5G’ye şimdiden hazırız!

5G’ye şimdiden hazırız!

Turkcell’de Şebeke Teknolojilerinden Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Gediz Sezgin ile 5G yolculuğunda bizleri nelerin beklediğini konuştuk. Turkcell bünyesinde kurulan Siber Güvenlik Merkezi konusunda da bilgi veren Sezgin, bu güvenlik hizmetlerini şirketlere de sunduklarını ve özellikle DDoS saldırılarından büyük başarı ile çıktıklarını belirtiyor.

MURAT YILDIZ

IoT, robotik çözümler, uzaktan çalışma ve eğitim, otonom araçlar ve akıllı şehirleri daha yoğun bir şekilde konuştuğumuz şu günlerde tüm bunlar için kesintisiz, hızlı ve kapsama alanı daha geniş bağlantılara ihtiyaç artıyor. 4.5G teknolojisi sayesinde Türkiye birçok ülkeden çok daha önde bağlantı hızlarına sahip. Ancak yine de yeni nesil uygulamalar için daha fazlasına ihtiyaç olacak. Artan iletişim ve her nesnenin internete erişmesi ile birlikte teknoloji yöneticilerinin en büyük sorunlarından biri güvenlik haline geliyor. Turkcell’in Şebeke Teknolojilerinden Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Gediz Sezgin ile bundan tam 2 yıl önce 4.5G teknolojisini konuşmuştuk. Şimdi hem geldiğimiz noktayı değerlendirmek, hem de 5G ve güvenlik alanındaki çalışmalarını dinlemek için tekrar bir araya geldik…

2016 yılında 4.5G’nin lansmanı yapıldı. Şimdi ise Türkiye 5G’yi bekliyor. Şu andaki mevcut durumda hız ve şebeke kapasitesi açısından neredeyiz?

4.5G lansmanını 1. Nisan 2016 tarihinde yaptık. Şimdi ikinci yılını dolduruyoruz. Biz dünyanın en iyi 4.5G şebekesini Türkiye’de kurduk. Neden dünyanın en iyisi diyorum? Çünkü bir miktar geç kalmış olmamızın da avantajlarını kullandık. Biz gerçekten de 4.5G şebekesini kurduk. Bu şebeke Carrier Aggregation dediğimiz taşıyıcı birleştirme teknolojisi sayesinde Avrupa’nın en geniş spektrumuna sahip. Bu spektrum sayesinde farklı taşıyıcıları bir araya getirerek yüksek kapasite ve hız elde ediyoruz. Ardından 4.4 MIMO isimli anten teknolojisi kullanıyoruz. Bir de modülasyon teknolojisi olarak 256-QAM teknolojisini kullanıyoruz. Bu saydığım 3 tane temel özellik hem hız hem kapasite anlamında bize ciddi avantaj sağlıyor. Biz 4.5G tanıtımını yaptığımızdaki şebeke hızımız 450 Mbps hız civarındaydı. Geçtiğimiz aylarda Mardin’de gerçekleştirdiğimiz bir toplantıda 1050 Mbps hızında bağlantı gerçekleştirdik. Yani bu demek oluyor ki şu anda Turkcell’in canlı şebekesinde, yeni nesil bir telefon, örneğin Samsung Galaxy S9 kullanacak olursanız, 1 Gigabit hıza erişmeniz mümkün. Bu hızlara çıkabilmek için telefonların kullandığı bağlantı teknolojileri de çok önemli. Bugün dünyada bu kadar yüksek hızları destekleyebilen 7 tane operatör var ve Turkcell bunlardan biri.

Siz bu yatırımları nerelerde yaptınız? Daha doğrusu bu hızlara hangi şehirlerde ulaşmak mümkün?

Biz bu hızları yalnızca Ankara’da İstanbul’da veya büyük şehirlerde değil, örneğin Mardin’de bir alışveriş merkezinde rahatlıkla müşterilerimize sunabiliyoruz. 1 Nisan 2016 tarihinde 4.5G lansmanını gerçekleştirdiğimiz günden bu yana 10 bini aşkın yeni baz istasyonu kurduk. Biraz önce saymış olduğum teknolojilerin tamamını, Türkiye’nin 81 iline yaydık. Turkcell müşterileri, bu hızları 81 ilin tamamında kullanabiliyorlar. Bu yılın başında Kore’de gerçekleştirilen kış olimpiyatlarda 5G şebekesinin ilk test sürüşleri yapıldı. Henüz tam olarak standartlar oturmadığı için bu tarz denemelere pre-5G olarak isimlendiriliyor. Bu testlerde vurgulanan ve gösterilen hızlar 2 Gigabit seviyesinde. Oysa Turkcell’in şu andaki 4.5G şebekesi 2 Gigabit hızları destekleyecek durumda. Piyasadaki cep telefonları arasında CAT18 network desteğine sahip olan modeller ile 1.2 Gigabit hızları deneyimleyebilirsiniz. Yeni nesil cep telefonları çıktığında şu andaki mevcut Turkcell şebekesinden 2 Gigabit hızda bağlantı gerçekleştirmeniz mümkün. Ayrıca 5G’nin ilk ürünlerinden biri olan Massive MIMO antenlerini şu anda Ankara ve Antalya’da denedik ve 4.5G şebekemizde kullanabiliyoruz. Bu antenler sayesinde var olan şebekemize ekstra hız kattık.

 

5G’nin şu anda tüm standartları belirlendi mi? Siz bu süreçlerin içerisinde var mısınız?

5G için şu anda hem bölgesel hem de farklı ticari şirketlerin oluşturduğu birden fazla farklı konsorsiyum çalışmalar yapıyor. Burada dikkatten kaçmaması gereken önemli bir husus var. 5G biraz da kullanım senaryolarından oluşan bir teknoloji. Bu yüzden farklı endüstrilerde dikey katmanlar da bu alanda yoğun olarak çalışıyor. Mesela ulaşım, otomotiv, lojistik, üretim, sağlık, eğitim gibi sektörlerin her biri kendi alanında kullanım senaryosu oluşturup 5G teknolojisinin gelişmesine katkı sağlıyor. Dolayısıyla konsorsiyumların hemen hemen hepsi, farklı bölgelerde ya da farklı iş ortaklıkları ile bu kullanım senaryolarına uygun bir çözüm geliştirmek için çalışıyor. Günün sonunda tüm bu konsorsiyumların yaptığı çalışmalar 3GPP’ye gelecek ve genel bir standart belirlenmiş olacak. Şu anda 5G’nin ilk uygulamaları bu sene sonunda yayınlanacak olan standartlar ile hayata geçmiş olacak. Bu sene sonunda şebeke altyapısı üreticileri ilk gerçek 5G ürünlerini piyasaya çıkaracaktır. 2019 yılında da terminalleri yani 5G uyumlu cep telefonlarını bekleyebiliriz. Zaten 2020 yılında da Tokyo’da gerçekleştirilecek olan Yaz Olimpiyatlarında da 5G şebeke kullanılmaya başlanacak.

Hız her zaman büyük bir ihtiyaç ancak zaten hali hazırda 2 Gigabit’lere bile ulaşan bir network var. 5G’nin hem endüstriye hem de son kullanıcıya getireceği en büyük yenilik ne olacak?

Aslında 5G insanların iletişimi için yeni bir teknoloji olmayacak. Bu sebepten dolayı da bundan önceki teknolojilerde olduğu gibi 5G teknolojisinden çok yoğun bir yaygınlık da olmayacaktır. Biz 4.5G’nin tanıtımını yaptığımız ilk gün Türkiye’nin 81 ilinde hazır durumdaydık ve herkes 4.5G’yi kullanabiliyordu. Ancak 5G biraz kullanım senaryolarından türediği, endüstriyel uygulamaları hedeflediği ve oralarda ciddi çözümler sunduğu için kullanım daha dar kapsamlı olacaktır. 5G’nin temelde 3 tane değer teklifi var. Birincisi çok yüksek hız: 5G ilk geldiğinde minimum 10 Gibabit hızında olacak. İkincisi gecikme süresi: şu anda 20 ila 30 milisaniye seviyesinde olan gecikme süreleri, 5G sayesinde 1 milisaniyelere inmiş olacak. Üçüncüsü ise nesnelerin internetine katacağı değer: küçük alanlarda çok daha fazla nesnenin bağlanabileceği kadar geniş bir kapasite sunacak. Örneğin şu anda tüm dünya otonom araçları konuşuyor. Bu demek oluyor ki birkaç kilometre kare içerisinde binlerce aracın bilgisi, trafik işaretleri ve daha birçok nesnenin internete bağlanması gerekecek. 5G sayesinde bu mümkün hale gelecek. Ayrıca 5G’nin en önemli özelliği kapsama alanı içerisinde şebeken düşmek imkansız olacak. Bu zaten az önce örneğini verdiğim endüstriyel çözümlerde kabul edilemez bir durum. Bir otonom araç eğer sürekli internetten ve yanındaki araçlardan veri almak zorunda ise, bu aracın bağlantı kaybetmesi kabul edilemez. 5G sayesinde nesneler artık internete sürekli ve kesintisiz bağlı hale gelecek. 5G’nin sunduğu bu 3 farklı teklif, şebekenin farklı katmanlarında özel olarak kurgulanacak. Buna network slicing diyoruz. Mesela bir iş çözümü çok hızlı bir bağlantı istiyor ancak düşük gecikme ve enerji sarfiyatı konusunda endişesi yoksa, oraya uygun bir çözüm sunulurken diğer katmanlar sunulmamış olacak.

3G ve ardından 4.5G ilk duyurulduğu günlerde veri trafiğinin yoğun kullanıldığı yerlerde sıkıntı oluyordu. Şimdi durum çok daha iyi. Değişen ne oldu?

Yeni teknolojilere yol alırken gözden kaçırmamamız gereken en önemli şey elbette altyapı. Bu kapsamda iletişim açısından da en önemli şey fiber. Eğer yeterince geniş bir fiber bağlantı altyapınız yoksa bu hızları verebilmeniz mümkün değil. Biz bu iki yıl içerisinde ciddi anlamda fiber altyapımızı güçlendirdik. Ayrıca yüksek veri kullanımının olduğu yerlere yüksek hızlı radyolink çözümleri ile destek sağlıyoruz. Ancak yine de fiberin tam olarak karşılığı olmuyor. Çünkü radyolink kullandığınızda da frekans kullanımı yüzünden sorunlar çıkabiliyor. Bu yüzden Türkiye’nin hızlı bir şekilde ‘fiberleşmesi’ lazım. Burada hem belediyeler tarafından hem de bakanlık ve başbakanlık nezdinde bu ihtiyaç net olarak görülüyor. Bu düzenlemelerin ve kolaylaştırıcı uygulamaların devreye girmesi bekleniyor.

Sizin sorumluluk alanınız aynı zamanda Turkcell’in altyapısını korumak. Bir anlamda CSO göreviniz de var. Bu konuda ne gibi çalışmalar yapıyorsunuz?

Biz 2 yıl önce tamamen yerli kaynaklardan oluşan Cyber Defence Center bölümümüzü oluşturduk. Burada dünyadaki en son teknolojileri kullanmakla beraber operasyon merkezinin dizaynı, işleyişi ve ön yazılımlar kendi mühendislerimiz tarafından geliştirildi. Cyber Defence Center merkezimizden Türkiye’de birkaç tane var. Burada öncelikle kendi altyapılarımızı koruyoruz. Bu merkez aynı zamanda dünyanın en önde gelen siber güvenlik organizasyonlarından biri olan FIRST Org. Inc tarafından onaylanmış ve sertifika almaya hak kazanmıştır. FIRST sertifikasını Türkiye’de almayı başarmış tek şirket Turkcell.
Tüm sistemlerimize ait log bilgileri aynı altyapı içerisinde toplanıyor. Bu loglar sayesinde 7/24 analizler yapılıyor. Akıllı sistemlerden gelen bu loglarda herhangi bir anormal durum olduğunda gerekli önlemler alınmış oluyor. Burada Turkcell altyapılarına yapılabilecek malware saldırılarından, dDoS saldırılarına ve sistemlerdeki kullanıcıların davranış analizlerine kadar her şey kontrol ediliyor.

Bu merkez yalnızca Turkcell’in kendi kurum içi güvenlik ihtiyaçlarına yönelik mi kuruldu?
Şirketler internet bağlandıkça ve iletişim tamamen IP tabanlı olmaya başladıkça her şirkette siber güvenlik riskleri artmaya başladı. Öte yandan şirketlerdeki teknoloji yöneticilerinin en büyük sorunlarından bir tanesi yürütülecek olan her projeye yeterli finansal kaynak bulabilmek. Şirketlerin önlerinde iki yol var, ya bu yatırımları kendi içlerinde yapmak ya da bu yatırımları daha önceden yapmış şirketlerden destek almak. Bu çerçeveden baktığımızda Turkcell Cyber Security Center kendi altyapılarını korurken, Security Operations Center isimli merkezimiz de hem özel hem de kamu şirketlerine bu hizmetleri sunuyor. Bu merkez sayesinde Turkcell’in güvenlik alanındaki teknolojik gücü ve en önemlisi de bilgi birikimi diğer şirketlerin de hizmetine bir servis olarak sunulmuş oluyor.

Security Operations Center’da ne gibi hizmetler sunuyorsunuz?

Security Operations Center, hem kamu hem de özel şirketler tarafından bize sağlanan log bilgileri çerçevesinde onların güvenlik analizlerini yaptığımız ve gerçek zamanlı olarak altyapılarını takip edebildiğimiz bir servis sunabildiğimiz merkezimiz. Bizden bu hizmeti alan şirketler onların hangi seviyedeki altyapılarını ve sistemlerini takip edebileceğimizi kendileri belirliyorlar. Şirketlerin altyapılarını anlık olarak izleyip alarmlar oluşturduğumuz güvenlik servisleri haricinde operasyonel güvenlik hizmetlerini de biz işletebiliyoruz. Şu anda bu kapsamda hizmet verdiğimiz 750’ye yakın müşterimiz var. Bu müşterilerimize toplamda 1300’e yakın hizmet veriyoruz. Portföyümüzde ise 8 farklı hizmet çeşidi bulunuyor. Firewall’dan DDoS servisine kadar farklı seçeneklerde hizmetler veriyoruz. Tüm bunlar haricinde kamu ve özel sektör müşterilerimizin tehdit boyutlarını da anlık olarak izliyoruz. Ekranlarımızda bulunan haritalar üzerinde farklı ülkeler ve lokasyonlardan gelen saldırıları canlı olarak görebiliyoruz. Elbette burada en kritik hizmetlerden biri de DDoS saldırıların engellenmesine yönelik servis. Bizden hizmet alan hem özel sektör hem de kamu şirketleri büyük saldırıları bile sıkıntısız bir şekilde atlatmış oldular. Hatta Türkiye’ye yapılan büyük kapsamlı saldırılar esnasında müşterimiz olmayan Türkiye’nin önde gelen kamu ve özel şirketlerine, işlerinin devam edebilmesi için ücretsiz olarak destek olduk.

Siber güvenlik alanında çalışacak kişileri bulmak zor olmuyor mu?

Siber güvenlik alanında şu anda sektörün belki de en büyük sıkıntıların biri insan kaynağı bulmak. Bizim bu merkezdeki en değerli kaynağımız da 3 vardiya olarak 24 saat çalışan deneyimli ve uzman ekibimiz. Elbette bu takımı kurmak kadar sürekli yaşatmak ve beslemek de önemli. Biz iki yıldır Bilişim İnovasyon Derneği ve Mental IK ile birlikte siber güvenlik kampı düzenliyoruz. Bu kampa başvuran 3 bine yakın genç mühendisten en iyi 40 kadarını kabul ediyoruz.

Drone baz istasyonu ile veri toplama imkanı

IoT uygulamaları yaygınlaşıyor. Örneğin tarım uygulamaları sayesinde toprağın nemini, sıcaklığını ve diğer verileri ölçebiliyoruz. Bu tarz uygulamaların başarılı bir şekilde çalışabilmesi için elbette sağlam ve hızlı bir kapsamanız olması gerekiyor. Özellikle kırsal bölgelerde bu çok daha büyük bir sorun. Ya da elektrikli su sayaçlarından verileri toplamanız gerekiyor. Bu tarz yerlerde Drone baz istasyonları aracılığıyla verileri çok daha kolay toplayabiliyorsunuz. Özellikle doğal şartların kapsama alanını etkilediği, doğal felaket anlarında, insanların doğada kaybolmaları ve mahsur kalmaları esnasında, acil güvenlik durumlarında, kapsama alanının sağlanması ve hızlı müdahale edilmesi için drone üzerinden baz istasyonu oluşturabiliyoruz. Drone ile yapılacak işlemlerde her zaman bataryalara mahkum değilsiniz. Hangi amaçla kullanacağınıza bağlı olarak enerjiyi yerden de vermeye devam edebilirsiniz. Örneğin bir konser, spor müsabakası ya da etkinlikte, yerden kablo ile enerjisini sürekli çeken bir drone ile kalabalık kitlelerin ihtiyaç duyduğu ağ bağlantısını sürekli sağlayabilirsiniz.

5G çalışmaları ödül getirdi

Turkcell’in Şebeke Teknolojilerinden Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Gediz Sezgin, 5G çalışmalarıyla Yılın Teknolojiden Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı ödülüne layık görüldü. Ödül, Telekom endüstrisince önemli referans noktalarından biri kabul edilen İngiltere merkezli Mobile Europe tarafından iki kategoride veriliyor. Aynı törende Turkcell’in yeni nesil altyapılara dair vizyonunu aktaran Sezgin, “5G standartlarının belirlenmesinde ve yerli olarak geliştirilmesinde ülkemizin söz sahibi olması için çalışıyoruz. Biz Turkcell olarak küresel ve ulusal alanda önde gelen üniversiteler ve teknoloji devleri ile yaptığımız işbirlikleri ile bu standartların belirlenmesi ve 5G’nin hayata geçmesi sürecinde öncü rol oynuyoruz” dedi.

Fiberde 10 Gigabit veriyoruz

Turkcell Fiber kullanan müşteriler eskiden maksimum 1 Gigabit bağlantı talep edebiliyorlardı. Artık yeni altyapımız sayesinde müşterilerimize 10 Gigabitlik bağlantı paketleri sunabiliyoruz.

Categories: FİRMA RÖPORTAJLARI

About Author

Write a Comment

Your e-mail address will not be published.
Required fields are marked*