Microsoft’un en kötü 13 yanlış adımı

Microsoft’un en kötü 13 yanlış adımı

DOS 4.0, Zune ve Windows 8, 25 yıllık Redmond tarzı başarısızlıklardan sadece birkaçı.

Yıllar boyunca Microsoft birtakım inanılmaz derecede iyi hamleler yaptı, her ne kadar o zamanlar hataymış gibi hissettirseler de: Word ve Excel’i Office içine yedirmek; bir yaşındaki startup firması için Sabeer Bhatia ve grubuna 400 milyon dolar teklif etmek; Windows 2000’i yapılandırmak için Windows 98 ve NT’yi birleştirmek; tuhaf bir İsrailli hareket sensörünü bir oyun kutusuna yerleştirmek; ölçüsüz bir para miktarıyla Skype’ı satın almak. (Sonuncusunun ne kadar iyi bir hamle olduğu henüz belli değil.

Yol boyunca Microsoft kendi payına düşen kötü hatalardan daha fazlasını yaptı; Sadece 2012 Microsoft geçmişinde hatırlayabildiğimizden daha çalkantılı yıllar arasındaydı. Bu yıl Redmond, 2012 muhaliflerinin hatalı olduğunu kanıtlamak için gücündeki her şeyi kullanacağından emin olabilirsiniz. Bunu yapmak için Microsoft aşağıdaki bir düzine en kötü kararından ders çıkartmalı. Bunlar bir müşteri bakış açısından en kötü sonuçlara neden olan kararlar.

Microsoft yanlış adımı No. 13: DOS 4.0

Temmuz 1988’de IBM ve Microsoft IBM DOS 4.0’ı çıkardı ve veri yiyen hatalar, bozulan diskler ve yanlış yönetilen bellekle tekerlekler yuvasından çıktı. Microsoft tarafı IBM’in testleri beceremediğini söylüyor; IBM tarafı ise Microsoft IBM DOS 4.0’ın IBM harici donanımlar üzerine çalışmasını beklememeliydi diyor.

IBM yamanmış IBM DOS 4.01’i Eylül ayında çıkardı ama Microsoft’un farklılaştırılmış MS-DOS 4.01’i çıkarması için iki ay daha gerekliydi. 1988 sonlarında yeni bilgisayar satın alan birçok insan DOS 4.0 veya 4.01’de değil DOS 3.3’te kalmakta ısrar etti. Müşteriler yeni sürümleri ne yapacaklarını bilemediler ve çoğunlukla bildikleri 3.3 sürümünde kaldı.

Microsoft yanlış adımı No. 12: Berbat şirinler Bob, Clippy ve Rover

Gözlüklü, büyük sarı bir küre ile sembolize edilen Microsoft Bob (kod adı Utopia) firmanın hataları için mükemmel bir örnek. Menü tabanlı Windows 95’ten (Bob’dan yedi ay sonra çıkmıştı) farklılaşan Microsoft Bob’un ana ekranı karikatürize edilmiş bir oturma odası gibi gözüküyordu. Ekranda kelime işlemci, finans uygulaması, takvim, Rolodex ve diğer programların kısayolları bulunuyordu. Eski saatin yüzüne tıkladığınızda takvim programı geliyordu. Zarf üzerine tıklandığında ise e-posta programı ortaya çıkıyordu. Bob MCI Mail ile özel bir anlaşma yapmıştı. Aylık sadece 5 dolara Bob sahibi ayda 15 e-posta gönderebiliyordu, neredeyse bedavaya.

Müşteriler Bob’lu bilgisayarları üzerine kurulan yeni uygulamaların kutucuklarını (tile), yani kısayollarını ekleyebiliyordu ve kısayolların resimleri Başlat menüsünde, pardon, karikatür tadındaki oturma odasında, resim çerçeveleri veya kargo sepetleri içinde görülüyordu. Oturma odası farklı renkler, dekorasyonlar ve temalarla özelleştirilebiliyordu. Eğer bu çok tanıdık geliyorsa, durdurun beni.

Bob’un kendisi Bill Gates’e benziyordu; en azından dünyanın en büyük hayırseverini andıracak bir gülen surat kadar. Microsoft Bob çok farklı görünüm ve kişiliklere sahip olan karikatür yardımcılarla gelmişti: Fare Scuzz (Sizi daha az düşünemezdi. Nadiren yardım ediyordu); Rover adlı köpek (Birlikte çalışması kolay, arkadaşça ve yardımcı olan. En iyi arkadaşın olmaya çalışan); Kedi Chaos; kurtçuk; kablumbağa, kahve içen dinozor Java; ve diğerleri.

1995’te çıkan ve 1996’da durdurulan Bob çok uzun yaşamadı ama önemli bir miras bıraktı; Windows 8 üzerindeki belirgin tasarım kusurlarını kastediyorum.

Rover karikatür yardımcısı Bob’da geldi, değişmeden Windows XP’nin Windows Explorer’ında arama yardımcısı olarak devam etti. Rover ve onun benzer tasarım arkadaşları (Büyücü Merlin, gezgin asistanı Earl ve Courtney) Windows XP masaüstü üzerinde yerel aramalar yaparken yardım öneriyordu.

Daha sinsisi, Clippy olarak tanınan neşeli torun Office 97’de ortaya çıktı. Clippy (Dot, Hoverbot, Genius, Scribble, Power Pup, Rocky ve Will) Office 97, 2000 ve 2003’le geldi. Office 2007’deki aynı derecede tiksindirici Ribbon arayüzünün gelmesiyle bunlar çöpe atıldı. Clippy’li Office sürümlerinden sorumlu olanın Steve Sinofsky olduğunu da not edeyim.

Microsoft Bob’un bir diğer büyük mirası: Microsoft Bob’un ürün müdürü Melinda French, Bob’un geliştirilmesi aşamalarındayken 1994’te Bayan Bill Gates oldu. Melinda, Bill & Melinda Gates Vakfı için bir sürücü güç olan oldukça özel bir insan. Düğünlerini hazırlayan insanlar dahi gizlilik anlaşmaları imzalamak zorundaydı.

Microsoft yanlış adımı No. 11: Zune, Kin, Courier, Windows Mobile ve mobil tüketici gemisini kaçırmak

Bugünlerde çoğu tüketici Apple’ın ilk iPad’le birlikte tablet pazarını yarattığını işaret eder. Doğru değil: Microsoft uzun yıllardır tablet pazarının kenarında dolanıyordu. Apple’ın daha evvelki başarısızlığını bilmeyebilirsiniz; tablet olmasa da bir nevi taşınabilir. 1989’da Apple ilk taşınabilir bilgisayarını tanıttı: 4 inç kalınlığında, 4 kiloya yakın ağırlığındaki devi “Macintosh Portable” olarak andı. Kurşun asit bataryalarının makine üzerinde durması gerekiyordu çünkü doğrudan AC elektrik üzerinden çalışamıyordu. Ve sadece 6,500 dolarcıktı.

MacTuğla ve SonyWalkman’den sonra, ama iPad’den önce Apple’ın iPod’u geldi ve işte bu Microsoft Zune’un resme girdiği yerdi. 2002 ve 2003’te Apple iPod ile büyük başarılar elde etti. Microsoft aynı dönemlerde Zune’u (iPod ve iTunes’la rekabet etmek üzere portatif oynatıcı, Windows yazılım, müzik servisi) tasarlamaya başladı. 2006 yılında Zune pazara çıktığında, Apple çoktan iPhone’u geliştirmeye başlamıştı. Nihayetinde iPhone iPod, Zune ve o ana dek yapılmış olan tüm taşınabilir portatif elektronik cihazları devre dışı bıraktı. Yıllarca piyasada olan ama sıfıra yakın satış yapan Zune’u Microsoft resmi olarak Haziran 2012’de sonlandırdı. Zune hizmet tarafı da Xbox Music ve Xbox Video’ya dönüştü; Windows 8 Metro Start ekranı üzerinde Windows kullanıcılarının kendi kutucuklarını desteklemesi için bilinen iki ürün.

Microsoft gemiyi sadece Zune’la kaçırmadı. Geçmişte gemi ilerlerken arkasından izledi ve el salladı. 2007’de Steve Ballmer USA Today’e, “Bugün telefon ve müzik oynatıcılarda tekrar bir şansımız olacak. iPhone’un kaydadeğer bir pazar payı elde etme şansı bulunmuyor. Hiç şansı yok. Bu 500 dolar mali destekli bir nesne. Çok para kazanabilirler. Ancak satılan 1.3 milyar telefona bakacak olursanız, yüzde 60, veya 70 ya da 80’inde bizim yazılımımızı tercih ederim. Apple’ın alabileceği oran ise yüzde 2 veya 3.” diye konuşmuştu.

Elbette Apple’ın halihazırda iPhone’dan elde ettiği gelir Microsoft’un tüm kaynaklarından elde ettiklerini geçiyor.

Ballmer bir konuda haklıydı. Tüketici piyasasında telefon ve müzik oynatıcıların yayılmasını izleme şansımız oldu. Zune çok kötü başarısız oldu. comScore verilerine göre Ocak 2010’da Windows Mobile’ın Amerika mobil pazarındaki payı yüzde 15.7’ydi. Ancak Microsoft’un mobil ürün amiral gemisi yüze 3.9’a düştü. Amerika dışında Windows Mobile önemli bir konum kazanamadı.

Ardından kısa ömürlü, sosyal ağ heveslisi karemsi mobil telefon Kin geldi. 2010’da Kin One ve Kin Two karşımıza çıkartıldı. Kin de bir yazılım kutusunda kilitli kalmıştı (üçüncü parti yazılımlara izin vermeyen bir istemci-sunucu mimarisi) her ne kadar donanımı ARM tasarımını temel almış olsa da. Verizon Kin One ve Kin Two’yu Mayıs 2010’da satmaya başladı; 48 gün sonra Verizon pes etti ve satılamayan tüm Kin’leri Microsoft’a geri gönderdi.

Geçen ay Wired, Kin’in piyasaya çıkışı öncesi testlerini gösteren Microsoft’tan sızmış olan bir dizi videoyu yayınladı ve sonuçlar müthişti: Testçiler en temel fonksiyonları dahi nasıl gerçekleştireceklerini bulamıyorlardı. Bir telefon getirseniz telefon açabilmeyi beklerdiniz, değil mi? Aptal ölümlüler. Microsoft’un projeyi neden sürdürdüğünü yalnız Allah bilir.

Ardından tablet fiyaskosu geliyor. Bill Gates 2000 Sonbaharındaki Comdex’in açılış konuşmasında Tablet PC hakkında konuştu ve Tablet PC genel müdürü Alexandra Loeb Kasım 2000’de bir Microsoft basın bildirisinin detaylarını paylaştı:

Oniki yıl önce. Neyse ki “hızlı” veya “akıcı”lıktan bahsetmemişti.

İlk Windows XP Tablet PC Edition tabletleri 2002 yılında boy gösterdi ve küçük bir hayran grubundan güçlü alkış aldı; birçok köşede ise şüpheciler duruyordu. Nihayetinde piyasa konuştu. Windows Tablet PC ilgi görmedi.

Microsoft ders çıkardı mı? 2006 yılında Microsoft’un Project Origami üzerinde çalışmak üzere Intel ve Samsung’la bir araya gelmesini göz önüne alın. Bu, bazıları Windows Tablet PC Edition çalıştıran az sayıdaki dokunmatik makinenin dahil olduğu Ultra-Mobile PC (UMPC) çabasıydı. Yavaş, hantal, batarya tüketen ve neredeyse herkes tarafından küçümsenen Origami’ler tüketici tarafında etkili olamadı.

Akabinde Microsoft Courier geldi; o ana dek Microsoft’un tartışmalı en yenilikçi mobil cihazı: 7 inç çift dokunmatik ekranı, bir kitap gibi ortadan açılan, yüksek çözünürlük kamera (o zamanlar için). Hiç kimse emin değil ama raporların söylediğinde göre yaklaşık yarım kilo ağırlığındaydı, Wi-Fi desteği vardı, endüktif şarja ve bir Home butonuna sahipti ve bir ARM Nvidia Tegra işlemcisi tarafından yönetiliyordu. Kutucuksuz Infinite Journal arayüzü daha çok bir günlük gibi gözükebilir, dokunmatik veya stylus kalemle kontakt listesi, görev düzenleyici, serbest çizim programı, e-posta, browser ve hatta belki bir e-okuyucuya erişim sunabilirdi.

Origami’nin ateşe atılmasının hemen ardından ve iPad hakkındaki söylentiler sızmaya başlamadan hemen önce 2008 yılında Courier hakkındaki raporlar dönmeye başladı. İlk iPad’in çıkmasından kısa bir süre sonra proje 2010 yılında sonlandırıldı. Ballmer, Courier’ın en büyük destekçisi J Allard ile Windows 8’i tablet üzerine getirme vizyonunu bir araya getirmekte olan ve Windows CE tabanlı Courier’ı istemeyen Steve Sinofsky’la karşı karşıya getirdi. Nihayetinde Sinofsky kazandı ve Courier gitti. Kısa bir süre sonra hem J Allard hem de onun patronu Robbie Bach Microsoft’tan ayrıldı.

Microsoft tüketicileri mobile taşıdı mı? Birkaç on yıl ve birkaç milyar dolar sonra bu halen önemli bir soru. Sonucu kendi kendinize çizebilirsiniz.

Microsoft yanlış adımı 10: Kötü Windows: Sırayla mı geliyorlar?

Windows bazı harika şeyler de yaptı: Windows 3.1/Windows for Workgroups 3.11, ardından Windows 95 bilgisayar dünyasını yıllarca sürükledi. Windows 98 güçlü geldi ve Windows 2000 bazı değişimleri getirdi.

Fakat ardından bunların tümü heba oldu. Windows Hatalı Sürüm (resmi adıyla “Me”) bir Windows 98 servis paketi gibiydi; birkaç özelliğin ve çok sayıda hatanın olduğu. Windows Me hak ettiği biçimde Windows 9x kernel’ini temel alan (ki onun da temelinde de DOS vardı) son Windows sürümüydü.

Whistler, daha iyi bilinen adıyla Windows XP, taze bir nefes olarak geldi. Windows NT kernel’i üzerine inşa edilen XP’nin saltanatı çıktığı 2001 yılından Vista’nın geldiği 2007’ye kadar sürdü.

Vista, halen Encarta sözlüğünde aykırı bir kelime olarak listeleniyor. İşletmelere 2006’da tüketicilere ise 2007 yılında sunulan Vista, XP’nin güvenliğini iyileştirmeye çalıştı ama sadece bütün bir Windows kullanıcı nesline yabancılaşmakta başarılı oldu.

Ardından Windows 7 geldi ve her şey yeniden düzene girmişti. “İyi Windows, kötü Windows” döngüsünün savunucuları Windows’un tüketici sürümünün harika çalıştığını ardından tekrar berbat duruma geri döndüğünü ve bunun böyle tekrar ettiğini söylüyor. Bu aşikar bir biçimde Windows 8’den beri devam eden bir trend.

Microsoft yanlış adımı No. 9: Windows Ultimate

Windows Vista birçok sürümle piyasaya çıktı ki en abartılı olanı Windows Vista Ultimate idi. Vista Business ve Vista Home Premium’un tüm özelliklerini birleştiren Vista Ultimate, aynı zamanda Windows Vista Ultimate Extras’a da sahipti.

Hmm: “Windows Ultimate Extras, Windows Vista Ultimate için program, servis ve üst seviye içerikler. Bu özelliklere sadece Windows Vista Ultimate’ın bir kopyasına sahip olanlar erişebilir.”

Vaat buydu. Gerçek olan ise o kadar etkileyici değildi. Ultimate’da masaüstü duvarkağıdı olarak kullanılmak üzere bir avuç dolusu video olan DreamScene; Hold ‘Em Poker; üç adet ekstra ses paketi; ve robotlu bir puzzle oyunu yer alıyordu. Ardından bunlar ücretsiz olarak sunuldu. Vista Ultimate için fazladan 100 dolar vermiş olan sadık Microsoft müşterileri ise yanıltılmış oldu.

Microsoft dersini öğrendi. Sinofsky’ın yönettiği Windows 7 Ultimate, Win7 Home Premium ve Professional’daki tüm özelliklerin bir kombinasyonunu vaat etti (öyle de sundu). Sadık müşterilere hiçbir zaman telafi sunulmadı.

Microsoft yanlış adımı No. 8: Windows Genuine Advantage

Dünyanın o zamanlardaki en zengin yazılım firması kopya koruması planına ne isim verir? Neden, “genuine advantage (orijinal ürün avantajı)”, elbette.

Windows 95, 98 ve 2000’in sakin dönemlerinde, Windows kuran herhangi bir kişi bir seri numarası sağlamak zorundaydı. Seri numaralar bir ana veritabanından kontrol edilmiyordu. Dolayısıyla aynı seri numara birden fazla Windows kopyası kurmak için kullanılabiliyordu.

Windows XP’nin tüketici sürümüyle birlikte Microsoft bir doğrulama adımını ekledi. Burada PC bileşenlerinden oluşturulan seri numaralardan inşa edilen bir anahtar belirli bir seri numarayla eşleştiriliyordu. Nihai kombinasyon merkezi bir veritabanıyla karşılaştılıyordu. Anakart veya network ya da bazı durumlarda diğer donanım kombinasyonları değişikliği yaptığınızda yeninden doğrulama gerekiyordu. Doğrulama başarısız olduğu takdirde Windows çalışmıyordu; sizi affetmesi için yalvarmak üzere Microsoft’u aramak zorundaydınız.

Donanım üreticileri makineler gönderilmeden önce aktive edilmesi için farklı bir sürece sahipti. Çoklu lisanslara yığın olarak çalışan seri numaralar veriliyordu.

Windows XP SP1 ise müşterileri rahat bıraktı: Üç günlük bir nezaket peryodu sundu ki böylece yeniden aktive etmeye çalışırken Windows PC’nizi üç günlüğüne kullanmaya devam edebiliyordunuz.

Ardından geçen yıllarda ve kafa karıştırıcı birçok adımda, Microsoft Genuine Advantage programını tüm Windows XP ve sonraki sürümlere yaydı.

WGA’nın ilk versiyonları WGA Notifications adındaki bir programı içeriyordu. Bu program siz her oturum açtığınızda çalışıyor ve Windows lisansınızı doğruluyor. Hatta Internet Explorer 7 ve Microsoft Security Essentials dahil olmak üzere belirli Microsoft ürünlerini indirmeye çalıştığınız her seferinde lisansınızı doğrulayan bir ActiveX kontrolü dahi eklenmişti. Windows Update’den güvenlik yamalarını indirmeniz yasaktı (her ne kadar kiritik yamaları manuel olarak indirebiliyorduysanız da). WGA en dip noktasına Windows Vista’da ulaştı; WGA kontrolü başarısız olması malikeninizin “azalatılmış fonksiyon modu”na sokulduğu anlamına geliyordu ki bu modda Windows kilitlenene dek Web’de bir saatliğine gezinebiliyordunuz.

Tahmin edileceği gibi doğrulama sunucuları saçmaladı; yanlış pozitifler ortaya çıktı. Microsoft bir gün masum PC kullanılarından Microsoft sunucularına veri taşırken yakalandı. Windows Genuine Spyware takma adı oldu.

Uğultular, davalar, tehditler, çatlaklar ve genel olarak kızgın müşteriler sonunda Microsoft’u geri adım atmaya zorladı. Azaltılmış fonksiyonellik modu kağıttan kaplana dönüştü ve zararsız bir baloncukla orijinal değil uyarısı vermeye başladı; bir de masaüstü zeminini siyaha çevirme eğilimi sinir bozucuydu.

Windows 7’de WGA, Windows Activation Technology’ye dönüştü; hiç şüphesiz atasını hedef alan düşmanlıktan sakınmak için. Adı yeni değiştirilen kopya koruma sistemi dişsiz doğasını koruyor; Windows 8’de bile. Microsoft hatalarından ders çıkartabiliyor.

Microsoft yanlış adımı No. 7. Markalaştırma

Microsoft’un markalaştırmayla neden böyle kötü bir zaman geçirdiğini anlamıyorum.

Müşterilerin kafasını karıştıran bazı hareketler akıllıca değil. 1991’de Microsoft Word for Windows’u Versiyon 2’den Versiyon 6’ya fırlattı; numaraları sıralı takip etmeyerek. Word 2.0 Office 3.0’ın bir parçasıydı ama Word 6.0 Office 4.0’ın bir parçasıydı. Microsoft Office 95’i çıkardığında, tüm bileşenlerinin versiyon numaralarını 7.0’a yükseltti: Word 7.0, Excel 7.0 (Excel 95 olarak da anıldı; Excel 6 hiç olmadı), PowerPoint 7.0 (versiyon 5 ve 6 olmadı) ve sonunda Outlook’a dönüşen Schedule+ 7.0.

Markalaştırmanın bazısı daha da kötüydü. Yıllar önce yapılan aptalca değişiklikler Microsoft kullanıcılarının kafasını bugün karıştırmaya devam ediyor. Şu anda Microsoft’un kaç tane e-posta istemcisini desteklediğini göz önüne alın. Benim aklıma yedisi geliyor:

Bu markalaştırma hatalarının çoğu hakkında atıp tutabilirim ama izin verin en sonuncusu üzerine konsantre olayım. Microsoft’un isteyerek “Hotmail” adını attığına (Coca-Cola, McDonald’s, Toyota ve evet Microsoft’la birlikte dünyada en yaygın olarak bilinen marka isimlerinden bir tanesi) ve kesinlikle hiç kimsenin anlamadığı bir şeye dönüştürdüğüne inanabiliyor musunuz?

Bu çılgınlıktan da kötü. Bu kendine zarar vermek.

Sorun şu: Microsoft’un bireylerin mali bilgileri dahil olmak üzere kullanıcı ID’leri ve bağlantılı verilerden bir veritabanı oluşturmaya çalışması. Her şey Hotmail ile başladı: bir @hotmail hesabı açtığınızda Microsoft sağladığınız verileri kaydetti.

Ardından Hotmail hesabınız birden Microsoft Passport oluverdi; Microsoft’un Internet’i ele geçireceğini umduğu tek girişli bir yetkilendirme servisi için süslü bir isim. Her nereye giderseniz gidin pazarlama materyalleri Hotmail hesabınızla, hmm, Microsoft Passport’la giriş yapabileceğinizi duyurdu. Kredi kartı bilgilerinizi Microsoft Wallet (daha önce Passport Express Purchase olarak anıldı) içine yerleştirdiğiniz takdirde Web üzerinden bir şeyler satın almak sadece birkaç tıklama alacaktı.

Mahremiyet grupları çok sinirlendi; Joker gibi ama onun kadar kibar değildiler.

Microsoft taaruzlardan sakındı. Microsoft mahremiyet saldırılarını azaltmak için en sesli kritiklerinden birini yaptı. Servisin adı değişti; Microsoft Passport Network, MSN Passport, .Net Passport, Windows Live ID olarak markaşlatırarak. Şimdi biz onu bir Microsoft hesabı olarak biliyoruz ve bu Windows 8’in içine yerleştirilmiş durumda. Kişisel finansal bilgiler geldi ve gitti; ve terminoloji/markalaştırma dengelenmiş gibi gözüküyor: Eğer Apple tek bir Apple ID’sine ya da Google tek bir Google hesabına sahip olabiliyorsa, siz de tek Microsoft hesabına sahip olabilirsiniz; eğer eski Zune, ZunePass, Xbox ve Windows Phone hesaplarınızı nasıl bir Microsoft hesabına dönüştüreceğinizi çözebilirseniz.

İşte o markalaştırma meselesi yeniden.

Microsoft yanlış adımı No. 6. Windows Live

Kasım 2005’te Microsoft Windows Live ve Office Live’ı duyurdu; uluslar arası ticaret tarihindeki en kafa karıştırıcı markalaştırma uygulamalarından birini ortaya koydu. Onyıllar sonra, işletme fakülteri Windows Live’ı, markalaştırmanın nasıl çılgına döndüğünün bir örneği olarak gösterecek.

İlkin Windows Live, MSN markalı yazılıma (MSN Messenger Windows Live Messenger oldu örneğin; MSN Hotmail Windows Live Hotmail oldu) yakınlaştı ve bir online güvenlik tarayıcısını, OneCare antivirüs paketini ekledi. Bunun yanı sıra Internet Explorer favorilerinizi birden fazla makine üzerinde paylaşmanın bir metodunu da ekledi. En başında Windows Live websiteleri, Web tabanlı uygulamalar ve PC tabanlı uygulamalardan oluşan tuhaf bir karmaşaydı; bir de fazladan bir browser eklentisi geldi.

Ardından büyüdü, ve büyüdü. Ağustos 2006’da Microsoft tester’lara Windows Live Essentials adı verilen bir websitesini açtı. Kısa bir süre sonra Microsoft siteyi kapattı ve onu Windows Live Messenger, Mail ve Writer’ı download eden benzer bir isimli Windows Live Installer (evet bu bir web sitesiydi) ile değiştirdi. Ekim 2008’de Microsoft, Windows Live Installer (web sitesi)’ın Windows Live Essentials olabileceğini (web sitesi ve yazılım paketi) ve Windows 7’nin Windows Mail, Photo Gallery veya Movie Maker’la gelmeyebileceğini duyurdu. Bunun yerine Windows 7 o uygulamalarla diğerlerini download edip çalıştırmaları için müşterilere linkler verecekti. Microsoft bu uygulamaları neden Windows’un dışına çıkartıyordu, Win7’yi bir bütün olarak zamanında çıkarmak için mi yoksa programlar antitekel endişeleri yüzünden mi çıkartılmıştı (muhtemelen her ikisi de) o zamanlar belirgin değildi.

Yıllar geçti, Windows Live kesinlikle fark edilir hiçbir ortak amacı olmayan yaklaşık 50 farklı ürünü içeriyordu; bunların çok azı birbirleriyle konuşuyordu. Temel olarak yeni bir program yayınlamaya karar verseler (online, yerel, web sitesi, herneyse) onlar buna “Live” markasını verdiler ve akıntıya bırakıverdiler.

Bu yılın başlarında Microsoft “Live” lakabını düşürmeye başladı ve yeni bir markalaştırma karmaşasını devreye soktu. Windows Live Essentials, Windows Essentials oldu ve Windows Live SkyDrive sadece SkyDrive oldu. Ama Windows Live Mail, Messenger ve Writer halen isimlerinde “Live”ı taşıyor.

Microsoft yanlış adımı No. 5: Windows 8

Windows 8 daha önce görülmemiş derecede bir yanlış adım halini alıyor. Temel problem şu ki daha önce birçoğumuzun tekrar ettiği gibi, Frankestein arayüzünün Jekyll ve Hyde doğası. Açıkça Windows satışları sert bir biçimde aşağı yönelirken ve tüm PC donanım endüstrisi onunla birlikte giderken, Microsoft’un bir şey yapması gerekti. Eski moda Windows masaüstünü yeni bir mobil telefon uygulaması kutusuna göndermek işe yaramadı.

Ya da belki de biz hepimiz hatalıyız ve Windows 8 PC endüstrisine yeni bir yaşam üfleyecek. Bir altı ay sonra bunu kesin olarak görebileceğiz.

Microsoft yanlış adımı No. 4: Windows 8 markalaştırma

Windows 8 ile ilgili doğuştan yanlış bir şey yok; Windows’u daha mobil bir geleceğe taşıma girişimi harika. Microsoft’un markalaştırmasında yeterince doğuştan yanlış var. İkisini bir araya getirdiğinizde, kombinasyon tam anlamıyla ölümcül.

Lütfen. “Windows RT”den daha kötü bir isim bulmak için tüm gün uğraştım. Başaramadım. Microsoft, Windows-8-plus-Office-2013-RT-Metro gibi bir şey diyebilirdi ki bu Windows RT’den daha iyi olabilirdi.

Şu anda çok fazla insanın kafası Windows RT ile Windows 8’in arasındaki farklar yüzünden karışmış durumda. Windows aldıklarını düşünerek Windows RT tablet satın alan müşteriler, çok fena kızacak. Windows RT tabletlerin perakende seviyesinde iade oranının çift haneye çıktığını iddia ederim; sırf isimlendirme karışıklığı yüzünden.

Ardından Metro geliyor: sarmal, Modern UI, Windows Store. Buna daha fazla ne diyeceğimi bilmiyorum. Teyzeme Windows Store’dan bir Modern UI hesap makinesini indirmesi gerektiğini söylerken kendimi hayal edebiliyorum. Microsoft’un kendisi “UI” tanımını kullanmayı 10 yıl önce bıraktı: Her zaman UX’ti. Metro uygulamalarına “Windows Store uygulamaları” diyebilirsiniz ama Windows Store’daki uygulamaların tümü Metro tarafında çalışmıyor (söz gelimi Windows Store’daki Office 2013.) Ve tüm Metro uygulamaları da Windows Store’dan gelmiyor; örneğin Metro Xbox Music uygulaması gerçek bir Windows Store Xbox Music uygulaması değil çünkü onu Windows Store’dan indirmiyor ya da kurmuyorsunuz.

Bir diğer Win8 marka anlamsızlığı güneşin doğuşu gibi öngörülebilir. Windows’un bir sonraki sürümü muhtemelen Windows 9 olacak. İşte benim bilmek istediğim şey: Windows RT’nin bir sonraki sürümünün adı ne olacak? Windows RT 9? Windows RT 2.0? Windows SU?

Microsoft yanlış adımı No. 3: Bulutta kaçırılan fırsatlar

1990’ların ortalarında Windows kıdemli başkan yardımcısı Jim Allchin ile Internet Platformu ve Araçlar bölümü kıdemli başkan yardımcısı Brad Silverberg birçok kez çekişti; Siverberg buluta daha fazla genişlemeyi pompalarken Allchin daha çok Windows’un başarısı üzerinde çalışma niyetindeydi. Allchin kazandı, Silverberg ayrıldı ve 1999 itibariyle geri dönülemez bir seçim yapılmıştı.

2000 ortalarında Windows başkanı Steve Sinofsky ve Microsoft baş yazılım mimarı Ray “elbette PC sonrası bir dünyadayız” Ozzie de farklı görüşlere sahipti; Ozzie ivedi biçimde buluta genişlemek isterken Sinofsky Windows’un başarısını öne çıkartıyordu. Tanıdık mı geldi? Sinofsky kazandı ve Ozzie ayrıldı. 2010 itibariyle Microsoft ikinci üst seviye vizyoner bulut avulatını kaybetti.

Aradaki 10 yılda, Microsoft bulutu benimsedi ama bunu bir ayağını Windows diğerini de Office’e sıkı bir biçimde sabitleyerek. Mesh gibi inovatif bulut tasarımları bir kenara bırakıldı, SkyDrive gibi ürünler büyük bir bütçe elde etti.

Microsoft’un yeni Windows bilgisayarları üzerine Bing çubuğunu favori olarak eklemedeki başarılı teşebbüsüne rağmen Microsoft’un Bing arama motoruyla online pazarlama pazarına atılımı pek de iyi gitmedi.

Microsoft için bekli de en büyük bulut eksikliği, en azından bir tüketici bakış açısından, Apple, Android, hatta Amazon’un sunduğuna bile yakınlaşma becerisini gösteremeyen bir ekosistem inşa etmekti. Apple tüketici bulutunda çok büyük bir liderlik elde etti. Android de onu yakalamaya çalışıyor. Microsoft ise henüz bu koşuya dahil değil.

Microsoft yanlış adımı No. 2: Yönetimdeki sandalye kapmacalar

Microsoft’taki sandalye kapmacalar hakkında daha önce konuşmuştuk. Ballmer saltanatından istikrarlı bir geçişi sağlayabilecek yeterlikteki tüm insanların firmayı terk ettiğini söylemek kafi.

Jim Allchin. Brad Silverberg. Paul Maritz. Nathan Myhrvold. Greg Maffei. Pete Higgins. Jeff Raikes. J Allard. Robbie Bach. Bill Veghte. Ray Ozzie. Bob Muglia. Steve Sinofsky. Hepsi efsane, kendi yollarında ve Microsoft’ta daha birçoğu vardı.

Halen ışık verenler mevcut. Andy Lees, Sinofsky temizliğinden kurtuldu. VMware’da yıllarını harcamış Paul Maritz halen ortalıkta. Bill Veghte HP’de. Halen Microsoft’ta olan başkaları var ama çoğu o ligde oynayacak deneyimden yoksun.

Kıdemli yönetim derinliğindeki eksiklik 2010’ların başlarında Microsoft’un en büyük yanlış adımı haline gelebilir.

Microsoft yanlış adımı No. 1: Internet Explorer 6

Microsoft’un tüm zamanların en büyük yanlış adımı? Internet Explorer 6.

Daha fazla Windows bilgisayarının diğer herhangi bir taşıyıcıya nazaran Internet Explorer 6 aracılığıyla bulaşma yaşadığı ihtimali yüksek. Flash ve Adobe Reader yaklaşabilir ama IE6 en tepede. ActiveX, IE6’nın şeytani dalkavuğu, geliştirici cehennemindeki kendi payesini hak ediyor.

IE6’nın konuşlandırılması sürecinde, Microsoft Amerikan antitekel kanunlarıyla çelişkiye düştü. Adalet Bakanlığının eylemlerinin yan etkileri Microsoft’un ürün ailesi boyunca on yıldan fazla yankılandı; her türden tasarım kararları en azından kısmen antitekel endişelerinden etkilendi.

Microsoft, IE6 üzerinden halk nezdinde büyük miktarda saygınlık kaybetti. Ortalama Windows kullanıcısı birden kötü bir Microsoft yazılım bileşeni yüzünden bilgisayarlarının risk altında olduğunu anlamaya başladı. Web geliştiricileri mızmız beklenmedik hareketleri, tekrar eden hatalarından nefret etti ve ediyor.

Microsoft’un bir upgrade çıkarması beş yıldan fazla sürdü; muhtemelen tümü içerisindeki en büyük yanlış adım.

Categories: TEKNOLOJİ

About Author

Write a Comment

Your e-mail address will not be published.
Required fields are marked*