IT proje yönetimine tutkunuzu katarsanız ne olur?

IT proje yönetimine tutkunuzu katarsanız ne olur?

Bazı projeler sizde bir tutku yaratırken diğerleri sizi biraz daha yavaşlatıyor olabilir mi? Bu sırrı ifşa etmek daha az IT projesinin başarısız olmasını sağlar mı sizce? Hepimiz biliyoruz ki, bir görev konusunda tutkuluysak başarı olasılığı her zaman daha yüksek!
Bu doğru, değil mi? Bir görev için daha fazla tutkuluysanız başarılı olma olasılığınız daha yüksek. Bulaşıkları yıkamak dahi sevdiğiniz kişiyle 20 dakikalığına günün muhasebesini yapmak sıradan ya da eğlenceli bir şey olabilir. Aynısı IT projeleri için de geçerli!

Gerçekten fazlasıyla heyecan verici IT gelişmeleri içinde bulundum. Yanlış anlamayın, her zaman kendi oyunumu getirdim ve tamamladığımız ürünlerden gerçekten gurur duydum. Ardından tuhaf bir biçimde daha az “dikkat çeken” yeni bir proje için daha da fazla heyecanlandım. Yalnız olmadığımı biliyorum zira bir arkadaşım üzerinde çalıştıkları iki projeden bahsetti bir e-postasında. Bir tanesi “seksi bir yeni uygulama” diğeri ise sistemi çalışır durumda tutan bir terfiydi ki, o ikincisinden daha fazla heyecan duyuyordu. Bu ne anlama geliyor?
Sıklıkla IT proje yeteneğini neyin sabah yataktan kaldırdığını soruyorlar. Proje verisi okyanuslarındaki gizli manaları araştırmamızı teşvik eden ne? Bizi yoğun bir biçimde çalıştırmaya, yakınlarımızla daha fazla zaman harcayabilecekken gece geç saatlere kadar ve hafta sonlarında çalışmaya teşvik eden ne? Her zaman derim ki bunu bulup şişelesek ve satsak milyoner olurduk! Birlikte ne olduğuna bakalım.

Geçenlerde tesadüfen ilk kez 1990’larda işittiğim bir konsepte rastladım. Bazı projelerin neden diğerlerinden daha ilham verici olduğunun anahtarının onda olduğunu düşünüyorum. Merakın bilgi boşluğu teorisi.
Merakın bilgi boşluğu teorisi Carnegie Mellon Üniversitesi profesörlerinden George Loewenstein tarafından 1990’ların başlarında geliştirilmişti. Temel olarak Loewenstein merakın bildiğiniz şeyle bilmek istediğiniz (ya da ihtiyaç duyduğunuz) şey arasındaki boşluğu tanımladığınızda sahip olduğunu duygusal tepki olarak özetlenebileceğine inanıyor.
Einstein bir keresinde “Özel yeteneklerim yok, sadece tutkulu biçimde meraklıyım,” demişti. Einstein bir şey üzerinde miydi? Ben bu “tutkulu biçimde meraklı” vurgusunun çoğu zaman IT proje yönetimindeki herkese uyduğunu düşünüyorum, ama her zaman değil! Peki, neden bazı projelerde diğerlerine nazaran daha “tutkulu biçimde meraklıyız”?

Projenin büyüklüğü ya da karmaşıklığı hakkında düşünmüyorum, her ne kadar dişinizi geçirebileceğiniz büyük etli bir projeye sahip olmak iyi olsa da; bu her zaman için bir proje yöneticisinin tutkusunu açığa çıkartacak yeterlikte değil. Loewenstein teorisini yeniden düşünürsek, bir proje hakkında tutkulu biçimde meraklı olmanız bildiklerinizle, onu tamamlamanız için bilmeniz gerekenler arasındaki boşluğun büyüklüğüyle doğrudan ilgili olabilir mi?

Loewenstein’ı başka türlü anlatacak olursak, yanıta yakın olduğumuzu hissederken (ama tam olarak değil) meseleler hakkında daha meraklı olma eğilimindeyiz. Dolayısıyla şayet bir projeyi tamamlamak parkta yürümek gibi hissettiriyorsa, zihninizi zorlayan bir projeyle karşılaştırıldığında (isterse projenin sonuçları dünyayı kurtarmasın!) onun üstünde daha az heyecan duyabilirsiniz.
Benzer şekilde Loewenstein teorisini diğer yönde genişletelim; sizin mevcut becerileriniz ve deneyiminizin tamamen ötesindeki bir projeye; enformasyon boşluğunu çok büyük olduğunda tutkulu merak hissini yakalamada nasıl başarısız olabileceğinizi görmek daha kolay olabilir.
Yakın zamanda Mars hakkındaki bir Radio 4 belgeselinde Profesör Loewenstein, “İnsanlar bir konu hakkında çok şey bildiklerinde ama halen yanıtlanmamış bir tür önemli soru olduğunda daha meraklı olma eğilimindedir. İşte bu merakın bir tür nirengi noktası. Şayet bir şey hakkında fazla bilginiz yoksa meraklı olma eğiliminde değilsinizdir ve elbette soruyu cevapladıysanız artık meraklı değilsiniz, zira yanıtı biliyorsunuz!” şeklinde konuşmuştu.

Bu itibarla bazı projelerde diğerlerine nazaran daha tutkulu olmanızın neden bu olabilir… Aslında pek değil. Bir proje sizi test ettiğinde, zorladığında ve geceleri “evreka anlarıyla” uyandırdığında ama onu tamamlamanın beceriniz dâhilinde olduğunu bildiğinizde, merak kaslarınızı kullanmanız çok daha olası; yetersiz olduğunuzda veya zahmetsiz bir teslimat söz konusunda olduğunda öyle değil.

Loewenstein’ın dediği gibi, “Mükemmel boşluk çok şey bildiğiniz ama yine de cevaplanmamış iyi tanımlı bir sorunun olduğu yerdir. Mars durumunda çokça soru mevcut ama şüphesiz ilk sırada olanı geçmişte Mars’ta yaşamın var olup olmadığı. Bu oldukça… Birçok insan için göze çarpan bir bilgi boşluğudur.”

Çarpıcı boşluk anahtar olabilir!
Çok şey bildiğinizde, ama her şeyi değil, biraz özgüvenle kendinizin ve ekibinizin bilgi bankasındaki boşlukları doldurun. Boşlukları teorilerle, bilgili tahminlerle ve deneyimin yönlendirdiği varsayımlarla doldurun. Bu aynı zamanda merakı da teşvik etmeli… Doğru olup olmadığınızı görmek istersiniz (geçmiş başarılarınızdan gelen güvenilir tecrübenizle bundan kesin emin olsanız dahi). Bilgi boşluğu ne kadar büyük olursa daha fazla tahmin işi riski hesaplamayı zorlaştırarak daha çok kumara dönüştürür.
Tüm bunlar üzerinde düşündüğümde hakkında bana danışılan ve kurtarmaya çalıştığım başarısız çoğu projedeki problemlerin temel nedeninin merakın bilgi boşluğu teorisi olup olmadığını merak ediyorum. Demek istiyorum ki, kapsamlılığı ve büyüklüğü görevlendirilen ekibin deneyiminin çok daha ötesinde olan projeler gördüm ve başarısızlık tahmin edilebilir (edilmelidir de) fakat başarılı biçimde bitirilmesi ekibin kapasitesi dâhilinde olduğu düşünülen ama başarısız olan projeler var. Bu adeta ligde üst sıralardaki bütün takımları yenilgiye uğratan ama düşme hattındaki bir takıma yenilen bir takım gibi.

Burada tesadüfen bir şey bulduğumuzu düşünüyorum ama merakın bilgi boşluğu teorisini IT projelerine nasıl uygularsınız? Bir proje konfor bölgenizde çok güvenli olduğundan tatmin olmayı ya da bunun çok dışındayken çokça tahmin işini riske attığınızda ne yaparsınız? Sıradan okuyucular çözüm için Servis olarak Proje Yönetimi’ni işaret etmemi bekleyecektir ve ben hayal kırıklığına uğrayacak değilim. Nihayetinde tutkulu biçimde meraklı olduğum bir şey varsa o da PMaaS pazarının sürekli genişleyen yanıt evrenidir.

Büyün bilgi boşluğu projelerini PMaaS yetenek ve kaynakları için aday göstermek aşikâr olabilir ama ben aynı zamanda Loewenstein’ın düşüncesinin diğer tarafındaki projelerin de yarar sağlayabileceğini öneririm. İçerideki yetenekleriniz en iyi “kolay” bir projede mi konuşlandırılıyor yoksa onlar başka yerde kullanılmaları daha iyi mi olur? PMaaS, sistemi çalışır durumda tutmak üzerinde çalışan mevcut yetenek ve kaynaklarınızı boşa çıkartabilir ki böylelikle siz de onları daha büyük bir etki bırakabilecek tutkulu biçimde meraklı olduğunuz bir yerde tahsis edebilirsiniz.
Buyurun işte; 1990’larda duyduğum ve zihnimin bir tarafında sakladığım bir şey 2018’de merakımı uyandırdı ve başarının muhtemel bir sırrını ortaya çıkardı! Proje portföyünüzde sahip olduğunuz herhangi bir bilgi boşluğunu işitmek için tutkulu biçimde meraklıyım ve bu boşlukları nasıl doldurulabileceğimizi görmek için de daha fazla tutkulu biçimde meraklıyım.

Categories: STRATEJİ

About Author

Write a Comment

Your e-mail address will not be published.
Required fields are marked*