Katlanamıyor ve 5G’si de yok ama Samsung Galaxy S10+ amiral gemisi telefonlar arasında halen en iyisi olmayı başarıyor.

 

Samsung Galaxy S10+, S8 ile başlayan Infinity Display formülünden çok fazla uzaklaşmasa da tamamen yeni bir cihaz. En dikkat çekici yanı boş alanların daha da küçültülmesiyle S10+’ın 157.6 x 74.1 x 7.8 mm ölçülerine getirilmesi. Bu da onu 6.4 inçlik ekran ölçüsüne rağmen Note 9’ dan bir tık daha küçük yapıyor. Tasarıma gelindiğinde ise öncelikle yeni prizmatik renkleri göz alıcı ve muhtemelen fazladan bir koruyucu kap kullanmak istemeyeceksiniz.

Samsung yaklaşık yüzda 90’lık ekran-gövde oranını yakalayabilmek için ön kamerayı sağ üst köşede ekranın altına yerleştirmiş. Ne yazık ki tam ekran görüntülerde bu dikkatinizi oraya çekiyor. İki ön kamerası yüzünden S10+’ta söz konusu alan daha bir belirgin hale gelmiş durumda. Belki de gelecek sürgülü kameralarda ya da bazı Çinli firmaların tercih ettiği gibi selfie kamerasız ürünlerde.
Samsung S10+’ın ekranı ise harika. Firmanın ekranları her zaman üst seviye oldu ama renkler fazlaca doygundu. Oysa Dynamic Amoled sayesinde artık durum değişti. Samsung’un renk gamı net, keskin ve herhangi bir ayarlamaya gerek olmaksızın dikkat çekici bir biçimde parlak.
Ekran aynı zamanda altında yeni bir ultrasonik parmak sensörünü gizliyor. Parmak izinizi okumak için ışığı değil de ses dalgalarını kullanıyor. S9’un fiziki tarayıcısına göre daha gelişmiş bir çözüm olsa da 2019 yılında güvenlik için ideal bir çözüm gibi gözükmüyor; zira iris tarayıcısının eksikliği onu tek güvenlik seçeneği yapıyor.

Performans tarafına gelince Snapdragon 855 işlemcisi ve 8GB RAM’i ile S10+ güçlü bir canavar. Günlük kullanımda herhangi bir yavaşlama, takılma yaşatmıyor. Note 9 ile yapılan karşılaştırmalı benchmark’lar da bunu açıkça ortaya koyuyor. Satış fiyatı dikkate alındığında bu zaten beklenebilir bir şey ama asıl dikkat çekici yanı 4,100 mAh’luk pili; S9+ ve Note 9’dan daha büyük. Daha büyük kapasite önemli bir fark yaratıyor. Diğer 4,000 mAh pilli telefonlarla kaşılaştırıldığında yüzde 10 kadar daha yüksek bir çalışma süresi sunuyor. Testlerdeki durum bu iken gerçek dünya kullanımında ise Android 9’un Adaptive güç tasarrufu modu sayesinde batarya ömrü çok daha ileri gidebiliyor zira otomatik öğrenme yeteneği sayesinde gereksiz uygulama ve işlemler zeki bir biçimde kapatılıyor. Muhtemelen pek kullanmak istemeyeceğiniz bir özelliği de şarj paylaşımı. Wireless PowerShare butonuna basarak onu şarj cihazına dönüştürebiliyorsunuz ama iPhone kullanan arkadaşlarınıza hava atmak için dikkat çekici bir özellik.

Samsung’un S9’la getirdiği One UI arayüzü nihayet S10 ile birlikte olgunlaşmış görünüyor. Dinamik Amoled ekranın keskin görüntüleri ile de arayüz tüm güzelliğiyle öne çıkıyor. Bilhassa özelleştirilebilir komutlar sınırsız denebilecek kadar seçenek sunuyor.
Kameralara gelince, S10+ sahip olduğu üç arka kamerasıyla S9’a göre daha farklı ve etkileyici fotoğraflar çekebiliyor ama daha iyilerini değil. Zaten S9+ satın alabileceğiniz en iyi akıllı telefon kameralarından birine sahip. En büyük yenilik alan derinliği ki sayesinde geriye çekilmeden daha geniş bir alanın fotoğrafını çekebiliyorsunuz. S10+ kamerasının en dikkat çekici özelliklerinden bir tanesi düşük ışık ortamlarında hızlı odaklama yeteneği. Ön tarafındaki iki kamerası ile her anlamda S9’dan daha iyi çekimler yapıyor.

Galaxy S10+ alınır mı?
En hızlı işlemcisi, en bol RAM’i, en fazla depolama alanı ve paranın alabileceği en iyi ekranı ile S10+ şüphesiz üst seviye bir akıllı telefon. Ve tüm bunlar neredeyse kusursuz denebilecek harika bir formda geliyor. Kameralar bir önceki modellerde olduğu kadar büyük bir yenilik getirmese de halen sınıfının en iyilerinden olmayı sürdürüyor. Elbette bu senenin en iddialı ürünü Galaxy Fold. Şimdiye kadar Galaxy S modelleri on yıl kadar amiral gemisi olmayı başardı ama etkileyici olma faktörü açısından kendine yeni bir yer bulmak zorunda kalabilir. Bununla birlikte Galaxy Fold kadar bilim kurgu etkileyiciliğine sahip olmasa da S10+ yine de Samsung ‘un en büyük kahramanı. Murat YILDIZ