Toyota’da Kurumsal Planlamanın direksiyonuna IT geçti

Toyota’da Kurumsal Planlamanın direksiyonuna IT geçti

Toyota Türkiye, genişleyen operasyonlarını daha sorunsuz olarak yönetebilmek adına Bilgi Sistemleri ve Kurumsal Planlama birimlerini tek bir çatı altında topladı. Şirket, yönetim tarafında da eşgüdümlü ilerleme imkânı sağlayan bir dijital dönüşüm süreci başlattı.

Aslen İzmirli olan ve üniversite eğitimini Ankara’da tamamlayan Toyota Türkiye Pazarlama ve Satış A.Ş. CIO’su Barış Erdim’in Toyota’da çalışmaya başlama süreci hayli dikkat çekici… Erdim, “İstanbul’un kariyer anlamında çok fazla fırsatlar sunduğunu bilmeme rağmen, İzmir’ in temiz havasına ve Kordon Boyu’ na hayranlığım nedeniyle İstanbul’ da çalışmaya her zaman temkinli yaklaştım. Ancak Toyota’dan iş teklifi alınca bir dakika bile düşünmeden ‘evet’ dedim. Üniversitede ders olarak okutulan dünyanın en saygın markasına nasıl  ‘hayır diyebilirdim!’ diyor.

IT sektöründe yaklaşık 16 yıllık tecrübesi olan Barış Erdim’e IT’nin geçmişten günümüze nasıl bir dönüşüme girdiğini sorduğumuzda kendisinden şu cevabı alıyoruz: “Çok değil bundan 10 sene önce IT’nin bir kurumda görevi nedir diye sorsanız herkes size ‘bilgisayarım bozulunca bunu tamir eden ya da yazıcıdan çıktı alamadığımda bu sorunumu çözen bir departman’ olduğunu söylerdi. Özetle; IT, süreçlerin ve projelerin içerisinde yer almayan, bu sebeple de şirketin ulaşmak istediği hedeflere sadece donanım desteği vererek katkıda bulunmaya çalışan bir bölüm olarak algılanırdı. Şimdi ise IT kurumların içerisinde çok farklı bir yerde konumlandırılıyor. Konumlandırıldığı bu yerde kendisinden inovatif projeler üreterek şirketin stratejik hedeflerine ulaşmasına katkıda bulunması bekleniyor.”

“Eskiden teknoloji ‘öcü’ gibi görülüyordu”

Barış Erdim, eskiden teknoloji denildiğinde insanların bu kavrama ‘öcü’ gibi yaklaştıklarını şimdi ise teknolojinin ekmek ve su gibi hayatın olmazsa olmazı haline geldiğini düşünüyor. Bu dönüşümün arkasında teknolojik cihazların ve bu cihazlar üzerinde sunulan uygulamaların herkes tarafından rahatlıkla kullanılabilecek hale gelmesinin büyük bir etken olduğunun altını çizen Erdim, “Çalışanların eskiye göre teknolojiye daha yatkın hale gelmesine paralel olarak, çalışanlar sistemler üzerinden nelerin yapılıp yapılamayacağını daha net görebiliyorlar. Bu nedenle manuel olarak yönettikleri süreçleri sistemler üzerinden otomatize etme konusunda her geçen gün daha fazla istekli oluyorlar. Her ne kadar bu yaklaşım IT’nin iş yükünü her geçen gün daha artırıyor olsa da bu durumdan hiç şikayetçi değiliz. Aksine sistemlerimizi sürekli geliştirmek IT olarak bizlere büyük bir haz veriyor” diyor.

“Sadece altyapı sağlamak yerine, işin bayrağını devralan bir departman olduk”

Teknolojik gelişmelerin rekabet avantajını ortadan kaldırdığını belirten Erdim’e göre, artık söz konusu avantajı sağlayan altyapılar şirketlerde standart olarak sunuluyor. Bu sebeple IT’nin rekabet avantajını ortaya koymak için değişen ve gelişen teknolojiye ayak uydurmasının yanı sıra kurumun iş hedeflerini de içeren büyük resme hakim olması gerekiyor.

Erdim, “Bilgi Teknolojileri senelerdir insanların aklında altyapı sistemlerine destek veren departmanlar olarak yer alıyordu. Sonrasında teknolojik gelişmelerin rekabet avantajını ortadan kaldırmaya başlamasıyla, iş birimleri ile Bilgi Sistemleri’nin eş güdümlü olarak çalışması ve şirkete değer katacak projeleri beraber üretmesi zorunluluğu doğdu. Biz de bu yaklaşıma paralel olarak sadece altyapı sağlayan bir bölüm olmaktan çok, günümüzün şartları gereği bu işin öncülüğünü yaparak, iş birimleriyle birlikte ortak projeler oluşturmak ve yönetmek için yola çıktık. Dijitalleşen dünyada IT ile ilişkili projelerin sayısı gün geçtikçe artmaya ve doğası gereği IT tüm projelerin odağına oturmaya başladı” diye konuşuyor. Bu doğrultuda “Zamanımızın neredeyse yüzde 80’ini yeni projeler üretmeye harcamalıyız” diyen Barış Erdim, bulut bilişimin yaygınlaşması ile birlikte hemen hemen her ölçekteki firmanın operasyonel işleri outsource ederek daha çok şirket stratejilerine ve iş fırsatlarına odaklanmasının mümkün hale geldiğini ifade ediyor.baris-erdim-cio-rop

“CIO’ların liderlik yapacağı dönem başladı”

Bilgi Teknolojileri ile iş birimlerinin birlikte hareket etmesi gerekliliğini savunan Barış Erdim’in özellikle vurguladığı bir nokta var. Erdim’e göre, artık CIO’lar yoğun teknolojik bilgi seviyesinden uzaklaşıp iş stratejilerinin belirlenmesinde daha etkin roller almaya ve bunların gerçekleşmesi için inovatif projelerin ortaya konmasına öncelik vermeye başladılar.

Toyota’nın 2009 yılında ALJ Grup bünyesine katılması ve teknolojik dönüşüm hamlesinin etkisinin daha çok hissedilmesiyle birlikte, Barış Erdim yönetim tarafında da eşgüdümlü ilerleyebilir hale geldiklerini belirtiyor. Elbette Toyota’nın kendi kültüründe yer alan ‘Sürekli Gelişim’ felsefesinin de bu süreçte çok katkısı olmuş. Dönüşüme paralel olarak hem IT, hem de iş stratejilerini birlikte yürütmek amacıyla, Bilgi Sistemleri ve Kurumsal Planlama faaliyetlerini tek bir çatı altında birleştirdiklerini söyleyen Erdim, böylelikle iyi bir fonksiyonel yapı kurduklarını, iş birimleriyle birlikte projeleri alıp baştan sona kadar geliştirdiklerini ve tüm süreçlerde etkin bir şekilde yer alarak projeleri takip edebildiklerini ekliyor. Birçok şirkette bu sürecin CMO’lar tarafından yürütüldüğünü hatırlatan Erdim, genel bir sınıflandırmayı doğru bulmadığına da dikkat çekiyor. “Gerektiği zaman Pazarlamanın gerektiğinde ise CIO’nun görevini yapıyoruz. Zaman zaman Finans’a da destek veriyoruz” diyen Erdim’e göre, IT her konuda rolü olabilecek bir yapıya bürünmeye başlarken, CIO da adeta joker rolü üstleniyor.

Genellikle şimdiye kadar ‘C level’ yöneticilerin bilgi teknolojilerindeki gelişmelerle çok fazla ilgilenmesi gerekmediğini ifade eden Barış Erdim, bundan sonraki süreçte bu resmin değişeceğini ve teknik detayları olmasa da ‘C level’ yöneticilerin temel anlamda teknoloji ile neler başarılabileceği hakkında fikir sahibi olma özelliğinin ön plana çıkacağını öngörüyor. “CIO’ların liderlik yapacağı dönem başladı” diyen Erdim, kurum içinde yürütülen hemen hemen her projede yer aldıklarını ve bunun da bütün süreçlere hakim olmayı gerektirdiğini vurguluyor. Erdim, “CIO’lar kollarını sıvayıp pazarlama ve finans gibi ana faaliyet alanlarının dışında olan birtakım alanlarda da sorumluluklar üstlenebiliyor” şeklinde konuşuyor.

“Büyük veriyi satış danışmanlarımıza anlattık”

Barış Erdim’e bu dönüşümün şirket içerisinde büyük veriye etkisini soruyoruz, ilginç bir yanıt veriyor bize: “Büyük veriyi bayilerdeki satış danışmanlarımıza bile anlattık.”

İlk etapta teknoloji alanında uzman kişilerin dahi anlamakta zorlandığı büyük veri kavramını bayi satış danışmanlarına dahi anlattıklarını söyleyen Erdim’e göre, büyük veri artık sahaya inmeye başladı. Barış Erdim bu durumu, “Biz bu işin içerisinde ne kadar varsak ve bunu ne kadar gündemde tutup insanların anlayabileceği seviyede anlatabilirsek o zaman çalışanlar da bunları sahipleniyor ve faydasını görmeye başlıyorlar. Çünkü büyük veri aslında her yerde” diye açıklıyor.

Bayi toplantılarında, çalışanlara müşteri bilgilerinin toplanmasının asıl nedenini de anlattıklarını belirten Erdim, “Müşteri bilgileri adeta bir ağaç fidesi ve sulamak gerekiyor” diyor. Barış Erdim, büyük veriyi satış odaklı kullanmanın tıpkı meyve ağacı yetiştirmeye benzediğini söylerken, bu verinin somut geri dönüşü için sabırla beklemek gerektiğinin de altını çiziyor. Büyük verinin bayi tarafında doğru kullanılması durumunda müşteri beklentilerinin de doğru anlaşılacağını ifade eden Erdim, “’Örneğin, sadece araç satışını artırmaya yönelik proje gerçekleştireceğim’ dediğinizde her zaman projenin bir bacağı eksik kalıyor. Büyük veri müşteri beklentilerini doğru anlayıp, bu doğrultuda memnuniyetini artırmaya yönelik projeler geliştirmek amacıyla kullanılmalı. Biz de bunun için hem distribütör hem de bayi tarafında büyük verinin nasıl kullanılabileceğine, anlamlı bilgilere ve stratejilere nasıl dönüştürülebileceğine odaklandık” şeklinde konuşuyor.

“Bilgi teknolojilerini bilginin analisti olarak konumlandırdık”

“Büyük veriden söz ederken iş zekası araçlarını da göz ardı etmemek gerekiyor” diyen Erdim şöyle devam ediyor: “Her geçen gün daha fazla veri toplayıp daha fazla veri tüketiyoruz; ama veri toplamak, veriyi verimli kullanmak anlamına gelmiyor. Bu nedenle Bilgi teknolojilerini; bilginin sağlayıcısı olmanın yanı sıra bilginin analisti olarak da konumlandırdık. İş zekası çözümleriyle verinin nasıl kullanılabileceğine, anlamlı bilgilere ve stratejilere nasıl dönüştürülebileceğine odaklandık. Hatta biz bunu biraz daha alt seviyeye indirerek, ilgili bölümlerin de bunu sahiplenmesini sağladık. Örneğin Toyota Türkiye’de, birçok departman farklı iş zekası çözümlerini kullanarak kendi raporlarını kendisi üretir duruma geldi. Bu hem strateji oluşturma anlamında hızı arttırdı hem de IT’den kısmen bağımsız olarak ilerleyebildiklerinden rapor üretme anlamında IT’ye gelen iş yükünü azalttı. Böylelikle diğer bölümler büyük verinin faydasını özümseyip daha talepkar olmaya başladılar ve süreç kendi başına işler hale geldi.”

Bulut bilişim, mobil uygulamaların önemini daha da artırdı

Toyota IT operasyonu içerisindeki entegre yapının, yapılandırılmamış verileri de dahil ederek genişletilmesi gerektiğini belirten Barış Erdim, bunun için adımlar atmaya başladıklarını açıklıyor. Sosyal medya içerisindeki yapılandırılmamış verinin anlamlı hale dönüştürülmesi için IT olarak iş birimleri ile eşgüdümlü çalıştıklarını anlatan Erdim, bu noktada IT’nin dönüşümünde ortaya çıkan faydaya da işaret ediyor: “Herhangi bir ek çalışma beklemeden sorumluluğu üzerimize alarak iş birimlerine, ‘birlikte proje yapalım’ diyebiliyoruz. Kurumsal planlamanın bize sağladığı bu faydayla iş stratejilerinin ortaya konmasında etkin roller üstlenebiliyoruz. Şirket içindeki iş birimlerinin destekleyici yapıda olması en önemli başarı faktörlerinden biri.”

Bulut bilişim ve veriye her zaman her yerden erişim ihtiyacının mobil uygulamaların önemini daha da artırdığını belirten Erdim, Toyota Türkiye Pazarlama ve Satış A.Ş olarak müşterilerine sundukları mobil uygulamalar sayesinde dijital dönüşümü müşteri gözünde de hissettirmeyi hedeflediklerini vurguluyor. Satış ve Satış Sonrası süreçleri üzerinde geliştirdikleri mobil uygulamalarla müşteri bilgisinin girişinden, servis işlemlerinin takibine kadar birçok aşamayı mobil cihazlar üzerinde gerçekleştirebildiklerini dile getiren Barış Erdim, bayilerde bu sene itibariyle geçiş yaptıkları Dijital Konsept ile birlikte müşterilerine mobil cihazlar üzerinde araç konfigürasyonunu yapabilme, kampanyalar hakkında bilgi edinebilme gibi olanaklar sağladıklarını da sözlerine ekliyor.

“Müşterilerimiz, Toyota teknolojisini ve mobiliteyi bir bütün olarak algılıyor”

Toyota Türkiye Pazarlama ve Satış A.Ş’nin bu denli yoğun planlama ve proje içerisinde, kurumsal ihtiyaçlar yönünde de birtakım çalışmaları mevcut. Bu yönde özellikle bir marka tercihleri olmadığını belirten Barış Erdim, genel olarak ihtiyaçların tamamını karşılayacak cihazların piyasada yer aldığına da işaret ediyor. Erdim, operasyonel olarak Avrupa’ya bağlı olduklarını ve kendilerine önerilen cihazları tercih listelerine aldıklarını söylerken, bayi tarafındaki yeni konseptlerini de şu şekilde aktarıyor: “Yeni bayi konseptinde kullanılmaya başlanan tablet, LCD ekranlar, digital signage ürünleri sayesinde bayilerimiz, dijitalleşmenin en üst düzeyde olduğu plazalara dönüştü. Artık satış danışmanı müşterinin satın almak istediği aracı tablet üzerinden birlikte konfigüre edebiliyor ve bu işlemleri  geniş ekran LCD’lerde birlikte takip edebiliyorlar. Bayi kanadında teknolojinin bu şekilde yoğun kullanımı müşterilerin markamızın yüksek teknolojisi ile mobiliteyi bir bütün olarak algılamasına yardımcı oluyor.”

“Büyük veriye ulaşmak için sosyal medya mükemmel bir mecra”

Günümüzde büyük veriye ulaşmak ve müşteri alışkanlıkları konusunda bilgi sahibi olmak için sosyal medyanın mükemmel bir mecra olduğunu ifade ediyor Barış Erdim ve Toyota olarak sosyal medya üzerindeki yapılandırılmamış veriye de büyük önem verdiklerini dile getirirken, bu işin adeta ‘sonsuzluğa’ uzandığını da belirtmeden geçemiyor. Bu yılki projeleri arasında sosyal medyanın da olduğunu söyleyen Erdim, “Sosyal medya bizim tarafımızda dijital ajanslar ile eşgüdümlü olarak yürütülen çok önemli bir mecra. Yapılan reklam kampanyalarının başarısının değerlendirilmesi, çeşitli pazarlama aktivitelerinin düzenlenmesi ve bunların geri dönüş oranları dahil birçok analizi sosyal medya girdileri üzerinden yapabiliyoruz. Ancak çok geniş bir alana sahip olduğu için sosyal medya üzerinde gerçekleştirilen projeler hiçbir zaman yeterli dedirtmiyor. Ne kadar çok üzerine eğilirseniz eğilin, sosyal medyanın her zaman daha fazlasını kaldırabilecek bir yapısı var. Bu trend ilerleyen zamanda daha da artacaktır. Teknolojik alt yapı ve bilgi birikimimizle sosyal medya tarafını daha etkin şekilde kullanabileceğimizi düşünüyorum” diyor.

Categories: CIO RÖPORTAJLARI

About Author

Write a Comment

Your e-mail address will not be published.
Required fields are marked*