Online İtibar Yönetimi
Google’ın gerçek zamanlı arama servisi ve Facebook,Twitter gibi her geçen gün büyüyen sosyal ağlar yüzünden saygınlığınızı çevrimiçi korumak büyük önem kazandı. İşte size profesyonel olarak kullanabileceğiniz çözümler ve uygunsuz içerikle ilişkilendirilmeniz halinde yapmanız gerekenler.
Birkaç ay öncesinde Twitter’in listeleme özelliği tanıtıldığında sosyal medya danışmanı Allen Mireles ve daha birçok kişi bu özelliği engellemeyi tercih etti. Bu konuda “Twitter üzerindeki profilimin nasıl görüntülenmesini istiyorsam listeleri de o şekilde görüntülemek isterim” diyor. Bir porno yıldızının ve arkadaşlarının kendisini listelerine eklemesi ve onları hiç tanımamasına rağmen profil sayfasında bu kişilere ait çıplak resimlerle karşılaşması neden böyle bir karar aldığını açıklıyor.
Mireless bu durumu acilen çözüme kavuşturmak için harekete geçti. Önce tanımadığı arkadaşlarını listesinden sildi, daha sonra diğer listenin sahibine doğrudan mesaj atarak Twitter’ı iş amaçlı kullandığını ve bu kullanıma kendisi gibi kullanıcıların dahil olmadığını belirtti. Liste sahibinden gelen nazik özür cevabıyla “daha ilginç” bir liste çalışması kurbanını öğrendi.
Online pazarlama çözümleri sunan Tandem Interactive şirketinin başkanı Joe Laratro da benzer bir durumu yaşadığını anlatıyor. Yaklaşık bir yıl önce Laratro’nun iş teslimatı konusunda olumsuz yoruma ait Google Alert iletisi alarak şaşkına uğramıştı.
Laratro da Mireless gibi çözüm için yorum sahibine mesaj atmayı tercih etti. Attığı mesajda ileriye yönelik çalışmalarda blogunun kendisi için önemli olduğunu ve daha arkadaşça bir tutumla iletişime devam etmek istediğini belirtti. Ama atılan mesajlar olumlu etkiden ziyade, çok daha olumsuz bir etkiye neden oldu. Saldırganın dikkatini çeken Laratro daha açık bir hedef haline geldi. Daha sonra mesaj atmanın işe yaramadığını fark eden Laratro bir süre saldırganı rahat bıraktığında durumun kendiliğinden çözüme kavuştuğunu belirtiyor.
Facebook, Twitter ve WordPress gibi kullanıcılar tarafından içerik sağlanan sosyal sitelerin popülerliği artmaya devam ediyor. Google’nin gerçek zamanlı arama servisiyle ilgili duyurusundan sonra ise, saygınlığınızın çevrim içi ortamda korunması daha önemli hale geldi. Laratro, sosyal medyanın hayatımızı daha şeffaf hale getirdiğine dikkat çekerek, eğer profesyonel bir karaktere yardımcı olmak isteniliyorsa olumlu bir şeylerin olması gerektiğini söylüyor. Ama yorumların veya resimlerin farkında değilseniz ortaya en yakın arkadaşlarınızın bile görmesini istemediğiniz bir tablo çıkabilir.
Kullanabileceğiniz birkaç ücretsiz araç online ortamda hakkınızda söylenilenleri kontrol etmede etkili olacaktır. Bu konudaki en popüler araçlardan birisi olan Google Alert, referans gösterdiğiniz sitede hakkınızdaki olayları takip ederek size bilgi veriyor.
Eğer Sizle İlgili Olumsuz Bir Durum Ortaya Çıkarsa…
Sosyal sitelerden birisindeki fotoğrafınızla ilgili olumsuz bir yorum gördüğünüzde ne yaparsınız? Laratro’nun keşfettiği gibi blog sahibine ya site yöneticisine ulaşarak (her zaman işe yaramayacak olsa da) yorumunu silmesini mi talep edersiniz? Ya da daha abartılı bir çözüm olarak Google’den yardım isteyerek arama sonuçlarından bu verinin çıkarılmasını mı talep edersiniz? (Google’da aynı şekilde bazı özel durumlar hariç arama sonuçlarına müdahale etmiyor) Peki iki sonuçta sizi çözüme götürmez ise?
Bir çok müşteri ile online saygınlığın arttırılması yönünde çalışan online medya danışmanı George Brown, bu yöntemlerin dışında arama sonuçlarını eritmenin de makul bir seçim olacağını belirtiyor. Bu konuda hedefin olumsuz sonuçları en popüler 20 arama arasından çıkarmak olduğunu söyleyen Brown, birçok kişinin aradıkları sonuç için arama motorlarında sayfalarca gezmediğine dikkat çekiyor.
Bunu yapmanın ise iki yolu var. Arama sonuçlarında daha iyi bir yere sahip olmanın amacı ise olumsuz yorumlardan kurtulmanın dışında daha iyi bir saygınlık kazanmak da olabiliyor.
Brown ilk olarak sosyal medya sitelerinden “adınızı alın” uyarısında bulunuyor. Yani Facebook, Twitter, MySpace, YouTube ve LinkedIn sitelerinde hesap oluşturun.
Facebook ve LinkedIn için gösterim URL’lerini nasıl talep edeceğinizi öğrenin. YouTube Twitter hesabınızda ise mümkün olduğunca adınıza yakın kullanıcı adları almaya çalışın. MySpace ise size kayıt sırasında gösterim URL seçenekleri sunacaktır.
Eğer sahip olduğunuz profilleri güncellemenin sizin için zor olacağını düşünüyorsanız bu düşünceyi kafanızdan silin: Brown, almış olunan profillerin ayda bir kez bile güncellenmesinin yeterli olacağını belirtiyor. Google bu sayede aktif bir üye olduğunuzu düşünerek sonuçlarınızı daha hızlı sıralayacaktır. Sosyal sitelerde profil oluşturmanın yanında Google Profile de oluşturmanız sıralamanızı arttıracaktır.
“Olumlu” arama sonuçlarını arttırmanın bir diğer yolu ise, kendi adınızda bir alan adı satın almak. Bu siteden “şimdilik vazgeçebilirsiniz”. Vazgeçmeden kastımız ise web sayfasına bir ana sayfa şeklinde adınızın, iletişim adresinizin, iletişim için kullanılacak e-posta adresinin belirtilmesi sonuçlarınıza olumlu etki yapacaktır. Web sayfanızda ek sayfalar açarak daha sonraki aşamalarda arama sonuçlarınıza olumlu etki edecek adımlar atabilirsiniz. Ne de olsa alan adınız sizin adınızı taşıyor.
Mireless online saygınlık konusunda en temel konunun kişisel markanızla ilgili farkındalığınız olduğunun altını çiziyor. Kişilerin sizinle ilgili ne tür aramalar yapacağını değerlendirmeniz son derece önemli. Hayatınızda herkesle iyi olamayacağınızı düşünecek olursak, böyle bir eyleme vakit ayırmanız gündelik yaşamınız için oldukça önemli.
Saygınlığınızı Online Kontrol Etme: 5 Temel Araç
Web dünyasındaki etkileşimlerinizde saygınlığınızın korunması bakımından kimin sizinle ilgili ne söylediğini takip etmeniz oldukça önemli. Şimdi anlatacağımız beş araç bu konuda size yardımcı olacaktır.
Bloglarda, Twitter’da ve diğer sosyal ağlarda neler olduğunu takip etmeniz sizin için oldukça önemli mi? Saygınlığınızı korumak için Google Alert’ten daha fazlasını yapmanız gerekebilir. Bu beş aracı kullanarak saygınlığınızı koruyabilirsiniz.
1. Addict-o-matic: Adınızı web sayfasına girin ve Bing, Google Blog Search, Twitter, YouTube, Digg, Flickr, FriendFeed, Bloglinks gibi birçok ağda hakkınızda bahsedilen tüm konulara göz atın. Ayrıca Addict-o-matic size arama sonuçlarınızı kaynak kutuları ekleyerek daha fazla özelleştirme imkanı da sunuyor.
2. SocialMention: SocialMention kullanıcılar tarafından hakkınızda oluşturulan içerikleri bir arada toplamada kullanabileceğiniz bir araç. Bu servisi kullanarak kişilerin sizin, şirketinizin, yeni bir ürün vb. gibi durumlarla ilgili neler söylediğini takip edebilirsiniz. Servis Twitter, Facebook, FriendFeed, YouTube, Digg ve Google gibi 100’ü aşkın siteyi kapsıyor. Ayrıca seçtiğiniz bir anahtar kelime ile ilgili olarak SocialMention size günlük posta iletisi gönderebiliyor.
3. Technorati: Technorati bloglar için tasarlanmış bir arama motoru. Arama için iki seçeneğiniz bulunuyor. Bunlardan birisi herhangi bir blogda başkası adına yapabileceğiniz arama ve diğeri belirli bir kişiye ait blogda yapabileceğiniz arama. BlogPulse ve BackType ise kullanabileceğiniz diğer blog arama servisleri.
4.TweetBeep: TweetBeep, Twitter için kullanabileceğiniz Google Alerts benzeri bir servis. Bu servisi kullanarak seçiminize göre hakkınızda, herhangi bir ürünle ilgili, şirketle ilgili yapılan paylaşımları e-posta uyarısı olarak alabilirsiniz. Benzer şekilde tercih edebileceğiniz bir diğer servis ise Twitter Search.
5. Yasni: Yasni herhangi birisiyle ilgili ağ, kişi, resim ve diğer erişilebilir bilgileri arayabileceğiniz bir kişi arama motoru. Yasni LinkedIn, Google, Amazon, Technorati gibi birçok siteden bilgileri bir arada toplayabiliyor.
Sanal ağlara göre parayı nasıl kazanıyoruz?
Kurum itibarı, bugün büyük olsun, küçük olsun, yerel olsun, uluslararası olsun şirketlerin sahip olabilecekleri en önemli ve değerli sermayedir. Sahip olunan bu sermayeye her hangi bir para cinsinden değer biçmek olası değildir. İtibar yaşamın kendisidir ve bugün ve gelecekte var olmanın güvencesidir.
Bu saptama bir gerçek ise şu soruyu sormak gerekiyor: Ürün ve hizmetleri, finansı, satın almayı, insan kaynaklarını veya diğer organizasyonel yetkinliklerimizi yönetmek konusunda gösterdiğimiz hassasiyeti kurum itibarının yönetilmesine gösteriyor muyuz? Cevabı basit: Elbette ki hayır! Kurum itibarı ile ilgili sıkıntılar başımıza bir taş düştüğü zaman gündemimize oturan türdendir. Bu nedenle, genellikle iş dünyasında önce kurum itibarını sıkıntıya sokacak bir iş yapılır, sonra bu yaptığımız iş önümüze bir kriz olarak düşer ve dolayısıyla “itibarımızın” ne derece önemli olduğunu anlarız. Ama her kriz az veya çok, küçük veya iri bir hasar bırakır. Bu hasar, kurum itibarının göğsüne bir leke gibi yapışır ve şirket var oldukça da orada durur. Hiçbir deterjan bu lekeyi çıkartamaz!
Kurum itibarı her zaman önemliydi. Ama enformasyon teknolojilerinin yaygınlaşması ve her yaştan insanın küresel ölçekte iletişim ve ilişki kurarak doğru/yanlış, eksik/fazla bilgiyi yönetmesi, bilgiyi işlemesi ve bu sürecin şirketlerin iş sonuçlarını ciddi şekilde etkileyecek boyutlara varmasıyla başka bir boyuta taşındı. Online ortamlar günümüzde kurum itibarını en fazla tehdit eden alanlar haline dönüştü. Şirketler bu ortamlara duyarsız kalamazlar, görmezden gelemezler, burada dolaşan bilgiyi halının altına süpüremezler!
Eylül 2008 de tepe noktasına varan küresel finansal kriz ile birlikte yepyeni bir dünya kurulmakta. Bu dünyada iş yapmanın esas ve kuralları büyük bir olasılıkla geçtiğimiz yüzyılın kurallarından çok farklı olacak. Şirketler, alışılagelmiş iş modellerinin dışına çıkmak, hatta raf ömrü bitmiş eski modelleri (üret, sat, kazan) tarihin tozlu raflarına göndermek durumundalar. Büyük bir ihtimalle yeni iş modellerinin omurgası “People, Profit, Planet” kavramlarının üzerine oturacak. Yani, ne iş yaparsak yapalım, insanı önemsemek, memnuniyetini ve duyarlılıklarını dikkate almak, hak ve çıkarlarını her ortamda korumak, yaş, cinsiyet, ırk, dil vb. ayrımcılıklardan uzak, insana insan gibi yaklaşacak politikalar ürün ve hizmetlerimizin içinde daha ön planda yer alacak. Yaşadığımız gezegenin bize sunduklarını dikkatli tüketmek, yerine koymak, yaşanabilir bir dünyayı sadece çocuklarımız için değil kendimiz için de tasarlamak, çevre kirlenmesine önce bireysel olarak neden olmamak, sonra bulunduğumuz çevre ve iş ortamlarında bu kirlenmeye karşı aktif bir duruş sergilemek, çok daha ön planda karşımıza çıkacak. İş yaptığımız ve işimizin geleceğini güvence altına almak için karlılığımızı sağlamak ama bunu yaparken, açık, şeffaf ve hesap verebilirlik ilkelerine sıkı sıkıya bağlı kalmak bir diğer faktör olarak karşımıza çıkacak.
İş dünyası, bu yeni kavramsal açılımın kapsama alanı içinde yolculuk yaptığı sürece, kurum itibarı ile ilgili sıkıntılarını, bunları benimsemeyen şirketlere oranla daha az hissedeceklerdir. Bunun doğal yansıması tabii ki öncelikle sosyal ağlar olmak üzere, online diğer ortamlarda hemen kendini öne çıkaracaktır. Başka türlü ifade etmek gerekirse, yeni paradigmaya uyum göstermiş şirketlerin sosyal ağlar gibi ortamlarda itibar risklerini minimize ettiklerine tanık olacağız. Hatta, hiç tanımadıkları, bilmedikleri, belki tüketicisi bile olmayan kişilerin, asılsız, gerçeği yansıtmayan bilgileri karşısında, şirketlerin “gönüllü avukatlıklarını” yaptıklarına tanık olacağız.
Buraya kadarki görüşler işin felsefi kısmını oluşturuyor. Operasyonel olarak baktığımızda ise, günümüzde şirket organizasyonlarında kadrolu veya iş ortaklığı biçiminde sanal ağlar ve online ortamları izleyen, raporlayan ve gerçeği yansıtmayan bilgileri düzelten, bu bilgilerin sahipleriyle yine online ortamlarda iletişim ve ilişki yöneten kadroların bulunduğunu görüyoruz. Ama bu kadrolar, ancak karşılarında farklı bilgi ile donanmış kişileri ikna edebildikleri sürece “işe yarar” bir çalışma yapmış olacaklardır. İknanın yolu da, karşımızdakilerin değerlerine uygun, duyarlı ve onları iş yapma biçimimizin içinde değerlendirmiş tutarlı bir bilginin aktarılmasıyla gerçekleşebilecektir. Yeni iş modeli anlayışı olan “People, Profit, Planet” e burada gereksinim duymaktayız. Eğer süreçlerimiz, politikalarımız ve hizmetlerimiz bu anlayışı yansıtmıyorsa sanal ağlarda yatırım yaptığımız bu kadroların yapabilecekleri çok fazla bir şey yoktur!
Yakın bir geçmişe kadar “Ne kadar para kazandığımız veya kar ettiğimiz” bir ölçekti… Günümüzde ve önümüzdeki on yıllarda ise, “Parayı nasıl kazandığımızın hesabının verilebilirliği” yeni ölçek olarak karşımıza çıkacaktır. Sanal ağlarda da zaten bu bilgi dolaşacaktır!


iyi çalışmalar bu konuda türkiyede ilk defa biz bir hizmet vermekteyiz.. http://www.netitibari.com web sitesimiz aracılığı ile bize ulaşabilirsiniz. bu konuda isterseniz daha detaylı bilgi verebilirim.. görüşmek ümidi ile.
http://www.bevisi.com
Online ve real-time türkçe itibar yönetimi…