Endüstri 4.0’ın eğitimdeki büyük kozu: Pedagoji 4.0!

Endüstri 4.0’ın eğitimdeki büyük kozu: Pedagoji 4.0!

Yeni bir sanayi devriminin temelleri atılmak üzere… Teknolojik gelişmeler Endüstri 4.0’ın kapılarını ardına kadar açtı. Bu sıradışı gelişmelerden birçok sektör nasibini alırken, eğitim alanında da önemli değişimler yaşanıyor. Özellikle Pedagoji 4.0 adı verilen oluşum, eğitimi geleneksel kalıplarından çıkararak, teknolojiye uyum sağlayacak şekilde bir potansiyel yaratmaya hazırlanıyor.
Dünya 3 sanayi devriminden sonra 4. Sanayi devrimine hazırlanırken, Endüstri 4.0 adı verilen bu yeni gelişme birçok sektöre özellikle geleneksel kalıplardan farklı olarak, teknolojiyi uyarlama ve konumlandırma şansı veriyor. Eğitim alanında da kendini fazlasıyla hissettiren teknolojik gelişmeler, Pedagoji 4.0 oluşumuyla yepyeni bir eğitim sisteminin kapılarını aralıyor. Eğitimdeki bu önemli dönüşüm, CIO’ların da kurumlarında farklı süreçleri takip etmelerini beraberinde getiriyor. Eğitim sektörünün önde gelen CIO’ları ‘eğitimdeki devrimi’ sizin için değerlendirdi…

Evren Köksal

Pedagoji 4.0 için süreçleri yönetecek personel ve altyapı eksiklikleri var!
Namık Kemal Üniversitesi Bilgi İşlem Daire Başkanı Evren Köksal konuyla ilgili olarak, eğitimde teknoloji kullanımının yalnızca bilgisayar laboratuvarı, akıllı tahta gibi yüksek teknoloji içermeyen çözümlerin yer aldığı bir yapı olarak tanımlandığını söyleyerek, “Sanallaştırma, bulut, sunucu ve ağ çözümlemeleri, siber güvenlik, 3D gibi teknolojiler ile kazanımları artırabilecek inovatif fikirleri geliştirecek uygun eğitim alanları yok denecek kadar az. Teknoloji yatırımı adı altında kalıcı olmayan yapılar kurularak güncelliğini yitiren uygulamalarla özel sektör ve kamuda zaman ve kaynak israfı oluşturuyor. Bu kapsamda tam donanımlı bireylerin yetiştirilerek karar mekanizmalarında söz sahibi olmaları gerekmektedir. Sadece teknoloji kullanan değil üreten pozisyonunda yer almak için birincil önceliğimiz teknolojiyle donatılmış bireyler yetiştirmek” diyor.
Böylesine önemli bir noktada yetişmiş personel yetersizliğinin üzerinde durulması gereken bir konu olduğunu ifade eden Köksal, “Bizimle aynı dili konuşan kişi sayısı arttıkça üretilen, düşünülen yapılara geçmek kolaylaşıyor. Bu kapsamda en önemli unsur hayat boyu eğitim” derken, eğitimin statik konular içeren değil, dinamik olarak ihtiyaçlara göre şekillenebilen, özel sektör ve kamu işbirlikleri ve ihtiyaçlarıyla yönlenen kolektif bir yapı oluşturularak verilmesi gerektiğini vurguluyor. Köksal şöyle konuşuyor: “Eğitimli bireyler paydaşların üretimlerine fayda sağlamalı ve bu süreçleri sözel değil nitel verilerle doğrulanmalı. Bunun içinde sektörel iş birlikleri oluşturarak ortak bir yapı kurmalıyız. Üniversitelerle özel sektörün ortaklaşa programlar düzenleyerek bu süreçte önemli adımlar atabileceğine inanıyorum. Bunun için rutinden sıyrılıp anlık kazançların peşinde değil geleceği planlamamız gerekiyor.”

Endüstri 4.0’ın eğitim alanındaki yansıması olarak kabul edilen Pedagoji 4.0 noktasında süreçleri yönetecek ya da çalışanları eğitecek altyapı çalışmalarının da yetersizliğine dikkat çeken Evren Köksal, teknolojinin hızla geliştiği bir ortamda, bilişim personellerinin bu dinamik yapıya ayak uydurarak ona göre hareket etmesinin önemine işaret ediyor. Köksal şöyle devam ediyor: “Kullanıcıların ve faydalanan grupların tepki ve dirençleri izlenip raporlanmalı. Gerçek nicel verilerin analizleri yapılarak uygun olan yöntemler kullanılmalı. Bilginin artan ivmesi boş bırakmaya gelmiyor. Nefeslenmek için durunca koşmak gerekiyor. Bu çapta bireyler hayat boyu eğitimlerle desteklenmeli firmaların yönlendirmelerine göre şekillenen altyapılar değil bilinçli uzman personellerce hazırlanmış dinamik yapılar oluşturulmalı. Her alanda 4.0 içeren hamlelerde başarıya ulaşmak için formül geliştirilsek Eğitim + Yetişmiş Personel +Doğru Yatırım + Teknoloji ile 4.0 yakalamış olur. Eğitilmeden yetişmiş personel ihtiyacımızı karşılayamayız, personel olmadan yatırım planlarını yapıp teknolojiyi kullanamayız, yatırım olmadan da teknolojiye ulaşamayız. Kurumuzda kendi yağıyla kavrulup karar mekanizmalarında doğru etkiyi oluşturmak geliştirdiğimiz otomasyonlarla tüm faaliyetlerimiz kayıt altına alarak sonuçlarımızı raporluyoruz. Bütçemizin elverdiği ölçüde sanallaştırma mimarilerini mümkün olduğunca kullanmaya çalışıyoruz ve dinamik bir teknoloji eğitim merkezi oluşturmak için bir devinim içindeyiz.”

cof

cof

Pedagoji 4.0 ile öğrenme kontrolü tamamen öğrenciye geçti

Bilim Koleji Bilgi İşlem Sorumlusu Kadir Ergüneş ise konuyla ilgili olarak,  bugün Türkiye’de teknolojinin eğitime entegre edilebilmesinin büyük oranda tamamlandığını söyleyerek başlıyor sözlerine. Bu noktada sürecin çok hızlı geliştiğinden bahseden Ergüneş, eğitmenlerin bu duruma zaman zaman adapte olamadığını da sözlerine ekliyor. Ergüneş, “Bunun sebebi ise öğretmenlere gerekli eğitimler verilmedi ya da verilen eğitimler yetersiz kaldı. Öğretmenlerin teknolojiyi öğrenmeleri için verilen eğitimler önemsenmedi. Bu kadar önemli bir konuda sadece birkaç saat eğitim ile öğretmenden teknolojiyi çok verimli bir şekilde kullanmaları istendi. Öğretmen elindeki teknolojilerle neler yapabileceğinin farkında bile değil.  Olabilmesi içinde çok daha uzun süreli ve ciddi eğitimlere ihtiyacı var. İşin özü öğretmen hala kara tahta ve tebeşir ile ders anlattığı düşüncesinde. Öğretmenin eğitimine çok daha fazla önem verilmeli. Bu kapsamda hizmet içi eğitimler verilmeli ve öğretmenin bu teknolojiye alışması sağlanmalıdır” diyor.

Öte yandan, dijitalleşme noktasında öğrencinin öğrenme sürecinin sınıf dışında da devam etmesi için her öğrencide mutlaka bir tablet olması gerektiğini söyleyen Kadir Ergüneş, “Birçok tablet ürününe baktığımızda ürünlerin kalemsiz olduğunu görüyoruz. Bu öğrenci için çok büyük bir dezavantaj. Öğrenci kalem kullanmalı, kalem olmadan eğitim olmayacağını düşünüyorum.  Bunun yanında da Dördüncü Endüstri Devrimi ile birlikte ortaya çıkan Pedagoji 4.0’ın eğitim ve öğrenme becerilerine olumlu katkılar sağladığını düşünüyorum. Örneğin; artık sadece öğretmenin anlattıklarını dinleyen ve not tutan öğrenciler yok.  Teknoloji sayesinde bilgiye hemen ulaşan ve de en önemlisi kendi yöntemleri ile görerek ve uygulayarak öğrenen yeni bir nesil var. Öğrenci istediği zaman öğreniyor yani bir bakıma kontrol tamamen öğrenciye geçmiş oluyor. Bu durum öğrenmeyi hızlandırıyor ve daha verimli bir hale getiriyor. Biz kurum olarak bu dönüşümü en iyi şekilde kullanmaya çalışıyoruz. Akıllı defterler ve dijital içeriklerle derslerimizi icra ediyoruz. Görsel verilerden çok daha fazla yararlanıyoruz. Bunu biraz daha ileri taşıyarak Kodlama ve Robot kulübümüzde arzu eden öğrencilerimize robot dersleri vermeyi hedefliyoruz” diye konuşuyor.

alperozpinar

Eğitimde iyi planlanmış yönetimsel süreçlerin oluşması CIO’ların önemini bir kez daha ortaya koyacak

Modafen Okulları Bilgi Teknolojileri Direktörü Dr. Alper Özpınar da günümüzde öğretme ve öğrenme adına bilgi teknolojilerinin yerinin her geçen gün daha da artarak kritik bir önem kazandığını vurguluyor. Z kuşağı olarak adlandırılan yeni neslin; dijital dünyanın içine doğduğunu ve teknoloji sayesinde siber ile somut dünya arasında sorunsuz bir şekilde etkileşim kurduğunu ifade eden Özpınar,  “Geleneksel öğrenme yöntemleri ve ortamlarının, dijital bir çağda doğmuş ve büyümüş olan bu Z kuşağının beklentilerine ve ilgilerine cevap vermede yetersiz kaldığı bir ekosistemde verilecek kararlar ve planlar CIO’ların konumu farkını ortaya koyuyor. Artık, çoğunluğu X kuşağı olan CIO’ların öğrenci olduğu yıllardan çok daha farklı bir eğitim ve öğretim dünyası var. Hece tabanlı okuma sistemi, yazılı sınavlar, ödevler, karnedeki notlar, sınıfta kalmalar artık yerini farklı ölçme ve değerlendirmelere, sınav ve performans değerlendirmelerine bırakmış durumda.  Dolayısıyla eğitim alanındaki CIO’lar tüm bu gelişmeleri hem Milli Eğitim Bakanlığı ve eğitimci gözü ile hem de bilgi teknolojileri penceresinden takip etmek ve gerekli değişimi sürdürülebilir olarak yapmak durumundalar” diyor.

Bu değişim planları doğrultusunda yalnızca öğrencinin değil, eğitim süreçlerine katkı sağlayan tüm kişilerin bilinçlendirilmesi ve bir hormoni içerisinde hareket etmesinin gerekliliğine değinen Alper Özpınar, “Bu süreçte CIO’lar tüm bu taraflar arasında doğru ve dengeleyici köprüleri oluşturmak aynı zamanda farklılıkları da doğru bir yöntem ile en azından asgari hedeflerde bir araya getirebilmek durumundalar” diye konuşuyor. “Sorumluluklarına ilave olarak eğitim alanındaki bilgi teknolojileri ürünlerinden moda olan anahtar kelimeler tabletler, online eğitim ve öğretim siteleri, değerlendirme yazılımları, akıllı tahtalardan daha çok alanda ilk olma, farklılık yaratma adına yapılan farklı projeler, teknoloji serpiştirmeleri, sanal gerçeklik, artırılmış gerçeklik, bulut bilişim, nesnelerin internetinin kullanımı gibi konularda yapılanları takip etmek ve doğruları seçmek durumundalar. Kurumsal şirketlerdeki meslektaşlarının büyük bir zamanı Endüstri 4.0, sanallaşma, bulut teknolojileri, iş zekası, agile, scrum, güvenlik gibi konular ile daha etkin olurken eğitim dünyasının dinamikleri tamamen farklı” diyen Özpınar, eğitim alanındaki CIO’lar için transfer ve değişimlerin sıkça olduğu büyükşehir eğitim dünyasında talepleri ve ihtiyaçları doğru değerlendirmenin çok ciddi bir yaklaşım ile planlama gerektirdiğinin altını çiziyor.

Alper Özpınar şöyle devam ediyor: “Siber suç, virüs, hoax, spam, pishing,trojan, cyrptolocker saldırıları için K12 öğrencileri ve bilgi teknolojilerinde yeni olan eğitimciler açık bir tehdit ve kurumsal risk durumundalar ve CIO’ların konu ile ilgili modellerinin bir parçası olmak durumundalar. Özetle; eğitimde kısa vadede teknolojiye ayak uydurmak, gelişmeleri takip etmek ve yasakların değil doğru güvenlik ile denetleme mekanizmalarının beraberinde iyi planlanmış yönetimsel süreçlerin oluşması CIO’ların önemini ve konumunu bir kez daha ortaya koyacak.”

 

 

 

 

Categories: DOSYA KONULARI

About Author

Write a Comment

Your e-mail address will not be published.
Required fields are marked*