IoT teknolojileri sağlık hizmetleri sektörünü nasıl değiştiriyor?

IoT teknolojileri sağlık hizmetleri sektörünü nasıl değiştiriyor?

Bir nesnenin veri alışverişi yapabilecek teknolojiye sahip olması anlamına gelen nesnelerin interneti teknolojileri, sağlık hizmetlerinde zaman, enerji ve maliyet konularında daha iyi sonuçların elde edildiği süreçler oluşturmada tercih ediliyor.
Nesnelerin interneti teknolojisinin dönüşüm sağladığı alanlar arasında sağlık hizmetleri sektörü geliyor. MarketResearch.com tarafından söz konusu sektörün 2020 yılına kadar 117 milyon dolara ulaşması öngörülüyor. Nesnelerin interneti teknolojisine sahip cihazların medikal ekipmanlara entegre edilmesi ve sağlık uzmanları tarafından kullanımı hastaların daha etkin şekilde takibini sağlayarak cihazlardan elde edilen veriler doğrultusunda hangi hastaların daha fazla bakıma ihtiyacı olduğunu belirleme imkanı sunuyor. Diğer bir söylem ile daha fazla cihazın sisteme dâhil olması sağlık çalışanlarının daha fazla veri kullanarak “önleme tedaviden daha iyidir” felsefesi doğrultusunda proaktif yönetim sistemi oluşturmasını mümkün kılıyor.

Vücut algılama teknolojileri konusunda çözümler sağlayan ve Breed Reply ile ilişkileri bulunan Inova Design Solutions CEO’su Leon Marsh, nesnelerin interneti pazarının sürekli olarak doğru ve kesin bir takip sağlamak konularına odaklandığını belirterek bu sayede acil durumlar ortaya çıkmadan öngörülebileceğini ifade ediyor.
Telepresence teknolojisi hem hastane ziyaretinden önce hem de hastane ziyaretinden sonra ihtiyaç duyulan uzaktan sağlık hizmetleri konusunda fayda sağlayacak en önemli konuların başında geliyor. Sağlık alanına yönelik teknolojilere ilgi duyan pek çok kişi etkin şekilde yürütülecek uzaktan sağlık hizmetlerinin rutin görüşme ve kontrolleri en aza indirebileceğini düşünüyor. Sağlık hizmetlerinde yeni teknolojilerinin kullanımı sayesinde profesyonellerin hastaları gözetim altında tutmak yerine evden kontrol edebilmelerinin mümkün hale gelmesi hastaların hastanelerden daha erken taburcu olmayı mümkün hale getirebilir.

İngiltere’nin Ulusal Sağlık Servisi tarafından 2015 yılında duyurulan Test Bed Programme adındaki girişim bu yılbaşı itibariyle ilk sonuçları vermeye başladı. Test Bed Programme sağlık teknolojisi alanında yeni bir yaklaşım getirmesiyle ön plana çıkıyor. Nesnelerin interneti teknolojisine sahip cihazlarda donatılan hasta yatağında Tip 1 ve Tip 2 diyabet hastalarının kendi evlerinde şartlarını daha iyi yönetme imkânının sunulması hedefleniyor.
Tam olarak TIHM (Technology Integrated Health Management) Test Bed adını taşıyan program Surrey & Borders NHS Foundation Trust ile farklı üniversitelerin, topluluklarının, teknoloji şirketlerinin ve sağlık kuruluşlarının desteğiyle sürdürülüyor.
Geliştirilen program kapsamında nesnelerin interneti teknolojisine sahip donanımların 700 akıl hastasına ve hasta bakıcısına ulaştırılması hedefleniyor. Algılayıcılar, giyilebilir teknoloji ürünleri, takip cihazları gibi evde hasta bakımına yardımcı olacak altyapının sunulmasıyla hastaların evde daha uzun ve kesintisiz şekilde bakılabilmesinin mümkün hale getirilmesine çalışılıyor.
İngiltere Ulusal Sağlık Servisi web sitesinde yer alan bilgilere göre hayata geçirilen proje ile hasta bakımının söz olduğu evlerde maliyetli ve uzun süreli bakıma olan ihtiyaçların azaltılacağı öngörülüyor.

KPMG tarafından servis olarak kurumsal süreç (BPaaS – Business Process as-a-service) tanımı kapsamında kurumsal fonksiyonlarda ihtiyaç duyulan teknoloji, kişi ve proses gereksinimlerinin güçlendirilmiş ve ölçülü ortam içerisinde tamamıyla kontrol edilebilir bir hizmet haline dönüştürülesi hedefleniyor.
Inova Design CEO’su Leon Marsh, nesnelerin interneti teknolojisinin hasta bakımında kişiye ait verilerin sürekli toplanarak tedavi amaçlı olarak kullanılması hastalara en uygun tedavinin uygulanması konusunda önemli bir potansiyele sahip olduğunu ifade ediyor.
İdeal şartlar altında hedeflenen verinin nesnelerin interneti cihazlarının dâhil olduğu ağlardan alınması hata sınırını önemli ölçüde düşürüyor. Yetki alanı içerisinde tansiyondan deliryum belirtilerine kadar kişinin sağlığıyla ilgili pek çok etken izlenebiliyor. Bu şartlar altında proaktif sağlık sisteminin kullanılmasıyla teorik olarak acil durumların azaltılması veya problemlerin geri dönülemeyecek bir noktaya ulaşmadan önlenebilmesi mümkün olabiliyor.
Daha genel ifadeyle nesnelerin interneti teknolojisine sahip cihazların dâhil olduğu ağlardan edinilen veriler süreç kontrolünü dönüştürme bakımından oldukça önemli bir potansiyeli bulunuyor. Ağırlıktan tansiyona kadar pek çok farklı verinin bu altyapıda kullanılabiliyor.
Bazı şirketler evinizde oturduğunuz yerden dünyanın farklı bölgelerindeki sağlık uzmanlarından danışmanlık ve hatta teşhis imkânı sunulmasını mümkün hale getirme konusunda çalışmalar yürütüyor.

Bu uygulamalar arasında son dönemde Investment AB Kinnevik tarafından desteklenen yatırım fonu ile 25 milyon dolara satın alınan Babylon yer alıyor. Babylon, iOS ve Android cihazı kullanıcıları tarafından dünyanın farklı bölgelerinde bulunan terapistlerden doktorlara kadar pek çok farklı uzmandan destek alınmasını sağlıyor.
Kullanıcıların kendilerini günlük olarak takip edebildiği ve hizmet aldıkları kişilere iletebilecekleri soruları istedikleri zaman kayıt altına alabildikleri yapıya sahip olan iyi bir uygulamanın hasta odaklı bakım konusunda yaygın kullanıma ulaşabileceğini söylemek mümkün. Tüm bu gelişmelerle birlikte özellikle doktora gitmekten çekinen kişilerin “kendi doktoru olması” yönünde önemli aşama kayıt edeceği aşikâr.

Engeller
Yaşanılan gelişmeler ve öngörüler teknolojinin her derde deva bir ilaç olacağını işaret ediyor. Fakat tüm gelişmelere karşın adaptasyon sürecini yavaşlatan farklı engeller bulunduğu gerçeğini göz ardı etmemek gerekiyor.
Yeni gelişmelerde güvenlik konusundaki hassasiyetler en önemli konuların başında geliyor. Nitekim kullanıcıların kendileri için en özel kişisel verilerin depolanması ve erişilebilir olması konusunda büyük endişe duyuyor. Hasta kayıt sistemlerinin çok üst düzey güvenlik altyapılarına sahip olması ve bu süreçte bilgilere erişim sağlayacak mevcut cihazlar altyapılarıyla ilgili durumların değerlendirilmesi önem taşıyor. Veri güvenliği gereksinimlerinin cihazların bazı işlevlerinin kullanımına ve hasta kayıtlarının düzenlenmesinde engeller oluşturabilme ihtimali bulunuyor. Bu nedenle aynı ağ içerisinde yer alan ve tüm verilerin entegre edilebildiği altyapıların kurulumundan önce açık kullanıcı onayının alındığı altyapıların doğru şekilde kullanılması gerekiyor.

Hem özel hem de kamu sağlık kuruluşlarının, sağlık organizasyonlarının nesnelerin interneti teknolojilerinde yaşanılan gelişmelere uyum sağlayabilmek adına güvenlik politikalarını gözden geçirmeleri gerekiyor. Şirketlerin ve sağlık kuruluşlarının politikalarında bilgi içeriğinin saldırılara karşı sıkı bir şekilde korunmasının yanında bilgiye güvenli şekilde erişim sağlanmasına izin verebileceği detaylara yer vermesi önem taşıyor. Sağlık verileri konusunda yaşanılan ihlaller altyapılardaki güvenlik eksiğinin ne kadar büyük ölçüde olduğunu ve sağlık verilerinin ötesinde finansal bilgilerin ve sosyal güvence sistemindeki detayların ne kadar büyük bir tehdit altında olduğunu ortaya koyuyor. Saldırganların maddi kazanç sağlamanın ötesinde saygınlık ve karalama kampanyaları için pek çok kuruluşu hedef alabileceği gerçeği bulunuyor.
Marsh, yeni gelişmelerin veriye sahip olan kişilere verinin nasıl kullanıldığı, depolandığı ve güvenliğinin ne şekilde sağlandığı konularında “açık bir şekilde” sorumluluklar getirdiğini düşünüyor.

Veri güvenliğinin ürün üzerindeki depolamadan verileri kullanarak cevap veren kişilere veya hastanelere kadarki tüm unsurların dâhil olduğu söyleyen Marsh, hasta kayıtlarının desteklenmesinin bu süreçteki bir diğer önemli nokta olduğunu ifade ediyor.
Operasyonel bakımdan kullanıcı ve sistemlerin oldukça büyük veri altyapılarını yönetme sürecine dâhil etmede aşılması gereken noktalar bulunuyor.
Marsh’a göre bu alanda ilerlemenin yolu güvenilir nesnelerin interneti teknolojisi sunan sağlayıcıların veri oluşturma ve veriye erişim konusundaki bürokratik engelleri kaldırmakla birlikte daha iyi altyapı oluşturulmasından, geliştirilmiş veri düzenlemelerinden, desteklenen güvenlik özelliklerinden geçiyor.
Tabi ki politikacıların, şirketlerin, kurum ve kuruluşların sağlık sektöründe mümkün olan en etkin şekilde teknolojinin kullanılmasını sağlamak konusunda hiçbir sıkıntısı bulunmuyor. Sağlık sektöründe teknolojinin kullanılması konusunda doğrudan bir etkinlik olmamasına karşın bu alana yönelik konuların kapsamlı şekilde ele alındığı farklı etkinlikler bulunuyor. Uluslararası bir etkinlik olan Healthy IoT, veri aktarımından güvenlik ve gizliliğe kadar farklı konuların ele alındığı bir etkinlik olarak ön plana çıkıyor.

Nesnelerin interneti teknolojilerine ve uygulamalarına geçiş süreçleri sağlık sektöründe faaliyet gösteren her şirkete “sağlık hizmeti sağlayıcısı” olma imkânı sunuyor. Fakat profesyonel ve hastaların nesnelerin interneti teknolojilerinin sağlık sektöründe kullanımında hangi ölçüde doğru adımlar attığının görülmesi zaman gerektiren detaylar arasında yer alıyor. Nitekim uygun adımlar atılması halinde sağlık sektöründe göz ardı edilemeyecek kadar büyük potansiyel olduğunu şüphe götürmez bir gerçek.

Categories: TEKNOLOJİ

About Author

Write a Comment

Your e-mail address will not be published.
Required fields are marked*