamalara tabi tuttuk. Sonrasında teknik kriterlerimizi karşılayan firmalarımızı davet usulü ile kendi yazdığımız uluslararası şartnamelerimiz ile ihalelere davet ettik. İhale sonucunda arkasındaki entegratörün tecrübesi, ürünün yeterliliği ve siber güvenlik kriterlerimize uyan ürünleri tercih ettik.

Birden çok tedarikçi ile çalışıyorsunuz. Bunları konsolide edecek misiniz? İlerleyen süreçte bu artarak devam edecek mi?
Projemiz kapsamında 56’ya yakın sistem, 34 kadar tedarikçi firma ve yüzün üzerinde ürün ile çalışıyoruz. Tüm bunların birbiri ile ahenk ile çalışması ilk öncelikli hedefimizdi. Tüm planlamamızı bunun üzerine kurguladık. Altyapı sistemleri için Wi-Fi dâhil bir tedarikçi grubu ile siber güvenlik için ona en iyi entegrasyonu sağlayacak bir tedarikçi ile uygulama seviyesinde ise bu altyapı ile en uyumlu çalışacak tedarikçileri seçtik. Tüm bu ürün gruplarını hem altyapıda hem de uygulama seviyesinde konsolide etmeye çalışıyoruz. Tüm yapıyı tek merkezden izleme ve müdahale etmek için gerekli yazılım gruplarını kurguluyoruz. Hedefimiz sadece havalimanımızın ihtiyaçlarının karşılanması değil aynı zamanda grubumuzun kurduğu İGA Bilişim şirketi ile tüm paydaşlarımızın ihtiyaçlarına da destek olmak. Dünyanın ilk Tier III facility sertifikalı havalimanı veri merkezimiz ile tüm bu konsolide altyapımız üzerinden altyapı, güvenlik ve bulut hizmetleri sunmaya hazırlanıyoruz. Bu kapsamda igacloud.com portalımızı devreye aldık. Bu portal sayesinde altyapı hizmetleri ve havalimanı bilgilerimizi API üzerinden hizmete sunmaya başladık.

Diğer havalimanlarında kullanılan teknoloji ve altyapıları görme, karşılıklı test etme imkânınız oldu mu?
Ekibimiz ile birlikte aslında 14 yıla yakın bir zamandır, havalimanları tasarım, inşa ve işletme süreçlerini yürütüyoruz. Tüm ekibimizin bitirdiği havalimanları sayısı 151 kadar olup, milyonlarca adam günlük bir tecrübe ile bu işi yönetmekteyiz. Daha önce bulunduğumuz tüm havalimanlarında edindiğimiz tecrübenin yanında dünyanın ilk 10 havalimanını da yakından takip ediyoruz. Bu havalimanlarımızın CIO’ları ile belirli periyodlar ile görüşüyor, fikir alış verişi yapıyoruz. Birçoğu projemizi ziyaret etti. Ayrıca, her yıl Airport IT ya da benzer konferanslara konuşmacı olarak katılıyor, bu havalimanlarının planlamaları ile yakından ilgileniyorum. Havalimanımız bu saydığım ilk 10 havalimanından teknolojik olarak birçok yönden daha ileride ve son teknolojileri kullanıyor olacak.

Pist aşınmaları ve kuş hareketlerinin takibi ve raporlanmasında kullanılacak IoT uygulamasından bahsettiniz… Bu konuyu biraz detaylandırabilir misiniz?
IoT bizim de öncelikli faydalanmayı planladığımız teknolojilerden birisi. Nesnelerin interneti kapsamında havalimanında uygulanabilecek 19 kadar alan belirledik ve bunları önceliklendirdik. 2016 itibariyle bu kapsamda bir ekip belirleyerek çalışmalara başladık. Opensource teknolojiler ve kendi geliştirdiğimiz algoritmalar ile kendi IoT platformumuzu oluşturduk. Bu platformlar ile sensörlerden gelen ve ‘gateway’lerden toplanan verilerin büyük veri platformları ile anlamlı raporlar üretmeyi planlıyoruz. Platformumuz ayrıca yapay zeka algoritmaları ile desteklenmekte. Havalimanımız için en etkin kullanım alanı olarak düşündüğümüz ilk iki uygulamalarımızdan biri TÜBİTAK ile geliştirilip 3 yıldır kullanılmaya başlayan kuş radarı. Diğeri ise pistlerdeki aşınmaların takip edilmesi… Kuş geçişleri bizim için önemli bir konu. Bu konunun takibini radarlar ile anlık yapıyoruz ve biriktiriyoruz. Bu büyük veri ile kuş hareketlerinin mevsimlere göre incelenmesini ve senaryolara göre öngörüler üretilmesini hedefliyoruz. Havalimanlarının yakından takip edilen bir diğer konusu ise pistlerin yeterlilikleri ve kaliteli hizmetlerine devam etmelerinin sağlanması. Tüm havalimanları pistlerdeki yabancı maddeleri ve aşınmalarını çeşitli yöntemler ile takip etmekte. Biz bu konuda kameralar, GPS uyduları ve yazılımların analitik özelliklerini kullanmayı planladık. Bu sistemler ile anlık yıpranma bilgilerini takip edip gerektiğinde bakım onarımların yapılmasını sağlayacağız.

Yeni Havalimanı’nı şu anki mevcut Atatürk Havalimanı’ndan ayıran en önemli teknolojik özelliği nasıl tanımlarsınız?
Atatürk Havalimanı’mız şu an kapasitesinin üzerinde yolcuyu misafir etmesine rağmen güzel bir işletmecilik sayesinde yolcular rahatsızlık duymadan seyahatlerini gerçekleştirebilmekteler. 2000 yılında yeni binası ile faaliyete geçtiğini düşünürsek yeni havalimanımız altyapı ve yeni teknolojilerin adaptasyonu konusunda bir adım öne geçiyor. Zamanının en teknolojik binası olan Atatürk Havalimanı’mız da yıllar içerisinde büyüdü ve gerekli yatırımları sağladı. İstanbul Havalimanı’nda yolcu memnuniyetini en üst düzeye çıkarmak için mobil uygulamadan havalimanı güvenlik sistemine, havayolları mesajlaşma platformundan, ortak karar verme sistemine kadar birçok yazılım var.
İstanbul Havalimanı teknolojik olarak birçok ilki de bünyesinde barındırıyor. Yolcunun havalimanında daha kaliteli vakit geçirmesi için düşünülmüş hızlı geçiş sistemleri, ücretsiz internet, dinamik bekleme süreleri bildirimleri, akıllı otopark sistemleri, yeni nesil sadakat yönetimi sistemleri gibi uygulamaları sayabiliriz.
Dünyanın ilk Tier III facility sertifikalı havalimanı veri merkezi, ülkemizin ilk sanal kule uygulaması ile yerli robot, insansız yolcu taşıma araçları gibi güncel teknolojik sistemlerin yanında, havalimanı işletmesi için gerekli kayıp eşya yazılımı, apron kartı başvuru portalı, İGA mobil uygulaması, hava tarafı güvenlik sistemi, müşteri memnuniyet sistemi gibi yazılımları da kendi bünyemizde gerçekleştiriyoruz.

Günümüzde mobilite kavramı çok önemli. Zira Yeni Havalimanı’nda da mobil uygulamaların kullanılacağını biliyoruz. Bu noktada mobil uygulamaların güvenliğinin sağlanmasında ne tür önlemler planlıyorsunuz?
Bildiğiniz gibi günümüzde kurumlar ve kritik tesisler çok daha karmaşık, motive ve eş güdümlü siber saldırı ve tehditler ile karşı karşıya kalmakta. Saldırganlar, kurumları, kritik tesisleri ve buralarda çalışan sistemleri, özel olarak geliştirdikleri atak vektörleri, zararlı yazılımlar ve çok katmanlı saldırılar ile hedef alarak, geleneksel güvenlik koruma tekniklerini atlatabilmekte ve kurban sistemler üzerinde fark edilmeden çok uzun süre kalabilmekteler. Bunun sonucunda da sistemler anında ya da saldırganlar tarafından belirlenen bir tarihte devre dışı bırakılabilmektedir. Bu amaca yönelik olarak biz de gerek mobil uygulamamız gerekse tüm kritik uygulamalarımızın hem içeriden hem de dışarıdan gelebilecek saldırılara karşı siber savunma katmanları oluşturduk. Havacılık pratiklerinden gelen tecrübeler ile nerelerden zafiyetler olabileceğini belirleyip, çıkan riskler üzerinden bir siber yol haritası belirledik.

Kurduğumuz İGA Bilişim Hizmetleri ile müşterileri için oluşturduğu güvenlik katmanlarının tümünde oluşabilecek güvenlik olaylarının 7/24 izlenmesine, olayların tespit edilmesine, olası olayların önceden değerlendirilip önlem alınmasına, olay meydana gelmesi ya da tespit edilmesi halinde ise olayın nedenini ve varsa etkilenen sistemleri tespit etmeye, olayı analiz etmeye, olumsuz sonuçları en aza indirgemeye ve operasyonların yürütülmesi ve yönetilmesine yönelik bir Siber Güvenlik Operasyon Merkezi kurduk ve bu merkezden MSSP hizmeti vermeye başlıyoruz.

Categories: CIO RÖPORTAJLARI

About Author

Write a Comment

Your e-mail address will not be published.
Required fields are marked*