Carrefour, tedarik zincirinin altını üstüne getirecek bambaşka bir işe imza attı. Teknolojiden en iyi yararlanmanın altın anahtarı olarak blockchain’i kullanan süpermarket zinciri, bu yolla gıda ürünlerinin kaynağını takip edebiliyor.
Bundan yaklaşık 9 yıl önce; yani 2010’da Market Üreticileri Birliği sahtecilik ve kaçakçılık da dâhil olmak üzere gıda dolandırıcılığının maliyetini 10 milyar doların üzerine çıkardı ki, bu 2,1 trilyon dolarlık bir endüstride önemli bir rakam olarak dikkat çekti.

Müşterilerini korumak ve ürünlerinin kalitesiyle ilgili iddiaları garanti altına almak için süpermarket zincirlerinin tedarik noktasına tüm ürünleri üretim aşaması da dâhil olmak üzere izleyebilmesi gerekiyor. Bu kapsamda 30’dan fazla ülkede 12 bin 300 mağazası olan Carrefour, kendi ERP sistemleri üzerinde yıllardır gıda izlenebilirliği üzerinde çalışıyor. Şimdi ise süpermarket verileri bir blockchain zincirine dâhil ederek erişilebilir hale getiriyor. Bugünlerde tüketiciler tek bir düğmeye basarak veya bir QR kod aracılığı ile tükettikleri gıdaları güvence altına alabiliyor.
Carrefour Fransa’nın Organziasyon Direktörü Emmanuel Delerm, “Blok zinciri ile bilgiye hemen ulaşmak mümkün” diyor. Bununla birlikte blockchain’in tüm sorunların çözümü olmadığını da söyleyen Delerm, “Topladığınız verilere zaten güvenmiyorsanız blockchain size yardımcı olamaz. Blokchain izlenebilirliğin yerini tutamaz; verinin paylaşılması ve toplanması açısından sadece bir artı olabilir” diye konuşuyor.

Pilot proje olarak tavuklar
Carrefour ilk başta teknolojiye bakmaya başladığında iki blok zinciri platformu olan Hyperledger ve Ethereum’a bakıyordu.
Delerm, “O sırada Hyperledger 0.6 sürümdeydi, bu da ihtiyacımız olan tüm hizmetleri sunmuyordu; Ethereum zaten çok durağandı” diyor.

2017 Mayıs’ında Carrefour’un Microsoft Azure bulutuna Ethereum yüklemek için bir ekip kuruldu. Verilerin, şirket dışındaki kullanıcılar tarafından sağlanabileceği ve bunlara erişilebileceği göz önüne alındığında, ‘güvenlik ve kullanıcı yönetimi, sertifikalar ve benzeri konularla ilgili her şeyin erişimini kontrol ediyordu. Ekip ayrıca tedarikçiler ve süpermarket müşterileri için kullanıcı deneyimine ve blok zincirine erişim sağladığı API’lara da dikkat etti.

Carrefour’un ilk blok zinciri uygulaması, Carrefour Quality Line markası altında satılan gezen tavukların izlenebilirliğini modernize etmek oldu. Amaç, çiftlikten süpermarket rafına kadar olan kümes hayvanlarını takip etmek ve her biri için müşterilerin; nerede büyüdüğünü, nasıl beslendiğini, ne zaman ve nerede kesime gidip nasıl paketlendiğini görmek için tarayabilecekleri bir QR kodu raflara sunumunu yapmaktı. Şirket, tavuklar hakkında topladığı verileri doğrulamak için Ethereum’un Solidity dilinde yazılmış akıllı sözleşmeler kullandı. Örneğin, akıllı bir sözleşme, tavukların, kesildiklerinde en az 81 gün beklemesi gerektiren Fransız “Etiket Rouge” sertifikasının kalite gereksinimlerini karşılayıp karşılamadığını kontrol edebilir. Kesim tarihi ile bu parti için daha önce kaydedilen tarama tarihi arasındaki fark 81 günden az ise, bir uyarı verecektir.
Delerm, “Elde ettiğimiz verilerin üzerinde bazı ekstra tutarlılık kontrolleri uyguluyoruz; ancak verileri reddetmiyoruz, felsefe açısından oldukça önemli” diyor.

Ölçek arayışı
2018’in Ocak ayında Carrefour, tavukları blok zincirine koyduğunda Carrefour Kalite Hattı’nın yumurtaları ve domatesleri de bu şekilde takip etmek için planları vardı. Ancak bu, Ethereum ile her ürün için ayrı bir blok zinciri oluşturmak anlamına geliyordu. Ocak ayında Hyperledger’ın 1.0 veya 1.1 sürümünün kendileri için bazı uygun özellikler sunduğunu ifade eden Delerm, özellikle blok zincir kullanıcısının alt ağının birbiriyle özel olarak iletişim kurmalarını sağlayan bir kanal özelliği olduğunu kaydediyor.

Delerm ayrıca; Hyperledger’ın Bizans Hata Toleransı gibi mekanizmalara destek sunduğunu ve verinin alımında daha hızlı olduğunu söylüyor.
Carrefour, ikinci şirket içi blok zinciri üzerinde çalışmaya başladığı halde, ölçeğin bir sorun olacağı açıkça ortaya çıktı. Carrefour markalı ürünlerini kendi blok zincirine koymak elbette bir şey; ancak tüm gıda izlenebilirlik çalışmalarını modernize etmek için Carrefour’un Nestlé gibi ulusal markaları piyasaya sürmesi gerekecekti.

Delerm, “Nestlé’nin Carrefour’la bir blok zincirine, ikinci olarak Walmart’la ve üçüncüsü Tesco’yla bağlanmayacağını çok hızlı bir şekilde gördük” dedi. Aynı şekilde, Carrefour her tedarikçi için farklı bir blok zinciri platformuna sahip olmak istemiyordu. “Blok zincirlerinin birlikte çalışılması çok kolay olmadığından IBM Food Trust’ın kurulması veya bir parçası olma fikri ilginçti” diyor Delerm.

Blockchain deneyimini geliştirmek
Carrefour, Ekim ayı başlarında IBM Food Trust’a katıldığını, erken benimseyen Walmart ve Kroger ile tedarikçilerinin Nestlé, Tyson Foods, Dole ve McCormick’e katıldığını açıkladı. Delerm, “Ethereum için geliştirdiğimiz bazı API’leri yeniden kullanmak çok karmaşık olmadı” diyor ve ekliyor: “Bunlar aynı kodlar, ancak IBM veri toplama açısından aynı dilbilgisini kullanmıyor, bu çok önemli değil.”

Delerm, “Yaklaşımı sanayileştirmeye çalışmak için yöntemler geliştiriyoruz. Tüm fonksiyonel analizler tamamen yeniden yapıldı” diye konuşuyor. Carrefour, kendi Hyperledger blok zincirini kendi markasının ürünleri için de çalışır durumda tutuyor. Çin’den giderken pomelo meyvelerinin sevkiyatı, taranmakta kullanılan akıllı telefonun varsayılan diline bağlı olarak izlenebilirlik bilgilerini Fransızca ya da Çince olarak görüntüleyen QR kodlarını taşıyacak. Bir sonraki yıl İngilizce de çalışabilir.

Tüm bu ürünleri blok zincirinin üzerine koymak söz konusu olduğunda, teknoloji Delerm’e göre kolay bir parça: “Zorluk, tedarik zincirinizi ve üretim aşamasını çok derin bir şekilde anlamak”.
“Bizim için” diyor Delerm, “En önemli başarı faktörü, Carrefour’da tavuk işini iyi tanıyan ve neyin önemli olduğunu, kilit aktörlerin kim olduğunu, ne tür veriler toplayabildiğimizi açıklayabilen insanlardı.”