Teknolojiye karşı dirençli gazeteciler artık teknolojiyi kendileri talep ediyor!

Teknolojiye karşı dirençli gazeteciler artık teknolojiyi kendileri talep ediyor!

Önceden gazetecilerin teknolojiye karşı büyük bir direnci olduğunu söyleyen Milliyet ve Vatan Gazeteleri Bilgi Sistemleri Direktörü Barış Öztürk, “Artık teknoloji talebi yazı işlerinden geliyor. Eski nesil tecrübeli gazetecilerimiz için ara yüzleri değiştirmeden yeni özellikler ekliyoruz” diyor.
Çoğu zaman sosyal hayatın şekillenmesine yardımcı olan medyanın, günümüzde etkilerinin boyutu kuşkusuz tartışmasız… Özellikle bilgi toplumundan uzay çağına geçiş döneminde kritik bir pozisyonda olan medyanın, 4. kuvvet olarak tanımlanması da toplumsal hayattaki işlevinin önemini bir kez daha ortaya koyuyor.

Bu denli kritik role sahip olan bir alanda BT altyapılarının yönetimini üstlenmek zorlu bir süreci gerektiriyor elbette. Bu noktada Milliyet ve Vatan Gazeteleri Bilgi Sistemleri Direktörü Barış Öztürk’ün deneyimlerini dinliyoruz…

Ailesinden dolayı gazetecilik mesleğinin içinden gelen Barış Öztürk, Vatan Gazetesi’nin kuruluşunda genç bir stajyer olarak mesleki hayatına adım atıyor. Öztürk’ün profesyonel hayatı de aynı yayın organında başarılarla taçlanarak devam ediyor. “O yıldan bu yana gazeteciliğin içerisindeyim” diyen Barış Öztürk, “İki gazetenin de birçok bağımsız departmanı tarafıma bağlı. Son dönemde önemli projelerin hazırlığı içerisindeyiz. Özellikle gazetecilerin buraya gelmeden dışarıdan çalışabileceği platformlar geliştirmeye çalışıyoruz. Yayıncılık platformlarımızı buluta taşıdık. Mekân bağımsız çalışma fırsatı sunuyoruz. Geleneksel medya dijital evrimde düşmeye başlıyor ve bir geçiş olduğu muhakkak. Artık her şey dijital süreçlere kaymaya başladı. Tüm medya dijitalleşmeye doğru gidiyor” diyor.

Gazeteye ilk başladığı yıllarda yoğun bir iş hayatının içerisine girdiğini fark eden Barış Öztürk, yaptığı işin birçok alanı etkilediğini hatırlatıyor. “Bir hata söz konusu olduğunda bütün bir kesintiye yol açabiliyor ve tüm iş süreçlerinin durmasına neden olabiliyor” diyen Öztürk, özellikle medyada dijital alandaki kesintilerin o günün geride bitirilmesine neden olduğunu ifade ediyor. Öztürk şöyle konuşuyor: “En büyük risk aldığım dönemler gazeteyi taşıdığımız dönem oldu. Sıkışık bir takvimde tüm personeli 8-9 saatte taşımak gerçekten riskli ve zor bir süreç. Defalarca büyük medya şirketlerinin altyapılarını kurmuş olmama rağmen her örneğin kendine özgü zorlukları oluyor elbette. Ara yüzleri çok fazla değiştirmeden aynı ara yüzleri tasarlayarak onlara geçiş yapıyorsunuz. Bu noktada veri yedeklemesi çok önemli. Verilerimizin yedeklemesi mevcut. Ankara’da da var. İş sürekliliğimiz kritik olduğu için mutlaka bir felaket senaryonuz olması gerekiyor.”

Güvenlik konusunda veri yedeklemesi dışında farklı çalışmaları da olduğunu söyleyen Barış Öztürk, danışmanlık almadıklarını, penetrasyon testleri yaptıklarını belirtiyor. Bunun yanında, çeşitli yazılımlarla olası saldırıları anlık olarak görebildiklerini kaydeden Öztürk, “Literatürde yapılması gereken her şeyi yapıyoruz ve bu sayede güvenliği de bir medya kuruluşunda olmazsa olmazı olarak yüksek seviyede tutuyoruz” diye konuşuyor.

“Endüstri 4.0, IoT gibi yeni trendlerde insan faktörü ortadan kalkıyor”
Barış Öztürk ve ekibinin yeni nesil teknolojileri kullanma noktasında çalışmaları devam ediyor. Bunların çok akıllıca seçilmesi gerektiğini vurgulayan Öztürk şöyle devam ediyor: “Medyanın gideceği yönü seçip yatırımları da ona göre belirlemeniz gerekiyor. Endüstri 4.0, IoT gibi yeni trendlerde insan faktörü ortadan kalkıyor ve yeni nesille birlikte alışkanlıklar değişiyor. Yeni nesil televizyon bile izlemiyor ve geleneksel televizyon yerine on-demand yayınlara yönelmiş durumdalar. Dolayısıyla yeni nesil kalabalıklaştıkça televizyonlarda sıkıntı yaşamaya başlayacak ve bu çok uzak bir ihtimal değil. Artık okuyucular haberi doğrudan kaynağından almayı tercih ediyor. Bu konuda grubumuzun da ‘Aggregator aplikasyon’ yatırımları var. Bu aplikasyonlar seçilen haberleri tek bir platformda bir araya getirebiliyor. Dünyada yaygın olan bir aplikasyon bu, zira bu tür aplikasyonlar çok hızlı gelişiyor ve yayılıyor. Bunun yanında; altyapılarımızı dijitalleştirmeye çalışıyoruz. Online tarafta çok ciddi yatırımlar var. Mobil çalışma alanlarına ve özellikle siber güvenlik tarafına yatırım yapıyoruz. Bizim 1950 yılından bu yana gelen ve içerisinde 15 milyon adet fotoğrafın bulunduğu ciddi bir arşivimiz söz konusu. Projemizde bir portala çeviriyoruz bunları ve okuyucularımıza sunmak istiyoruz.”

“Yazı işlerinden gelen her türlü talebi değerlendiriyoruz”
Mesleğe ilk başladığı yıllarda gazetecilerin teknolojiye karşı çok büyük direnci olduğunu hatırladığını kaydeden Öztürk, zaman geçtikçe iş süreçlerinin ve özel hayatın kolaylaşmasıyla birlikte bu direncin yerini hevesin aldığını ifade ediyor. Öztürk, “Durum böyle olunca artık teknoloji kullanma talepleri yazı işlerinden geliyor. Tabi eski nesil tecrübeli gazetecilerimiz için durumu daha da karmaşıklaştırmamak için ara yüzleri oldukça basit hatta mümkünse değiştirmeden yeni özellikler ekliyoruz” diye konuşuyor.
Bir medya kuruluşu için altyapı yönetimi elbette çok kritik bir öneme sahip. Bu noktada deyim yerindeyse sistemlerle birlikte yaşadıklarını kaydeden Barış Öztürk, “Global standartlarda bilgi sistemlerinde olması gereken sertifika, yazılım ve donanımları ihtiyaca göre değerlendiriyoruz ve In-House çözüm üretemezsek alım yoluna gidiyoruz. Ama asıl önemli olan geliştirdiğimiz yayıncılık sistemleri. Yazı işlerinden gelen her türlü talebi değerlendiriyoruz bazen aynı gün içinde update yayınlıyoruz. Geliştirdiğimiz yayıncılık ve reklam sistemleri global ölçekteki herhangi bir medya kurulunda kullanılabilir düzeyde” şeklinde konuşuyor.

“Reklamlarımızın anlık raporlanması ve yönetimi konusunda büyük bir projemiz var”
Öztürk’e göre, özellikle okuyucu feedback’lerinde kendilerini geliştirmek çok önemli. Bunun yanında elbette duyarlı okuyucularının mutluluğu da kendileri için ön planda. Bu noktada, çağrı merkezlerine ve yardım masalarına gelen tüm şikâyetlerin merkezi bir sistemde toplandığını dile getiren Öztürk şöyle devam ediyor: “Burada ‘agent’larımız ister çalışan isterse okuyucu olsun bireysel sorunlara dahi müdahale ediyor, hiçbir çağrı cevapsız ve çözümsüz kalmıyor. Hatta bu konuda SLA tanımımız var çünkü bize gelen feedbackler çok önemli.”

Reklam veren ve şirketlerle nasıl bir IT bağlarının olduğunu sorduğumuz Barış Öztürk, reklam konusunun çok dinamik işleyen bir yapı olduğunu belirterek, reklam veren için standardize ve dijitalize etmenin zorluğunu vurguluyor. Öztürk, “Bizim yayınlanma dışında, yayınlanan reklamlarımızın anlık raporlanması ve yönetimi konusunda büyük bir projemiz var. Yakında canlıya geçecek bu proje sayesinde karar ve strateji mekanizmaları çok rahatlayacak” diyor.

Categories: CIO RÖPORTAJLARI

About Author

Write a Comment

Your e-mail address will not be published.
Required fields are marked*