“Bir şirket eleman azaltma vizyonu ile dijitalleşmeye başlıyorsa o dönüşüm projesi başarısız olur. Dijitalleşme serüvenini önce çalışanların sahiplenmesi gerekiyor.”

Türkiye’de birçok teknoloji şirketinin üst düzey yöneticiliğini yapmış olan Tansu Yeğen, geçtiğimiz yıldan bu yana UiPath’de hızlı bir yükseliş içerisinde. Ülke müdürü olarak başladığı görevinde yakın zaman içerisinde onlarca ülkenin kendisine bağlanması ile birlikte uluslararası bir göreve gelmiş oldu. Tansu Yeğen aynı zamanda Türkiye’de dijitalleşme süreçlerinde de STK iş birlikleri yaparak ciddi bir farkındalık yaratmaya çalıştı. Kendisi ile hem UiPath’i hem de Türkiye’de dijitalleşme süreçlerinde yaşanan sıkıntıları konuştuk.

Türkiye operasyonlarında geldiğiniz aşama neler?


2018 Ekim ayında 2 kişi olarak başlattığımız bu süreçte bugün 15 kişilik bir ekip olarak çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Aralık sonuna kadar Türkiye Genel Müdürü olarak sürdürdüğüm görevim, Ocak ayı itibari ile Avrupa Başkan Yardımcısı olarak devam ettiriyorum. Şu anda Türkiye’den 30 ülkeyi yönetiyoruz. Şubat ayında bunların üzerine 70 ülke daha ekledik. 30 ülkenin tüm süreçlerini yönetirken, 70 ülkenin de iş ortaklığı yapısını yönetiyoruz. Yönetiminde olduğumuz 30 ülkede, şirketin kurulduğu Romanya da dahil olmak üzere Çekoslovakya, Bulgaristan, Litvanya, Macaristan gibi tüm Doğu Avrupa ülkeleri, Gürcistan, Moldova, Rusya, Ukrayna, Azerbaycan, Kazakistan ve İsrail’in de tüm iş süreçlerinin yönetimi benim tarafımdan sürdürülüyor. Bunlara ek olarak Dubai merkez olmak üzere Arap bölgesi ve Afrika kıtası tamamen Türkiye’deki iş ortakları tarafından yönetiliyor. Kısacası yaklaşık 100 ülkeyi yönettiğimizi söyleyebilirim.

UiPath temel olarak kendisini nasıl tanımlıyor?

Biz kendimize bir yapay zeka şirketiyiz diyoruz. Amerika’da da 3 bin şirket içerisinde en başarılı 100 yapay zeka şirketleri arasında yer aldık. Yapay zekanın üzerine, doküman okuma ve anlama, konuşma anlama kabiliyetlerini ve tüm bu süreçlerle iletişim içinde olma teknolojisini de çözümlerimize entegre ettik. Bu teknoloji, bilgisayar başındayken sizin verdiğiniz izinler çerçevesinde davranışlarınızı analiz ederek birtakım tavsiyelerde ve iş yükünüzü hafifletecek destekler verecek. Yaklaşık 27 yıldır bulunduğum bu sektörde birçok kavram konuştuk. Bu kavramlar dijital dönüşüm çatısı altında toplansa da çoğunlukla büyük veriyi, analitiği, yapay zekayı konuştuk. Tüm bunların toplamına baktığımızda aslında her şey şirketlerin hızını arttırmak üzerine kurulu. Bugün dünyada yapılan araştırma sonuçlarına göre CEO’lar teknolojiye yaptıkları yatırımın nedenini rakiplerinden daha hızlı yani daha önde olabilmek ve aynı zamanda sektörlere yıkıcı bir etki yaratabilmek şeklinde açıklıyor.

Hizmet yaklaşımımızı şöyle özetleyebilirim; 100 kişilik bir şirket, bizim teknolojimizi kullandığında 1 yılda 150 kişilik insan gücüne erişebiliyor. Yani %50 ek çalışan kapasitesi kazanıyor. Bu kazanımlar şirketlerin hem iş operasyonlarında hem de müşterilerde memnuniyeti arttırıyor. Yaptığımız araştırmalara göre, ulaştığımız şirketlerin yüzde 70’i ilk defa çalışanlarının masalarından kalkıp müşterilerine dokunma fırsatı bulduğunu gösteriyor. Ki bunlar, dönüşüm ve müşteri deneyimi gibi gündeme oturan konuların yer aldığı günümüzde çok önemli geri bildirimler.

UiPath ile çalışan şirketler ne gibi faydalar kazanıyorlar? Biraz örneklendirmek mümkün mü?

Dijitalleşmede en büyük sorun, maliyetli ve uzun vadede geri dönüşlerini alacağınız hizmetlere yatırım yapıyorsunuz. UiPath olarak bizim bir sürece yapay zekanın yetkinliklerini kazandırmamız sadece dakikalar alıyor. Bu da şirketlerde hızlı bir dönüşümü beraberinde getiriyor. Müşterilerimiz yapay zekayı hem bizim ürünlerimizin özellikleri hem de birlikte çalıştığımız iş ortaklarımızın sundukları ek yetkinliklerle entegre bir şekilde kullanmaya başlıyor.

Bunu ülkemizden bir örnekle zenginleştirmek isterim. Mesela bir şirketteki genel müdür yardımcısı arkadaşımız her hafta genel müdürüne rapor hazırladığını, raporu hazırlarken ise çok sayıda departmandan alt raporlar alması sebebiyle sürecin hem karmaşık hem de uzun sürdüğünü iletti. Bir rapor için belki çok kısıtlı bir zamana ihtiyacı olan bu yöneticinin raporu bizim çözümümüz ile artık ortalama 6 dakika 32 saniye de hazır hale geliyor. Hem de sunum dosyası hazır bir şekilde.

Başka bir örnek ise dünya çapında iş yapan bir şirketimizden. Pek çok ülkeye ürünlerine ihraç eden bu şirketin değişen kurlardan dolayı zor durumda olduğunu iletildi. Şirketin eski çalışma metodolojisi, bir çalışanın bütün verileri toplayıp, 3 gün boyunca üzerinde analiz yaptığı ve ortalama bir kur oranında işlemlerin devam ettiği bir yaklaşımdı. Biz bu süreci iyileştirerek doğru tahminleme ve analiz hizmeti sunduk. Bu iş ile uğraşan personellerin asıl işlerine daha çok odaklanmasını sağladı. Ve bunları sadece 15 dakikalık bir süreçte mümkün kıldık.

Başka bir şirketin özlük işleri süreçleri bizim ürünlerimiz ile çok daha hızlı ve hatasız ilerlemeye başladı. Artık şirket 4 bin kişinin SGK başvurusunu, daha önce 5 günlük bir zaman diliminde sonlandırabilirken, 30 dakika için tamamlayabilecek bir kapasiteye erişti.

Yine çözümlerimiz sayesinde şirketlerin satın alma kararları, aylık finansal kapanışlar ve mutabakat süreçlerindeki hızlanma yüzde 20 ile 70 arasında değişkenlik gösteriyor. Hal böyle olunca bizimle çalışmak için masaya oturan şirketler bir an önce yapay zeka çözümlerimizi kendi süreçlerine entegre etmek istiyor.

Yine bir elektrik dağıtım şirketi bizlere, en büyük probleminin çağrı merkezine gelen ‘’Faturam bu ay niye yüksek geldi?’’ sorusu olduğunu iletti. Bizim çözümlerimiz ile birlikte artık çağrı merkezi yetkilisinden önce bu soruya yanıt olarak yapay zeka robotu, müşteriye eskiye kıyasla neden yüksek bir fatura ödeyeceğini sebepleri ile açıklıyor ve şirket önemli bir iş yükünü çağrı merkezi elemanlarının omuzlarından almış oluyor.

Pek çok yabancı şirket Türkiye’den çekilmeye başlarken UiPath Türkiye’ye yatırım yapıyor. Bunun sebebi nedir?

UiPath’in Türkiye’yi seçmesindeki en önemli nedenlerden biri şirketin Romanya’da doğmuş olması. Hala yazılım geliştirme süreçlerinin önemli bir bölümü Romanya, Amerika ve Hindistan ofislerinde gerçekleşiyor. Romanya operasyonu şirket için hala oldukça belirleyici ve Romenler Türkiye’ye çok inanıyorlar. Çünkü Türkiye, yetkin kişi bulma konusunda hala çok kuvvetli.

Türkiye pazarında uzun yıllar farklı pozisyonlarda bulundunuz. Türkiye’nin güçlü yanlarından söz ettiniz. Özellikle dijital dönüşüm alanında birçok projeye liderlik ettiniz. Bu alandaki en büyük eksikliklerimiz ve yaptığımız yanlış nedir?  

Bugün hangi sektörde olursa olsun ileride tüm şirketler bir teknoloji şirketi haline gelecek. Şirketler arasındaki rekabet teknoloji alanında sürmeye başladı bile. 2015 yılında hazırladığım bir dijital dönüşüm araştırmasının sonuçları da bunu doğrular nitelikteydi. Şirketlerin geleceğini teknolojiyi nasıl konumlandırdıkları ve ne denli doğru adapte edebildikleri belirleyecek diyebiliriz. Araştırmanın ardından şirketleri, dijital alanda ilerlemiş şirketler, dijitalleşme konusunda henüz başlangıç aşamasında ve yolun ortasında olarak 3 ayrı kategoride sınıflandırdık. Bu sınıflandırma bize gösterdi ki, dijitalleşen şirketleri diğerlerinden ayıran en temel nokta müşteri odaklı bir yaklaşıma sahip olmaları. Bu şirketleri başarılı kılan faktörlerden biri teknolojiyi kullanarak müşterilerinden geri bildirimler almaları ve bu sayede yeni ürünler çıkarmaları ya da mevcut ürünlerine yön vermeleri.

Dijital dönüşüm konusu hemen hemen bütün ülkelerde olduğu gibi ülkemizde de bu bir sancı. Şirketler dönüşüm sürecinde tam olarak neler yapacaklarını, bu süreçte kendilerini nasıl konumlandıracaklarını kestiremiyorlar. Türkiye özellikle ekonomik açıdan inişlerin ve çıkışların bol olduğu bir ülke. Bunun yansımalarını son aylarda katıldığım CEO toplantılarında görüyorum. Şu an CEO’ların ortak gündemi maliyetleri azaltmak. Ki maliyetleri azaltmak da ne yazık ki personel çıkarmak ile eşdeğer görülüyor. Ben bu konuda onlara katılmıyorum. Çünkü personel çıkarma kararının ve maliyet tasarrufu sağlayamamanın ana kaynağını, teknolojiyi iş süreçlerine adapte edememekten kaynaklı olduğunu düşünüyorum. Personel çıkartarak tasarruf yoluna gitmek çok kolay bir kaçış yolu. Halbuki teknolojiyi adapte edemediğiniz bir işte belki bütün elemanları çıkarmak zorunda kalabilirsiniz. Teknolojiyi kullanmak doğrudan çalışanları daha verimli kılmak, şirketinize ek çalışan kapasitesi kazandırmak ve maliyetlerin daha da azalması anlamına geliyor. 27 yıldır bu sektördeyim ve en başından beri gördüğüm sıkıntı hiç değişmedi: Bir şirket eleman azaltma vizyonu ile dijitalleşmeye başlıyorsa o dönüşüm projesi başarısız olacak demektir. Çünkü doğal olarak ilk başta çalışanlar bu süreci bir tehdit olarak okuyup, baltalıyor. Oysa çalışanlara projeyi, ‘’Arkadaşlar, biz hep birlikte ileri gideceğiz. Hepimiz daha mutlu olacağız ve daha iyi kararlar verebilmeniz için önünüze yeni sistemler getireceğim.’’ cümleleri ile anlattığınızda çalışanlar mutlu bir şekilde projeyi sahiplenmeye başlıyorlar. Amerika’da çalışmak istenen ilk 10 şirketin hemen hepsine baktığınızda anlatmış olduğum teknolojilerin ve beraberinde gelen yaklaşımın temelde olduğunu görüyorsunuz.

CEO araştırmalarından Türkiye’deki dijital dönüşüm kavramının duyulmasına kadar yoğun çabalar sarf etmiş birisi olarak, genele baktığımızda geldiğimiz noktayı nasıl değerlendirirsiniz?

Son yıllar Türkiye’nin bu dijitalleşme alanında olgunlaştığı bir dönem oldu. Hatta bunun bir yansıması olarak büyük şirketlerde CDO gibi unvanlar, koltuklar oluşmaya başladı. Hatta dönüşüm yolunda gerçekleşen çalışmaların o ana kadar konfor alanını terk etmeyen CIO’ları ciddi şekilde sarstı. Biz ise bu noktada onlara öne çıkmaları, şirketlerinin stratejik karar vericisi olmadıkları takdirde görevlerini pazarlama departmanından gelenlere devretmeleri gerektiğini belirttik, hatta dünyadan örnekler sunduk. Türkiye’nin dönüşümü için çok büyük ekipler oluşturduk, toplantılar düzenledik.

Gerçek anlamda bir dönüşümden söz edebilmek için bir strateji olması gerekiyor. Mesajını kuvvetli verdiğimiz stratejimiz; yazılı bir sürecin olması ve tüm yönetimin buna sahip çıkması, düzenli olarak değerlendirilmesiydi. TÜSİAD başkanları Cansen Başaran, Erol Bilecik bu araştırmayı fazlasıyla benimsedi. Eminim ki yeni başkan da bu çalışmaları sürdürecektir. Yaklaşık 1 ay önce yapılan bir araştırmaya göre geçtiğimiz yıl dijital dönüşüme 1.3 trilyon dolar harcanmış. Fakat bu miktarın büyük bir kısmı doğru bütçelendirilmedi. Bunun sebebi strateji olmadan uzun vadelere yayılmış bir dijital dönüşüm. Burada esasında kilit nokta birkaç yıl sonrasında sonuçlarını görmek yerine hızlı kazanımlar elde etmek. Bizi hızlandıran teknolojiler elbette var ancak hangi teknolojinin bizim için gerekli olduğunu iyi belirlemek lazım. Yapay zekanın kullanmak istediğim bir tanımı var: “Yapay zekayı anlamayıp, buna adapte olmayan ülkeler, şirketler, kişiler tamamen bir alt tür olarak kalacaklar.” Öğrencilere bazen yapay zeka, makine öğrenimi, derin öğrenme ne demek diye soruyorum ama cevap alamıyorum. Baktığımızda yapay zekanın şu an bir tanımı yok. Bu yüzden bizim acilen ülkemizde yapay zeka nedir konusunda zorunlu eğitimlere yer vermemiz gerekiyor.

KUTU: UiPath’de Geçerli Kural Alçakgönüllülük

UiPath’in 4 artı değeri var. Ki bu değerlerden bir tanesi daha çok öne çıkıyor. O da alçakgönüllük. Alçakgönüllülük pek tabi çok derine dalmak, cesaretli ve hızlı olmak, konuya hakim olmak gibi değerlerin beraberinde gelince memnuniyet çok daha yukarıya tırmanıyor. Alçak gönüllüğün bir değer olduğu şirketlerde çalışanlar, üst yöneticilerine ya da patronlarına daha kolay erişebiliyorlar, mesajlar çok daha hızlı iletilebiliyor. Hatalar çok daha fazla olsa da başarılar da çok daha artıyor. Herkes çok ciddi bir şekilde, bir ahenk içinde çalışıyor. Yapıcı eleştirilerin merkezde olduğu, seslerin yükselmediği bir çalışma ortamı inşa edilmiş oluyor. Bu konu özellikle yeni jenerasyon için büyük bir önem arz ediyor. Çünkü egosunu her şeyin önüne koyan eski tip yöneticiler, patronlar kendi dediklerinin üstüne fikir kabul etmeyen bir yaklaşıma sahip. Hal böyle olunca kendilerine olumsuz bir haber ulaştırılamıyor, yapıcı bir eleştiri sunulamıyor.

KUTU:  Tansu YEĞEN kimdir?

1985 yılında Alman Lisesi’nden mezun olan Tansu Yeğen, 1989 yılında ise Boğaziçi Üniversitesi Elektronik Mühendisliği Bölümü’nü bitirdi. Daha sonra Marmara Üniversitesi’nde işletme yüksek lisansı yapan Yeğen, çok iyi derecede İngilizce ve Almanca biliyor.

Profesyonel çalışma hayatına 1991 yılında Digital Equipment’ta başlayan Tansu Yeğen, kariyerine 1994 yılında Hewlett Packard Türkiye’de Satış ve Pazarlama Müdürü olarak devam etti.

Yeğen, HP Türkiye’nin; PC, dizüstü bilgisayar ve sunucu bilgisayarları pazarında, birinci sırada konumlanmasında rol oynadı.

1998 yılında Microsoft Türkiye bünyesine Pazarlama Müdürü olarak katılan Tansu Yeğen, bu şirketteki görevine 1999 yılı itibariyle Genel Müdür Yardımcısı olarak sürdürdü.

Tansu Yeğen’in yedi yıl çalıştığı Microsoft Türkiye’de, ekibiyle birlikte gerçekleştirdiği KOBİ’lere yönelik 2000 Projesi” ise Microsoft’un dünya çapındaki 245 projesi arasından “en iyi uygulama” seçildi.

Daha sonra sırasıyla Apple, Turkcell Ukrayna, Turkcell Avrupa ve IBM’de üst düzey yöneticilik yapan Yeğen, 2013 yılında Samsung Türkiye’de başkan yardımcısı olarak atandı.

2018 Ağustos itibariyle UiPath Türkiye’de Genel Müdür olarak başlamış ve Ocak 2019 yılı itibariyle de Doğu Avrupa, Rusya, Türkiye ve Israil’den oluşan 30 ülkeden oluşan bölgenin başkanı ve Avrupa Başkan Yardımcısı olarak görevini sürdürmektedir.

Genç Yönetici İş Adamları Derneği (GYİAD) tarafından 1998 yılında yapılan araştırmada “Türkiye’nin 50 başarılı iş adamı” arasında gösterilen Tansu Yeğen, Capital dergisinin 2001 ve 2002 yıllarında gerçekleştirdiği iki araştırmada ise “Türkiye’nin en iyi 25 pazarlama yöneticisi” arasında yer aldı.

Kariyeri birçok ödülle dolu olan Tansu Yeğen, 2008 yılında Stevie Awards tarafından Avrupa’da yılın CEO’su seçildi.

KUTU:  UiPath olarak planlarınız nelerdir?

Ülkemizdeki kurumların dijital dönüşüm alanında yapmış oldukları çalışmaların sonuçlarını çok hızlıca almalarını sağlayan ve yapay zekayı tam olarak kurumlarının içine entegre etmeleri açısından RPA çok önem kazanmaktadır. Ülkemizde faaliyete başladığımız günden beri çalışmalarımızı 3 grupta sürdürdük.

Öncelikle kurumlara birebir bu çözümü ve faydalarını anlatmak, bu konuda yanımızda olacak iş ortaklarımızı belirlemek ve UiPath sertifikalı mühendisler geliştirmek. Bu 3 alanda da kısa zamanda çok önemli sonuçlar elde ettik. Birçok kurumda projelere başladık ve 50’ye yakın ülkemizin öncü kurumları ile iş ortaklığı anlaşmaları imzaladık.

Ürünümüzü kullanmaya başlayan kurumlar arasında Tüpraş, YKB, İş Bankası, Denizbank, AlabaraTürk, TFKB, CocaCola İçecek, CK Enerrji, TAV, Turkcell, Vodafone, BSH, Aksigorta, Mapfre, AXA, Groupoma, YKK, Otokoç, Arvato gibi şirketleri örnek verebiliriz…

Birlikte çalışmaya başladığımız iş ortakları arasında da Unite Bt, Doğuş Teknoloji, BilgeAdam, EY, KPMG, Deloitte, VBM, Kafein, Renova, Netaş, KoçSistem, Agito gibi ülkemizin önde gelen teknoloji ve danışmanık şirketleri yer almaktadır.

Özellikle verimliliği artırmak tüm kurumların önceliği ve önceliği olmalı, bu konuda UiPath çok hızlıca ve çok uygun maliyetlerle çözüm sağlıyor. Bu yüzden verimlilik konusu sık sık işleyeceğimiz bir konu olacaktır.  Ekim ayında kuruluşunu yaptığımız ülkemiz ofisi, 15 kişiye ulaşte ve artmaya devam edecek ve ‘her çalışana bir robot’ hedefimizi sık sık paylaşacağız. Bu süreç içinde UiPath, Istanbul’u içlerinde Rusya, Ukrayna, Romanya, Çekoslavakya, Maceristan, Israil gibi ülkerin bulunduğu 30 kadar ülkenin yönetileceği merkez olarak seçmiştir.

Mart ayında yapılan bir duyuruyla birlikte Bilge Adam ile UiPath, RPA ve Yapay Zeka Eğitimi Alanında Güçlerini Birleştirdi. İş Ortaklığı kapsamında, ülkemizde hızla artmakta olan Robotik Süreç Otomasyonu (RPA) ve Yapay Zeka yazılım uzmanı ihtiyacını karşılamak için Türkçe eğitim içerikleriyle, yılda 3.000 sertifikalı mühendisin yetiştirilmesi hedefleniyor