Robotların olduğu bir banka şubesi Türkiye’ye uzak bir konu!

Robotların olduğu bir banka şubesi Türkiye’ye uzak bir konu!

Robotların olduğu bir banka şubesinin hem kendileri hem de Türkiye için çok yakın olmadığını söyleyen Kuveyt Türk CIO’su Mücahit Gündebahar, “Bankacılık sektörü teknolojiyi maksimum seviyede kullanan bir sektör olsa da ülkenin teknolojik yetenekleri dâhilinde hareket eden bir yapıya sahip. Dolayısıyla Türkiye’de robotik teknolojilerin çok yaygın olmadığını görüyoruz. Muhtemelen Avrupa veya Uzak Doğu’da birkaç kullanım gördükten sonra ülkemizde de bunları uyguluyor olacağız” diyor.

Finans sektöründe 20 yılı aşkın tecrübesi bulunan bir IT lideri Mücahit Gündebahar. Kuveyt Türk’te imza attığı başarılı projeler aslında bir tesadüf değil. Zira Gündebahar’ın 5 büyük bankanın dönüşüm projesinde önemli rolleri bulunuyor.
1997 yılında İstanbul Üniversitesi Bilgisayar Mühendisliği Bölümü’nden mezun olan Mücahit Gündebahar, 2002 yılında bitirdiği MBA programının yanı sıra 2016 yılında İşletme doktorası ile eğitim hayatını tamamlıyor. Mücahit Gündebahar’ın bir CIO olarak en büyük farklarından biri, bulunduğu kuruluşta kritik Ar-Ge projelerine yön veriyor olması… Kuveyt Türk CIO’su Mücahit Gündebahar ile bu önemli Ar-Ge süreçlerini ve Kuveyt Türk’ün dijital dönüşümdeki odağını konuştuk.

Mücahit Gündebahar, banka bünyesinde bulunan tüm teknolojileri geliştiren bir IT grubuna sahip olduklarını söyleyerek, “Kuveyt Türk’te dönüşüm projesi yaklaşık 7-8 yıl önce başladı. Bankanın tüm sistemlerini tek bir platform altında toplamayı hedefliyorduk. Bunu da 3-4 yıl önce tamamladık. Aslında pek çok teknolojiyi kendi bünyesinde geliştiren ve dışarıya çok da bağımlı olmayan bir banka IT’siyiz diyebiliriz. Yaklaşık 350-400 civarında bir IT kaynağımız var. Bu IT kaynağının çoğu da yeni ürün geliştirme odaklı çalışıyor. IT kaynaklarımızı run, grow, trans form olarak 3’e kategorize ediyoruz. Run’da doğrudan operasyon, grow ve transform’da ise daha inovatif projelere odaklanıyoruz. Zannediyorum ki Türkiye’de doğrudan operasyon yapan kısmı en dar olan ekiptir IT organizasyonumuz. Çünkü konsolide ve bütünleşik bir sistem altyapımız olduğu için IT operasyonları oldukça dar bir kaynakla ele alınabiliyor” diyor.

‘Lean IT’nin en temel stratejilerinden biri olduğunu ifade eden Gündebahar, bu amaçla tüm süreç ve operasyonlarını yalınlaştırma üzerinde çalıştıklarının altını çiziyor. Gündebahar, geldikleri noktada hem sistemsel hem de operasyonel anlamda çok iyi bir seviyede olduklarını kaydediyor.
20 farklı ülke Kuveyt Türk’ün ana bankacılık sistemini kullanacak
Mücahit Gündebahar sözlerini şöyle sürdürüyor: “Bahsettiğim dönüşüm projesine devam ederken 2011 yılında bir Ar-Ge merkezi kurduk. Türkiye’de ilk defa Ar-Ge merkezi kuran banka olduk. Ar-Ge merkezi kurmamızla birlikte dönüşüm projesini de bu merkezin çalışmaları kapsamında yaptık. Çok başarılı işlere imza attık. Proje ilerlerken Konya’da da yeni bir Ar-Ge merkezi daha açtık. Şu anda Türkiye’nin iki Ar-Ge merkezine sahip tek bankasıyız. Burada temel olarak bir bankanın ihtiyacı olan tüm projeleri ve ürünleri geliştirdiğimiz gibi çeşitli inovatif çalışmalar da gerçekleştiriyoruz. Son dönemde özellikle güvenlik tabanlı sistemlerin geliştirilmesi başta olmak üzere, satış faaliyetlerini kolaylaştırıp karlılığı artıracak finansal ürünlere ve operasyonel optimizasyon projelerine de odaklanıyoruz.”

İki yıl önce bir teknoloji şirketi kurduklarını söyleyen Mücahit Gündebahar, Architecht adını verdikleri bu şirket kapsamında geliştirdikleri ürünleri piyasada konumlandırdıklarını belirtiyor. Bu noktada; Türkiye’de Vakıf Katılım ile doğrudan çalıştıklarının bilgisini veren Gündebahar, dünyada da 20 farklı ülkede 69 farklı bankada geliştirmiş oldukları ana bankacılık sisteminin yaygınlaştırılmasına yönelik bir sözleşme imzaladıklarını kaydediyor. Gündebahar, “Kuveyt Türk Ar-Ge Merkezi’nde geliştirilen ana bankacılık sistemi 3 yıl içerisinde 20 ülkede çalışacak. Önümüzdeki yıldan itibaren projenin önemli bir kısmı farklı coğrafyalarda çalışıyor olacak” diyor.
“Fintech’ler dijitalleşme noktasında bir itici güç olacak”
Ar-Ge merkezleri bünyesinde bir fintech ekiplerinin de olduğunu anlatan Mücahit Gündebahar, şöyle konuşuyor: “Bu ekibimizin geliştirmiş olduğu platform da Kuveyt Türk API Market. Şu anda 26 API var, yılsonuna kadar bu rakamın 100’ü aşması hedefleniyor. Bankacılık teknolojisinin gelişmesiyle bankacılık hizmeti, artık bankalar dışında da verilebilecek. Bunun çok daha küçük örneklerini bugün zaten Avrupa’da özellikle İngiltere ve Almanya’da görüyoruz. Uluslararası şirketlerden KOBİ’lere, girişimcilerden fintech geliştiricilerine kadar herkese açık olan Kuveyt Türk API Market, Kuveyt Türk bankacılık servislerini tek bir platform üzerinden sunuyor. API Market ile geliştiriciler, Kuveyt Türk tarafından sunulan finansal servisleri kullanarak kendi finansal uygulamalarını üretebiliyor. Şu an 400’e yakın şubemiz var, şubelerle ulaşamadığımız coğrafyalardaki müşterilerimize bankacılık hizmetini fintech’ler üzerinden ulaştırılmasını sağlayacağız. Fintech’lerin geliştirmiş olduğu ürünler de dolaylı olarak bankamız ürün, müşteri ve hizmet yelpazesini genişletecek. Gelecekte bugünkü bankacılık hizmetini göremeyeceğimiz ve her şeyin dijital olacağı düşünülürse bu da dijitalleşme noktasında bir itici güç olacak. Yani yakın gelecekte bankalar platform sağlayıcıya dönüşüp, finansal hizmetler çoğunlukla fintech’ler aracılığı ile müşterilere ulaştırılacak.”

Gündebahar’a göre; fintech’lerin bankalar için bir rakip olup olmayacağı konusu büyük bir soru işareti. Zira fintech’lerin endüstride artık gerçek bir yerinin olduğu düşünülürse onları görmezden gelmenin de yanlış bir strateji olduğunu dile getiriyor Gündebahar ve ekliyor: “Onların varlığını kabul edip olabildiğince işbirliği yapmak bizim API Market’teki en büyük amaçlarımızdan biri. Bunu sadece API Market özelinde söylemiyorum. Bizim bir de Lonca Girişimcilik Merkezi’miz var. Yine orada fintech’lerle bir arada olmayı hedefliyoruz. Lonca’da öncelikli olarak fintech’leri konumlandırıyoruz. Girişimcilik ekosisteminin içinde yer alarak gelişmesinde üzerimize düşeni yapmayı hedefliyoruz.”

“İnsan zekasının olmadığı, insandan daha iyi karar veren sistemler hedefimizde duran bir konu”
Dijitalleşme ile birlikte bankacılık sektöründe sık sık görmeye başladığımız yeni nesil teknolojileri Mücahit Gündebahar’a da soruyoruz. “Yapay zekayı birkaç yıl önce herkes konuşuyordu ama fiili olarak çok fazla başarılı uygulama göremiyorduk. Geçen yıldan itibaren bu alanda gerçekleşen çalışmalar endüstri içerisinde iyice yaygınlaştı. 2018 yılında bankamız bünyesinde dijitalleşme çerçevesinde en fazla odaklanacağımız alanlardan biri de kuşkusuz yapay zeka. Eminim ki bu Kuveyt Türk’e özgü değil, birçok banka bu şekilde hareket edecek. Tüm kredilendirme, risk, erken uyarı sistemleri, fiyatlandırma, CRM gibi bankanın doğrudan karlılığını etkileyen birçok alan yapay zeka ile optimize edilebilir ve daha iyi hale getirilebilir diye düşünüyorum. Ancak burada önemli bir nokta var. Yapay zeka çalışmaları tıpkı bir çocuk gibi… Zamanla öğrenebilen bir sistem yani. Dolayısıyla ‘Yapay zeka yaptık oldu ve bitti’ demek doğru değil. Sürekli geliştirerek devam etmek gerekiyor. Bundan birkaç yıl önce dijitalleşme çok anlaşılmıyordu. Bugün teknolojiyi geliştiren birimlerin olmadığı alanlarda da dijitalleşme çok fazla konuşuluyor. Bizim bu yıl yapay zeka alanında ilerleyeceğimiz çok fazla proje var. Bunlarla bankamızı daha da ileri taşımayı hedefliyoruz. Sonrası da gelecek elbette. İnsan zekasının ve müdahalesinin hiç olmadığı, insandan çok daha doğru karar verebilen sistemler hedefimizde duran bir konu” diyen Gündebahar, yapay zekanın risk takip sistemlerinden kampanya sistemlerine kadar pek çok alanda kullanıldığını ancak fiziksel olarak robotların olduğu bir banka şubesinin hem kendileri, hem de Türkiye için çok yakın olmadığını söylüyor.

Mücahit Gündebahar, “Bankacılık sektörü teknolojiyi maksimum seviyede yaşayan bir sektör olsa da ülkenin teknolojik yetenekleri dâhilinde hareket eden bir yapıya sahip. Dolayısıyla Türkiye’de robotik teknolojilerin çok yaygın olmadığını görüyoruz. Temel bankacılık teknolojilerinde küresel de kesinlikle çok iyiyiz, robotik sistemlerin konumlandırılması noktasında biraz daha yurt dışını takip edeceğimizi düşünüyorum. Muhtemelen Avrupa veya Uzak Doğu’da birkaç kullanım gördükten sonra ülkemizde de bunları uyguluyor olacağız. Çünkü bu teknolojilerin uygulanmadan önceki süreçlerinde de henüz gelişme aşamasındayız. Bu işin tüm teknolojilerde olduğu gibi bir adaptasyon kısmı da var elbet. Erken adapte olan kesimlerde bunu yapıyor olmak, teknolojiyi destekliyor olmak çok fazla kaynak gerektiriyor. 2018 yılı itibariyle bizim bunun için çok önceliğimiz yok. 6 bine yakın personelimiz var. Bankaya hiç personel almadan da bu yıl 30’a yakın şube açacağız. Biz bunları robotlar yerine otomasyonla, yapay zeka uygulamaları ve dijitalleşme ile yapıyoruz” diye konuşuyor.
Bugün her bir bankanın dijitalleşme anahtarının farklı olduğunu kaydeden Gündebahar, bunun öncelikli ve önemli olduğunu vurguluyor. “Dijitalleşmeyi; teknolojiyi ve gelişen dijital trendleri değişen bankacılık endüstrisinde öncelikli olarak konumlandırmak olarak tanımlarsak Türkiye oldukça başarılı bir örnek. Ancak toplumun bankacılık eksenli tüm dijital ihtiyaçlarını tamamen karşılamak şu anda olanaksız. Şubeye gitmeden veya banka personelini müşteri lokasyonuna göndermeden bazı işlemleri yapmak regülatif nedenlerle şu an mümkün değil” diyen başarılı CIO, en büyük engelin de regülasyonlar olduğunu belirtiyor.

2019 yılında siber güvenlik daha fazla konuşulacak
Mücahit Gündebahar: “Siber güvenliğin bu yıl ve 2019’da da çok konuşulacağını düşünüyorum. Sektörde siber güvenlik uzun zamandır gündemde. Sosyal alanda olası bir zafiyetin etkisi çok fazla. Elbette dijitalleşme de bunu artırıyor. Konunun regülatif boyutuna bakıldığında da; birçok bankanın gündeminde olmayan ya da uygulanamayan teknolojiler artık hayatımıza giriyor. Her bir siber saldırıda gücün ne kadar katlanarak arttığını görüyoruz, o yüzden siber güvenlik ilerleyen yıllarda daha önemli olacak. Teknolojinin gelişmesiyle atakların etkisinin de büyüyerek artmasını ve bu konunun aslında bankalar için bir anlamda olumsuz bir durum yarattığını göz ardı etmemek gerekir.”

Categories: CIO RÖPORTAJLARI

About Author

Write a Comment

Your e-mail address will not be published.
Required fields are marked*