Micro Focus’un başarılı Genel Müdürü’nden Dünya Kadınlar Günü mesajı: Kadınların iş hayatında yarattığı katma değerden faydalanın!

Micro Focus’un başarılı Genel Müdürü’nden Dünya Kadınlar Günü mesajı: Kadınların iş hayatında yarattığı katma değerden faydalanın!

Kadınların iş hayatında çok yönlü çalışabilme avantajlarını kullanarak aynı anda birden fazla sorumluluğu yerine getirebildiklerini söyleyen Micro Focus Türkiye Yunanistan Genel Müdürü Deniz Kırca, “Bizim için öncelikli hedef, Türkiye’de kadın nüfusunun eğitimin ardından çalışma hayatında yer alması… Kadın çalışan istihdamı ve onların hakları konusunda da herkesin duyarlı olması ve bu katma değerden faydalanması gerekir” diyor.
Geçtiğimiz yılın Eylül ayında HPE Software ile birleşme sürecini tamamlayan Micro Focus Türkiye, iş süreçlerinin yönetimini bir kadın profesyonelin ellerine emanet etti. Dünyada yazılım odaklı kuruluşlar arasında 7’nci olan şirket, bugün Türkiye Yunanistan Genel Müdürü Deniz Kırca komutasında ‘hibrit’ odaklı stratejisiyle, dünyanın en güçlü kurumsal yazılım portföyünü müşterilerine ve kullanıcılarına sunuyor.

Günlük hayatta kullandığımız tabir ile ‘Boğaziçili’ bir profesyonel olan Deniz Kırca, küçük yaşlarda babasının sayesinde tanıştığı iş hayatında, birçok başarılı projenin arkasında ismini duyurmuş önemli bir yönetici. Zira 40 yıllık köklü bir geçmişe sahip olan dev İngiliz yazılım firmasının Türkiye yönetiminin kendisine emanet edilmesi de tesadüf değil!
Birleşmiş Milletler tarafından tanımlanmış ve uluslararası bir gün olarak bilinen Dünya Kadınlar Günü ya da söyleşimizin akışına daha uygun olacak ismi ile Dünya Emekçi Kadınlar Günü vesilesi ile bir araya geldiğimiz Micro Focus Türkiye Yunanistan Genel Müdürü Deniz Kırca’dan Micro Focus’un gelecek hedeflerini ve bir ‘kadın emekçi’ olarak IT dünyasında kadının rolüne dair düşüncelerini dinledik…

*Henüz çok yeni bir oluşumsunuz, bu noktada sıcağı sıcağına projelerinizden ve 2018 hedeflerinizi dinlemek isteriz…
Geçen yıl Micro Focus ile HPE Yazılım iş biriminin birleştiği bir seneydi. Bu yıl ise birleşmiş bir şirket olarak başladığımız ilk senemiz. Ben bu birleşmeye HPE yazılım tarafından gelen bir çalışanım. Micro Focus 40 yıllık tamamen yazılım üzerine kurulmuş bir firma. Yeni firmanın da hedefi tamamen saf yazılım şirketi olmak. Bundan sonraki görevimiz; müşterilerimize portföyümüzün neden benzersiz olduğunu anlatarak, onlara tüm IT altyapılarını yönetecekleri bir yazılım portföyü sunmak. Dolayısıyla bu yıl çok yatırım bekliyoruz. Zira farklı satın almalar dahi olabilir. Yeni firmanın stratejisi tek kelime ile özetlemek gerekirse hibrit. Burada gerçek anlamda bir hibritten bahsediyoruz. Artık mobilite ve dijitalleşme çok fazla günlük hayatın dinamiklerinde kullanılıyor. Her bir kurum ve bu kurumların çalışanları bilgileri sadece ofis içerisinde geleneksel kanallar ile paylaşmıyorlar. Mobilite artık fazlaca önemli ve bulut teknolojilerinin kullanımı da çok daha yaygın hale geliyor. Bu noktada; ihtiyaç analizi ile kurumların her türlü ihtiyaçlarını karşılamak ve daha da önemlisi onlar için birer değer yaratmak amacıyla çalışmalarımıza hız kesmeden devam ediyoruz.

*Stratejinizin temelini ‘hibrit’in oluşturduğunu söylüyorsunuz. Bu doğrultuda, hibrit bulutun yakın geleceğini nasıl görüyorsunuz?
Hala geleneksel IT sistemlerinde çalışan iş kritik çok fazla uygulama var. Dolayısıyla tüm firmaların ortamının hibrit olacağını düşünüyorum. Bir kısım uygulamalar bulutta da olsa bir kısım uygulamalar mutlaka geleneksel IT sistemlerinde devam edecek. Bizim de IT yönetiminden kastımız tüm bu hibrit altyapıyı yönetebilmek. Özellikle iş kritik sistemlerde firmalar buluta daha temkinli yaklaşıyor. Birçok açıdan dünya buluta gidiyor; ancak iş sistemlerin taşınmasına geldiğinde Türkiye’de bu konuda temkinli adımlar atılıyor. Firmalar her şeyi artı ve eksisi ile değerlendirmek istiyorlar. Bu anlamda bizim de gördüğümüz, hala gelirimizin büyük kısmı on-premise taraftan geliyor olması…

Bulut konusunda en temkinli olan ülke Türkiye. Bunu rakamlarda da görebiliyoruz. Regülasyonlar yatırımların büyümesini bir anlamda geciktiriyor. Bazı kurumlar da gelişmeleri görüp ondan sonra yatırım kararı vermek istiyorlar. Mevcut durumda özellikle finans kuruluşlarında, özel bulut kullanımı yaygın olmakla birlikte, genel bulut yapısına geçiş getirdiği maliyet avantajlarına rağmen, gerek güvenlik endişeleri gerekse regülasyonlar nedeni ile nispeten daha geriden gelebiliyor. IDC’nin “Financial Insights” araştırmasına göre, Amerika ve Asya’nın Pasifik bölgesindeki finansal servis firmaları, güvenlik endişelerinin üstesinden gelmelerinin akabinde, bulut teknolojisine geçmenin en akıllıca karar olduğunda anlaşmışlardır. Finansal servis firmalarının masraflarını kısmak için bulut teknolojisine geçmelerinin şart olduğunu ortaya koyan rapor, yakın gelecekte bankaların da bulut teknolojisine sıcak bakacaklarının sinyallerini veriyor. Önümüzdeki sene bölgedeki bankaların yüzde 80’inin tam manasıyla olmasa bile hibrit bulut teknolojisine geçeceği belirtildi. Aynı raporda bulut teknolojisinin finans dünyasında standart hale geleceğini iddia eden uzmanlar, 2019 yılında dünya çapındaki bankaların yüzde 20’sinin buluta geçeceğini de vurguluyorlar. Bu doğrultuda, hibrit bulut altyapısına geçiş yakın gelecekte tüm sektörler için kaçınılmaz bir seçim olarak öne çıkıyor.

*Hibrit bulut ortamını yönetmek için doğru bir IT ekibinin varlığı kaçınılmaz. Bu noktada; günümüzde IT birimlerinin becerilerinde bir eksiklik görüyor musunuz?
Kurumlar, geleneksel işleyişten yeni işleyişe geçerken mevcut IT altyapı, süreç ve servisleri ile yenilikçi olanlar arasında optimum bir denge kurmalıdır. IT, rutin işlerin yürütüldüğü bir maliyet merkezi olmaktan çıkıp, kurum için değer üreten bir birim olarak konumlandırmalıdır. Geleneksel IT ile yönetilmekte olan süreçlerin devamlılığını sağlanırken yeni oluşan süreç ve servisler için gerekli yeni nesil altyapılar da kesintisiz bir şekilde devreye alınmalıdır. IT ekipleri bu süreçte vizyoner bir iş yapış metodolojisi izleyerek, kendi üzerlerindeki rutin iş yükünü alacak olan IT otomasyon çözümleri ve bu çözümlerin üzerine konumlandırılacak olan süreç orkestrasyon ve hibrit bulut yönetimi çözümlerinin kullanımını ileri seviyeye taşımalı, zamanlarını verimliklerini ve üretilen değeri artıracak projelere aktarmalıdırlar. Türkiye’deki IT kadroları çok yetenekli ve genelde bu kadrolardaki kişiler kendileri birey olarak önemli çalışmalar yapmak istiyorlar. Çoğu zaman hazır çözüm almak yerine geliştirmeyi tercih ediyorlar. Bazen firmanın yapması gereken ana işin dışına çıkıyor. Ancak Türk firmalarının en büyük farklı yeniliğe çok açık olmaları. Yeni bir çözüm çıktığında tüm dünyada öncelikle Türkiye’den referansları yaratıyoruz. Türkiye’deki müşteriler yeniliklere yatırım yapma konusunda daha hızlı davranıyorlar. Bunda artık sahada olan genç nüfusun da etkisi olabilir.

*Türkiye özelinde bakılacak olursa, bulut entegrasyonu henüz hayal edilen seviyede değil. Sizce, buradaki eksik noktalar neler?
Türkiye’de de bulut entegrasyonu henüz beklenen seviyede olmamakla birlikte özellikle bulut bilişimin en temel hizmeti olan “IaaS” yani Bulut Tabanlı Altyapı Hizmetleri’nin benimsenmesi, getirdiği esnek altyapı kullanımı avantajları nedeniyle hız kazanmıştır. Bulut hizmetlerine yapılan yatırımlar şirketler arası rekabet dengelerini de değiştirmekte. buluta yatırım yapmayan işletmelerin, yatırım yapan rakiplerinin hızla gerisinde kalacağı öngörülmektedir. Bulut bilişim hizmetleri kullanımı yaygınlaştıkça güvenliğe yönelik kaygılar da azalmaktadır. Bugün şirketlerin hangi verilerini buluta emanet edecekleri, hangi verilerini etmeyecekleri konusu kendi seçimlerine bağlıdır. Örneğin, yüksek gizlilik seviyesindeki kişisel veriler ve şirkete ait gizli finansal bilgiler gibi verileri şirket dışına çıkarmayıp, güvenli br şekilde almakta oldukları bulut hizmetleriyle entegre ederek kullanmaları mümkündür. Bu entegrasyon ile sağlanan hibrit bulut modeli şirketlerin hem güvenlik kaygılarının ortadan kalkmasını, hem de maliyet avantajı sağlayan esnek bir altyapıya kavuşmalarını mümkün kılmaktadır.

*Yine, Türkiye özelinde düşündüğümüzde, dijital dönüşümün neresindeyiz?
Kurumların en büyüğünden en küçüğüne kadar gündemlerinde bir dijitalleşme bulunuyor. Hatta bunun için artık yatırımlar da hız kazandı. Bazı şirketler dijitalleşme noktasında ekipler kurup proje planları daha çıkarıyor. Bu süreçte kayda değer ilerlemeler sağlayan kurumlar görüyorum. Biz tabi daha çok IT altyapısının dijitalleşmesine yönelik çözümleri sağlıyoruz. Orada baktığımızda da dijitalleşmenin en önemli başlıklarından biri otomasyon. Hatta yakın geçmişte bizimle işbirliği içerisinde olan özel bir firma bazı servislerini otomatize etmek istedi. Söz konusu firma bu konuyu önceliklendirdi ve dijitalleşme başlığının altında en tepeye yerleştirdi. Bu durum, günün sonunda o firmanın verdiği hizmete de yansıyor.
Dijital dönüşüme adapte olan firmaların rekabette öne geçtikleri ve pazarda bir avantaj elde ettiklerini görmek mümkün. Hâlihazırda bu dijitalleşme içerisinde yetişen Y kuşağı yeni ekip arkadaşlarımızın da çalışma hayatında yer almaya başlamaları ile birlikte bu süreçlerin önemi ve gerekliliği bir kere daha gözler önüne serildi. İster büyük ister küçük ölçekli şirketler olsun 15 sene sonra da bu yapı içerisinde var olmak isteyen tüm firmaların bu adaptasyon sürecine dâhil olmaları gerekiyor. Özellikle maliyetleri düşürmek ve kazançlarını artırmak için daha cesur hamleler yapmaları gerekecek.

*Yazılım dünyasında 2018 öngörüleriniz neler?
Aslında günümüz trendlerine baktığımızda teknoloji kurumların ayrılmaz birer parçası haline geldi ve bu süreçleri içselleştirilik kurumlarda kullanılır hale geldiğinde onları birer adım daha öne taşıdığı aşikâr. Özellikle Y kuşağının da içerisinde büyüdüğü ve süreçlere hâkim olduğu bu döngüde aslında durumu fırsata dönüştürmek kurumların elinde. Artık trendleri takip ederken daha fazla öngörülü davranmak ve sonradan/geç takip eden kitle içerisinde olmadan vizyon katan, fark yaratan tarafta olmak gerekiyor. Micro Focus ekibi olarak bizler de her alanda gelişime açık çözümler üreten ve yaptığı işlerle kurumlara fark yaratmalarına katkı sağlamak öncelikli hedefimiz.
İçinde bulunduğumuz ay Dünya Kadınlar Günü’nü kutluyoruz. Kadınların çalışma hayatında her geçen gün öneminin daha da arttığı noktada, sizin de başarılı bir kadın profesyonel olarak görüşlerinizi almak isteriz…

Çalışma hayatında kadınların yeri çok önemli. Vizyoner, yenilikçi ve işlerinin peşinden koşan ekip arkadaşlarınızın olması, yaptığınız işi hem daha anlamlı hem de sonuçlarını daha avantajlı elde etmenizi doğrudan etkiliyor. Kadınlar günümüzde çok daha aktif bir şekilde iş dünyasında yer alıyor. Kendilerini eğitmeye ve vizyonlarını genişletmeye çok açıklar. Çok yönlü çalışabilme avantajlarını kullanarak aynı anda birden fazla sorumluluğu yerine getirebiliyorlar. Özellikle detaycı işlerde kadınların görece daha takipçi olduğunu söylemek yanlış olmaz. Hem ülkemizin hem de ekonomimizin kalkınmasına da pozitif etkileri olan bu duruma katkı sağlıyor olmak bizler için de gurur verici. Kadın çalışan istihdamı ve onların hakları konusunda da herkesin duyarlı olması ve bu katma değerden faydalanması gerekir. Birçok firmanın üst düzey alanlarında başarılı iş kadınlarının olduğunu ve attıkları imzaları görmek çok kıymetli. Biz de Micro Focus ekibi olarak kadın çalışana değer veren ve onların katkılarını farkında olan bir şirketiz. Çalışan oranımızda kadınları sayısı gün geçtikçe artıyor ki, bu da bizi çok mutlu ediyor. Micro Focus Türkiye’de yüzde 40 oranında kadın çalışana sahibiz. Micro Focus içerisinde Türkiye kadın çalışan konusunda örnek gösterilen bir ülke.

*Peki, sizce kadın çalışanlar IT sektöründe hangi alanlarda daha başarılılar?
Şu anda IT alanında dahi biz kadınlar daha çok iletişimi seviyoruz. Gözlemlediğim kadarıyla kadınların daha başarılı olduğu alanlar satış rolleri oluyor. Müşteri yönetiminin yapıldığı, iletişim halinde ve sahada olunduğu kısımlarda kadınlar takip yapabilmek ve ilişkileri canlı tutmak açısından daha başarılılar. Bu erkeklerin başarısız olduğu anlamına gelmiyor elbette. Kadınların bazı yönlerini öne çıkarmak açısından bu alanlar daha etkili oluyor. Babam bana küçük yaşlarda çalışabilmeyi öğretti. Çalışmadığım bir günü hatırlamıyorum. Ben de bu yüzden iş görüşmelerinde öncelikle çalışma hayatıyla erken tanışılıp tanışılmadığına bakıyorum. Kadınların da bu anlamda iş hayatıyla erken yaşta tanışmasında fayda görüyorum. İş hayatında çok başarılı kadınlara rastlıyoruz. Bizim için öncelikli hedef, Türkiye’de kadın nüfusunun eğitimin ardından çalışma hayatında yer alması… Çünkü bu durum çalışma hayatını güzelleştiren, değer katan bir şey. Bakıldığında karşılıklı bir kazanç olduğunu söyleyebiliriz.

Categories: FİRMA RÖPORTAJLARI

About Author

Write a Comment

Your e-mail address will not be published.
Required fields are marked*